T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1458 - 2026/120 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1458 KARAR NO : 2026/120 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/05/2024 NUMARASI :2023/108 Esas - 2024/269 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :QNB FİNANSBAN…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1458 - 2026/120 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1458 KARAR NO : 2026/120 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/05/2024 NUMARASI :2023/108 Esas - 2024/269 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :QNB FİNANSBANK ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Menfi Tespit (Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar) DAVA TARİHİ :02/03/2023 KARAR TARİHİ :30/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ :23/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında bir takım kredi sözleşmeleri yapıldığını ancak davacının okur yazarlığının bulunmadığını, davacının bu sözleşmeleri okuyup imzalama kabiliyetinin olmadığını, davalı banka her ne kadar davacının okur yazarlığının olmadığını bilse de basiretli bir tacir gibi davrandığını ve kredi sözleşmelerini akdettiğini, daha sonra bankanın, kredi sözleşmelerinden doğan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201, 2019/123660, 2019/123013 esas sayılı dosyaları ile davacı hakkında icra takibi başlattığını, davacının okur yazarlığının olmadığının Kocaeli İcra Dairesinin 2019/123013 esas sayılı icra dosyası ile sabit olduğunu, belge üzerindeki yazı incelendiğinde, harflerin ve kelimelerin çoğunun doğru şekilde yazılmadığı, yazılan yazının başka bir yerden bakılarak tıpkı resim çizer gibi yazıldığının açıkça ortada olduğunu, davalı banka ile davacı arasındaki kredi sözleşmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlendiği şekilde yapılmadığını, davalı bankanın icra takibi başlatmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın başlatmış olduğu mükerrer takiplerin mevcut olduğunu, davalı bankanın aşırı özen yükümlülüğü ile basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davacının yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek maddi gücünün bulunmadığını, ayrıca davacının fakirlik kağıdının mevcut olduğunu, davalı banka ile davacı arasında yapılan kredi sözleşmesi, davacının okur yazarlığının olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, bu nedenle başlatılan icra takiplerinin de haksız olduğunu, bu sebeple icra takiplerinin tedbiren durdurulması gerektiğini belirterek, adli yardım talebinin ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davacıya yasal mevzuata aykırı olarak imzalatılan kredi sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti ile 2020/105201, 2019/123660, 2019/123013 esas sayılı icra dosyalarından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve her üç icra dosyasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile davacı arasında farklı tarihlerde sözleşmeler yapıldığını, davacının imza edecek kadar okuma yazma bildiği anlaşılarak kredi sözleşmelerinin imzalandığını, ayrıca sözleşme yapıldığı sırada sözleşmeler bizzat davacı tarafından imzalanmış olup sonradan okur yazarlığın olmadığı iddiası iyi niyetten uzak olduğunu, davalı banka ile yapılan kredi sözleşmelerine teminat olarak Kocaeli ili, İzmit ilçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, .../... arsa paylı, 2+Çatı piyesi katta bulunan ... nolu dubleks meskende ipotek tesis edildiğini, ipotek İzmit Tapu Müdürlüğünün 22.12.2016 tarih ve ... yevmiye no ile kayıtlı olup tapu sicil müdürlüğünde, resmi senet şeklinde usulüne uygun olarak ve bizzat davalının imzası ile yapıldığını, bununla birlikte aynı taşınmaz için İzmit Tapu Müdürlüğünün 15.07.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı satış ve ipotek tesisi işleminde davacı ...’in bizzat okudum yazdığı ve imzasının bulunduğunu, 15.07.2010 tarihli ipoteğin sonradan terkin edildiğinin görüldüğünü, ipotek işlemine konu krediler ticari krediler olarak yer almakta olup ilgili teminat davalı ...'e ait mikro işletmenin risklerine istinaden alındığını, davacının kredi borçlarını süresinde ödenmemesi sebebiyle Kocaeli 6. Noterliği 29.07.