T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirketin 03.09.2015 tarihinde kurulduğunu, mermer ihracat işi ile uğraştığını, ihracat firmalarının mal temin ettikleri firmaların taleplerine göre ileride vereceği sipariş avansı olarak çek verdiğini, çek verilen şirketin de kendisine avans olarak verilen bu çek karşılığında çek aldığı şirketin ileride vereceği siparişe göre ilgili ülkeye gönderilmek üzere malı teslim edeceğini taahhüt ettiğini, mermer ihracat işinde genellikle çalışma usulünün bu şekilde olduğunu, müvekkili şirketin davalı firmadan 2016 yılı içinde muhtelif tarihlerde ihracat kaydı ile mal aldığını ve bedellerini de ödediğini, dava konusu 06.01.2017 keşide tarihli ... seri nolu 35.000,00 TL bedelli 20.01.2017 keşide tarihli ... seri nolu 25.000,00 TL bedelli ve 11.02.2017 keşide tarihli ... seri nolu 25.000,00 TL bedelli çekleri de ihracat kaydıyla ve ileride mal teslim edilmek üzere yine 2016 yılı içinde davalı şirkete avans olarak verdiğini, davalıya verilen bu çeklerin seri numaralarının peş peşe olması, çeklerin aynı tarihte kesilmesinin de avans olarak verildiğini gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirket tarafından kendisine avans olarak verilen bu çekler karşılığında teslim etmesi gereken malları teslim etmediği gibi söz konusu çekleri yazdırdığını ve Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, bu çeklerin davalı şirkete verilmesinden sonra davalı şirket tarafından müvekkili şirkete kesilmiş herhangi bir fatura bulunmadığını, davalı şirketin bedelsiz olan bu çeklerden dolayı aynı zamanda karşılıksız çek düzenlemek suçundan şikayette bulunduğunu, bu davanın da Denizli 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini belirterek müvekkili şirketin Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının dayanağı olan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı bu çekleri takibe koymada kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğundan %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili şirketin mermer üretimi yaptığını, davalı ...-... Dış Ticaret ünvanı ile müvekkilinden 2014 ila 2016 döneminde ihraç kaydı ile mermer satın aldığını, bu mermerlerin bir kısım bedeli mukabilinde müvekkiline muhtelif miktar ve adette çek keşide/ciro ettiğini, davalının 03.09.2015 tarihinde tek ortağı ve yetkilisi bulunduğu ... San.ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğunu ve 2016 yılından itibaren müvekkili ile olan ticari ilişkiyi bu şirket üzerinden devam ettirdiğini, davalının şahsı adına yaptığı alımlardan kaynaklı olan borçlarının ödenmesi için şirketi adına Türkiye ... Bankası Kaleiçi /Denizli Şubesi TR ... numaralı hesabından verilen ... çek nolu 06.01.2017 keşide tarihli 35.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 20.01.2017 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli, ... çek nolu 11.02.2017 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekleri müvekkilinin emrine keşide ederek verdiğini ve bu çeklerin karşılıksız çıktığını, müvekkilinin davalıya olan satışlarının ağırlıklı olarak USD üzerinden gerçekleştiğini, müvekkilinin yaptığı satışlar, bu satışlara mukabil davalının yaptığı kısmi ödemeler, karşılıksız çıkan çekler ve kur farkından kaynaklanan hareket sonucunda 31.12.2017 tarihi itibariyle davalının müvekkiline olan borcunun 119.552,52 TL olduğunu, borcun tahsili için davalı hakkında Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalından tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davalı vekili; müvekkili şirketin mermer üretimi yaptığını, davacı şirketin yetkili müdürü ve tek ortağı ..._ ... DIŞ TİCARET ünvanı ile müvekkilinden 2015-2016 döneminde ihraç kaydı ile satın almış olduğu ticari emtianın (mermer) bir kısmının ödenmesi için çek keşide ettiğini, davacı şirketin 03.09.2015 tarihinde kurulduğunu, ticari ilişkinin 2016 yılından itibaren davacı şirket üzerinden devam ettiğini, davacı şirketin yetkilisi ve kurucusu ...'nin, şahsı adına yaptığı alımlardan kaynaklı olan borçlarının ödenmesi için davacı şirketi adına Türkiye ... Bankası Kaleiçi / Denizli Şubesi TR... numaralı hesabından verilen ... çek numaralı 06.01.2017 keşide tarihli 35.000-TL bedelli ... çek numaralı 20.01.2017 keşide tarihli 25.000-TL bedelli ... çek numaralı 11.02.2017 keşide tarihli 