T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/773 KARAR NO : 2025/1775 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 NUMARASI : 2022/74 Esas - 2023/706 Karar ASIL DAVA DAVACILAR : 1-... : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ELİMSAN ŞALT CİHAZLAR…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/773 KARAR NO : 2025/1775 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 NUMARASI : 2022/74 Esas - 2023/706 Karar ASIL DAVA DAVACILAR : 1-... : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ELİMSAN ŞALT CİHAZLARI VE ELEKTROMEKANİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - ... DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 02/02/2022 BİRLEŞEN DAVA : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/76 E. Dosyası DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ELİMSAN ŞALT CİHAZLARI VE ELEKTROMEKANİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - ... BİRLEŞEN DAVA : Ticareti Şirket Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 02/02/2022 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı şirkette toplam 2,9 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin hakim pay sahibinin %94,38 oran ile Mass Kablo Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olduğunu, davalı şirketin 03.09.2009 tarihli ... sayılı sicil gazetesinin ilanında da belirtildiği üzere şirketin sermayesinin A ve B grubu olarak belirlendiğini, bu hisselerin 1.580 adet A grubu ve 420 adet B grubu olmak üzere toplam 2.000 hisseye ayrıldığını, ortakların ise, Mass Kablo şirketinin 1.579 adet A grubu, Derya Işık'ın 1 adet A grubu; ...'nın 186 adet B grubu, ...'ın ise 31 adet B grubu hissesinin olduğunu, davalı şirketin 01.02.2022 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, bu toplantıda yönetim kurulunun seçilmesi ve görev sürelerinin tespit edilmesi başlıklı gündem maddesinin görüşüldüğünü, bu maddede esas sözleşmeye göre, B grubu pay sahiplerinden kimsenin seçilmediğini, halbuki eski şekilde yönetim kurulunun 5 kişiden oluşacağını ve A grubundan 4, B grubundan ise 1 kişinin seçileceğine yönelik düzenlemenin yer aldığını, bu sebeple gündemin 8. maddesinde yer alan anasözleşme değişikliğinin de geçerli olmayacağını, müvekkillerinin imtiyazlı paya sahip olduğunu, bu sebeple imtiyazın kaldırılması amaçlandığından usulsüz genel kurul kararının iptalini talep ettiğini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin esas sözleşmeye aykırı olarak yönetim kurulu üyelerini müvekkillerinin imtiyazlarını sınırlandıracak şekilde değiştirildiğini, şirketin mevcut ana sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca yönetim kurulu 4 kişi A grubu hissedarlar tarafından 1 kişi de B grubu hissedarlar tarafından atanarak 5 kişi ile teşekkül edecek iken iptalini istediği 01/02/2022 tarihli Genel Kurulda müvekkillerinin imtiyazlarını sınırlandıracak şekilde ve alelacele 2 kişi yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, değişen yönetim kurulu üyeleri, toplantı sırasında şirket için konkordatoya başvuracaklarını belirttiği, bu haliyle daha genel kurul kararı tescil dahi edilmeden şirketi geri dönülemez sonuçları olan bir sürece sürüklemektedir, mahkeme tarafından yapılan inceleme sürecinde şirketin telafi olunamayacak zararlara uğramaması için genel kurul kararının uygulanmaması yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek tedbir kararının kabulüne, 01/02/2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan dilekçede sonuç ve istem kısmının hatalı olduğunu, davacının genel kurulda alınan hangi kararların iptalini talep ettiğini ortaya koyamadığını, davacıya bu talebini açıklamak üzere süre verilmesi gerektiğini, davacının iddia etmiş olduğu yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazının davalı şirketin güncel sermaye maddesinin tescilini ilan eden 02.01.2015 tarihli sicil gazetesinde de görüleceği üzere şirketin paylarına imtiyaz tanınmadığını, müvekkili şirketin esas sözleşmesi ile geçmişte getirdiği imtiyazlar, dava dışı Elimsan Aydınlatma ve Alternatif Enerji Teknolojileri A.