T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/862 KARAR NO : 2025/1907 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2024 NUMARASI : 2023/174 Esas - 2024/12 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/862 KARAR NO : 2025/1907 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2024 NUMARASI : 2023/174 Esas - 2024/12 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2023 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 27/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf davalının başlattığı Sakarya 4. İcra Dairesi 2023/2793 Esas sayılı icra takibine konu dört adet her biri 25.000,00 Euro bedelli senetler sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarını, senetlerde nakten kaydının bulunduğunu, ancak davacının davalıdan aldığı bir para bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının bu bedeli borç olarak verecek mali gücünün bulunmadığı gibi davacının da ihtiyacı olmadığını belirterek icra takibine konu bu senetler sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve ayrıca tazminata hüküm olunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında özetle; davalı taraf takibe dayanak senetlere karşılık senetle ispat kuralının geçerli olduğunu tanık dinletme taleplerine muvafakat vermediklerini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini, %20 oranında tazminata hükmolunmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE, İİK 72/4 maddesi gereğince ''İcra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine'' yönelik ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç alacak olması sebebiyle icra takip miktarının %20'si oranında hesaplanan 384.232,25-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/810 Esaslı ve 2022/857 Esaslı sayılı dosyalarında senetlerin bağlı olduğu temel ilişkiyi açıklamış, senetlerin içeriği incelendiğinde senet metinlerinde bedel kısmında ihtiyari olduğu halde nakden ibaresi yazılı olduğu için ispat yükünün nakden verdiği para karşılığı senet aldığını ileri süren davalı alacaklıda olduğunu belirttiklerini, alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafından dosyaya hiçbir delil sunulmamasına ve özellikle açıklama yapılmaktan kaçınılmasına rağmen yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek hatalı davanın reddine karar verildiğini, delilleri toplanmadan yemin teklif etmeye zorlanmalarının usule aykırı bulunduğunu, Mahkeme tarafından isticvap taleplerinin de reddine ve yemin davetiyesi düzenlenmesine karar verilmesi eksiklik ve hata içerdiğini (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/22717 Esas, 2013/1464 Karar), dava konusu senetler herhangi bir ticari ilişkiye dayanmamakta olup davacı müvekkil esaslı hataya düşürüldüğünü, delilleri toplansa idi davalının müvekkili esaslı hataya düşürdüğü ortaya çıkacak ve senetlerin bedelsiz olduğu tespit edileceğini, ayrıca davaya konu icra takibi döviz cinsinden olup ve yargılamayı da gerektirdiğinden % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ile % 20'den aşağı olmamak üzere davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmek üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2024 Tarih - 2023/174 Esas - 2024/12 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacının, davalıya Sakarya 4. İcra Dairesi 2023/2793 esas sayılı icra takibine konu dört adet her biri 25.000,00 euro bedelli senetler sebebiyle borçlu olup olmadığı ve tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı taraf davalının başlattığı Sakarya 4. İcra Dairesi 2023/2793 esas sayılı icra takibine konu dört adet her biri 25.000,00 euro bedelli senetler sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarını, senetlerde nakten kaydının bulunduğunu ancak davacının davalıdan aldığı bir para bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının bu bedeli borç olarak verecek mali gücünün bulunmadığı gibi davacının da ihtiyacı olmadığını belirterek icra takibine konu bu senetler sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve ayrıca tazminata hüküm olunmasını talep ettiği, davalı taraf takibe dayanak senetlere karşılık senetle ispat kuralının geçerli olduğunu, tanık dinletme taleplerine muvafakat vermediklerini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini ve %20 oranında tazminata hükmolunmasını talep ettiği, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine, İİK 72/4 Maddesi gereğince ''İcra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine'' yönelik ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç alacak olması sebebiyle icra takip miktarının %20'si oranında hesaplanan 384.232,25-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Sakarya 4. İcra Dairesinin 2023/2793 Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı olan 28/07/2022 tarihli, 28/02/2023 vade tarihli 25.000 Euro,28/07/2022 tarihli, 31/12/2022 vade tarihli 25.000 Euro, 28/07/2022 tarihli, 30/11/2022 vade tarihli 25.000 Euro ve 28/07/2022 tarihli, 31/01/2023 vade tarihli 25.000 Euro bedelli, toplamda 100.000,00 Euro bedelli bonoya dayalı olarak ferileriyle birlikte toplam 100.492,81 Euro'nun davacıdan tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı senetlerde, senet borçlusunun davacı, senet lehtarının davalı olduğu, senet metninde, düzenleme yeri, düzenleme ve vade tarihi ile senet bedellerinin yazılı olduğu, senedin 'nakden' ihdas edildiği, kambiyo senedi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu senetlerin davacı kendisine verilen bir borç para olmadığından menfi tespit talebinde bulunurken , davalı ise davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu savunmuştur. Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. Bonoda şekil şartları; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m.191/1, TMK m.6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Somut olayda; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Davacı, nakden kayıtlı senetlerden dolayı davalıdan borç para almadığını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise cevap dilekçesinde davacının iddiasının mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, bu senetten dolayı borçlu olmadığını ispat yükü davacı borçlu üzerinde olup, HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davacı borçlunun bunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. O hâlde açıklanan nedenlerle Mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davacıya (senet borçlusuna) bu iddiasını kanıtlayabilmesi için olanak verilerek, tüm deliller toplanmış olup sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı, davacının iddiasını ispat noktasında davalıya yemin teklif etme hakkını da kullandığı ve davalının da yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilince, davalının müvekkilini esaslı hataya düşürüp bu senetleri aldığını ileri sürmüştür. HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu nedenle davacının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği bu iddiasının istinaf aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir. İlk derece Mahkemesince Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2023/2793 E. Sayılı takip dosyasında icra veznesine ödenen paranın alacaklıya ödenmemesine 28/03/2023 tarihli tensip ara kararı ile tedbiren karar verilmiştir. Davalı alacaklı tedbir kararı nedeniyle alacağını geç alacaktır. Bu nedenle İİK.72/4 maddesi koşulları oluşmuştur. İlk derece mahkemesinin kararı tazminat açısından da yerindedir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*