25.000-TL bedelli çekleri müvekkilini lehtar kılarak keşide ettiğini, 2016 yılından itibaren ... adına basılan çek olmadığından cari borçlarının ödenmesi için şirketi adına düzenlediği çekleri kullandığını, ancak bu çeklerin de karşılıksız çıktığını, müvekkilinin gerek davacı şirkete gerekse, davacının yetkilisi ...'ye yapmış oluğu satışların ihraç kaydı ile USD üzerinden gerçekleştiğini, USD üzerinden yapılan satışlarda faturanın düzenlendiği tarihteki döviz cinsinden alacak tutarı ve döviz kurunun faturalarda belirtildiğini, cari ilişkide TL'nin USD karşısındaki değer kaybının her ayın sonuncu günü TCMB kuru baz alınarak "Kur Farkı Geliri (USD)" ; TL'nin USD karşısındaki değer artışının da yine aynı şekilde TCMB kuru baz alınarak "Kur farkı Gideri (USD)" olarak kayıtlarda gösterildiğini, bunun yanında müvekkilinin gerek davacıya gerekse davacının yetkilisi olan ...'ye ihraç kaydı ile satış yaptığından davacı şirket ve yetkilisinin müvekkilinden almış oldukları malların dış satımına ilişkin gümrük beyanamelerini, sevk irsaliyelerini, fatura ve beyanları müvekkilinin bağlı olduğu Karaman Mal Müdürlüğü'ne teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin mal teslim borcunu ifa ettiği ticari kayıt ve defterleri ile belirli olduğu kadar, Karamanlı Mal Müdürlüğü kayıtları ile de sabit iken; davacının gerek şirket tüzel kişiliğine gerekse yetkilisi ...'nin şahsına yapılan teslimatları inkar ederek kötü niyetle çeklerin bedelsiz olduğunu iddia ettiğini, satıma konu malları teslim almış olmalarına rağmen iş bedelin ödenmesine gelince şirket adına mal teslimi yapılamadığını iddia ederek kötü niyetle dava açtıklarını beyanla haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; daha önce aynı çeklere dayanılarak Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin yetkilisi olduğu ... San.ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine takip başlatıldığını, söz konusu takip dayanağı olan çeklerden dolayı borçlarının olmadığına dair Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını, bu davanın halen derdest olduğunu, davacının aynı çeklerden kaynaklanan alacağı için bu defa Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız takip yaptığını ve müvekkilinin itirazı üzerine bu takibin durduğunu, davacının aynı belgelerle önce müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket aleyhine takip başlatıldığını ve takiple ilgili menfi tespit davası derdest iken, bu defa çeklere dayanarak başlattığı takibin asıl ve ferileri ile birlikte toplam üzerinden şahsi olarak müvekkili aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, müvekkilinin itirazı üzerine takip durdurulduğu için de itirazın iptali talebi ile bu davayı açtığını belirterek davanın öncelikle derdestlik dava şartı sebebi ile usul yönünden olmak üzere ve esas yönünden de davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Asıl dava yönünden; dosyada mevcut SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen kök ve ek rapor denetime açık ve diğer mevcut her iki raporu da denetleyerek hükme esas almaya elverişli kabul edilmekle, her iki taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, çeklerde davacı şirketin keşideci, davalı şirketin ise lehtar ve ciranta konumunda olduğu ve çeklerin toplam miktarının 85.000,00 TL olduğu, çeklerde davacı şirket yetkilisi ... ile ilgili bir kaydın bulunmadığı, çeklerin davacı defterlerine kayıt tarihinden sonra davacı şirkete yapılmış mal teslimine dair davacı defterlerinde bir katyıt olmadığı, ayrıca davacı defterlerinde davalı tarafından davacı şirket adına düzenlemiş herhangi bir faturanın da bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu çekleri davacı şirket yetkilisi ... ile olan ticari ilişki kapsamında davacı şirketten aldığı ve bu kapsamda hem davacı şirkete hem de davacı şirket yetkilisi ...'e mal teslim ettiği hususunun dosya kapsamında usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı bu nedenle davacı tarafça verilen çeklerin bedelsiz kaldığının yazılı delil olan ticari defter kayıtları sabit olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne ve davacının Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının dayanağı olan; ... Kaleiçi şubesine ait 06.01.2017 keşide tarihli, ... seri nolu, 35.000,00-TL bedelli; 20.01.2017 keşide