TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 05/04/2021 NUMARASI : 2018/1543 Esas, 2021/478 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlen…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1334 KARAR NO : 2025/798 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 05/04/2021 NUMARASI : 2018/1543 Esas, 2021/478 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Dava; Taraflar arasındaki "bir inşaat projesindeki blokların kaba yapım işlerinin davacı tarafından yapılmasına" ilişkin 22/06/2016 tarihli yazılı sözleşme 20/03/2017 tarihli ek protokol kapsamında yapılan işlerin karşılığı olarak davacı yüklenici tarafından düzenlenen 02/03/2018 tarihli 88.403,61 TL bedelli faturadan kaynaklı bakiye 57.355,36 TL iş bedeli alacağının davalı iş sahibinden tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, sözleşmenin 8.5 maddesine aykırı olarak fiyat farkı talep ettiğini, müvekkili tarafından davacının işçilerine ödeme yapmaması nedeniyle davacı işçilerine toplam 91.975,70 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeler davacının hakedişinden mahsup edildiğinde müvekkilinin davacıya borçlu değil 39.230,00 TL alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı taşeronun işçilerine davalı tarafından yapılan bir kısım işçilik ödemelerinin davacının hak edişinden kesilip kesilemeyeceği, davalının bu bedellerden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarına ilişkin olduğu, davalı asıl işverenin davacı taşeronun işçilerinin ödenmeyen işçilik alacaklarını 4857 sayılı yasanın 36/5. Maddesi gereğince ödenip ödenmediğini kontrol etmek ve ödenmediyse ödemekle mükellef olduğu, işçilik ücretlerini ödeyen davalı asıl işverenin ödediği miktarca davacının hak edişinden kesinti yapmasının yasal olduğu, ödemenin banka kanalıyla değil de elden makbuz ve imza karşılığında yapılmasının yapılan ödemenin sıhhatini değiştirmeyeceği, davalının davacı işçilerine ödemiş olduğu toplam 87.193,70-TL işçilik alacakları bedelinin davacının icra dosyasında takibine dayanak yapıp talep ettiği 57.355,36-TL'lik hak ediş faturası bedelinden fazla olduğu, bu durumda davacının yapmış olduğu takipte haksız olduğu ve bu hususu bilmesine rağmen takibe giriştiği gerekçesiyle, 1-Açılan davanın reddine, 2-Asıl alacağın %20'si olan 11.471,07-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde;1-)Davalı şirketin, müvekkili şirketin yetkilisi veya şantiye şefi ile görüşmeden ve herhangi bir mutabakata dayanmadan, müvekkili şirketin bilgisi dışında ödemeler yaptığını öne sürmüş olup, işbu ödemelerin müvekkili şirketin nam ve hesabına yapılmış olduğu iddialarının haksız ve kötüniyetli olduğunu,Davalı tarafça dosyaya sunulan ödemeye dayanak belgelerde müvekkili şirketin kaşesi-imzası bulunmadığını,Dosyaya taraflarınca işçilerin müvekkili şirkete verdikleri ibranameler sunulmuş olmakla, davalı şirket tarafından neye göre hazırlandığı belirli olmayan ve yetkisiz kişilerce hazırlanan tablolara göre ödeme yapılmış olup, işbu ödemelerin müvekkili şirkete rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Davalı tarafından dosyaya delil listesi ekinde sunulan "EK-3b" isimli "Beyan ve Taahhütname" isimli evrakta; "...Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından yapılan alt yüklenici işçi ödemeleri nedeniyle alacağımızdan mahsup edilen 55.000,00 (ellibeşbintürklirası)'lık kısma ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı tutulmaktadır" denilmekle, müvekkilinin söz konusu ödemeleri kabul etmediğini açıkça belirttiğini,Bu nedenle de söz konusu ödemenin müvekkili şirketin alacağından mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,2-)Kaldı ki davalının sunduğu bila tarihli excel tabloları içeriğinin gerçeklerle örtüşmediğini,... isimli işçinin 09.11.2017 tarihinde işten ayrıldığı SGK kayıtlarından anlaşılmasına rağmen aralık ayı için 1121,00 TL ocak ayı için 1400,00 TL sözde ödeme yapıldığının göründüğünü,Yine 15.01.2018 tarihinde işten ayrılan ... isimli işçiye 2018 Ocak ayında üç günlük çalışmasına karşılık 5000,00 TL ödediğinin iddia edildiğini,3-)06.01.2021 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda da belirtildiği üzere; 29718 Sayılı Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'te işçilere yapılan söz konusu