TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2024 NUMARASI : 2022/325 Esas, 2024/419 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1299 KARAR NO : 2025/1467 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2024 NUMARASI : 2022/325 Esas, 2024/419 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup, davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davalı yanca istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili özetle; taraflar arasında 10/05/2011 tarihli inşaat yapımı sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmenin yerine getirilebilmesi için davalıya toplamda 69.000,00 TL gönderdiğini, davalının sözleşme gereğini yerine getirmediğini, davalıya Gaziosmanpaşa 2. Noterliğinin 29.01.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmeye uyulmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği ve yapılan ödemenin iadesinin talep edildiği, ancak davalının ödenen bedeli iade etmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... esas sırası ile başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalının yapmayı üstlendiği işin yapılacağı parseller hakkında encümen kararı, meclis kararı ve buna dayanan mahkeme kararları bulunduğundan işlem yapılamayan parsellerden olduğu dolayısı ile davalının sözleşmeyle taahhüt ettiği işi yapmasının mümkün olmadığı, davalının ödemeyi aldıktan sonra sadece zemine beton döktüğünü, ödeme miktarı ile yapılan iş kıyaslandığında davalının ödemeyi iade etmesi gerektiğini belirterek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca işin teslim süresinin ruhsat alım tarihinden sonra 100 iş günü olduğu, ancak Pendik Belediyesine yaptıkları başvuru sonucunda işlemlerin uzadığını, ancak müvekkili tarafından inşaatın mimari, statik, mekanik vs işleri için masraflar yapıldığını, belediyeden alınan belgelere göre taşınmazın imarlı olduğunun belirlendiğini ve işin hızlanması için inşaata da başlandığını, ancak bazı arsa maliklerinin idare mahkemesinde dava açtıklarını ve imar planının iptaline karar verildiğini, Belediye tarafından iptal kararlarına binaen şuyulandırma işlemlerine başlanıldığının ve inşaat yaptıkları parsele imar verileceğinin bildirildiğini, davacılara ait parsel dışındaki çevre parsellerde de inşaatların yapıldığını, müvekkilinin dışında gelişen olaylar nedeniyle ruhsat alınmadığı, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, inşaata ilişkin alt yapının tamamlandığı ve betonun döküldüğünü, müvekkilinin bu işler için 41.430,00 TL harcadığını, taşınmazın devir ve tapu işlemlerinin müvekkili tarafından yapılmasına rağmen herhangi bir ücret alınmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 02.10.2018 tarihli karar ile; taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın sözleşmenin ifası bakımından imkansızlık bulunup bulunmadığı olduğu, davaya konu inşaatın yapılacağı parsele ilişkin olarak dava dışı kişilerce açılmış davalar bulunduğu, bu davaların bir kısmının kabulüne karar verildiği ve imar planının iptal edildiği görülmekle ifa imkansızlığının bulunduğunun kabul edildiği, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 17/02/2006 tarihli 2005/113 Esas ve 2006/191 Karar sayılı ilamı ile imar planının iptaline ilişkin davanın kabulüne karar verildiği, mahkeme ilamının 21/12/2010 tarihinde kesinleştiği, sözleşme tarihinin ise mahkemenin iptal kararının kesinleşme tarihinden bir yıl sonra olduğu, dolayısıyla sözleşme tarihi itibariyle taşınmaza ilişkin imar planının iptali edilmesi nedeniyle ruhsat alınamayacağı, bu durumun taraflarca ve özellikle basiretli bir tacir olduğu kabul edilmesi gereken yüklenici tarafından sözleşme öncesinde öngörülmesi gerektiği, çevre parsellerdeki iptale rağmen ruhsat alınabildiğinden bahisle davaya konu taşınmaz bakımından da ruhsat alınabileceğine ilişkin kanı ile hareket edildiğine ilişkin savunmaya davalının tacir olduğu da dikkate alındığında itibar edilmesinin mümkün olmadığı, başlangıçtaki hukuki imkansızlık söz konusu olduğundan, sözleşmenin