9. Hukuk Dairesi 2025/10142 E. , 2026/1102 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1399 E., 2025/1895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/453 E., 2022/836 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından…
9. Hukuk Dairesi 2025/10142 E. , 2026/1102 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1399 E., 2025/1895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/453 E., 2022/836 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait Cezayir'deki projelerinde uzman iş güvenliği teknikeri olarak çalıştığını, ücretinin 2.050,00 Euro olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca bayram ve genel tatil günleri de dâhil olmak üzere haftanın 7 günü 07.30-18.30 saatleri arasında çalıştığını, davacının işin yetişmesi için günlük çalışmaları dışında her gün saat 24.00'e kadar çalıştığını, davacının 2 haftada sadece 1 gün tatil yaptığını, davacıya fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmesinin yasal hakları ödenmek suretiyle feshedildiğini, davacının işe başlamadan önce her konuda bilgilendirildiği oryantasyon eğitimi sürecinden geçtiğini, davacının imzasını haiz yurt dışı çıkış yapan işçi bilgilendirme formunda görüleceği üzere ücretin her nevi çalışmasını karşıladığını, fazla çalışma, hafta tatili ve dinî bayram çalışmaları uygulaması ile buna dair ücret politikası belirlendiğini ve ilgili forma açıkça "fazla çalışma ücreti: yok" ibaresine yer verildiğini, Türkiye İş Kurumu onaylı yurt dışı hizmet sözleşmesinin eki niteliğinde belge olan davacı imzasını haiz yurt dışına çıkış yapan işçi bilgilendirme formu ile davacının yazılı muvafakatinin alındığının açık olduğunu, yıllık 270 saate kadar yapılan varsa fazla çalışmaların ücrete dâhil kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, davacının imzasını haiz ibranameyle davalı Şirketi ibra ettiğini, davacıya iş sözleşmesi sürecinde ücret farkı adı altında 857,15 Euro ek menfaat ödemesi yapıldığını, davacının yasal hak edişinin üzerinde 63 gün izin kullandığını, hafta tatili yapmaksızın ve dinlenmeksizin fazla mesaili çalıştığı iddiasının ve iddia etmiş olduğu çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı Şirket merkezi arşiv kayıtlarının 18.07.2017 tarihinde meydana gelen sel nedeniyle zayi olduğunu, davalı Şirket tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/843 Esas sayılı dosyası ile zayi belgesi talebiyle derdest davanın mevcut olduğunu ve bu nedenle davacının özlük dosyasındaki bir kısım belgelerin sunulmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuna dayanılarak davacının fazla çalışma yaptığı, yılda 270 saatin ücretin içerisinde olduğuna dair sözleşme hükmü nedeniyle haftalık 27,50 saat fazla çalıştığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile ayda iki hafta hafta tatili günlerinde de çalıştığına ilişkin iddiasının ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediği gerekçesiyle %30 indirimle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının hizmet süresi ve ücret miktarı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, dosyaya davacının çalışma gün ve saatlerini gösterir yazılı kayıt sunulmadığı, davacının fazla çalışma yaptığı ve ayda 2 hafta tatil gününde ve dinî bayramların 2 günü haricinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı hususunun tanık beyanları ile kanıtlanmış olduğu, hesaplamaya esas alınan çalışma gün ve saatlerinde hata bulunmadığı davalı vekilince davacının ücretinin yüksek olduğu ve bu nedenle yapılacak olan fazla çalışma ve diğer çalışmalarını kapsadığı ileri sürülmüş ise de fazla çalışma ücretinin ve diğer ücretlerin ücretin içinde olduğuna dair sözleşme hükmü bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren hükmedilmesine davalı yan aleyhine hata bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan redine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının fazla çalışma ücretine hak kazanmayacağını, zira yurt dışı iş sözleşmesinin eki niteliğinde olan davacı imzasını haiz Yurtdışı Çıkış Yapan İşçi Bilgilendirme Formu'nda açıkça görüleceği üzere fazla çalışma ücretine dair hüküm konulmuş olup fazla çalışma alacağının olmadığını, fazla çalışmanın asıl ücrete dâhil olduğunun "fazla çalışma ücreti: yok" ibaresi ile kararlaştırıldığını, 270 saat kuralı nedeniyle ücretin 258,75 saate bölünerek hesaplama yapılması gerektiğini, 2. Salt davacı tanıklarının beyanlarına dayanılarak hesaplama yapılmasının açıkça hatalı olduğunu, zira yazılı delil niteliğini haiz ücret bordroları dosyada mevcutken, davacının talepleri ve davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceğini, kaldı ki iddia ve kabul olunan çalışma saatlerinin ve çalışma şeklinin gerçeği yansıtmadığını, bir kişinin hafta tatili yapmaksızın çalışmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, 3. Uygulanan indirim oranının yetersiz olduğunu, 4. Dava ve ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabı ile faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.