tarihli, ... seri nolu, 25.000,00-TL bedelli ve 11.02.2017 keşide tarihli, ... seri nolu 25.000.00-TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. İİK 72/5 maddesinde "borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olamaz. " hükmü düzenlenmiştir. Ancak kötüniyet tazminatı yönünden 2004 sayılı İİK' nun 72/5 maddesi uyarınca, menfi tespit davası açan borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da zorunludur. Bir başka deyişle, takibin kötü niyetle yapıldığının iddia ve ispat edilememesi halinde, sadece takibin haksız olması nedeniyle borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi olanaklı değildir. İcra takibinde bulunan alacaklının da kötü niyetli olup olmadığının somut olaya özgü olarak değerlendirilmesi gerekir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Davacı tarafça davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, Birleşen dava yönünden; dosyada mevcut SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen kök ve ek rapor denetime açık ve diğer mevcut her iki raporu da denetleyerek hükme esas almaya elverişli kabul edilmekle, her iki taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, çeklerde davacı şirketin keşideci, davalı şirketin ise lehtar ve ciranta konumunda olduğu ve çeklerin toplam miktarının 85.000,00 TL olduğu, çeklerde davacı şirket yetkilisi ... ile ilgili bir kaydın bulunmadığı, davalı tarafça düzenlenmiş faturaların üzerine her ne kadar döviz kuru ve fatura döviz tutarı yazılmış ise de faturaların davalı defterlerinde TL olarak kayıt altına alındığı, taraflar arasında kur farkı faturasının bulunmadığı, davalı tarafça düzenlenen kur farkı işlemine dair her iki tarafın mutabık olduğuna dair dosyada biz sözleşme veya yazılı bir belge bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı istenebileceğine dair bir uygulama ya da teamül bulunmadığı kanaatiyle davacının kur farkına ilişkin alacağına dair itirazın iptali davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi gereğince borçlunun itirazın haksız olması halinde alacaklı lehine, alacaklının takibinin haksız ve kötüniyetli olması halinde borçlu lehine diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edilir. Bu hüküm uyarınca, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce ince icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 258). Somut olayda davacının alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine giriştiği , ancak iddiasını kanıtlayamadığı için itirazın iptali isteminin reddedildiği sabit olup takibi "kötüniyetli" olarak yaptığı kabul edilemeyeceğinden, tazminatla sorumlu tutulmamış ve bu yöndeki talebin de reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dosyada davacı ... Ltd. Şti. defteri üzerinden yapılan değerlendirme sonucu bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... havale tarihli raporda asıl dava konusu çekler nedeni ile davacının müvekkiline borçlu olmadığının bildirildiğini, bu incelemede müvekkiline ait defterler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi birleşen dosya yönünden bir değerledirmenin de raporda yer almadığını, müvekkilinin defterleri üzerinde bilirkişi ... KİP tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen ... tarihli kök raporda kur farkı gözetilmeksizin müvekkilinin alacağının 63.073,96-TL olduğunun bildirildiğini, rapora itiraz edilmesi sonucu aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda kur farkı alacakları dikkate alındığında müvekkilinin alacağının 131.420,41-TL olduğunun bildirildiğini, bu raporda ise birleşen dosya davalısı ...'nin defterlerinin incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda ise yine birleşen dosyada davalı ...'nin defter ve kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmaksızın ve müvekkilinin kayıtları da dikkate alınmaksızın sadece davacı ... Ltd. Şti'nin kayıtları esas alınarak inceleme yapıldığını ve çeklerin bedelsiz olduğunun, kur farkı alacağının da oluşmadığının bildirildiğini, ticari deflerlerin hangi koşullarda delil olacağının HMK 222. maddede belirtildiğini, buna göre defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş olması, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olması, defter ve kayıtların birbirini doğrulaması gerektiğini, ticari defterin sahibinin lehine delil vasfı