başlangıçtaki hukuki imkansızlık nedeniyle geçersiz olduğu ve davalı yüklenicinin davacıdan aldığı edimleri iade etmesi gerektiği, davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı, ihtarnamenin davalıya 07/02/2014 tebliğ tarihi ile 16/04/2014 takip tarihi arasında işlemiş avans faizin 55.000,00 TL x 68gün x 11,75/36000 =1.220,69 TL olduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalının itirazın kısmen iptali ile takibin 55.000,00 TL asıl alacak ve 1.220,69 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine; fazlaya ilişkin taleplerin reddine; kabul edilen asıl alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; sözleşmenin 4.maddesi uyarınca işin süresi belediyeden ruhsat tarihi olup, davacının ihtarname tarihinde henüz işin süresinin başlamadığını, sözleşmeden dönmenin haksız olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin akdinden sonra teknik çalışma, projelendirme yaptığını, ruhsat için belediyeye başvurduğunu, belediye tarafından bazı parsel malikleri tarafından idare mahkemesine dava açılması nedeniyle belediye tarafından yapılacak yeni çalışma neticeleninceye kadar ruhsat verme işlemlerinin durdurulduğu, ruhsat alınamamasının kendisinden kaynaklanan sebeplerle olmadığından sözleşmeden dönmenin haksız olduğunu, bedelin geri istenmesinin kötü niyeti gösterdiğini, davacının bedel ödememek için ihtar gönderdiğini ve başka bir mimarla anlaşarak inşaat ruhsatını aldığını, işe başlanamaması veya gecikmesine neden olan hususların yükleniciden kaynaklanmaması halinde iş sahibinin ifa zamanından önce sözleşmeden dönemeyeceğini, Yargıtay 15.HD 11/12/1995 tarih 4948/7315 sayılı kararının emsal olduğunu, öncelikle davacının ruhsat için süre vermesi gerektiğini, süre sonunda feshedebileceğini, belediye tarafından imar verileceğinin söylemesi üzerine inşaata başlandığını ve inşaata ilişkin alt yapının tamamlandığı, betonun döküldüğünü, İstanbul Anadolu 5.Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/113 D.iş sayılı dosyada yapılan tespit ile yapılan işler için 41.430,00 TL harcadığının tespit edildiğini, bunun dışında mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin yapılmış olduğunu; bu işlerin 70.000,00 TL cıvarında olduğunu, müvekkili tarafından harcanan değer ve üretilen katma değerin 111.430,00 TL olduğunu; değişen durum sonrası belediyenin ruhsat verdiğini ve fabrika binasının kendisinin yaptığı drenaj ve radye temeller üzerine inşa edildiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, geçen süre içerisinde meydana gelen hukuki gelişmeler neticesinde ilgili belediye tarafından yeniden imar planı ve şuyulandırma işlemleri yapıldığını ve taşınmaz için imar durumu ve ruhsat tanzimi gerçekleştirilerek taşınmaz üzerine fabrika binasının inşaatı yapımına başlandığını, bilirkişilerce ortaya konulan sebep ve sonuçların değerinin kalmadığını, ek bilirkişi raporunda onaylanan ancak iptal edilen imar uygulamaları unun dışında mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin yapılmış olduğunu; bu işlerin 70.000,00 TL cıvarında olduğunu, müvekkili tarafından harcanan değer ve üretilen katma değerin 111.430,00 TL olduğunu; değişen durum sonrası belediyenin ruhsat verdiğini ve fabrika binasının kendisinin yaptığı drenaj ve radye temeller üzerine inşa edildiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, geçen süre içerisinde meydana gelen hukuki gelişmeler neticesinde ilgili belediye tarafından yeniden imar planı ve şuyulandırma işlemleri yapıldığını ve taşınmaz için imar durumu ve ruhsat tanzimi gerçekleştirilerek taşınmaz üzerine fabrika binasının inşaatı yapımına başlandığını, bilirkişilerce ortaya konulan sebep ve sonuçların değerinin kalmadığını, ek bilirkişi raporunda onaylanan ancak iptal edilen imar uygulamalarıparselasyon sürecinin devam ettiğinden söz edildiğini, bu nedenle uygulama imar planı sürecinin tamamlanmadığının tespit edildiğini, bu tespit bağlamında müvekkilimin ruhsat alımı ile ilgili ve alım sürecinde herhangi bir eksik, hata, hile, ihmal