T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/881 Esas KARAR NO: 2026/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI: 2021/289 Esas, 2022/121 Karar DAVANIN KONUSU: SİGORTA (Hayat Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/881 Esas KARAR NO: 2026/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI: 2021/289 Esas, 2022/121 Karar DAVANIN KONUSU: SİGORTA (Hayat Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi sigortalı .....'nın .......Bankası........Şubesi'nden kullandığı 4 ayrı ticari krediye karşılık davalı nezdinde 50.000,00 TL vefat teminatlı poliçe tanzim edildiğini, sigortalının .../04/2020 tarihinde vefat ettiğini, davalı şirketin, sigortalının sağlığına ilişkin bilgileri saklayarak yüksek tansiyon hastası olduğu halde bu hususu bildirmediği gerekçesi ile ödeme talebini reddettiğini, her ne kadar davalı tarafından ........ Devlet Hastanesinin 13.09.2018-13.09.2021 dönemini kapsayan elektronik raporunda gözüken hipertansiyon tanısı esas alınmış ise de, mevcut durumun iddia edildiği gibi olmadığını, zira sigortalının herhangi bir yüksek tansiyon ilacı kullandığı bilgisi bulunmadığı gibi gerek ... Sağlık Ocağı gerekse.... Üniversitesi ...... Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan tahlillerde sigortalıya bu yönde bir tanı konulmadığını belirterek poliçe bedelinin davalıya yapılan başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile müvekkillerine ödenmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisinin müvekkili nezdinde ...............Yıllık Hayat Sigorta poliçesinin bulunduğunu, bu poliçenin iddia edildiği gibi kredi bağlantılı bir poliçe olmadığını, sigortalının vefatı üzerine yapılan inceleme neticesinde sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kolesterol yüksekliği ve tansiyon hastalıkları mevcut olduğu tespit edildiğinden ve beyan edilmeyen hastalıklar teminat kapsamında olmadığından tazminat talebinin müvekkilince reddedildiğini, sigortalının bu şekilde beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle TTK'nun 1439/2 maddesi gereğince müvekkili şirketin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, bu madde uyarınca beyan edilmeyen hususun rizikonun gerçekleşmesine etki etmesinin yeterli görüldüğünü, kabul anlamına gelmemek üzere, talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin de kabulü mümkün olmadığından reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; somut olayda sigortalının hastalığı ile ölüm rizikosu arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından davacılar murisinin hak sahiplerinin poliçe kapsamında vefat teminatı talep etme haklarının bulunduğu gerekçesine istinaden poliçe teminat tutarı olan 50.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 23.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak veraset ilamında ki payları oranında davacılara ödenmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıların murisi olan sigortalının sigorta öncesinden gelen kolesterol yüksekliği ve tansiyon hastalıklarını bildirmeyerek beyan yükümlüğüne aykırı davrandığını, hiperkolerterolemi, hiperlipidemi rahatsızlığının ilaç tedavisi ile düzelebileceği, poliçe tanzim aşamasında da düzelmiş olabileceği şeklindeki bilirkişi değerlendirmesinin hem tahmine dayalı olduğunu hem de sigortalının sigorta öncesindeki hastalıkları ile ilgili beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçeğini değiştirmediğini, sigortalının TTK'nun 1435. maddesi uyarınca poliçe kurulurken bildiği/bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, sağlığı ile ilgili kendisine yöneltilen sorulara "hayır" cevabını veren sigortalının kasten beyan yükümlüğüne aykırı davrandığını, bu durumda sigorta bedelinin ödenebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda illiyet bağı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, sadece ölüm belgesi ile sigortalının ölüm sebebi ortaya konamayacağından bu kapsamda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, sigortalının sigorta öncesinden gelen kolesterol yüksekliği ve tansiyon hastalıkları ile vefatı arasındaki bağlantı tespit edilmediği gibi bu yöndeki itirazlarının da dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olup sigortalı da tüketici olduğundan kabul anlamına gelmemek üzere yasal faiz yerine avans faizi uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasçıların miras payları oranında teminata hak kazandığı tespitinin, hayat sigortalarında mirasçıların eşit hak sahibi olmasına ilişkin TTK'nun 1494. maddesine açıkça aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hayat sigorta poliçesi kapsamında vefat tazminat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketi nezdinde, davacıların murisi.....'nın sigortalı, ............ Şti.'nin sigorta ettiren olduğu 10/02/2020-10/02/2021 tarihleri arasında geçerli .........Yıllık Hayat Sigorta Poliçesi akdedildiği, lehdarların kanuni varisler olarak gösterildiği, sigortalının 26/04/2020 tarihinde vefat ettiği, davacıların vefat teminat bedelinin ödenmesi talebinin davalı tarafından reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.Tarafların sıfatı, davanın niteliği ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun nedeniyle öncelikle ve resen mahkemenin görevi ile ilgili dava şartının değerlendirilmesi gerekmektedir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." düzenlemesine yer verilmiş ve ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir. Somut olayda, sigortalının vefat etmesi sebebiyle poliçede lehdar olarak gösterilen mirasçıları tarafından davalı sigorta şirketinden poliçe kapsamında vefat teminat bedelinin ödenmesi talep edilmiş olup buna göre sigortalının tüketici, sigorta sözleşmesinin ise tüketici işlemi olduğu gözetilerek açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında tüketici işleminden kaynaklanması sebebiyle uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esası hakkında inceleme yapılıp karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlıkta görevli mahkeme tüketici mahkemesi olmasına rağmen görevli olmayan mahkemece karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden, sair istinaf nedenleri ve esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2022/.. Karar sayılı ve.../02/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-a)Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, b)6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca karar verildiği anda kesin olduğundan kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, c)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, d)6100 sayılı HMK'nun 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, e)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, f)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 121,88 TL harcın talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-İstinaf harç ve yargılama giderlerinin yeniden verilecek hükümde dikkate ALINMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026