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye itiraz edilmediği gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığından ihtarname içeriğindeki alacak kalemleri için Kocaeli İcra Dairesinin 2019/123013 E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi yapıldığını, takip kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi için gerekli işlemler yapılmış ve taşınmaz satışa çıkarılarak davalı bankaya 280.000,00-TL bedelle alacağa mahsuben ihale edildiğini, anılan dosyada ... tarafından Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/398 E. sayılı dosya ile ihalenin feshi davası açıldığını, yerel mahkeme tarafından ihalenin feshine karar verilmişse de istinaf ve yargıtay incelemesi sonucunda ihalenin feshi kararının kaldırılmasına, taşınmazın davalı bankaya alacağa mahsuben ihale edilmesine karar verildiğini, tescil işlemlerinin yapılmasından önce taşınmazdaki ipoteğin kaldırılması için dava dışı ... tarafından Kocaeli 1. Aile Mahkemesi 2021/541 E. sayılı dosya ile dava açılmış olup davanın derdest olduğunu, mahkeme tarafından taşınmaza tedbir konulduğundan tescil işlemlerinin tamamlanamadığını, Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201 E. ve 2019/123660 E. sayılı ilamsız takipler ile 2019/123013 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takip dosyaları incelendiğinde dosyalarda farklı alacak kalemleri için farklı zamanlarda icra takibine geçildiğinin görüldüğünü, davacının okuryazarlığının olduğu ve kredi sözleşmeleri hukuka uygun şekilde imzalanarak kredi kullanıldığından davanın reddine, davacı kötüniyetli olarak menfi tespit davası açtığından asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; "...Davacının açmış olduğu davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, Davalı aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2019/123660 ve 2020/105201 Esas icra dosyalarında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının TESPİTİNE, Davalının talep ettiği kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE..." karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; basiretli tacir konumunda olan banka görevlileri davacının okur yazar olmadığını bildiği halde davacıya yazacağı yazıyı göstererek adeta resim çizercesine usulsüz imza atmasına sebebiyet verdiğini, hukuken geçerlilik koşullarını taşımayan usulsüz işlemin iptali dolayısıyla davanın kabulü gerekli iken ilk derece mahkemesince hatalı karar verildiğini, okur yazar olmayan davacı ile davalı banka ile arasında gerçekleşen kredi kullanım sözleşmesinin geçerlilik şartlarının oluşmadığını, dolayısıyla davacı aleyhine başlatılan icra takiplerinin de geçersiz bulunduğunu, somut olayda muvazaa bulunmadığını ancak batıl bir kredi sözleşmesi ile buna dayalı yapılan ipotek bulunduğunu, bir an için muvazaadan bahsedilse bile yerel mahkemenin "kimsenin kendi muvazaasından yararlanamayacağı" gerekçesiyle hüküm kurmasının hatalı olduğunu, zira taraf muvazaasının yazılı delil ile ispatı gerek kanun lafzında gerek Yargıtay kararlarında karşılık bulduğunu, olayda muvazaanın varlığı kabul edilecek olur ise; muvazaanın varlığını ispatlayacak somut deliller dosya kapsamında zaten mevcut olup batıl bir sözleşmeye vücut veren ve bu uğurda kötü niyetli olan davacının değil basiretli tacir yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı banka olduğunu, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve hukuk kaidelerine aykırı bir hüküm tesisi yoluna gidildiğini, muvazaanın varlığına ilişkin birden fazla yazılı delilin varlığına rağmen ilk derece mahkemesinin yeterli inceleme yapmadığını, dolayısıyla hatalı ve çelişkili hüküm kurduğunu beyan ile yerel mahkeme kararının davanın reddi ile ilgili kısmının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka ile davacı arasında farklı tarihlerde sözleşmeler