T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/06/2025 DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:18/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜL…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/06/2025 DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:18/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı tarafın çek keşidecisi ... ile yıllardır süren ticareti ve arkadaşlığı sebebi ile 23.09.2023 keşide tarihli, ... numaralı 250.000,00-TL bedelli çeki ...'den almış olduğunu, sözü edilen 250.000,00-TL'lik çekin zilyedinde iken rızası dışında elinden çıkmış olduğunu, bu hususta Korkuteli Polis Merkezi Amirliği'ne 23.09.2023 tarihinde ihbarda bulunduğunu ve zayii nedeni ile çek iptali konulu davayı Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 25.09.2023 tarihinde açtığını, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, davalı ...'ın vermiş olduğu davaya müdahale talebi içerikli dilekçe ile dava konusu çekin davalı ...'da olduğunu öğrendiğini, davalı ...'ın dava konusu çeki tahsil için icraya koymuş olup şuan çek ile ilgili takip Korkuteli İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, keşideci ... ile ilgili haciz işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın kabulü ile dava konusu edilen 23.09.2023 keşide tarihli, ... numaralı 250.000,00-TL bedelli çekin davalıdan istirdadına ve taraflarına iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafın TTK'nın 704. madde hükmü doğrultusunda meşru hamil olduğunu iddia ederek davaya konu çekin iptali için Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden çek iptal davası açtığını, yasal hamilin kendileri olması sebebiyle çek gününde bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından çekin arkasına ödeme yasağı şerhi işletildiğini ve akabinde dava konusu çek hakkında keşidecinin Korkuteli'nde ikamet etmesi nedeniyle Korkuteli İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, çekin davalı yanda olduğu ve yasal hamilin tarafları olduğuna ilişkin Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında beyanda bulunduklarını, davanın konusu Türkiye ... Bankası Korkuteli Şubesi'nin ... çek seri no'lu 23.09.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli olan çekin TTK'nın 5. maddesinde belirtilen mutlak ticari işlerden kaynaklı (kıymetli evrak) konusu bir miktar para olan işlerden olup, mutlak ticari dava olması nedeniyle Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmayıp görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, çek keşidecisi ...'in ticari meyve alım satım ve tedarik işleri ile iştigal ettiğini, bu bağlamda Burdur ili Tefenni ilçesi ...'de bulunan ... Ltd. Şti. sahibi ... ile istişareye girdiğini ve kendisinden köyde bulunan çiftçilerden kiraz tedarik etmesi hususunda anlaştıklarını, ...'ın keşideci adına kirazları toplattığını ve keşideci ...'in 04.08.2023 tarihinde aracı ile saat 15:00 sularında kirazların toplandığı depoya çek karnesini alıp deponun idari işler ofis bölümüne geldiğini, müvekkiline verilmek üzere ilgili çeki hamiline düzenleyerek teslim ettiğini, kamera kayıtlarının mevcut olduğunu, keşidecinin çek bedelini ödememe kastıyla alacağa karşılık düzenlemiş olduğu çeki ödememek için hileli yollara başvurarak davacı ... ile birlikte hareket ederek çekin düzenlendiği tarihten (04.08.2023) bir gün öncesine denk gelecek şekilde her zaman düzenlenmesi mümkün olan tutanak adı altındaki (03.08.2023) tarihli evrakı düzenlediğini, çekin meşru hamilinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin kötü niyeti veya çekin iktisabında hiçbir kusurunun bulunmadığını, çek istirdadı davasında ispat yükü iddia sahibi davacıda olduğunu, iddiasını ispatla mükellef olduğunu beyanla ilk itirazlarının kabulünü ve müvekkilinin meşru hamili olduğu çek üzerindeki ödeme yasağının kaldırılmasını, davacının haksız ve kötü niyetle açmış olduğu davasının reddini, davacının haksız ve kötü niyetli hareket ederek çekin ödemesinin durdurulmasını sağlamış olduğundan çek bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce düzenlenmiş bir arabuluculuk tutanağı bulunmamaktadır, Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrasına dayanarak davayı usulden reddetmesinin hukuka uygun olmadığını, çünkü çek istirdadı davasının zorunlu dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığını, zira bu dava türünün Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde belirtilen "konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları" kapsamındaki istirdat davalarından farklı olduğunu, zira huzurdaki davanın amacının davalıdan bir miktar paranın istirdadı olmayıp, rıza dışı elden çıkan çekin gerçek hamil olan müvekkiline teslimi olduğunu, nitekim bu hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'ın emsal kararlarının bulunduğunu, ayrıca arabuluculuk bürosuna yaptıkları başvurunun da aynı gerekçeyle kayıtsız olarak kapatılmış olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesi hükmüne istinaden açılan çek istirdadı talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK'nın 5/A(1) madde hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/A madde hükmünün son hali; "Bu Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 24/11/2023 tarihinde açılmış olması nedeniyle somut olayda uygulanması gerektiği açıktır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile 6102 sayılı TTK'nın 5/A madde hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK'nın 792. madde hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 4(1)-a maddesi kapsamında mutlak ticari dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi somut olayda parasal değeri olan bir menkulün aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ayrıca davacı vekilince arabuluculuk bürosuna yaptıkları başvurunun da çek istirdadı davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması gerekçesiyle kayıtsız olarak kapatıldığı beyan edilmiş ise de; Dairemizce Antalya Arabuluculuk Bürosu'na yazılan müzekkereye verilen 20/10/2025 tarihli cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinde; davacı yanın 26/01/2025 tarihinde ticari dava şartı arabuluculuğa başvurduğu ve talebine istinaden arabulucu ataması yapıldığı, ancak davacı vekilinin 07/02/2025 tarihli dilekçesiyle "...Yaptığımız araştırmalar neticesinde başvuruya konu ettiğimiz çek istirdadı talebimizin zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunmadığı tahlil edilmiştir. Belirttiğim sebeplerle arabulucu olarak görevlendirildiğiniz Antalya Arabuluculuk Bürosu'nun ... Esas sayılı dosyasını sehven kayıt ile kapatılmasını talep ediyorum." şeklindeki beyanı ile arabuluculuk başvurusunun kapatılmasını talep ettiği ve talebi doğrultusunda arabuluculuk başvurusunun sehven kaydı ile kapatıldığı anlaşılmakla davacı yanın dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuğa başvurduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmış olmakla açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/11/2025 ...