ve dahli bulunmadığından davacı mevcut sözleşmeyi haksız olarak fesih etme yoluna gittiğini, yüklenicinin şahsından kaynaklanan ve TBK.473. de sayılan nedensellikler gerçekleşmeden tek taraflı olarak feshinin mümkün olmadığını, arsa sahibinin teslimden önce sözleşmeden haksız olarak dönmüş olduğundan sözleşme uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği bedeli ödemek zorunda olduğunu, müvekkili tarafından yapılan drenaj ve radye temel işi nedeniyle 41.430,00 TL ve görülen görünmeyen hususlarda bakiye 3.570,00 TL'nin harcanmış olması nedeniyle arsa sahibinin müvekkilinden alacağı bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu projelerden dolayı piyasa ortalama ücreti üzerinden 70.000,00 TL proje bedeli alacağı bulunduğunu, arsa sahibinin haksız olarak sözleşmeden dönmesi ve müvekkilini zarara uğratması nedeniyle sözleşme uyarınca ödemeyi taahhüt etmiş olduğu 265.000,00 TL'yi ödemekle yükümlüğü olduğunu, ödenen 45.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 225.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, haksız fesih ve haksız dönme sebebiyle müvekkilinin sözleşme uyarınca yüklenmiş olduğu işin yapımını haksız olarak engellemiş olduğunu sözleşme uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği 265.000,00 TL'yi müspet zarara uğradığından ödemesi gerektiğini belirterek kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 22/03/2022 tarihli 2022/357 E ve 2022/558 K sayılı kararı ile, somut olayda taraflar arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince işlere başlanıldığı sırada idare mahkemesine davalar açılması sebebiyle inşaat için yapı ruhsatı verilmediğinin anlaşıldığı, bu durumun her iki taraf yönünden de sonradan meydana gelen objektif imkansızlık sonucunu doğurduğu, bu nedenle TBK'nın 136. maddesi gereğince tarafların birbirinden aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermesi gerektiği, bu kapsamda davacı yüklenicinin menfi zarar oluşturan giderlerini talep edebileceği, bu durumda mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle davalı tarafından yapılmış imalat varsa ve davacı için faydalı ise bu imalatların bedelinin tespit edilmesi, ayrıca projenin yüklenici tarafından yaptırıldığı ve bu projenin davacı tarafından kullanıldığı ileri sürüldüğünden bu hususun da araştırılarak davacının kullanmış olduğu proje varsa bedelinin tespit edilerek davacının ispat ettiği ödemeden mahsup edilerek sonuca gidilmesi gerektiği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece 30/05/2024 tarihli karar ile özetle,açılan davanın eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali talepli olduğu, davacının iş sahibi davalının ise yüklenici olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme çerçevesinde işlere başlanıldığında İdare Mahkemesine bir kısım davalar açılması nedeni ile inşaat için yapı ruhsatı verilemediği, bu durumun her iki taraf için de sonradan ortaya çıkan objektif imkansızlık sonucunu doğurduğu, bu sebeple, TBK'nın 136. maddesi gereğince tarafların birbirinden aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermesinin gerekeceği, bu doğrultuda davacı yüklenicinin menfi zarar oluşturan giderlerini talep edebileceği, mahkememizce teknik bilirkişilerce yerinde inceleme de yapılmak sureti kaldırma ilamı doğrultusunda keşif yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığı, tarafların üzerinde anlaşmış oldukları taşınmazda sonradan imar planı değişikli yapılmakla edimin objektif olarak sonradan imkansız hale geldiğinin dosya kapsamında sabit olduğu, 24/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı, ispatlanan bu ödemeden yapı denetim hizmeti dışı imar durumu alınmaksızın yapılan Proje Hizmet Bedeli olarak 40.000,00-TL'nin mahsup edilebileceği kabulü ile davacının 15.000,00 TL alacağı olabileceğinin rapor edildiği, davacının itirazında esasen davaya konu taşınmaz üzerinde şu an başkaca bir yapının bulunduğu, davalının yapmış olduğu imalatın davacı için faydalı olmadığı, davacının ispat