(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/8281 E. , 2011/5899 K. "" MAHKEMESİ : İCRA MAHKEMESİ Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanıklar ... ve ...'in ayrı ayrı İİK.nun 337/a maddesi uyarınca üç ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık müdafileri tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖ…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/8281 E. , 2011/5899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İCRA MAHKEMESİ Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanıklar ... ve ...'in ayrı ayrı İİK.nun 337/a maddesi uyarınca üç ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık müdafileri tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Mahkemenin 03.02.2010 tarihli kararının Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6.maddelerine aykırı olarak temyiz mercii ve süresi belirtilmediği gibi, çıkarılan tebligatın bu hususları da içermemesi nedeniyle sanığa gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğunun kabulünün gerekmesi karşısında, sanıklar müdafiinin 15/02/2010 tarihli temyiz istemi süresinde olduğu kabul edilerek, yapılan temyiz incelemesi sonunda; İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesindeki mükellefiyet münhasıran tacirler için öngörülmüş olup, ticaret sicil memurluğuna kayıtlı gerçek kişilerin ve ticaret şirketlerinin tacir oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ticaret şirketlerinin ticareti terk edip edemeyeceklerine, eş anlatımla ticareti terk etmesi durumunda şirket yetkilisi/müdürünün İİK’nun 44. maddesindeki keyfiyeti kayıtlı olduğu ticaret sicili memurluğuna bildirme ve mal beyanında bulunma yükümlülüğü bulunup bulunmadığına yöneliktir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde ticaret şirketlerinin nev’ilerinin; kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu belirtilmiştir. Yukarıda sayılan ticaret şirketleri yönünden Türk Ticaret Kanunu’ndaki düzenleme incelendiğinde, bunlar için ‘ticareti terk’ değil, bunun yerine infisah ve tasfiyelerinin öngörüldüğü, diğer bir anlatımla Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde sayılan şirketlerde ticareti terk değil, ortaklık ilişkisinin sona erdirildiği kabul edilmektedir. Anılan şirketlerin her biri için infisah ve tasfiye yolu ayrı ayrı gösterilmiştir. ‘İnfisah’, ortaklıklar hukukunda iki manada kullanılmaktadır. Geniş manada; irade ve irade dışı fesih hallerini ve dar manada da; irade dışı yani kendiliğinden sona ermeyi ifade etmektedir. TTK'nun 439. maddesinde infisah eden şirketin tasfiyeye gireceği hükme bağlanmıştır. Tasfiye sürecinde ticaret şirketinin alacak ve borçları belirlenir, alacakları tahsil edilip,