T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/534 - 2025/1525 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/534 KARAR NO : 2025/1525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/942 Esas - 2023/1030 Karar DAVACI KARŞI DAVALI : ...... ...... SAĞLIK TURİZM …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/534 - 2025/1525 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/534 KARAR NO : 2025/1525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/942 Esas - 2023/1030 Karar DAVACI KARŞI DAVALI : ...... ...... SAĞLIK TURİZM İNŞAAT GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ- ....................... Pendik/İSTANBUL DAVALI KARŞI DAVACI : ........ ........ YAĞLAR SANAYİ A.Ş. - .................... Gebze/ KOCAELİ VEKİLİ : Av. ................. -.................... Ataşehir/İSTANBUL DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Karşı Dava Alacak DAVA TARİHİ : 02/12/2022 KARAR TARİHİ : 26/09/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 26/09/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borçlar sebebiyle davalı/borçlu hakkında müvekkile olan borcu nedeniyle Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2022/26861 E. sayılı dosyası takibe geçildiğini, ancak bu sefer de borçluya gönderilen ödeme emrine ve takibe haksız olarak itiraz edilmiş olduğundan iş bu itirazın iptalini talep etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki gereği ticari defterlerinde de kayıtlı olan muhtelif tarih ve bedelli tarihlerden kaynaklanan faturalar ile sabit olan alacağı bulunduğunu, müvekkili bu ticari ilişkide üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olup ekte sunulu faturalara rağmen borçlu ödemelerini eksik yaptığını, alacağın derhal ödenmesi için gönderilen faturalara rağmen davalı şirket tarafından müvekkil şirketin alacağının ödenmediği gibi faturalara itiraz da edilmediğini, bu nedenle iki tarafa borç yükleyen bu ticari ilişki gereği müvekkil şirket tarafından kendi edimi zamanında yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı taraf bu edim karşılığını ifa etmediğinden davaya konu takip açılmış olup, ilk olarak yetkiye itiraz edilmiş akabinde yetkili yerde açılan takipte muaccel hale gelmiş olan alacağa bu sefer de takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle itirazın iptaline takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ekinde sunulan tüm faturalar müvekkil şirketin, davacı/karşı davalı şirket adına düzenlediğini, davacı/karşı davalı tarafından müvekkil adına düzenlenen ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilen herhangi bir fatura bulunmadığını, bu sebeple davacının haksız ve mesnetsiz alacak iddialarının faturalardan kaynaklandığı yönündeki gerçek dışı iddialarına açıkça itiraz ettiklerini, nitekim davacı/karşı davalı şirket, müvekkil şirketten ticari mal satın almış olup davacının delilleri arasında sunmuş olduğu faturalar ise ticari satım sebebiyle müvekkil tarafından düzenlenerek davacı/karşı davalıya tebliğ edilen faturalar olduğunu, dolayısıyla dava dilekçesinde yer alan iddiaların gerçek dışı olduğu açıkça ortada olmakla birlikte davacı/karşı davalının haksız ve mesnetsiz iddialarını, müvekkil tarafından düzenlenen faturalar ile ispatlayabilmesi mümkün olmadığını, öte yandan davacı haksız alacak iddialarını, tek yanlı olarak düzenlediği cari hesap tablosuna dayandırmakta olup cari hesap tablosunun tek başına borç doğurması hukuken mümkün olmadığını, davacı yanca tek yanlı olarak düzenlenen ve dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap tablosuna ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, neticede davacı haksız ve mesnetsiz alacak iddialarına dayanak ve ispata elverişli hiç bir delil sunamamış olup tek yanlı tutulan cari hesap kayıtlarına itibar edilmesi mümkün olmadığını, müvekkil şirkete ait ticari kayıtlar incelendiğinde sabit hale geleceği üzere müvekkilin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, bu sebeple de müvekkil icra takibine itirazında haklı olup davanın reddi gerektiğini, ayrıca müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, karşı dava olarak; Davacı/ karşı davalı ile müvekkil arasındaki ticari ilişki gereği davacı/karşı davalı, müvekkil şirketten 20 konteyner "ıslak mendil" ürünü sipariş etmiştir. Bahse konu siparişe ilişkin proforma fatura ekte sunulduğunu, müvekkil tarafından siparişe uygun şekilde ürünler üretilerek ekte yer alan