T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1683 Esas KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/07/2025 NUMARASI : 2025/418 Esas, 2025/514 Karar DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1683 Esas KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/07/2025 NUMARASI : 2025/418 Esas, 2025/514 Karar DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 03.06.2024 tarihli Program Sözleşmesi ve ek olarak ortak mutabakat çerçevesinde mali yükümlülüklerin düzenlendiği 04.06.2024 tarihli ek protokolün imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye dayalı hizmetlerinin karşılığında ödenmeyen 1.500.000-TL + KDV tutarındaki bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalı şirketin kötü niyetli ve haksız itirazı sonucunda takibin durduğunu, müvekkilinin “...” adlı programda davalı şirkete hizmet verdiğini, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından hizmetlerin tamamen yerine getirilmesine rağmen 1.500.000,00 TL + KDV tutarındaki bakiye borcunu ödemediğini, takibe itirazın haksız olduğunu belirterek davanın kabulüne, davalı şirket tarafından İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Mahkemece, dosya üzerinden tensiben görevsizlik kararı verildiğinden dosyada davalıya ait cevap dilekçesi bulunmamaktadır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 11/06/2025 tarihli cevabında davacının yalnızca kira geliri beyannamesi veren mükellef olduğunun bildirildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğünden yapılan sorgulamada da davacının şirket ortaklığının ya da gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmadığı, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicilde kaydı bulunmayan davacının herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmadığı, bu nedenlerle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Müvekkil şirketin, usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş tüzel kişiliği bulunan bir tacir olduğunu, hâl böyle iken "davalının tacir kaydının bulunmadığı" yönündeki gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki, ilk derece mahkemesi tarafından dosya kapsamında yazılan müzekkere içeriklerine bakıldığında müvekkili davalı şirket hakkında böyle bir araştırmanın da yapılmadığının açıkça görüldüğünü, bu sebeplerle, ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, niteliğince İİK'nın 67. maddesi ve devamında düzenlenen itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, sözleşmeye konu ''...'' adlı programdaki hizmetlerini yerine getirdiği halde bakiye ücretinin ödenmediğini ileri sürerek iş bu itirazın iptali davasına konu takiple alacak talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Somut olayda, dayanak sözleşmede işin formatının davalı iş sahibi (yapımcı) tarafından belirleneceği, davacı sunucunun yapımcının talimatları doğrultusunda görevini yerine getirileceği (4.1.), sanatçının (oyuncunun) yapımcının görevlendirdiği yönetmenin talimatlarına uyacağı (4.3) ve (4.6), işin süresini (çekim süresi), gününü, saatini ve yerini (4.5, 4.12, 6.1) iş sahibinin (yapımcının) belirleneceği ve bunun karşılığında da davacı işçiye bölüm başı ücret ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı sözleşme ile işini, iş sahibinin belirlediği yer ve zamanda ve formatta onun talimatlarına ve belirlediği yapılış sürecine ve süresine uygun bir şekilde yerine getirmeyi üstlenmiştir. Bu işte işi yapan davacı, davalı iş verene bağımlı olup yapılacak iş zamana yayılan ve en az 13 bölümlü süreklilik arzeden nitelikte olduğundan taraflar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. 21.07.2025 tarihli Vergi Dairesi cevabi yazısında, davacı ...'ün vergi numarasında kayıtlı mükellefi tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarının tetkiki sonucunda mükellefiyetinin 01/01/2010 tarihinde GMSİ (Kira Geliri) yönünden başladığı, mükellefiyetinin hala devam ettiği, herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, Daireye verdiği beyannamelerin de yazı ekinde mahkemeye sunulduğu, 2024 yılına ilişkin beyanname incelendiğinde, davacının mesken niteliğindeki taşınmaz ile ilgili 140.000,00 TL kira geliri üzerinden beyanname verdiği, Dairemizce yapılan araştırmada VUK 177. Madde kapsamında bildirilen bu miktarın bilanço esasına göre defter tutma sınırının altında kaldığı tespit edildiğinden davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Muğla Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazında, davacının şirket ortaklık kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Türkiye Esnaf Ve Sanatkarlar Konfederasyonu cevabi yazısında, davacının esnaf kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece dosya arasına alınan davacıya ait GİB kaydı incelendiğinde, davacının gayrimenkul kiralanması işi ile iştigal ettiği görülmüştür. Dairemizce ... yapılan sorguda, davacının tacir kaydına rastlanılmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c bendi gereği; '' c) Mahkemenin görevli olması'' dava şartlarından olup Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Yine HMK'nın 115. maddesinin 2. fıkrası gereğince de, Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. TTK ‘nın 4/1-(a)-(f) de sayılan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. Bunların mutlak ticari dava niteliği, tarafların sıfatına, uyuşmazlığın konusuna, ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari uyuşmazlık sayılmalarından kaynaklanmaktadır. TTK 4/1-f bendinin kapsamı mülga TTK daki hükme göre genişletilmiştir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere bugün gelinen noktada finans sektöründe yalnızca bankalar ve ödünç para verme işiyle iştigal eden kuruluşlar yer almamaktadır. Bu nedenle hükme "diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara" ibaresi eklenmiştir. Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri, 6361 sayılı kanundan doğan davalar mutlak ticari dava kapsamındadırlar. Bankacılık Kanunu ve bankalar hakkındaki sair özel kanunlardan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari davalardır. Ayrıca Bankacılık Kanunun 142/1’de, bankalar ve TMSF ve bankaların İflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına ticaret mahkemesinde bakılacağı hüküm altına alınmıştır. Mutlak ticari davalar, TTK 4/1-(a) -(f) ‘de sayılan hallerle sınırlı değildir. TTK 5/A maddesinde de, diğer kanunlarda belirtilen ticari davalara da açıkça yer verilmiştir. Bazı kanunlarda özel hükümlerle söz konusu kanunlardan doğan tüm uyuşmazlıklar ya da muayyen bazı hususlar ticari uyuşmazlık olarak kabul edilmiştir. Örneğin İflas davasında, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi yetkilidir (İİK 154). Aynı şekilde TİRK 22’de (Ticari İşletme Rehni Kanunu) bu kanunun uygulanmasından çıkan uyuşmazlıklarda ticaret sicilinin bulunduğu mahallin ticaret mahkemesinin görevli olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşın diğer bazı yasalarda ayrıca ticaret mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmeksizin davanın ticari dava olduğu ifade edilmiştir. Örneğin Kooperatif Kanunun 99 hükmü uyarınca kanundan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Nisbi ticari davalarda ise, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması icap eder. Ticari dava sayılma konusundaki bu prensip, yani iki tarafın da tacir olması ve ihtilafın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olma kuralı sadece sözleşme ilişkisinden doğan davalara özgü değildir. Haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın işletmesi ile ilgili olması kaydı ile ticari dava sayılır. Hemen belirtmek gerekir ki, TTK da düzenlenen haksız fiil temelli bazı hususlardan (haksız rekabet, çatma...) doğan uyuşmazlıklar kanun gereği mutlak ticari dava niteliğindedir.(Prof.Dr.Hüseyin Ülgen, Prof.Dr.Mehmet Helvacı, Prof.Dr.Abuzer Kendigelen, Prof.Dr.Arslan Kaya, Doç.Dr.N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2015, sayfa 116 vd.) 6102 sayılı TTK'nun 4/1 fıkrasında, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu fıkranın a-f bentleri arasında sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davacı yönünden yapılan tacir araştırmasının sonuçlarına göre, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı gibi beyan ettiği gelirin VUK. 177 maddesinde belirtilen limitleri de aşmadığı anlaşılmakla davacı tacir olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla dava, mutlak ve nispi ticari dava niteliğini taşımadığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olacağından ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının doğru olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/418 Esas, 2025/514 Karar sayılı ve 22/07/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.22/01/2026 .