ödemelerin banka aracılığı ile yapılmasının zorunlu kılındığını, Ayrıca 4857 İş Kanunu'nun 36/5 maddesinin; ''İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür''. şeklinde olduğunu, defter kayıtları veyahut makbuzlar kesin olmamakla birlikte sonradan düzenlenebilecek nitelikte delil olduklarından yasa koyucu tarafından işbu maddeye ''Banka'' ibaresi eklendiğini,4-)ayrıca dosya kapsamında alınan 23.08.2019 ve 03.01.2021 tarihli bilirkişi raporlarında sadece davalı tarafın alacaklı olduğu yönünde bir tespit bulunmamakta olup, Yerel Mahkemece söz konusu raporlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu,5-)müvekkili adına Kötüniyet Tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, dosyanın içeriğinden ortaya çıktığı üzere herhangi bir kötüniyetten söz edilemeyeceğini, davalının müvekkili şirket yerine yaptığını iddia ettiği işçi ödemelerinin geçerli kabul edilmesi halinde dahi müvekkilinin herhangi bir kötüniyetinden söz edilmeyeceğini, işçilerine zaten ödeme yapmış olan müvekkilinin, somut olayda tekrardan işçilere ödeme yapıldığını bilip bilmemesi hususunun dahi basiretli bir tacir gibi davranılması hususu ile bağdaşmayacağını belirterek,kararın kaldırılarak, davanın esastan kabulune, aksi kanaat halinde aleyhlerine verilen kötüniyet tazminatı hükmünün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.Yukarıda özetlenen iddia, savunma, ilk derece kararı ve istinaf sebeplerine göre, taraflar arasındaki ihtilaf, davalı yüklenici tarafından "davacının işçilerine ödeme yapmaması nedeniyle onun yerine yapmak zorunda kaldığını belirttiği ödemelerin" davacı taşeronun iş bedeli alacağından mahsup edilip edilemeyeceğine ilişkindir.Davalı tarafça bu mahsup itirazına (işçilik ödemelerine) ilişkin olarak dosyaya, bir kısmı banka üzerinden yapılan, bir kısmı ise davacı işçilerinin imzaladığı dekontlar, işçilerden alınan ibranameler ile işçileri temsilen 2 işçinin davalıdan ödeme yapılmasını talep ettikleri yazı sunulmuştur.Davacı ise, adına yapıldığı belirtilen bu ödemelere karşı çıkmış, davalıdan böyle bir ödeme talebinin bulunmadığını, işçilerine gerekli ödemeleri kendisinin zaten yapmış olduğunu belirterek, bu ödemelere dair bir kısım banka dekontlarını ve işçilerden aldığı ibranameleri dosyaya sunmuş, davalı şirket tarafından neye göre hazırlandığı belirli olmayan ve yetkisiz kişilerce hazırlanan tablolara göre ödeme yapıldığı, ayrıca davalının yaptığını iddia ettiği ödemelerin bazı işçilerin SGK kayıtları ile sabit olan çalışma dönemleriyle ve gerçekte aldıkları maaşlarla örtüşmediğini, yapılması gereken ödemelerden daha fazla ödemeler yapıldığını belirterek, söz konusu ödemenin alacağından mahsup edilmesine karşı çıkmıştır.Mahkemece "davalının davacı işçilerine toplamda 87.193,70-TL ödeme yaptığının dosya kapsamında sabit olduğu ve bu bedelin takibine dayanak 57.355,36-TL'lik hak ediş faturası bedelinden fazla olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, kararda davacının yukarıda özetlenen davalının mahsup talebine karşı itirazları ve bu itirazlarına dayanak olarak sunduğu ödeme belgeleri vs hiç tartışılıp değerlendirilmeden, sadece davalının sunmuş olduğu bir takım ödeme belgelerine dayalı olarak karar verilmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece, davacının, davalının mahsup talebine karşı yapmış olduğu itirazlar göz önünde bulundurularak, davalının ödeme yaptığını belirttiği işçilerin tanık sıfatıyla çağrılıp dinlenilerek davalının ödeme belgelerinin teyit edilmesi, ödeme yapılan işçilerin ödeme yapılan dönemlerde çalışıp çalışmadıkları ve ne kadar maaş aldıkları açıklığa kavuşturulması, sonrasında davacı ve davalının sunmuş olduğu ödeme belgelerinin ay ay karşılaştırılması suretiyle davalının yapmış olduğu işçi ödemelerinin çalıştıkları dönem ve aldıkları maaşlarla ötüşüp örtüşmediği, davacının sunduğu ödeme belgelerine göre davalının mükerrer ödeme yapma durumunun olup olmadığı hususlarında varılacak sonuca göre davalının mahsup itirazının yerinde olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, davalının mahsup itirazına ilişkin olarak bu yol ve yönteme göre bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/04/2021 tarih, 2018/1543 Esas, 2021/478 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.