gümrük beyannameleri, faturalar ve irsaliyeler ile de sabit olduğu üzere; 25.08.2020 tarihinde 3 konteyner, 11.09.2020 tarihinde 4 konteyner, 22.09.2020 tarihinde 6 konteyner, 19.10.2020 tarihinde 5 konteyner olmak üzere toplam 18 konteyner ıslak mendil davacı/karşı davalı tarafından teslim alındığını, ancak davacı/karşı davalı tarafından sipariş edilen ve müvekkil tarafından üretilen son parti ürünler olan bir konteyner ıslak mendil davacı/karşı davalı tarafından teslim alınmadığını, davacı/karşı davalı tarafından sipariş edilen bir konteyner ıslak mendil ise, önceki ürünlerin teslim alınmamış olması sebebiyle üretilmediğini, müvekkil tarafından siparişe uygun şekilde üretilen ancak davacı/karşı davalı yanca teslim alınmayan bahse konu son parti ürüne ilişkin düzenlenen 17.10.2022 tarihli 46.557,61 USD bedelli (fatura tarihi olan 17.10.2022'de döviz kuru 18,59 TL olup fatura bedeli 865.645,68-TL'dir) fatura ekte sunulduğunu, ayrıca davacı/karşı davalı tarafından teslim alınmayan ürünler halihazırda müvekkil şirket tarafından depoda saklanmakta olup depolama ve lojistik bedeline ilişkin düzenlenen 17.10.2022 tarihli 10.399,34 USD bedelli (fatura tarihi olan 17.10.2022'de döviz kuru 18,59 TL olup fatura bedeli 193.354,93-TL'dir) fatura ekte sunulduğunu, ekte sunulu iki adet fatura davacı/karşı davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmişse de davacı/karşı davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak faturalar iade edildiğini, bu sebeple Kadıköy 30. Noterliği'nin 1.Kasım.2022 tarihli ve 55817 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek bahse konu faturaların ödenmesi ihtar edildiğini, ne var ki davacı/karşı davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle, davacı/karşı davalı tarafından ikame edilen asıl davanın reddine, asıl davada kötü niyetli davacı/karşı davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, taraflarınca açılan karşı davanın kabulü ile ürünlerin bedeli ve depolama ile lojistik hizmet bedeli için fazlaya ilişkin haklarımız saklı olmak kaydıyla şimdilik 100,00 USD'nin ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/26861 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin, takibin devamına, 2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 11.101,96-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, 3-Karşı davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece karşı dava konusu taleplerinin ve bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hiç bir surette değerlendirilmediğini, davacı/karşı davalının ticari defterleri uyarınca dahi davalı hakkında başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunun sabit olduğunu, buna rağmen mahkemece kısa kararda davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi ancak gerekçeli kararda tashih şerhi ile "davanın kısmen kabulüne" şeklinde düzeltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas olarak sadece 20.06.2023 tarihli bilirkişi raporunun alınması, 16/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporu'nun dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli karar kısa karara aykırı olup gerekçeli kararın kısa karara uygun olarak düzenlenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 6.12.2023 tarihli tahsis şerhinin usul ve yasaya aykırı olduğu şerhte neden gerekçeli kararda düzeltme yapıldığının açıklanmadığını, taraflarınca icraya konu edilen işbu alacak, dolar cinsinden olup takibe de dolar cinsi üzerinden konulduğunu, davacının davalı/karşı davacıdan alacağı olan 6.525,68 USD ek bilirkişi raporuyla günümüz kuru üzerinden hesaplanmış olduğu mahkemece bu hesaplama üzerinden hüküm kurulması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı yanın, iddia ve taleplerinin değerlendirilmediği veya eksik değerlendirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, dosya kapsamında taraflara ait ticari defterlerin incelendiği, iddia ve beyanların değerlendirildiği ve nihayetinde bir karar verildiği, davalı/karşı davacı tarafın cari hesabın TL üzerinden tutulduğu iddialarının da gerçek dışı olduğunu, dosya kapsamına sunulan delillerden cari hesabın Dolar hesabından tutulduğunun açık ve net olduğunu, davacının karşı yandan alacağının bilirkişi ek raporu ile tespit edilebildiğini ve davacının alacaklı olduğunun bir kere daha görüldüğünü, davalı/karşı davacı tarafın hak kazanabileceği herhangi bir vekalet ücretinin söz konusu