T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 30/06/2016 tarihinde satın aldığı ... plakalı ... marka ... model aracın yapım hatasından kaynaklanan motor arızası sebebiyle motorunun davalı servis tarafından garanti kapsamında değişiminin yapıldığını ancak bu değişimden dolayı aracının piyasa şartlarında değer kaybettiğini belirterek motor değişiminden kaynaklanan değer kaybına ilişkin zararının şimdilik 10.000 TL'sinin davalı satıcı ve ihtalatçı şirketlerden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının yasal süresine uygun olarak bir ayıp ihbarında bulunmadığını, satılan maldaki ayıbın daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, 30/06/2016 tarihinde satın alınan araçtaki değer kaybı için 01/07/2019 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğradığını, ortada müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek bir ayıp olmadığı gibi davacının ihbar yükümlülüğüne de uymadığını, aracın motorunun 22/11/2017 tarihinde garanti süresi içinde ücretsiz değiştirilerek aracın onarıldığını ve 24/11/2017 tarihinde davacıya teslim edildiğini, araçta gizli ayıp bulunmadığını, talep edilen değer kaybının sebebsiz zenginleşmeye yol açacağını, kaldı ki tamirin orijinal parçası kullanılarak yapıldığından bir değer kaybının söz konusu olmadığını, giderilen arızadan sonra araçtan beklenilen faydayı azaltan bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkilinden 30/06/2016 tarihinde satın aldığı aracın motorunda çıkan arızadan dolayı aracın motorunun arızası giderilmiş olmasına rağmen değer kaybına uğradığı gerekçesiyle açtığı davanın reddinin gerektiğini, zira davacının ayıp ihbar sürelerine uymadığını, davasının zamanaşımına uğradığını, iddia ettiği ayıbın bu aracın üretim hatasından kaynaklanan bir ayıp olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ... Aş nın ithal ettiği aracın yetkili satıcısı ve servis sağlayıcısı olduğunu, motorun da müşteri memnuyetini sağlamak için değiştirildiğini, tamamen orijinal ve yenisiyle değiştirildiği için değer kaybından ziyade değer artışının söz konusu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davalı taraf her ne kadar ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını iddia etmekte ise de, TBK nun 223/2. maddesine göre, "satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." yine TBK nun 231. maddesine göre "Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz." bu durumda, yukarıda alınan bilirkişi raporuna göre satılanda ortaya çıkan ayıp gizli ayıp olup, bu gizli ayıplı araç dava- cıya 30/06/2016 tarihinde satılmıştır. Araçta ayıba bağlı motor değişimi ise 22/11/2017 tarihinde yapılmış, 24/11/2017 tarihinde de davacıya teslim edilmiştir. Davacı da iş bu davayı 01/07/2019 tarihinde açmıştır. Satın alma ile motor değişimi arasında iki yıllık süre geçmemiş, tamir sonrası teslimden itibaren iki yıl için de de bu dava açılmıştır. Dolayısıyla davalının zamanaşımı def-i yerinde değildir. Yine TBK'nin 227. maddesine göre "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, ... satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme." hakkına sahiptir, işte davacının talep ettiği değer kaybına ilişkin talebi de bu kapsamdadır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: Motor değişiminin gerçekte bir değer kaybına sebep olmadığını ancak ikinci el piyasa değerinde değerinin düşmesine sebep olabileceğini belirtmiştir. Davalı ithalatçı ile satıcının sorumluluğu gerçek zarara ilişkindir. Gerçek zarar da bu değişimin piyasa şartlarında aracın satış değerini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği ile değerlendirilebilir. Düzenlenen bilirkişi raporuna göre aracın motorunun değişmesi, aracın değerinde % 10 oranında bir değer kaybı meydana getirebileceğinden bunun da 80.000 TL olduğu belirtildiğinden, davalı ithalatçı şirket de garanti sorumluluğun olmadığı iddiasında olmadığından davacının talebi gözetilerek aşağıdaki şekilde davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek olsa dahi hak düşürücü sürelerin aşıldığını, davaya konu ihtilafa ilişkin dava zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK'nin 231. maddesi gereği dolduğunu, dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, araçta meydana gelen arıza halinin motor değişimi nedeniyle tamamen giderilmiş olup bu değişimin üretici standartları dahilinde gerçekleştirilmiş olduğundan herhangi bir değer kaybının da meydana gelmediğini, mahkemece bilimsellikten uzak, eksik ve çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporları esas alınarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda araçta değer kaybı oluşmayacağı belirtildiği halde 80.000,00 TL oranında hesaplama yapılmasının da raporun çelişkili olduğunu gösterdiğini, davacı tarafından yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve araçtaki şikayetlerin onarımla sona erdiğini, bu nedenle somut olayda diğer seçimlik hakların kullanılmasının söz konusu olamayacağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu aracın ithalatçısı olup satış bedelini tahsil eden taraf olmaması itibari ile değer kaybı veya maddi tazminat gibi mali yükümlülükler yönünden müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, aracın gizli ayıplı olduğu düşünülse dahi hak düşürücü sürelerin aşılması sebebiyle talebin öne sürülemeyeceğini, değer kaybı isteminin motor değişimi gerçekleştirildikten iki yıl sonra öne sürülmesinin iyi niyetli değerlendirilemeyeceğini, dava konusu araçta iddia edilenin aksine üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, araçta meydana gelen arızanın motor değişimi nedeniyle tamamen giderildiğini, herhangi bir değer kaybının bulunmadığını, davacı taraf somut olay kapsamında onarım hakkını kullanmış olup söz konusu hakkın değiştirilebilmesine olanak sağlayan yasal koşulların oluşmadığını, davanın kabulü kararının davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, mahkemece çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak ve eksik olduğunu, bilirkişi raporlarına istinaden öne sürülen itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını ve aydınlatılmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ticari araç satımında ayıp sebebi ile araçta oluşan değer kaybının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 19/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 7155 sayılı "Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun" ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 5/a maddesi eklenmiştir. Yeni düzenleme uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 5.maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir: "3.Dava şartı olarak arabuluculuk Madde 5/A-(1) Bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla 2 hafta uzatılabilir. Madde 21 - 6102 sayılı kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici Madde 12- (1) Bu kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay'da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz. Madde 23 - 6325 sayılı kanuna dördüncü bölümden sonra gelmek üzere 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlığıyla beşinci bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir: "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" Madde 18/A-(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalılar aleyhinde, değer kaybı tazminatı istemiyle eldeki davanın açıldığı, davanın konusunun bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin ticari dava olduğu, davanın 01/07/2019 tarihinde açıldığı, yukarıda açıklanan ve 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/a maddesinin ise 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu nedenle davanın açıldığı tarih itibari ile eldeki davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun dava şartı olduğu, ancak dosya kapsamından davacı tarafın arabuluculuk dava şartını yerine getirip getirmediğinin anlaşılamadığı, mahkemece davacının zorunlu arabulucuya başvuru şartını yerine getirip getirmediği tespit edilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre; Ayıp nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tespitinde, doktrinde; "mutlak metod", "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeriyle, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır. Mahkemece ayıp nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının bilirkişi tarafından nispi metod yöntemi ile hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen metod uygulanmadan yapılan hesaplamaya gere yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Sonuç olarak, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekillerinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalılar vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesi'nce talebi halinde davalılara İADESİNE, 6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesi'nde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/03/2026 ...