ettiği ödeme olan 55.000,00-TL'den proje bedeli olan 40.000,00-TL'nin düşülmemesi gerektiği, zira davalının hazırlamış olduğu 40.000,00-TL değer biçilip davacı alacağından mahsubu istenen projenin davacı tarafından kullanılmadığının iddia edildiği, projenin dosyaya sunulduğu, mahkememizce de taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın ek rapor için önceki heyete tevdi edildiği, 15/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı vekilince 12/09/2023 tarihli dilekçe ekinde CD teslim edildiği tespit edilmiş olup, sunulan CD içerisinde davacı tarafın dava dışı yüklenici ile akdedilen sözleşme gereği hazırlanan mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin bulunduğu, dosyaya sunulan ek belgeler neticesinde, mimari projenin Mimar ..., Betonarme+Çelik Tadilat Projesinin İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlandığı ve kök raporda incelenen kapaksız, antetsiz, onaysız, imzasız, Çelik ve Betonarme Karma Taşıyıcı Sistem Projesi ile farklı olduğu, dolayısıyla davacının dava dışı yüklenici ile akdedilen sözleşmesi gereği kullanılan uygulama ve detay projesinin davalı tarafça sunulan projeler olmadığı kanaati oluştuğu, neticeten bilirkişilerce detaylı incelemesi yapılan projeler göz önünde alındığında, davacının davalı tarafından hazırlandığı beyan edilen projeler üzerinden fayda sağlamadığı, bu sebeple davacı tarafından yapılan ödemeden Proje Hizmet Bedeli olan 40.000,00-TL'nin mahsup edilmesine gerek olunmadığı, davacı iş sahibi tarafından yapılan ödemeler bakımından 55.000,00-TL'lik kısmın ispatlandığı, ödemeden herhangi bir tutarın mahsup edilmesine gerek olunmadığı davacının 55.000,00-TL davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı, çelişki barındırmayan 24/08/2023 tarihli kök ve 15/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporları gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olduğu belirtilerek açılan davanın 55.000,00-TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının mevcut yapıdan faydalanamamasına ilişkin ana gerekçe olarak gösterilen kolon filizi ve kiriş kısmının olmaması hususu yanlış değerlendirdiğini, müvekkil şirket tarafından hazırlanan projede, yapı çelik putreller ile yapılacak olup bu sistemde kolon filizi ve kirişe gerek bulunmadığını, çelik putrellerin birleştirilip zemine monte edilerek inşaat yapıldığını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/118 D İş sayılı dosyada yaptırılan tespitte drenaj ve radye temel işleri için 41.430 TL masraf yapıldığının tespit edildiğini, bunun dışında yukarıda arz edilen resmi işlemler, mimari, statik, mekanik, elektrik, zemin etüdü ve alt yapı masraflarının da 70.000,00 TL civarında olduğunu, dolayısıyla müvekkil tarafından iade edilmesi gereken bir tutar bulunmadığı gibi müvekkilinin aldığı ödemeden fazla masraf yaptığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. DEĞERLENDİRME Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı, taraflar arasındaki 10/05/2011 tarihli inşaat yapımı sözleşmesinin kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini ve fesih öncesinde yapılan ödemenin iadesi için icra takibi başlattıklarını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibin devamı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, feshin haksız olduğunu ayrıca alınan rakamdan daha fazla harcama yaptıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davaya konu edilen taşınmaza ilişkin olarak bilirkişi raporunda da bahsi geçen idare mahkemesinde görülen davalara ilişkin mahkeme ilamları incelendiğinde, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 18/03/2010 tarihli 2010/405-362 Esas ve Karar sayılı ilamı ile imar planının iptaline ilişkin davanın reddine karar verildiği, mahkeme ilamının 25/05/2010 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 17/02/2006 tarihli 2005/113 Esas ve 2006/191 Karar sayılı ilamı ile imar planının iptaline ilişkin davanın kabulüne karar verildiği, mahkeme ilamının 21/12/2010 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 