yapıldığını, davacının imza edecek kadar okuma yazma bildiği anlaşılarak kredi sözleşmeleri imzalandığını, ayrıca sözleşme yapıldığı sırada sözleşmelerin bizzat davacı tarafından imzalanmış olup sonradan okur yazarlığın olmadığı iddiası iyi niyetten uzak olup yerel mahkemece de davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmediğini, ipotek işlemine konu krediler ticari krediler olarak yer almakta olup ilgili teminat davalı ...'e ait mikro işletmenin risklerine istinaden alındığını, mahkemece Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201 Esas ve 2019/123660 Esas sayılı dosyalarında yapılan takiplerin İİK'nın 45. maddesine aykırı olduğu tespiti hukuka aykırı olduğunu, dava açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanması gerektiğini, iş bu dosyada güncel bakiye 962.044,24-TL, ihale tarihi dava açılış tarihinden 3 yıl önce olduğundan dava açıldığı tarihte ipotek bedelinin dosya alacağını karşılamaya yetmeyeceği açık olduğundan İİK'nın 45. maddesi doğrultusunda takibin iptali kararı verilmesi hukuka uygun bulunmadığını, davalı banka lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırı olup davacı borçlarını süresinde ödemediği gibi icra takipleri üzerinden uzun süre geçtikten sonra huzurdaki davayı açtığını önce ihalenin feshi, ipoteğin fekki ardından da huzurdaki menfi tespit davası açılmasının alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla kötüniyetle hareket edildiğini gösterdiğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile davalı banka lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava ve istinaf taleplerini tekrar ile somut olayda davalı banka ile davacı arasında yapılan kredi sözleşmeleri kanunun emrettiği şekil şartlarına haiz olmayıp davacının imzası geçerli şekilde alınmadığından hukuken geçerliliği olmayan sözleşmelere dayanarak davacı aleyhine başlatılan icra takiplerinin tamamının iptali gerektiğini, banka basiretli bir tacir gibi davranmayarak usulüne uygun kredi sözleşmesi düzenlememiş olup ipotek asıl sözleşmeye bağlı bir hak olduğunu, ipoteğe dayanak edilen kredi sözleşmesi hükümsüz olduğundan asıl alacağın hükümsüzlüğü halinde ipoteğin geçerliliğinden de bahsedilmeyeceğinden bu noktada davacının borçlu olmadığının kabulünün açık olduğunu, İİK'nın 45 maddesinin bu noktada açık olup rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe gidilmiş olmasına rağmen, rehinli malın satış bedeli borcu ödemeye yetmez ise alacaklının, kalan tutar için haciz veya iflas yoluyla takip yapabileceğini, somut olayda rehnin borcu karşılamadığı söylenemeyecek olup rehin açığı belgesi de bulunmadığını, ayrıca burada önce rehne başvurulması, sonrasında ise tahsil edilemeyen kısım için takip yapılmasından bahsedilmekte olup bu noktada yapılan takibin usulsüzlüğünün ortada olduğunu, ayrıca davacının okuma yazma bilmediği hususunu tekrarla, ilgili icra dosyaları için yapılan icra muamelelerinin hiçbirinin de usulüne uygun olmadığı, davacının icra süreçlerinden usulüne uygun şekilde haberdar dahi edilmediği de başlı başına takiplerin usulsüzlüğüne ilişkin delil teşkil ettiğini beyan ile davalı yanın istinaf taleplerinin reddi ile davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/05/2024 Tarih - 2023/108 Esas - 2024/269 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201 - 2019/123660 - 2019/123013 Esas sayılı dosyalarında davacının borçlu olup olmadığı hususunun tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davacı tarafından okur yazarlığının bulunmadığı, taraflarca imzalanan Kredi sözleşmelerinin bu nedenle geçersiz olduğu, davalının başlatmış olduğu Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201, 2019/123660, 2019/123013 esas sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalının davanın reddini savunduğu, mahkemece öncelikle ipoteğe dayalı takip yapılması gerektiğinden, Davalı aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2019/123660 ve 2020/105201 Esas icra dosyalarında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edildiği görülmektedir. Davacı okuma yazması olmadığı için, sözleşmelerin geçersiz olduğunu iddia etmektedir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay "...Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin geçersiz sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, hilenin varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bilinçli bir şekilde ve fesada uğratılmamış iradesi ile gerçekleştirmiş olduğu dava konusu ipotek tesisi işleminin sonuçlarına katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle verilen kararı onamıştır. (Yargıtay 11. HD. 18/03/2024 T., 2023/5056 E., 2024/2194 K.) Bu nedenlerle eldeki davada davacının okuma yazma bilmese dahi kendi imzası ile imza atmayı tercih ettiği, kendi eli ile imza atmayı tercih eden davacının imzasıyla bağlı olması gerektiği, kaldı ki okuma yazma bilinmemesinin sözleşme yapma ehliyetine de bir etkisi bulunmadığı, hileli yollarla borçlu yapıldığına ilişkin bir delilin bulunmadığı ve davacının hileli yollarla borçlu olduğuna yönelik iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenlerle davacının bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davalı tarafından Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201 E. sayılı takip dosyasında 28/10/2020 tarihinde 17.392,26-TL genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, Kocaeli İcra Dairesinin 2019/123660 E. sayılı takip dosyasında 15/09/2019 tarihinde 16.429,59-TL genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, Kocaeli İcra Dairesinin 2019/123013 E, sayılı takip dosyasında 12/09/2019 tarihinde 207.356,42-TL ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı görülmektedir. Davacı tarafından vaka olarak ileri sürülmese de, Mahkemece İİK.m.45 gereğince önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması, ipoteğin borcu karşılamayacağının anlaşılması halinde genel haciz yolu ile takip yapılabileceği değerlendirilerek Kocaeli İcra Dairesinin 2020/105201 E. ve Kocaeli İcra Dairesinin 2019/123660 E. Sayılı dosyalarında yapılan takipler yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Öncelikle söylenmelidir ki, HGK.nun 24/09/2025 T., 2024/11-300 E., 2025/571 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere İİK.m.45 hükmü kamu düzeninden olduğundan mahkemece resen gözönüne alınabilir. Somut olayda asıl borçlu tarafından tesis edilen 22.12.2016 yevmiye tarihli, ... yevmiye numaralı ipoteğin resmi senedinde "...Banka tarafından açılmış/açılacakher türlü krediden ötürü ...'nın Banka'ya karşı asaleten ve kefaletten doğmuş/doğacak tüm kredi borçlarının ve bunların faiz, komisyon, ücret, vergi, resim, harç, fon ve bunlara terettüp eden her türlü ceza, gecikme cezaları ve sair teferruatına şamil olmak üzere 400.000-TL için..." ipotek tesis edildiği açıklanmıştır. Davacı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan takiplerde, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takiple tahsilde tekerrür meydana getirilmemesi talep edilmemiştir. Ayrıca toplam alacak miktarı 241.105,10-TL olup, 400.000,00-TL'lik ipoteğin alacağı teminat altına aldığı, takip tarihleri itibariyle ipoteğin borcu karşılayıp karşılamayacağının belli olmadığı görülmektedir. İcra ve İflas Kanununun 45/1. maddesinde "Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." hükmü yer almaktadır. Rehin limiti ve takipte istenen borç miktarı gözetildiğinde, İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehinli takip dışında asıl borçlu davalı şirket aleyhine rehini aşan bir alacak bulunmadığından ilamsız takibe girişilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.(Yargıtay 19. HD., 16.02.2016 T., 2015/16886 E., 2016/2398 K.) Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Adli yardım nedeniyle başlangıçta alınmayan 732,00-TL istinaf karar harcı ile 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-Alınması gereken 2.310,37-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 577,59-TL'nin mahsubu ile kalan 1.732,78-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*