T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/80 Esas KARAR NO: 2025/1124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/09/2021 NUMARASI: 2020/19 Esas, 2021/672 Karar DAVA: Rücuen Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/80 Esas KARAR NO: 2025/1124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/09/2021 NUMARASI: 2020/19 Esas, 2021/672 Karar DAVA: Rücuen Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde sigortalı ...'nun 07/03/2014 tarihinde trafik kazası sonucu yaralanıp tedavi gördüğünü, teşhis ve tedavi giderleri olan toplam 9.853,71 TL'nin müvekkili tarafından karşılandığını, ödeme ile müvekkilinin sigortalısına halef olduğunu, davalı ... nın 6111 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi gereğince ve kazaya neden olan ... plakalı aracın ... sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin KTK 'nun 85 vd. ve BK 49. vd. maddeleri gereğince tedavi giderlerinden birlikte sorumlu olduklarını belirterek davanın kabulü ile ödenen 9.853,70 TL'nin 04.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın KTK 109/2. Maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, değişen 2918 sayılı KTK.’nun 98. Maddesi ile 27/08/2011 tarihli Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline ilişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve 07/02/2012 tarihli 2012/5 Sayılı "Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri" Genelgesi gereğince sözleşmeli olamayan sağlık hizmet sunucuları (SHS) trafik kazalarına bağlı olarak oluşan sağlık hizmeti giderlerinin SUT hüküm ve ekleri esas alınarak manuel olarak değerlendirilip ödeneceğini, SUT 2.3.3 maddesinde; "Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin sözleşmesiz sağlık kurum ve ya kuruluşuna SUT ‘nin 1.7 maddesinde tanımlanan acil haller nedeniyle müracaatı sonucu oluşan sağlık giderleri; acil tıbbi müdehale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdehaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şartıyla karşılanır." hükmünün yer aldığını, tüm bu düzenlemelerde acil hal kapsamında sağlık hizmet bedelinin Kurumdan sağlık yardımı almayı hak eden kişilere ödeneceğinin düzenlendiğini, mevcut yasal düzenlemelerde acil hallerde sağlık hizmet bedelinin ... sigortalısı tarafından talep edilebileceğini, Kurum sigortalısı olmayan şirket tarafından tedavi masraflarının istenemeyeceğini, davacı sağlık sigorta şirketinin halef sıfatının bulunmadığını, müvekkili Kurum'un dava konusu tedavi masraflarından sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca dava açılmasına kendileri sebep olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, 13.02.2011 tarihinde kabul edilip 25.02.2011 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yerinde Yapılandırılması ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanunun 59. Maddesi düzenlemesi ile 2918 sayılı KTK' nun 98. Maddesi ile 6111 sayılı Kanunu Geçici 1. Maddesinde düzenlenen hükümler gereğince talep edilen tedavi giderlerinin ...'nun sorumluluğunda olduğunu, avans faizi talebinin yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, belgeye dayanmayan tedavi giderlerinin 6111 sayılı Kanun kapsamında olmadığından ... nın sorumluluğu bulunmadığı, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğun devam ettiği, davanın kanun değişikliğinden sonra açıldığı, tedavi gideri ile ilgili taleplerin belgeli tedavi giderlerine ilişkin olduğu, bu giderlerden ...'nın sorumlu olduğu gözetilerek bilirkişi raporu ile hesaplanan 9.853,70 TL tedavi giderinden davalı ...' dan tahsiline, davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mevzuattaki değişiklik nedeniyle dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini ve davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi temin edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek mahkeme kararının davalı sigorta şirketi yönünden kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; 5510 sayılı Kanun'un 67. maddesinin birinci fikrasına 13.02 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile trafik kazası halleri ibaresinin eklendiğini, 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesine göre müvekkili Kurumca karşılanması öngörülen sağlık giderlerine ilişkin usul ve esasların 5510 sayılı Kanun'a ve bu kanun gereğince yapılan düzenlemelere tabi odluğunu, bu kapsamda 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinin "Bu Kanunda aksine hakim bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." hükmü gereğince işbu davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi odluğunu, bu nedenle davanın görev yönünden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı itirazlarına ilişkin yerel mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, açılan dava trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi masraflarının rücuan tahsiline ilişkin olup rücuan alacak davası yönünden hem 2918 sayılı yasa hem de TBK hükümleri gereği zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, KTK 