T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1581 - 2026/176 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1581 KARAR NO : 2026/176 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2024 NUMARASI : 2023/844 Esas - 2024/463 Karar DAVACI : LİONS TEKNİK ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLER SANAYİ VE…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1581 - 2026/176 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1581 KARAR NO : 2026/176 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2024 NUMARASI : 2023/844 Esas - 2024/463 Karar DAVACI : LİONS TEKNİK ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLER SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : (UĞURSAL ELEKTRİK ELEKTRONİK İNŞAAT MALZEMELERİ KIRTASİYE MEDİKAL MOBİLYA BEYAZ EŞYA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ABU YAPI TAAHHÜT İNŞAAT A.Ş. ADİ ORTAKLIĞI ) : 1- ABU YAPI TAAHHÜT İNŞAAT ANONİM ŞİRKETİ - ... : 2- UĞURSAL ELEKTRİK ELEKTRONİK İNŞAAT MALZEMELERİ KIRTASİYE MEDİKAL MOBİLYA BEYAZ EŞYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2023 KARAR TARİHİ : 04/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İlyasbey vergi dairesi'nin ... vergi sicil numaralı mükellefi Lions Teknik Endüstriyel Ürünler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. muhtelif ticari mal satışı ve hizmetlerden kaynaklanan alacağını tahsili talepli olarak Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/24762 Esas Sayılı Dosyası ile toplam 79.013,86.-TL asıl alacağın tahsili talepli olarak davalı borçlulara karşı icra takibi başlattığını, davalı borçluların icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, davacı şirketin muhtelif ticari mal satışı ve hizmetlerden kaynaklanan icra takibine ve davaya konu alacağı halen ödemediğini. İtirazın iptali davasını açma zorunluluğu doğduğunu, haksız ve dayanaksız takibe itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların asıl alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davalıların Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/24762 Esas sayılı dosyasına vaki haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalıların asıl alacağın %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra tazminatına mahküm edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ABU ve Uğursal, inşaat, konut, alt ve üst yapı alanlarında faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, ABU ve Uğursal, Uğursal - ABU İş Ortaklığını kurmuş ve faaliyete geçtiğini, ortaklık "Sincan (OSB)-Yenikent-Kazan Soda Demiryolu Altyapı, Üstyapı, Elektrifikasyon, Sinyalizasyon ve Telekomünikasyon İkmal Yapım İşi" projesini üstlenmiş ve bölgede faaliyetlerini sürdürdüğünü, ortaklık tarafından LİONS ile aralarında yapılan ticari mal alım satım işi yönünde anlaşma sağlanmış, bu kapsamda LİONS tarafından gerçekleştirilen işlere yönelik tüm ödemeler ortaklık tarafından gerçekleştirildiğini, LİONS'un ortaklıktan hiçbir alacağı olmadığını, LİONS, ortaklık aleyhine, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023 / 24762 Esas sayılı dosyasıyla haksız olarak ilamsız icra takibi başlattığını, ortaklık tarafından 18.09.2023 tarihinde, icra takibine itiraz edildiğini ve haksız takip durdurulduğunu, açılan davanın reddine, şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine, davacı aleyhine reddedilecek meblağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KABULÜNE, davalı borçluların Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/24762 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 2-Davalı borçlular itirazlarında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 15.802,77.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Lionsun'un yaptığı tüm işlerin karşılığının, ortaklık tarafından kendisine ödendiğini, bilirkişi raporunda yer alan söz konusu tespitlerin hatalı olduğunu; raporun hükme esas alınmasının ortaklığın ciddi şekilde zararlara uğramasına neden olacağını, Lions'un 79.013,86 TL'ye ulaştığını iddia ettiği alacaklarını, hiçbir somut delille ispat edemediğini, söz konusu fahiş tutarlı talebini, yalnızca faturaya dayandırdığı için tamamen haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatıldığını, Mahkemece 15.802,77 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Lions aleyhine %20den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerekirken, taleplerinin reddedilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu alacak taleplerini dayandırdığı faturaları sunduğu, anılan faturalarda teslim alan kısmında isim ve imzaların bulunduğu ve bu imzalara karşı davalılarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı, dosyaya gelen BS-BA formlarına göre taraflar arasında faturadan kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davalının faturaları BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, dosyaya sunulu davalılara ait ticari defter belge ve kayıtların incelendiği 19/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda öre davacı tarafın 79.013,86.-TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiğinin rapor edildiği, aynı şekilde davacıya ait cari defter, belge ve kayıtların incelendiği 15/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda da davalı tarafın 79.013,86.-TL tutarında borçlu olduğunun rapor edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/06/2024 tarih, 2023/844 Esas - 2024/463 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalılar tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında satış sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafından adi ortaklığa faturalara konu malların teslim edildiğini, davalı tarafından takibe konu edilen bakiye borcun ödenmediğinden bahisle takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı) Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz... ...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır. Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacının alacağı ticari defter, belge ve kayıtlar olarak belirtilmiş, dava dilekçesi ekinde bu alacağa esas teşkil eden faturalar ibraz edilmiş, mahkemece anılan ilişki cari hesap olarak değerlendirilmiştir. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi düzenlemesine göre yazılı bir sözleşmenin bulunmasının gerektiği, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflara arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda takibe dayanak belge ve dava dilekçesi incelendiğinde davacının talebinin ödenmeyen fatura bedellerinden kaynaklanan açık hesap alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda detaylandırdığı üzere fatura tanzimi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını göstermez. Ancak davacı tarafından gönderilen faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması halinde faturanın tebliğ edildiği ve fatura konusu hizmetin davalıya verişmiş olduğu kabul edilecektir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre davacı tarafından tanzim edilen 23 adet faturanın davacı ile davalıların oluşturduğu adi ortaklığın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre 23 adet fatura bedeli olan 151.032,80 TL’ye karşılık ortaklığın 50.627,90 TL bedelli çek ile ödeme yaptığı ve 21.391,04 TL’lik iade faturası tanzim ettiği, bu şekilde anılan bedellerin toplam bedelden mahsubu sonucu davacının davalıların oluşturduğu adi ortaklıktan 79.013,86 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu görülmektedir. Dosyaya Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen 02.11.2023 tarihli yazı cevabında, davalının 2023 yılına ait BA formlarında davacının gönderdiği 23 adet faturayı davalıların oluşturduğu ortaklığın vergi dairesine bildirdiği görüldüğünden, gerek davalıların oluşturduğu adi ortaklığın anılan faturaları defterlerine kaydetmesi, gerek ise de anılan faturaların BA formuyla bildirilmesi beraber değerlendirildiğinde davacı tarafından faturalara konu malların davalıların oluşturduğu adi ortaklığa teslim edildiği, birbirini doğrulayan davacı ve davalıların oluşturduğu ortaklığın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 79.013,86 TL alacaklı olduğu anlaşılarak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. 2004 sayılı yasanın 67/3.maddesine göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Eldeki olayda da davaya konu edilen bedele davalılarca yapılan itirazın haksız olması ve takibe konu edilen bedelin davalıların oluşturduğu ortaklığın ticari defterlerinde aynen kayıtlı olması nazara alındığında mahkemece davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 5.397,44-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.350,00-TL'nin mahsubu ile kalan 4.047,44-TL istinaf karar harcının davalılar Abu Yapı Taahhüt İnşaat Anonim Şirketi ve Uğursal Elektrik Elektronik İnşaat Malzemeleri Kırtasiye Medikal Mobilya Beyaz Eşya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-Fazla yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 1.349,60-TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde Uğursal Elektrik Elektronik İnşaat Malzemeleri Kırtasiye Medikal Mobilya Beyaz Eşya Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Abu Yapı Taahhüt İnşaat A.Ş.'ye iadesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*