taşıyabilmesi içinse diğer tarafın defterlerinin de usulüne uygun tutulmuş olması ve karşılıklı kayıtların birbirlerine aykırı olmaması gerektiğini, HMK 222/1 gereği Mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğini, davacının kanuna uygun tutulduğu anlaşılan ticari defterlerinde dava ettiği alacağının kayıtlı bulunduğu anlaşılmış ise de bu kayıtların davacı lehine delil olarak kabulü için davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi ve Mahkemece davalının ticari defterlerinin ibrazının istenilmesi gerektiğini, maddenin yazılış şekline göre tarafların delil olarak dayanmasa da tarafları tacir bulunan davada her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davada müvekkilinin defterlerinin bulunduğu yerin süresi içinde mahkemeye bildirildiğini, Mahkemece bilirkişiye tarafların defterleri incelenerek uyuşmazlık konusu hakkında rapor verilmesi istenilmiş ise de, ibraz edilen raporda incelemenin sadece asıl davada davacının defter ve kayıtları üzerinden yapıldığını, birleşen dosyada davalı ...'nin ve müvekkilinin defter ve kayıtlarının incelenmediğinin anlaşıldığını, her iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesinin yasal zorunluk olduğunu, bu gerekliliği yerine getirmeyen raporun meseleyi aydınlatmasının, hukuki sorunun çözümünde mahkemeye ışık tutmasının mümkün olmadığını, her iki tarafın da defterlerinin incelenmesinde yasal zorunlukluk bulunmasına rağmen birleşen davada davalı ...'nin ticari defterlerinin hiçbir bilirkişi tarafından incelenmediğini, gerek hükme esas alınan bilirkişi ... tarafından düzenlenen, gerekse bu raporda atıf yapılan bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporlarda sadece davacının defterlerinin incelenerek birleşen dosyada davalı ...'nin defterlerinin incelemeye konu edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bu kayıtlarla müvekkilinin de defter ve kayıtlarının birlikte incelenmemesinin de yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin defter ve kayıtları ile birleşen dosyada davalının defter ve kayıtlarının getirtilerek birlikte inceleme yapılmasının hukuki sorunun çözümünde elzem olduğunu, Mahkemenin kur farkı alacağı yönünden değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle müvekkilinin yanlar adına düzenlediği faturaların ihraç kayıtlı olduğunu, malın döviz cinsinden birim fiyatının fatura düzenleme tarihindeki TCMB kuruna göre karşılığının VUK hükümlerine uygun olarak faturalara derç edildiğini ve bu faturaların ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ya da sonrasında itiraz edilmeden kendi defterlerinde kayıt altına alındıklarını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre taraflar arasında ticari ilişkinin döviz üzerinden yapıldığı durumlarda kur farkı alacağı doğacağının belirtildiğini, kur farkı alacağına yönelik fatura tanzim edilip edilmediğinin ise sadece mali bir konu olduğunu, kur farkı alacağına ilişkin faturanın tahsil anında düzenlenmesinin de mali açıdan caiz olduğunu, ayrıca birleşen dosyaya 05.07.2018 tarihinde ibraz ettikleri cevaba cevap dilekçesinde izah edildiği üzere birleşen dosyada davalı ...'nin döviz cinsinden olan borcuna mukabil olarak ... Bankası Bayramyeri Şubesi ... IBAN hesabından verilen ... numaralı 31.10.2015 vadeli 10.000,00-USD bedelli, ... numaralı 11.09.2015 vadeli 13.000,00-USD bedelli, ... numaralı 21,08,2015 vadeli 13.000,00-USD bedelli, ... numaralı 01.08.2015 vadeli 19.000,00-USD bedelli çekleri keşide ederek müvekkiline verdiğini, yine birleşen dosyaya 30.05.2018 tarihinde ibraz ettikleri delil dilekçesine ekli olarak sundukları faturaların BA-BS beyanları, gümrük şehadetnameleri ve çek görüntülerine göre taraflar arasındaki ticaretin yabancı para cinsi üzerinden yapıldığı kanıtlanmış iken kur farkı faturası düzenlenmediğinden bahisle müvekkilinin kur farkı alacaklarının yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin kur farkı alacağı konusunda tamamen hukuki değerlendirme niteliğinde olan bilirkişi raporuna bağlı kalarak hüküm verdiğini, birleşen dosyada davalı ...'nin asıl dosyadaki davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olmasının birleşen dava dosyasındaki davalı ile asıl dava dosyasındaki davacı arasındaki organik bağı kurmak için tek başına yeterli olduğunu, dolayısı ile birleşen dosya