T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/994 KARAR NO : 2025/1994 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2023/916 Esas - 2024/122 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Kef…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/994 KARAR NO : 2025/1994 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2023/916 Esas - 2024/122 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2023 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu tarafından Gebze İcra Müdürlüğü 2022/32898E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili, arkadaşı olarak gördüğü ...'in zor durumda olduğunu söylemesi üzerine Keşidecisi davalı ..., lehtarı ... olan 50.000,00 TL miktarlı 05/10/2022 tanzim tarihli 21/10/2022 vade tarihli senet , 60.000,00 TL miktarlı 05/10/2022 tanzim tarihli, 25/11/2022 vade tarihli senede avalist sıfatıyla imza attığını, müvekkil icra tehdidi altında senet bedelleri, icra masraf ve vekalet ücretleri toplamı olmak üzere 131.222,16TL'yi Gebze icra dairesi 2022/31475Es. sayılı dosyasına ödemiş ve senet asıllarını teslim aldığını, müvekkili avalist sıfatıyla imzalamış olduğu senet bedellerini ödediğini ve bu bedelleri rücu etme hakkını saklı tuttuğunu, müvekkilinin avalist olduğuna ilişkin olarak TTK m. 701/3 “Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.” hükmü gereği, poliçede bir aval beyanı olmaksızın sadece imza ile aval verilebileceği düzenlendiğini, bu halde davalının müvekkilinin borçlu olduğuna dair itirazı mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının satın aldığı dairenin borcuna istinaden düzenlenen senetler nedeniyle davacı avalist değil gerçek borçlu olduğunu, ...'ya ait Kocaeli İli, ...a İlçesi, ... Ada ... Parsel sayılı ... ... Caddesi üzerinde bulunan 4 katlı binanın 4. katındaki 90 metrekare alanlı dairenin davacı ...'a satışı ve satış bedelinin bir kısmının senet ile ödenmesinde satışa aracılık yapan ...'nın amcaoğlu ... davacının anlaştığını, dava dışı ... ve ..., davacının ödeme kabiliyeti konusunda tereddüt ettiğini, bu nedenle müvekkili yanında eskiden aşçı olarak çalışan ve yeniden çalışmak isteyen davacı ... için müvekkilinin babası ...'in senet ile borçlanması halinde evi davacıya satacaklarını belirttiklerini ...'in işlem esnasında bulunmaması nedeniyle Müvekkil ...'den senetlere imza atması istenildiğini, davacının gayrimenkul alabilmesi adına yardımcı olabilmek için lehtarı ... olan; 05.10.2022 düzenleme ve 25.11.2022 vade tarihli 60.000,00-TL bedelli senet ve 05.10.2022 düzenleme ve 21.10.2022 vade tarihli 50.000,00-TL bedelli senet düzenlemiş olup davacı ve müvekkili davacı ...'ın daire satışından kaynaklı borcuna istinaden senetleri davacıya güvenerek imzaladığını, senetlerin satışa aracılık yapan ...'nın amcaoğlu ... tarafından teslim alınmasından sonra Kocaeli İli, Darıca İlçesi, ... ... Caddesi ... Ada, ... parsel, 4 katlı binanın 4.katında bulunan 90-m2 alanlı gayrimenkul davacı adına tescil edildiğini, senetlerin vade tarihinin yaklaşması hatta bir senedin vade tarihinin geçmesi üzerine dava dışı ... ve ..., müvekkili ve davacı ile görüştüğünü, ödeme yapılması gerektiğini aksi takdirde icra takibine girişileceğini belirttiklerini, bunun üzerine müvekkilinin babası olan ..., icra takibinin ticari hayattaki saygınlıklarını zedeleyeceği düşüncesiyle dava dışı ... ve ...'ya senet bedellerini ödemediğini, yapılan ödeme ile birlikte 20.11.2022 tarihli senet teslim protokolü düzenlendiğini, senet borçlarını ödeyen dava dışı ..., Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/31475 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyası, davacı ... tarafından ödenerek kapatıldığını, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme satın almış olduğu ev için verilen senetlere ilişkin olup davacı kendi borcunu ödediğini, davacı daha sonra haksız ve gerçeğe aykırı şekilde kötü niyetli olarak Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/32898 Esas sayılı icra takip dosyası ile satın almış olduğu gayrimenkulün borcuna istinaden yapmış olduğu ödemeyi, borçlu olmadığından bahisle müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacı taraf, işbu davayı açmakta açıkça kötü niyetli olduğunu, müvekkili davacının ev satın alması için dava dışı Kadir ve ...'nın talebi üzerine senet borçlusu olarak bulunduğunu, asıl borçlunun davacı olduğunu belirterek; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Kocaeli İli, Darıca İlçesi, 1397 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacı ile dava dışı senet lehtarı ... arasında yapılan satışa ilişkin resmi senet ve diğer belgeler ile tedavüllü kayıtların Darıca Tapu Sicil Müdürlüğünden celp edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/32898 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 65.611,08 TL üzerinden devamına, takip konusu edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 13.122,22-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, 3-Davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalıların kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müteselsil borçlu olmayıp ilgili bononun avalisti olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 701/3. maddesi "Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır." hükmüne haiz olduğunu, açıkça avalist sıfatına haiz olan davacının bonodan kaynaklanan borçtan sorumlu olmayacağını, dolayısıyla mahkemenin kısmen kabul, kısmen ret şeklindeki kararın kaldırılması ve haklı davanın tamamı ile kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibinin genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi olduğundan alacağın kaynağının ispatının gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, bu yükümlülük yerine getirilmediğini, eksik inceleme neticesinde verilen mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; davacının satın aldığı dairenin borcuna istinaden düzenlenen senetler nedeniyle davacının avalist olmadığı senetlerin gerçek borçlusu olduğunu, mahkeme tarafından tarafların delilleri toplanmadan ve tanık beyanları alınmadan hüküm tesis edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının satın aldığı dairenin borcuna istinaden düzenlenen senetler nedeniyle davacının avalist olmadığını, senetlerin gerçek borçlusu olduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibinin genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi olduğunu dolayısıyla alacağın kaynağının ispatının gerekmekte olduğunu, ispat yükü davacıda olmasına rağmen işbu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, eksik inceleme neticesinde verilen mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından tarafların delilleri toplanmadan ve tanık beyanları alınmadan hüküm tesis edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2024 tarih, 2023/916 Esas - 2024/122 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın İptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; lehtarı dava dışı ... olan, düzenleyeni davalı olan, senedin “kefil” olarak yazan kısmında davacının adının yazdığı 05.10.2022 tarihli 21.10.2022 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli bono ve 05.10.2022 düzenleme tarihli, 25.11.2022 ödeme tarihli 60.000,00 TL bedelli bono için hamil ... tarafından eldeki davanın taraflarının da aralarında bulunduğu bono borçluları hakkında Gebze İcra Müdürlüğünün 2022/31475 sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığı, anılan takipteki borcun davacı tarafından 28.12.2022 tarihinde icra dosyasına ödeme yapılmak suretiyle ödendiği, daha sonra davacı tarafından ödenen bedelin senedin düzenleyeni olan davalıdan rücuen tahsili için davaya konu takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça bononun asıl borçlusunun davacı olduğu, senetlerin davacının satın almış olduğu taşınmaz bedeli için düzenlendiğini, davacının taşınmazı satın alabilmesi amacıyla davalının babası ... tarafından senet verilmesinin istendiğini, senet tanzimi sırasında ...’in orada olmaması nedeniyle davalının senetleri imzaladığı, dolayısıyla senetlerin davacının borcu için düzenlendiği, davacının avalist olmadığı, borçtan kendisinin sorumlu olduğundan bahisle davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda her iki tarafın da senedin düzenleyeni olduğu kabul edilerek borçtan tarafların birlikte sorumlu olduklarından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 4. maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda düzenlenen hususlardan çıkan uyuşmazlıklar mutlak ticari davayı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklar ise nispi ticari davayı teşkil eder. Somut olayda; bono ve avale ilişkin olarak kıymetli evrak hukuku uygulanacak olup, davacının avalist olup olmadığı hususlarının da değerlendirilmesi buna göre yapılacağından davanın ve dayanağı olan bononun ve avalin TTK'da düzenlenmiş olması gereğince 6102 Sayılı TTK'nın 4.maddesi gereğince davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğunu, itirazın iptali davası da mahiyeti itibariyle alacağın ödenmesi talebine yönelik olması sebebiyle dava tarihi itibariyle yürürlükte olan TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasına dair dava şartına tabidir. Dosya içeriğinde dava açılmadan önce davacının arabulucuya başvurup başvurmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, davacı tarafa 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi gereği davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilerek sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu usule uyulmaması hatalıdır. 2-Kabule göre de; Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi, hukukumuzda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile yer almıştır. Bu düzenlemeye göre hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. İlkenin esası; bir ceza kuralı ile kamu hukuku yönünden yaptırım amaçlanmışken, aynı uyuşmazlığa ilişkin hukuk kuralı ile kişilerin birbirlerine karşı hak ve ödevlerini düzenleyen medeni hukuk alanında bir yaptırım amaçlanmasına dayanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-757 esas 2022/694 karar sayılı ilamı) Somut olayda; davalının delil listesinde bildirilen Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/39856 sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu, dosyaya sunulan bir kısım soruşturma beyanlarında dava konusu senetlere ilişkin beyanların bulunduğu da görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere; maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşımakta olup, anılan soruşturma dosyasının tamamının dosyaya getirtilerek incelenmesi, dosyanın taraflarının anılan soruşturma dosyasındaki sıfatlarının incelenerek, yapılan soruşturmanın dosyanın taraflarının dava konusu edilen “aval veren” ve “düzenleyen” sıfatlarına etki edip etmeyeceği, dolayısıyla anılan soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmeyeceği de değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de yerinde olmamıştır. 3-Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; tarafların istinaf isteminin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 ve a.6 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2024 tarih, 2023/916 Esas - 2024/122 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a)-4)-a)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*