T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/310 Esas KARAR NO : 2025/1357 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2021 NUMARASI : 2019/599 Esas, 2021/720 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/310 Esas KARAR NO : 2025/1357 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2021 NUMARASI : 2019/599 Esas, 2021/720 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 05.05.2011 tarihli ...Yazılım Sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme sona erdikten sonra 01.04.2012 Tarihli “...Sistem Destek Hizmeti Sözleşmesi” imzalandığını, her iki sözleşme ile üstlenilen yükümlülüklerin tamamının müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davalının sözleşmelerde belirtilen yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, bahsi geçen Destek Hizmet Sözleşmesinin 4, Maddesi: “..Ücret ve Ödeme “ başlığı ile düzenlendiğini, bu sözleşme ile sunulacak hizmetin toplam yıllık bedeli 2.700 USD + KDV karşılığı Türk Lirası olarak belirlendiğini ( 12 ay x 225 USD - KDV) “ davalının ödeme yükümlülüğününe aykırı davarandığını, davalının ... Sistem Destek Hizmet Sözleşmesinden kaynaklı 25.514,49 TL asıl alacak tutarında borcu bulunduğunu, bu borcun tahsili için davalı aleyhine İstanbul 7 İcra Müdürlüğü'nün 2018/41113 E Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun borcun tamamına itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek davalının icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı ifada bulunduğundan müvekkilinden herhangi bir hak ve alacak talep edemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşme ile, davacının müvekkiline ... sistemine yönetim desteği sağlamayı taahhüt ettiğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini tam olarak ve sözleşmede belirtilen niteliklere uygun bir şekilde getirmediğini, yapılmayan bir iş için müvekkilinden haksız bir alacak elde etme ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilin, sözleşmesel yükümlülüğünü eksiksiz bir biçimde yerine getirmesine rağmen satın aldığı ... satış programını davacının haksız gerekçeleri ve oyalamaları nedeniyle nedeniyle yıllardır satış yaptığı 1.000'e yakın müşterisi ve satış görüşmeleri yaptığı potansiyel binlerce müşterinin görüşme kayıtlarına ulaşamadığını ve mağduriyet yaşadığını, davacının dayanak olarak sunduğu faturalar sebebi ile müvekkiline hizmet sunmadığını, davacı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmesine ve kendisine bu durum defaatle bildirilmesine rağmen, müvekkilinden alacak talep etmesinin açıkça kötü niyetini ortaya koyduğunu belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Taraflar arasında ihtilaf konusu olan temel problemlerin dava konusu faturalar nedeniyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davacının ayıplı ve eksik işler nedeniyle alacak talebinde bulunup bulunmayacağı noktasında toplandığı, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmede işin bedeli açıkça belirlendiği, belirlenen bedellere uygun olarak faturalar düzenlerek davalıya tebliğ edildiği, davalı taraf faturalara herhangi bir itirazda bulunmayarak ticari defterlere işlediğinden, faturalara ilişkin olarak da kısmen ödeme yaptığından anılan dava konusu fatura alacağı oranında davacının alacıklı olduğunun kabulü gerekeceği, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 7 . İcra Müdürlüğü'nün 23/ 11/ 2018 tarih ... Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinde davacının davalıdan 25.514.49 TL asıl alacak talebinin yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren 25.514,49 TL tutarındaki asıl alacak için 3095 sayılıyasanın 2/2 maddesine uygun olarak %19.50 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faiz talep edileceği, davacının takipte 10.630.78 TL işlemiş faiz talebinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. Maddesine istinaden yerinde olduğunun denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporu ili tespit edildiği gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile; davalının İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 25.514,49-TL asıl alacak olmak üzere toplam 36.145,27 TL üzerinden iptaline, takibin 25.514,49- TL tutarındaki asıl alacak için 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince yıllık % 19.50 değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamınıa, alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 7.229,05 TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; faturanın tek başına hizmetin müvekkiline sunulduğunu ispatlamadığını, davacının hizmet sunduğunu yazılı, somut belgeyle ispat etmesi gerektiğini, alacaklı görünen davacı tarafından müvekkiline sözleşmenin gereği gibi ifa edilip edilmediğine ilişkin bir hizmet tespiti yapılması gerekirken, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin senelerdir ücretini ödediği halde şifreler davacı tarafından paylaşılmadığı için satış yaptığı programı kullanamadığını, alacaklı görünen davacının sözleşme gereğince yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirip getirmediği, müvekkiline hizmet verip vermediğinin tespiti gerektiğini, 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve son celsede tekrar ettikleri halde ek rapor taleplerinin ilk derece mahkemesince yerinde görülmediğini, ilk derece mahkemesince gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmasının esaslı bir hata olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinafa konu uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya hizmetin sunulup sunulmadığı, takibe konu açık hesap alacağından davalının sorumlu olup olmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde takibin dayanağının cari hesaptan kaynaklanan 25.514,49-TL cari hesap alacağı ve 10.630,78-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.145,27 -TL alacağa ilişkin olduğu, 27/11/2018 takip tarihli ödeme emrinin borçluya 18/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 21/12/2018 tarihinde süresi içerisinde takibe, borca ve yetkiye itiraz ettiği, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve faturanın davalıya teslim edildiğinin ispat yükü davacı taraftadır. 22/07/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı lehine delil niteliğinde olduğu, davacının incelenen 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defter kayıtlarında, davalıdan olan 25.514 49 TL cari hesap alacağının davalı tarafından ödenmediği ve 23.11.2018 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 25.514,49TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil niteliğinde olduğu, davalının 2015 yılı ticari defter ve muavin kayıtları incelemesinde: 2014 yılından devreden cari hesap borcunun, ödenmediği, sözleşmesel ilişknin devam ettiği, davacı tarafından davalı adına 2015 yılı içinde düzenlenen hizmet bedeli açıklamalı faturaların defterlerine kayıt edildiği, işbu fatura kayıtları sonrasında cari hesap borcunun 25.514.49 TL'na baliğ olduğu, bu tespitler ile, 31.12.2015 yıl sonu kapanış defter kayıtları ve muavin defter kayıtlarına göre, davalının davacıya 25.514 49 TL borçlu olduğu, 2016, 2017, 2018 yıllarına devir ile 23.11.2018 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 25.514.49 TL borçlu olduğu davalı kayıtlarında borçlu olduğu ve halen ödenmediğinin tespit edildiği belirtilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır. 222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, 3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).Faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Somut olayda, taraflar arasında 01.04.2012 tarihli destek hizmet sözleşmesi yapıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf sözleşme gereği verdiği hizmete dayalı düzenlediği faturaların ödenmediğini iddia etmiş olup davalı taraf ise esas olarak hizmetin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmediğini savunmuştur. Dava konusu icra takibi açık hesap alacağına dayalı olup takibin dayanağı olan açık hesap ilişkisine konu faturaların her iki tarafın usulüne uygun tutulan ve lehine delil olan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Bu durumda davalının icra takibine konu açık hesap ilişkisine dayanak faturalara süresi içinde itiraz etmediği ve defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. O halde takip konusu hizmete ilişkin faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalı, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yahut hizmetin sözleşme koşullarına uygun ifa edilmediğini yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davalının, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Bu durumda davacının davaya konu alacağının varlığını ispatladığı anlaşılmakla Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/599 Esas, 2021/720 Karar sayılı ve 15/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 617,27 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1,87 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.23/10/2025 ..