04/11/2004 tarihli 2003/995 Esas ve 2004/1474 Karar sayılı ilamı ile imar planının iptaline karar verildiği, mahkeme ilamının 13/07/2010 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 2013/762 - 858 Esas ve Karar sayılı ilamı ile imar planının iptaline karar verildiği, dosyasından verilen karar karşı karar düzeltme yoluna gidildiğinden henüz kesinleşmediğinin bildirildiği, İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 31/05/2011 tarihli 2011/6-741 Esas sayılı ilamı ile davaya konu 1234 parsel sayılı taşınmaza ilişkin imar planının iptaline karar verildiği, mahkeme ilamının 21/10/2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 12/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sözleşmeye göre, Pendik Belediyesinden alınacak inşaat ruhsat tarihinin işin başlama tarihi olduğu, işin süresinin 100 iş günü olduğu, davalı tarafça yaptırılan tespite göre yaptığı işler için 41.430,00 TL harcandığı, Pendik Belediyesi tarafından verilen cevabi yazıya göre davaya konu parsellerin 1234 sayılı parselin tahsisi sonucu oluştuğu ve 1234 parsel sayılı taşınmaza ilişkin mahkeme kararı bulunması nedeniyle işlem yapılamadığı, davacı vekilince dava dilekçesinde bildirilen İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 2003/995 Esas ve 2004/1474 Karar sayılı ilamı ve yine aynı Mahkemenin 2005/113 Esas ve 2006/191 Karar sayılı ilamı ile davaya konu parsele ilişkin imar planının iptaline karar verildiği, davacı tarafça toplam 65.000,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca dava dışı ... adına da 4.000,00 TL ödeme yapıldığı, ... ada 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak imar planı çalışmalarının devam ettiği, bu sebeple de inşaat ruhsatlarının verilmediği, davaya konu sözleşmenin istisna sözleşmesi niteliğinde bir inşaat sözleşmesi olduğu, taraflar arasındaki sözleşme tarihinden önceki tarihi taşıyan İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 2003/995 Esas ve 2004/1474 Karar sayılı ilamı ve yine aynı Mahkemenin 2005/113 Esas ve 2006/191 Karar sayılı ilamı ile davacıların hissedar olduğu parseller yönünden iptaline karar verilmiş olduğu, sözleşme tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz üzerinde fabrika inşaatı yapılabilmesi için yapı ruhsatı alınabilmesinin imkansız olduğu ve imkansızlığın halen devam ettiği, objektif imkansızlık nedeniyle davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle batıl olduğu, dolayısıyla da iş sahibinin yükleniciye yaptığı tüm ödemelerin iadesi gerektiği, buna göre davacı şirketin davalıya banka havalesi ile 45.000,00 TL ödeme yaptığı, dava dışı ...'a yapılan ödemenin eldeki davaya konu sözleşme için davalı adına yapıldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, davacı tarafça ödemeye ilişkin sunulan 10.000,00 TL ve iki adet 5000,00 TL bedelli çeklerin ödenip ödenmediğinin dosya kapsamından anlaşılmadığından bahisle ödendiği anlaşılan 45.000,00 TL'nin iadesi gerektiği ve davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihine göre belirlenen temerrüd tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerektiği kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. 05/10/2017 tarihli ek raporda özetle; kök rapordaki tespitlere ek olarak davacı tarafça, dava dışı ...'a yapılan ödeme dışında davalıya yapılan ödemenin 65.000,00 TL olduğu, davalı tarafça yapılan imalatlara davacının rızasının olabileceği, itirazlar sırasında sunulan Pendik Belediyesi'nin cevabi yazılarına göre taşınmaza ilişkin olarak onaylanan ve akabinde iptal edilen ve yeniden onaylanarak iptal edilen imar planlarının bulunduğu ve uygulama imar planı sürecinin henüz tamamlanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 29/01/2014 tarihinde feshedildiği, davalı tarafça inşaat yapılan parsellere ilişkin sunulan belgelerin incelenmesinde söz konusu parsellerin davaya konu parsel ile aynı mahalle içerisinde yer aldığı ancak aynı ada içerisinde yer almadığı ve kök rapordaki kanaatlerini değiştirir