TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/510 KARAR NO : 2025/1806 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2020/323 (E) - 2021/1010 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/510 KARAR NO : 2025/1806 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2020/323 (E) - 2021/1010 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği hizmetlerinde kullanılmak üzere ihale yolu ile 190 adet şoförsüz kira sözleşmesine istinaden ... plakalı aracın tutanak ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine teslim edildiğini, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin söz konusu hizmet alımını davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ'den aldığını, davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ'nin çalışanı diğer davalı ...'ın alkollü biçimde sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken kaza yapması sonucu hasar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 34.604,59 TL araç hasar tazminatı, 2.000 TL kazanç kaybı, 5.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 41.604,59 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 29/04/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle 34.604,59 TL hasar bedeli, 2.250 TL kazanç kaybı bedeli ve 15.000 TL değer kaybı bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 26/10/2017 tarih ve 2016/869 (E) - 2017/1063 (K) sayılı kararıyla, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 4, 114/c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, HMK'nin 20. maddesi gereği kararın kesinleştiği tarihten 2 hafta içinde mahkemeye başvuru yapıldığında dava dosyasının Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine ilişkin kararına karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 13/02/2020 tarih ve 2019/685 (E) - 2020/280 (K) sayılı ilamıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/3. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; açılan davanın kabulü ile 02/01/2016 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davacının aracında meydana gelen 34.604,59 TL hasar onarım bedeli, 15.000 TL araç değer kaybı, 2.250 TL aracın kullanılmaması sebebiyle uğranılan zarar olmak üzere toplam 51.854,59 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kaza mesai saatleri dışında meydana gelmiş olup müvekkilinin oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ilk derece mahkemesinin davacının iddiaları ve bu doğrultuda alınan bilirkişi raporunu dayanak göstererek takdir etmiş olduğu zarar miktarının fahiş olduğunu, hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, TBK'nin 66 ve 49.maddeleri kapsamında trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.6098 sayılı TBK'nin 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu;" Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır.İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı gibi adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.Bu noktada, Borçlar Kanununun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır. Somut olayda, zararı doğuran trafik kazasının 02/01/2016 tarih saat 04:30 sıralarında gerçekleştiği görülmektedir. Davalı sürücünün davalı şirket tarafından şoför olarak görevlendirildiği, davalı şirket tarafından kazanın mesai saatleri dışında meydana geldiği belirtilmiş ise de aracın davalı sürücünün kullanımında iken kazanın meydana geldiği, davalı sürücünün izin, rapor, hastalık gibi nedenlerle görevde olmadığının da dosya kapsamında ispat edilmediği anlaşılmakla davalı şirketin TBK'nin 66. maddesi kapsamında adam çalıştıranın sorumluluğu nedeniyle sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ilk derece mahkemesince alınan dosya kapsamına uygun, denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, davacı şirket adına kayıtlı ve davalı şirketin işleteni olduğu aracın ticari nitelikte kullanılmasından dolayı avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nin 353/1-b/1. madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.542,18 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 885,55 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.656,63 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... ... Yönetim Hizmetleri AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/12/2025