109. maddenin yalnızca ilgili kanun kapsamında sorumlu olan kişiler için süreler öngördüğünü, 109/2. maddesindeki ceza zamanaşımı düzenlemesinin de yine yalnızca KTK kapsamında sorumlu olan kişiler bakımından getirildiğini, dolayısıyla araç işleteni ile onun sigortacısının sorumluluğu bakımından bu sürenin uygulanmasının mümkün olduğunu, bunun dışında kalan kişiler bakımından ise KTK’daki zamanaşımı düzenlemesinin uygulanamayacağını, dosyada davalı olarak yer alan müvekkili Kuruma, trafik kazası yani haksız fiilden değil, KTK kapsamı dışındaki bir kanuni düzenleme uyarınca ...’ya yüklenen tedavi giderleri ödeme yükümlülüğü dolayısıyla dava açıldığını, müvekkili kurum bakımından uzamış zamanaşımının uygulanmaması gerektiğini, bu nedenle KTK 109/3. maddesinde yer alan rücuya ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davacının müvekkili Kurumdan olan taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, ... Sağlık Uygulama Tebliğinde acil halin ne olduğunun tanımlandığını, SUT 1.5.1 hükmünde 18/01/2016 tarihinde yapılan değişiklikle acil haller dışında sözleşmesiz özel sağlık hizmeti sunucularından alınan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından ödenmeyeceğinin düzenlendiğini, müvekkili kurumla sözleşmeli olmayan sağlık hizmet sunucularınca (SHS) trafik kazalarına bağlı olarak oluşan sağlık hizmeti giderlerinin SUT hüküm ve ekleri esas alınarak manuel olarak değerlendirilip ödeneceğini, SUT 2.3.3 maddesinde; "Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin sözleşmesiz sağlık kurum ve ya kuruluşuna SUT ‘nin 1.7 maddesinde tanımlanan acil haller nedeniyle müracaatı sonucu oluşan sağlık giderleri; acil tıbbi müdehale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdehaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şartıyla karşılanır." hükmünün yer aldığını, anılan mevzuat hükümleri ışığında, davacının sigortalısının kaza sonrasında acil müdahalesinin ... E.A. Hastanesi'nde yapıldıktan sonra kendi isteğiyle ... ile sözleşmesi olmayan ... Hastanesine gittiğini ve orada ameliyat olduğunu, dosyada ...'dan sevk istendiğine dair bir belge ve kaydın bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 4 nolu maddesinde de kazalının "acil müdahalesi sonrası sevk edilmeksizin kendi isteği ile ... Hastanesine giderek tedavisine devam ettiğinin" tespit edildiğini, kazalının sözleşmesiz sağlık kuruluşundaki tedavisinin niteliği ile acil olup olmadığının araştırılmadığını, bu nedenlerle sözleşmesiz sağlık kuruluşunda yapılan giderlerin ... tarafından karşılanmasın mümkün olmadığını, kazalının devlet hastanesinde yapılan acil müdahalesinin ... tarafından karşılandığına ilişkin medula kayıtlarının cevap dilekçemiz ekinde dosyaya sunulduğunu, yine davayı kabul etmemekle birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporunda ...'nın "tedavi giderlerinden SUT fiyatları ile sorumlu olduğu, SUT tutarının 1.827,36 TL olduğunun" tespit edildiğini, ancak Mahkemece tüm fatura tutarı üzerinden yasaya aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, zira 04.04.2015 tarihinde KTK 98. maddesine; “Genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” cümlesi eklenerek, sağlık hizmet bedellerinin nasıl ödeneceğinin yasa hükmüne bağlanarak son halini aldığını, bu tarihten günümüze kadar muaccel olan tedavi giderlerinin KTK 98.maddesi uyarınca SUT kapsamında ödendiğini, davacının sigortalısı olan kazazedenin daha sonra davacı ile arasındaki özel sağlık sigortası sözleşmesinin sunmuş olduğu imkânlardan faydalanmak için kendi isteği ile tedavi gördüğü sağlık kuruluşuna ödemiş olduğu tedavi masraflarının 2918 sayılı yasanın 98. maddesine göre talep edemeyeceğini, 2918 sayılı kanunun 98. maddesi ile trafik kazası nedeni ile yapılacak tedavi masraflarının ödenmesinde ... sorumlu kılınırken buna karşılık sigorta şirketlerinin 2918 sayılı yasa kapsamında yapmış oldukları zorunlu trafik poliçeleri nedeni ile tahsil ettikleri primlerin belli bir oranda ...’ya aktarılması sağlanarak hak-sorumluluk dengesi sağlanmaya çalışıldığını, 2918 sayılı yasa kapsamında olmayıp tamamen TTK hükümlerine göre yapılan ve sigortalıdan tahsil edilen primlerin belli bir oranda ...’na aktarımı söz konusu olmayan sağlık sigortası poliçesi kapsamında davacının sigortalısı için ödemiş olduğu tedavi masraflarını müvekkili Kurumdan talep edemeyeceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle ödenen tedavi giderinin Sağlık Sigorta Poliçesi kapsamında rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden ise davanın kabulü ile 9.853,70 TL'nin 04.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmiştir.Dava ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup Mahkeme 2019/160 Esas 2019/493 Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiş olup akabinde dosyanın gönderildiği Mahkeme tarafından iş bu istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Dava dışı sigortalı ...'nun davacı şirket nezdinde 01/11/2013-01/11/2014 tarihleri arasında ... Grup Sağlık Sigortası Sertifikası ile sigortalı olduğu, sigorta ettirenin ... Ürünleri A.