bir durum olmadığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetinde yer alan hukukçu bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12/12/2017 tarihli ayrık ek raporda özetle; Pendik Belediye Başkanlığı'ndan alınan cevabi yazıda belirtildiği üzere taşınmaza ilişkin yapı ruhsatı verilemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 10/05/2011 tarihinde yapıldığını, davaya konu sözleşmeye ilişkin olarak ilk bakışta geçici objektif imkansızlık varmış gibi göründüğünü, ancak ortalama bir alacaklıdan edimi bekleme sabrını göstermesinin artık beklenemeyeceği noktada sürekli objektif imkansızlık bulunduğunun kabulü gerektiğini ve 01/07/2016 tarihi itibariyle dahi imar sorununun henüz çözümlenmediğini, dolayısıyla olayımızda da sürekli objektif imkansızlık bulunduğunu, bu nedenle TBK 136.maddesi uyarınca davalının iş görme borcundan kurtulduğu, ancak davacıdan aldığı karşı edimi iade etmek zorunda olduğunu, başlangıçtaki ifa imkansızlığı da olsa sonradan doğan ifa imkansızlığı da olsa davalının davacıdan aldığı karşı edimi iade etmek zorunda olduğu, her ne kadar başkaca parsellere yapı ruhsatı verildiği ve bu nedenle davaya konu taşınmaz bakımından da yapı ruhsatı verilme ihtimalinin bulunduğundan bahisle imkansızlığın oluşmadığı iddia edilmesine rağmen, eldeki veriler dikkate alındığında imkansızlığın oluştuğu, kök raporda belirtildiği üzere davalıya 45.000,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca davacı tarafça 5.000,00'ern TL bedelli iki adet çeke ilişkin ödeme belgesinin de sunulduğu, bu hali ile toplam ödemenin 55.000,00 TL olduğu, davalı tarafın yaptığı inşaat çalışmalarının davalıya alacak hakkı vermediği, davalı adına gönderilen ihtarnamenin 30/01/2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle de istenebilecek işlemiş faizin 1.115,44 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 24/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; dava dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/10/2018 tarih, 2014/1215 Esas, 2018/950 sayılı kararında; "Davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının itirazın kısmen iptali ile takibin 55.000,00 TL asıl alacağın davalıdan tahsiline" karar verildiği, davalının İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/113 D. iş sayılı dosyada davalı tarafından yapılan işler için hesap edilen 41.430,00 TL harcamada, davalının yapmış olduğu imalatın, davacı tarafından üçüncü kişilere yaptırılan imalat aşamasında yıkımının tespiti ile faydalı olmadığı ve davacının ispat ettiği ödemeden mahsup edilmesine gerek olunmadığı, davacının dava dışı başka bir yüklenici ile akdedilen sözleşme maddesinde belirtildiği üzere uygulama ve detay projesi vereceğinin tespiti, projelerinin kullanıldığını kanıtlayacak somut bir delil olmamakla beraber, dava konusu olan davalı tarafça sunulan mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin olabileceği kanaati oluştuğu; 05/10/2017 tarihli bilirkişi teknik ek raporunda, ‘‘Yapı Denetim Hizmeti dışı imar durumu alınmaksızın yapılan Proje Hizmet Bedeli olarak 40.000,00 TL’’ hesaplanmış olup, davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı, ödemeden 40.000,00 TL’nin mahsup edilebileceği, sonuçta davacının 15.000,00 TL alacağı olabileceği, bu durumda davalı tarafından İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 15.000 TL asıl alacak ve 338,18 TL faiz üzerinden devamına karar verilebileceği, icra ve inkâr tazminatına yönelik takdirin mahkemeye ait olduğu kanaati bildirilmiştir. 