olamayacağını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih, 2022/942 Esas - 2023/1030 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava itirazın iptali, karşı dava alacak talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı/karşı davalı ile davalı/karşı davacı arasında faturalardan kaynaklanan ticari ilişki olduğu, davalının satıcı, davacının alıcı olduğu, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacı/karşı davalının açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacaklı olduğundan bahisle takip başlattığı, başlatılan takibe davalı/karşı davacının itiraz ettiği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı/karşı davacının karşı davada 2 adet faturadan dolayı davacı/karşı davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği, davacı/karşı davalının talep ettiği alacağın ise avans mahiyetinde verilen miktar olduğu, davacı/karşı davalının faturaya konu malları teslim almaması nedeniyle davalı/karşı davacının ayrıca depolama bedelini de fatura ettiği, bu şekilde davalı/karşı davacının alacaklı olduğundan bahisle karşı dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. fıkrasında ve AİHS 6. maddesinde düzenlenmiştir. AİHM'nin bazı kararlarıyla Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında "gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerden olduğu" belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. fıkrasına göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması bakımından kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 297. maddeye göre; hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delilerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şeklinde gösterilmesi gereklidir. Özellikle 298/2. fıkrasına göre; gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 E ve 2010/108 K sayılı kararında da belirtildiği üzere "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir ... Kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Özetle; gerekçe ile hüküm arasında çelişki olması halinde yasaya uygun biçimde gerekçeyi içeren bir karar olduğundan söz edilemez. Bu halde yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma ilkesine, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin Anayasa ve Kanun hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil eder. İstinaf incelemesinde delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Gerekçe ile tefhim edilen kısa kararın (hüküm fıkrasının) çelişkili olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü zorunludur. Eldeki davada; ilk derece mahkemesince; tefhim edilen kısa kararda asıl dava yönünden “Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/26861 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin, takibin devamına” karar verilmişken, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne dair gerekçe oluşturulmuş, daha sonra tefhim edilen kısa karar tashih ile “Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/26861 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline ve takibin, 55.509,50 TL alacağın 19.10.2022 tarihli ödeme emrinde 18,5949 TL dolar kuru üzerinden hesaplanan 2.985,20 USD üzerinden devamına,” şeklinde değiştirilmiştir. Bu şekilde tashih öncesi gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu gibi, tashihle değiştirilen hüküm nedeniyle de tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığından anılan kararın sırf bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Yine 6100 sayılı yasanın 304.maddesine göre hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Eldeki olayda hükmün tamamen değiştirilmesi nedeniyle anılan yasa maddesine de aykırı işlem yapıldığı, tashih ile hükmün tamamen değiştirilemeyeceği de anlaşıldığından anılan tashih işleminin de hatalı olduğu anlaşılmıştır. 2-Kabule göre de; davalı/karşı davacının davasının ispatlanamadığından reddedilmiş olup, davalı/karşı davacının delilleri arasında yemin delilinin de bulunduğu nazara alındığında davalı/karşı davacıya yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre işlem yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi de hatalı olmuştur. 3-Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddeleri gereğince kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenlerine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih, 2022/942 Esas - 2023/1030 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.26/09/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*