Ş. olduğu, dosya kapsamında yer alan medula kaydına göre 07/03/2014 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası sebebiyle sigortalı ...'nun yaralandığı, tedavi giderlerine ilişkin hastane tarafından 9.853,71 TL tutarlı fatura düzenlendiği, davacı tarafından ödeme yapıldığından bahisle ödenen bedelin rücuen tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.24.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı sağlık sigortacısının, sigortalısına ödemiş olduğu miktar kadar haklarına halef olduğu, ... 'dan işbu zararı talep etme hakkı bulunduğu, sigortalının özel sağlık sigortasından sağlık giderlerinin karşılanmasını talep etmiş olması ...'nın sorumluluğunun sona erdiği ve sigortalının Sosyal Güvenlik Kurumuna rücu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmediği, sağlık sigortacısı davacı sigorta şirketinin poliçe vadesi içinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı edinimini anlaşmalı kuruma vermiş olduğu provizyonlar dahilinde yerine getirdiği, ancak ödemelere ilişkin herhangi bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı, TTK 1472 maddesine göre halef olma sıfatına sahip olabilmesi için ödemeye ilişkin belgelerin sunulması gerektiği, davacı vekilinin iddiasının; 07.03.2014 günü davalı ... A.Ş. 'den ... sigorta poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı aracın yaya konumunda olan sigortalıya çarpması sonucu yaralandığı yönünde olduğu, ancak dava dosyası incelendiğinde, kazaya ilişkin herhangi bir kolluk kuvvetlerince hazırlanmış bir Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ifade tutanakları, ceza/kamu davasına ilişkin bir belge veya beyan bulunmadığı, sadece hastane kayıtlarında araç dışı trafik kazası olarak belirtildiği, 07.03.2014 tarihinde araç dışı trafik kazasında yaralanan ...'nun kaza sonrası Ümraniye Devlet Hastanesine gittiği, acil müdahale sonrası sevk edilmeksizin kendi isteği ile ... Hastanesine giderek tedavisine devam ettiği, yapılan tetkik ve tedavilerin kazada yaralanması ile ilgili ve uygun olduğu, ...'nın, SUT'a göre trafik kazasında yaralanmalarda kendisi ile anlaşmalı olan, olmayan tüm sağlık kurumlarındaki tedavi giderlerinden SUT fiyatları esası ile sorumlu olduğu, dava konusu ... Hastanesindeki 9.853,71 TL tutarındaki tetkik ve tedavilerin SUT'a göre tutarının 1.827,36 TL olduğu, bu bağlamda; kazaya karıştığı iddia edilen aracın ... plakalı araç olup olmadığı ve kazanın oluşumunda kusur durumunun ne olduğu konusunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, ... yönünden kusur durumu ile oranlarının önem taşımadığı, sigortalı olsun ya da olmasın ve kusurlu olsun ya da olmasın Trafik Kazası nedeni ile tedavi giderlerinin SUT hükümleri dahilinde sorumlu olduğu, davalı ... sigortacısının sorumluluğunun ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde olacağı, dosya kapsamına göre, davalı ... sigortacısı yönünden herhangi bir görüş bildirilebilmesinin söz konusu olmayacağı konusunda kanaat bildirilmiştir.1-Davalı vekili istinafında, İş Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.Öncelikle sigorta rücu davasının niteliğini açıklamak gerekecektir. davanın TTK 1472. maddeden kaynaklanmış olması, halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre, davada hangi mahkemenin görevli olduğunun değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz bir şekilde kabul edilmektedir.Somut davada, dava dışı sigortalı gerçek kişi olduğu gibi sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişki davalı ... yönünden haksız fiil olan trafik kazası ve diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise TTK da düzenlenen ... ye dayanmaktadır. Halefiyet ilişkisine dayanarak açılan davalarda, mahkemenin görevi dava dışı sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunduğundan uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2-Davalı ... vekili istinafında, talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.Halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 17/01/1972 tarihli ve 1970/2 E. 1972/1 K. sayılı kararında; sigorta bedelini ödeyen sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde ve sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı davanın zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı kişiye karşı açabileceği davanın zamanaşımına tabi olacağı ve aynı tarihte başlayacağına karar verilmiştir. KTK'nun 109. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmü yer almaktadır.Halefiyette, zarara uğrayan sigortalının zararını gideren sigortacı, sigortalının yerine geçerek, sigortalıya ödediği bedel nispetinde sorumlulara karşı dava açıp şayet sigortalı tarafından açılmış bir dava var ise davaya devam etmektedir. Bu nedenle halefiyete dayalı olarak açılan davada zamanaşımının sigortalı ile sorumlu kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi yani sigortalı tarafından açılan davada hangi zamanaşımı süresi uygulanacak ise sigortacı tarafından açılacak olan davada da aynı zamanaşımı süresinin nazara alınması gerekmektedir. Bu nedenle görülecek davada yetkili mahkeme, zamanaşımı ve ispata dair kurallar, sigortalı ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenir. Bu hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi, halefiyet davasında da geçerlidir. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler, sigorta şirketi için de uygulanır. Zarara sebebiyet veren aleyhinde aynı olay sebebiyle zarar gören ile onun halefi yönünden, başlangıç ve sona erme tarihleri farklı iki tür zamanaşımı kabul edilemez. "...Dava, sağlık sigortası poliçesi uyarınca hak sahibine ödenen tedavi giderinin 6111 sayılı Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumundan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Bu nedenle sigortacı tarafından açılan rücu davası aslında bir tazminat davasıdır. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler sigorta şirketi için de uygulanacaktır. Yine aynı nedenle zamanaşımı sigortalı için hangi tarihte işlemeye başlamış ise sigortacı için de aynı tarihte başlar ve aynı tarihte dolar. Zamanaşımı süresini düzenleyen 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının sigortalısının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının, cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 4.10.2011 kaza tarihinin üzerinden sekiz yıl geçmeden 24.3.2014 tarihinde davanın açılması karşısında, zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. Bu durumda mahkemece, zamanaşımı def’i reddedilip, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/1686 Esas 2015/4071 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısının trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle sağlık sigorta poliçesi uyarınca ödenen tedavi giderlerinin, sigortalının haklarına halef olarak davalı ...'dan tahsili talep edildiği için zamanaşımı süresinin KTK'nın 109/1. ve 2. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının sigortalısı Nilgün İstemihan'ın yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde olup, bu eylemle ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Kaza tarihi olan 07/03/2014 tarihinden, davanın açıldığı 10/05/2019 tarihine kadar sekiz yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.3-Davalı ... vekili istinafında, dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi" başlıklı 98. maddesinin 1. fıkrasında "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez." hükmü düzenlemiştir.6111 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ise "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer..." şeklinde hüküm içermektedir. Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi 2013/773 Esas ve 14/11/2013 tarihli kararı ile önce Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş olup akabinde 2013/773 Esas 2016/1779 Karar ve 16/03/2016 tarihli karar ile ise, dava konusu Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "... Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, prim ödeyen işleten ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/25173 Esas 2024/881 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacının sigortalısının trafik kazası sebebiyle tedavi gördüğü ... Hastanesinde yapılan tedaviler sebebiyle düzenlenen 9.853,71 TL tutarlı faturanın davacı tarafından ödenmesi üzerine aynı tutarın tahsili için iş bu dava açılmıştır. Dosya kapsamında yer alan doktor bilirkişisinden alınan raporda, sigortalıya araç dışı trafik kazası sonucu ... Hastanesinde uygulanan tedavilerin ve bu kapsamda düzenlenen 9.853,71 TL tutarlı faturanın meydana gelen yaralanmayla illiyet bağının tam ve kesin olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve yargı kararları dikkate alındığında, 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra açılan işbu davada, rücu istemine konu tedavi giderleri belgeli olduğu gibi ayrıca uygulanan tedavilerin de kaza sonucu oluşan yaralanmanın mahiyeti ile uyumlu olduğu anlaşılmakla 6111 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde yapılan değişiklik gereği davalı ... trafik kazası sebebiyle yapılan bu tedavi giderlerinin tamamından sorumludur. Mahkemece, davalı ...'nın tüm tedavi giderlerinden sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle tesis edilen karar isabetli olup bu hususa yönelik davalı ...'nın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.4-Davacı vekili istinafında, mevzuattaki değişiklik nedeniyle dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini ve davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi temin edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, prim ödeyen işleten ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinden ilk derece mahkemesi tarafından davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan bu hususlara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/19 Esas, 2021/672 Karar sayılı ve 15/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 18/09/2025