15/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı tarafın 12.09.2023 tarihli dilekçe ekinde CD teslim edildiği tespit edilmiş olup, sunulan CD içerisinde Davacı tarafın dava dışı yüklenici ile akdedilen sözleşme gereği hazırlanan mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin bulunduğu, Taraflar arasında bu konu ile itiraz bulunmadığı sebebiyle, kök raporda taraflarınca; "Davalının İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/113 D. iş sayılı dosyada Davalı tarafından yapılan işler için hesap edilen 41.430,00 TL harcamada; Davalı tarafından yapılmış imalatın, Davacı için faydalı olmadığı ve Davacının ispat ettiği ödemeden mahsup edilmesine gerek olunmadığı," ifadeleri ile kanaat edildiği, Davacı Vekilinin Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesinde; "Davalının hazırladığını iddia ettiği proje ile dava dışı yüklenici firma tarafından hazırlanan ve uygulanan projenin farklı olduğunu ispat açısından, 12.10.2017 tarihli sözleşmesi neticesinde dava dışı yüklenici firma tarafından hazırlanan proje, Sayın Mahkeme’ye sunulacaktır. Dava dışı yüklenici firma tarafından hazırlanan proje incelendiğinde de, davalının hazırladığını iddia ettiği proje ile dava dışı yüklenicinin hazırladığı projenin farklı olduğu anlaşılacaktır. Kaldı ki, davalı tarafından davacı müvekkilime herhangi bir proje hazırlanıp sunulmamıştır. Tarafımızca hiç görülmemiş ve tarafımıza sunulmamış bir projenin kullanıldığı iddiası üzerinden 40.000,00 TL mahsup işlemi yapılmasını kabul etmediğimizi," şeklinde itiraz edildiği, taraflarınca kök raporda nihai karar mahkemeye ait olup, Davacının dava dışı başka bir yüklenici ile akdedilen sözleşme maddesinde belirtiği üzere uygulama ve detay projesi vereceğinin tespiti ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1215 Esas sayılı dosyasına sunulan 5.10.2017 tarihli Ek Raporunda tespit edilen Proje Hizmet Bedelinin 40.000,00TL olduğu göz önünde tutularak, Dava konusu olan Davalı tarafça sunulan mimari, statik, elektrik ve zemin etüdü projelerinin kullanıldığını kanıtlayacak somut bir delil olmamakla beraber Davacı tarafın projeler üzerinden fayda sağlamış olabileceği," kanaati oluşmuşsa da, Dosyaya sunulan ek belgeler neticesinde; Mimari projenin Mimar ..., Betonarme+Çelik Tadilat Projesinin İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlandığı ve kök raporda incelenen kapaksız, antetsiz, onaysız, imzasız, Çelik ve Betonarme Karma Taşıyıcı Sistem Projesi ile farklı olduğu, Dolayısıyla Davacının dava dışı yüklenici ile akdedilen sözleşmesi gereği kullanılan uygulama ve detay projesinin Davalı tarafça sunulan projeler olmadığı kanaati oluştuğu, Sonuç olarak detaylı incelemesi yapılan projeler göz önünde tutularak, davacının davalı tarafından hazırlandığı beyan edilen projeler üzerinden fayda sağlamadığı kanaati ile davacı tarafından yapılan ödemeden Proje Hizmet Bedeli olan 40.000,00TL tutarın mahsup edilmesine gerek olunmadığı, dava dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/10/2018 tarih, 2014/1215 Esas, 2018/950 sayılı kararında; "Davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının itirazın kısmen iptali ile takibin 55.000,00 TL asıl alacağın davalıdan tahsiline" karar verildiği tespit edildiği, dosyaya sunulan fotoğraflar, belgeler, raporlar ve sunulan ek projeler incelendiğinde; davalının İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/113 D. iş sayılı dosyada davalı tarafından yapılan işler için hesap edilen 41.430,00 TL harcamanın; Davalının yapmış olduğu imalatın, Davacı tarafından üçüncü kişilere yaptırılan imalat aşamasında yıkımının tespiti ile faydalı olmadığı ve davacının ispat ettiği ödemeden mahsup edilmesine gerek olunmadığı, detaylı incelemesi yapılan projeler göz önünde tutularak, davacının davalı tarafından hazırlandığı beyan edilen projeler üzerinden fayda sağlamadığı kanaati ile Davacı tarafından yapılan ödemeden proje hizmet bedeli olan 40.000,00TL tutarın mahsup edilmesine gerek olunmadığı, Kök rapor ve ek rapor arasındaki görüş farklılığının itiraz üzerine sunulan projelerin incelenmesinden kaynaklandığı, bu haliyle iki rapor arasında çelişki bulunmadığı, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, bu bilirkişi raporu’ndaki görüşleri, takdir ve her türlü nihai kanaat ile hüküm tesisi keyfiyeti sayın mahkemeye ait olmak üzere, aşağıdaki şekilde teşekkül ettiği, 1- Dava dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/10/2018 tarih, 2014/1215 Esas, 2018/950 sayılı