davalısının borçlarını ödemek için kendisinin kurucusu, tek ortağı ve aynı zamanda yetkilisi olduğu şirketi üzerinden davaya konu çekleri keşide ettiğinin kabulünün gerektiğini, çünkü birleşen dosyada müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunun sundukları deliller ile sabit olduğunu, ticari ilişkide satıcı konumunda olan müvekkilinin henüz borcunu ödememiş olan davalının kurduğu şirketten avans olarak çek kabul etmesinin hiçbir mantıki izahının bulunmadığını, birleşen dosya davalısı ile asıl dosya davacısı arasındaki organik bağın, müvekkilinin her iki karşı yan ile kurduğu ilişkinin bir bütün olarak ele alınmasını zorunlu kılacağını, aksi tutumun tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanımı sonucunu doğuracağını, bunu da hukuk düzeninin kabul etmesinin mümkün olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan çeke dayalı menfi tespit istemine; birleşen dava ise, faturadan kaynaklı kur farkı alacağına dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında başlangıçta tarafların ticari defter ve kayıtları ayrı ayrı incelenmiş ise de bilirkişi ... tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl dava ve birleşen dava yönünde davacı ve davalıların tamamının ticari defter ve kayıtlarının ayrıntılı olarak değerlendirildiği, davalı - birleşen davacı şirket vekilinin hem asıl davanın davacısı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne hem de işbu şirketin yetkilisi olan birleşen dosya davalısı ...'nin şahsına satış yaptıklarını açıkça beyan ettiği, davalı - birleşen davacının ticari defterlerinde asıl davanın davacısı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile işbu şirketin yetkilisi olan birleşen dosya davalısı ... hesaplarının ayrı ayrı tutulduğu, asıl davaya konu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, çeklerde davacı şirketin keşideci, davalı - birleşen davacı şirketin ise lehtar ve ciranta konumunda olduğu, çeklerde davacı şirket yetkilisi ... ile ilgili bir kaydın bulunmadığı, davalı tarafın bizzat çeklerin ...'nin şahsı adına aldığı mal karşılığı verildiğini beyan ettiği, çeklerin davacı şirketin defterlerine kayıt tarihinden sonra davacı şirkete yapılmış mal teslimine dair davacının defterlerinde bir kayıt olmadığı gibi davalı tarafından davacı şirket adına düzenlemiş herhangi bir faturanın da bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu çekleri davacı şirket yetkilisi ... ile olan ticari ilişki kapsamında davacı şirketten aldığı ve bu kapsamda hem davacı şirkete hem de davacı şirket yetkilisi ...'ye mal teslim ettiği hususunun dosya kapsamında usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, bu nedenle davacı tarafça verilen çeklerin bedelsiz kaldığının yazılı delil olan ticari defter kayıtları ile sabit olduğu; birleşen dava yönünden ise düzenlenen faturaların Türk Lirası cinsinden düzenlendiği ve tarafların ticari defterlerinde de Türk Lirası cinsinden kayıtlı olduğu, asıl davaya konu çeklerde davalı ... ile ilgili bir kaydın bulunmadığı, faturaların üzerine her ne kadar USD kuru ve faturanın USD tutarı yazılmış ise de faturaların davalı defterlerinde TL olarak kayıt altına alındığı, davacı tarafça düzenlenmiş bir kur farkı faturasının da bulunmadığı, kur farkı uygulanacağına dair taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı gibi ticari ilişkide kur farkı istenebileceğine dair bir uygulama ya da teamülün de bulunmadığı, USD cinsinden düzenlenen çeklerin bulunmasının kur farkı uygulanacağı anlamına gelmeyeceği, döviz cinsinden düzenlenen işbu çek bedellerinin de ödenmiş olduğu, açıklanan sebeplerle Yerel Mahkemece davacı tarafın kur farkından kaynaklanan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı - birleşen davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin asıl dava ve birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 5.806,35 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 1.451,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.354,76 TL istinaf karar harcının asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... Maden San. Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından asıl davada davacı - birleşen davada davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 7-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/03/2026 ...