T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1382 Esas KARAR NO : 2025/1432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 29/07/2025 NUMARASI : 2025/543 Esas DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 30/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1382 Esas KARAR NO : 2025/1432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 29/07/2025 NUMARASI : 2025/543 Esas DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 30/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazda davalının kira sözleşmesi ile kiracı olarak bulunduğunu, müvekkili tarafından davalının muaccel olan kira alacağının tahsili amacıyla İstanbul 18. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile iflas yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının, borca itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılması ve davalının iflasına karar verilmesini, yargılama süresince müvekkilinin menfaati için İİK madde 159 uyarınca uygun görülen muhafaza tedbirlerine hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek borçlunun İcra İflas Kanunu madde 156/3 uyarınca öncelikle itirazının kaldırılmasına ve davalının iflasına, ayrıca İcra İflas Kanunu Madde 67/2 hükmü uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 29/97/2005 tarihli ara kararı ile; Somut olay yönünden yapılan incelemede, davacı gerçek kişi vekilinin dayandığı vakıalar ve bu aşamada sunduğu deliller dikkate alındığında:, davacının dayandığı belgeye yönelik olarak davalı borçlu şirketin süresi içinde icra dairesine itirazda bulunduğu, açıkça borcun varlığına itiraz edildiği, davanın dayandığı iflas takibinin durduğu, bu aşamada dosya kapsamına göre kanaat verici delilin henüz olmadığı gerekçesi ile tedbir taleplerinin (Muhafaza Tedbiri) reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Ara Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece, davalının borçlu olduğuna ilişkin kanaat verici delilin henüz olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, ancak taraflarınca olmayan bir şeye ilişkin başkaca delil sunulamadığını, bu durumun zaten mağdur olan müvekkilinin daha fazla mağdur olmasına yol açtığını, davalının müvekkilinin kiracısı olduğunu ve çok uzun süredir kira ve aidat ödemediğini, müvekkilinin kendisine ödeme yapılmadığını eldeki deliller ile ispatlayabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, bu sebeple mahkemece genel bir değerlendirme yapılarak dosya kapsamında kanaat verici delil bulunmadığı değerlendirmesinin süreci uzatmaya çalışan davalının yararına, müvekkilinin ise daha fazla mağdur olmasına yol açtığını, müvekkili tarafından huzurdaki dava konusu iflas yolu ile takip haricinde iki adet icra takibi açıldığını, (İstanbul 7. İcra Dairesi ... E. Ve İstanbul 18. İcra Dairesi ... E.) bu icra dosyaları ile de ödenmeyen yan gider bedelleri ve ödenmeyen kira bedellerinin talep edildiğini, ancak davalının bu icra dosyalarına da itiraz ederek takipleri durdurduğunu, bunların dışında da bilgileri dahilinde olan ve davalının borçlu olduğu onlarca icra dosyası bulunduğunu, gerekirse davalı aleyhine açılan icra takiplerinin sorgulanmasını, davalının açık bir şekilde borca itiraz ederek borçlarını sürüncemede bıraktığının tespit edilmesini talep ettiklerini belirterek 29.07.2025 tarihli ara kararın kaldırılması ile davalı hakkında uygun muhafaza tedbirlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; İİK'nun 156/3. fıkrası gereğince açılmış olan iflas yoluyla başlatılan takibe yapılan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir.Talep ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 159. madde gereğince muhafaza tedbir talebinin reddine dair ara kararın istinaf istemidir.2004 sayılı İcra İflas Kanununun 181. maddesinde usul düzenlenmiş olup maddede 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın "muhafaza tedbirleri" başlıklı 159. maddesi ise "İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HMK 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir..." şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede, mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Diğer önemli bir husus ise İİK'nun 159. maddesinde, yasa koyucu tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerine emredilebileceği düzenlenmiş olup bu menfaatin tüm alacaklılar bakımından gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında sadece davacı alacaklı ile sınırlı tutulmamıştır. İİK'nun 159. maddesinde belirtildiği üzere muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir. Bu nedenle ve doğal olarak bu tedbirlerin iflas davasını açan alacaklının alacak miktarı ile orantılı olması da şart değildir.İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi "muhafaza tedbirleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirleri ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirleri geçici hukuki koruma niteliğinde kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Diğer geçici hukuki korumalar" başlığı altında düzenlenen 406. maddesinde, Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri İcra ve İflas Kanununun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir. Yasa koyucu tarafından, iflas davası, kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile Mahkemeye, alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir. İİK'nun 159. maddesinde, iflas talebi üzerine Mahkemenin, alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir.Belirtilen yasal düzenleme uyarınca, alacaklının iflas talebini alan Mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için gerekli gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir. Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu kanunda sayılmış değildir. Bunun için alacaklının bir talepte bulunması şart değildir. Muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunluluğu, İİK'nun 159/1-2. cümlesi gereğince, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda söz konusu olmaktadır. Buna göre ise somut yargılamada, davacı tarafından borçlunun itirazının kaldırılması da talep edildiğinden, muhafaza tedbiri alınmasına lüzum olup olmadığını takdir yetkisi Mahkemeye ait olup dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile yasal düzenleme dikkate alındığında Mahkemece tesis edilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/543 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 29/07/2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30/10/2025