kararında; "Davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının itirazın kısmen iptali ile takibin 55.000,00 TL asıl alacağın davalıdan tahsiline" karar verildiği, 2- Davalının İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/113 D. iş sayılı dosyada Davalı tarafından yapılan işler için hesap edilen 41.430,00 TL harcamada; Davalının yapmış olduğu imalatın, Davacı tarafından üçüncü kişilere yaptırılan imalat aşamasında yıkımının tespiti ile faydalı olmadığı ve Davacının ispat ettiği ödemeden mahsup edilmesine gerek olunmadığı, 3- Dosyaya ek olarak sunulan projelerin detaylı incelemesi göz önünde tutularak, Davacının Davalı tarafından hazırlandığı beyan edilen projeler üzerinden fayda sağlamadığı kanaati ile Davacı tarafından yapılan ödemeden Proje Hizmet Bedeli olan 40.000,00TL tutarın mahsup edilmesine gerek olunmadığı, 4- Davacı tarafça yapılan ödemeler bakımından 55.000,00 TL'lik kısmın ispatlandığı ödemeden herhangi bir tutarın mahsup edilmesine gerek olunmadığı sonucunda, Davacının 55.000,00 TL alacağı olabileceği, 5- Kök rapor ve sunulan rapor arasındaki farkın itiraz üzerine dosyaya sunulan belge ve bilgilerin incelenmesi ile ortaya çıktığı, dolayısıyla özünde kök ve ek rapor arasında çelişki bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı ile davalı istinafı ele alındığında; Davalı taraf bilirkişi raporuna itirazda ve istinaf dilekçesinde "... davacının mevcut yapıdan faydalanamamasına ilişkin ana gerekçe olarak gösterilen kolon filizi ve kiriş kısmının olmaması hususu yanlış değerlendirdiğini, müvekkil şirket tarafından hazırlanan projede, yapı çelik putreller ile yapılacak olup bu sistemde kolon filizi ve kirişe gerek bulunmadığını, çelik putrellerin birleştirilip zemine monte edilerek inşaat yapıldığını..." ileri sürmüştür. Davalı tarafından hazırlatılan projeler kapsamında işin yapılacağı alanda beton döküldüğü hususu sabit olmakla beraber, söz konusu işin maliyeti hesaplanarak davacı alacağından düşülmediği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde "...davacının dava dışı yüklenici ile akdedilen sözleşmesi gereği kullanılan uygulama ve detay projesinin davalı tarafça sunulan projeler olmadığı kanaati oluştuğu, neticeten bilirkişilerce detaylı incelemesi yapılan projeler göz önünde alındığında, davacının davalı tarafından hazırlandığı beyan edilen projeler üzerinden fayda sağlamadığı..." gerekçesiyle mahsup işlemi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise, bilirkişi raporuna itirazda ve istinaf dilekçesinde "... davacının mevcut yapıdan faydalanamamasına ilişkin ana gerekçe olarak gösterilen kolon filizi ve kiriş kısmının olmaması hususu yanlış değerlendirdiğini, müvekkil şirket tarafından hazırlanan projede, yapı çelik putreller ile yapılacak olup bu sistemde kolon filizi ve kirişe gerek bulunmadığını, çelik putrellerin birleştirilip zemine monte edilerek inşaat yapıldığını..." ileri sürmüştür. Mahkemece, davalının söz konusu iddiası hakkında bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında, mahkemece bilirkişi ek raporu ya da yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle, taraflar arasında imzalanan 10/05/2011 tarihli inşaat yapımı sözleşmesi ve bu sözleşme çerçevesinde hazırlatılan projelere göre inşaatın çelik putreller ile yapılacak olup olmadığı, şayet inşaatın çelik putreller ile yapılacağının anlaşılması halinde bu sistemde kolon filizi ve kirişine gerek bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak davacının yapılan işten fayda sağlayıp sağlamadığının fesihten sonra 3.kişiyle yapılan yeni sözleşme ve projeye göre değil, taraflar arasında imzalanan 10.5.2021 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye göre düzenlenen proje dikkate alınarak değerlendirme yapılması için mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, davalının istinafı bu nedenle yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/05/2024 tarih, 2022/325 Esas, 2024/419 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.