Ş. ile devralan olarak sermaye artışı yoluyla 17.02.2010 tarihli birleşme işlemi ile birlikte ortadan kaldırıldığını, imtiyazlı payların kaldırılmasına yönelik 18.02.2010 tarihli genel kurulda davacıların muhalefet etmediğini, nitekim bu hususun 25.03.2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan evrakta da ortaya konulduğunu, nitekim eski metinde imtiyaz yazmasına rağmen yeni metinde imtiyaz yazmadığını, her ne kadar 24.07.2014 tarihli ticaret sicil gazetesinde A ve B grubundan bahsedilmiş ise de, birleşme işleminde pay gruplarının kaldırılması esnasında, bahse konu bağlantılı tadillerin esas sözleşmenin ilgili diğer maddelerinde sehven sağlanmadığının anlaşıldığını, Esas sözleşmenin bahsi geçen yönetim kurulu maddesinin, tek başına varlığından hareketle davalı şirketin sermayesini temsil eden paylarında imtiyaz bulunduğunu, sonucunun çıkarılamayacağını, yalnızca yönetim kuruluna ilişkin maddede iki gruba hak tanınmasına karşılık, şirkette böyle bir pay grubu ayrımı olmaması ya da bu grupların pay sahipliklerinin tespitinin yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle hukuken bir imtiyazın olmayacağını, davacı tarafın dava konusu genel kurul kapsamında düzenlenmiş bulunan hazır bulunanlar listesine itiraz etmediğini, bu liste incelendiğinde görüleceği üzere herhangi bir pay grubu ayrımı yapılmadığını, konkordato ilan edilmesinin mali kayıtlara göre zorunlu olduğunu, ayrıca TTK 385 ve 396'da sayılan izin verilmesinin şirketi zarara uğratacağına yönelik iddianın da yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Ana dosya ve birleşen dosya bakımından; -Davanın KABULÜ ile; -Davalı şirketin 01/02/2022 tarihli genel kurul kararının 3, 5 ve 8. Maddelerinin iptaline, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; A grubu ve B grubu ayrımı olmadığını, bu şekilde bir pay sahipliğinin bulunmadığını, yönetim kuruluna B grubundan bir kişinin atanmasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması hususunun mahkeme tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki incelemenin hatalı ve eksik olduğu, aleyhe hususlar bakımından hükme esas almaya elverişli verilere haiz olmadığını, bu doğrultuda aleyhe tespitler bakımından itirazlarının dosyaya sunulmuş olmasına rağmen mahkemece itirazları değerlendirilmeksizin alınan tek bir bilirkişi raporu ile karar verildiğini, ayrıca mahkemece ne gerekçeli kararda ne de kısa kararda ek bilirkişi raporu taleplerinin hangi gerekçe ile değerlendirilmediğine dair tek bir açıklama dahi yapılmadığını, bu yönü ile de usul ve yasaya aykırı olan kararın kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda; esas sözleşmenin geneline ve hazır bulunanlar listesine bakıldığında A ve B grubunun kimlerden oluştuğuna yönelik herhangi bir tespitin yapılmadığı ve bilirkişiler tarafından 2 Ocak 2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ve 25 Mart 2010 tarihli ticaret sicil gazetesi hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde; pay grubu oluşturulmasının söz konusu olmadığı gibi birleştirilme esnasında pay gruplarının kaldırıldığının görüleceğini, mahkemece dosyadaki mübrez delilleri ve bilirkişi raporundaki tespitler gözetilmeden, hiç bir somut veriye dayandırılmadan, gerekçesiz bir şekilde davanın kabulüne ilişkin verdiği kararın açıkça hakkaniyete, usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf başvurusunun süresinde yapılmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, davaya konu genel kurul öncesinde şirket paylarına ilişkin imtiyazların kaldırılmasına yönelik yapılan geçerli bir ana sözleşme değişikliği olmadığı gibi yönetim kurulu seçimi dahil, hisse devir kısıtlamaları, rüçhan hakkı, satın alma opsiyonu gibi şirket ana sözleşmesinin diğer maddelerinde A ve B grubu payların olduğunun açıkça düzenlendiğini, bu kapsamda şirketin ana sözleşmesinin birçok maddesinde pay gruplarına ilişkin düzenlemelerin olduğu, davalı tarafından iddia edilen sermaye arttırımlarının yalnızca Mass Kablonun hisselerinin artması sonucunu doğuran arttırımlar olduğu, işbu arttırımlarda grup belirtilmese dahi şirketin ana sözleşmesinin diğer maddelerinde imtiyazın devam ettiğini, bu hususta imtiyazların yorum yoluyla kaldırılamayacağını, dolayısıyla dava konusu genel kurul öncesinde şirket hisselerinin A ve B grubu paylardan meydana geldiği hem şirket genel kurul, yönetim kurulu, ana sözleşmesi ve bunların tasdik ve ilan edildiği Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarıyla hem de işbu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalının beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davalı tarafından bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediği ileri sürülerek mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de, davalının bilirkişi raporuna itirazlarına bakıldığında itirazlarının tamamının imtiyazlı payın bulunmadığı noktasında toplandığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarih, 2022/74 Esas - 2023/706 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava şirket genel kurulu kararlarının iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; asıl ve birleşen dosya davacılarının davalı şirkette B grubu hisse sahibi oldukları, davalı şirketin 01.02.2022 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, anılan genel kurulda alınan kararların esas sözleşmede belirlenen imtiyazlı hisselerin imtiyazlarını ihlal eder mahiyette olduğu, davalı şirketin yöneticilerine 6102 sayılı yasanın 395 ve 396.maddelerinde sayılan izinlerin hiçbir gerekçe gösterilmeden verilmesinin şirketin menfaatlerine zarar verir nitelikte olduğundan bahisle genel kurul kararlarının iptalini talep ettikleri, 20.09.2022 tarihli talep açıklama dilekçesi ile iptalini talep ettikleri genel kurul kararlarının gündemin 3.5. ve 8.maddelerinden ibaret olduğunu beyan ettikleri, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378). Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir. Öte yandan esas sözleşmeye aykırı kararlar yönünden de iptal davası açılabilmektedir. Buradaki aykırılık şirket esas sözleşmesinde yer alan herhangi bir hükme muhalefet halinde söz konusu olmaktadır. Örneğin kanunda öngörülen yeter sayıya uygun olarak bir genel kurul kararı alınmış olmasına rağmen bu kararın esas sözleşmede öngörülen ağırlaşmış müzakere nisabına aykırı bir şekilde alınmış olması halinde bu kararın iptali mahkemeden istenebilir. Ayrıca genel kurulda alınan kararlar, görünüşte kanun ve esas sözleşmeye uygun olmasına rağmen, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın veya münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarını ihlal ediyorsa dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle bu genel kurul kararının iptali gerekir. Anonim şirket genel kurul kararının iptali, 6102 sayılı TTK'nın 445 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık halleri iptal sebebi (m. 445), pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların da batıl olduğu (m. 447) hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptal davasının açılması için dava şartıdır (HGK'nın 20.09.1985 tarih ve 11-59/725 sayılı kararı; "...eTK'nın 381. maddesi gereğince genel kurul kararının iptali için alınan kararda muhalif kalınması, toplantı tutanağına muhalif kalındığının yazdırılması ve altının imzalanması gerekir. Bu husus dava şartıdır. Davacının gündemde seçim maddesi olmadığı şeklindeki beyanı anılan maddede gösterilen şartları kapsamamaktadır..." (İKİD 1987, S. 313, s. 4655-4656), Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, Oniki Levha Yayınları, Güncelleştirilmiş 10. Bası, İstanbul, 2014, s:341). Somut olayda; Az yukarıda da detaylı olarak açıklandığı üzere; 6102 sayılı TTK'nın 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptal davasının açılması için dava şartıdır. Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2014/18887 esas 2015/13122 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6210 esas 2025/3801 karar sayılı ilamı) Eldeki olayda da; davacıların 01.02.2022 tarihli olağanüstü genel kurula katılarak iptali talep edilen yönetim kurulunun seçimine ilişkin 3 numaralı karara, şirket esas sözleşmesinin yönetim kurulunun yapısını değiştiren 8 numaralı karara ve şirket yöneticilerine 6102 sayılı yasanın 395 ve 396. maddelerindeki izinleri veren 5. maddelerine davacıların olumsuz oy kullandıkları görülmüştür. Ancak; yukarıda da detaylandırıldığı üzere; muhalefetin oylama sonrasında yazılmasının gerektiği, oylamadan önce yazılan muhalefetin öneriye karşı çıkma mahiyetinde olduğu, eldeki olayda da yapılan oylamadan sonra davacıların herhangi bir muhalefetinin bulunmadığı, oylamadan sonra diğer maddelerin görüşülmesine geçildiği, oylamadan önce ileriye sürülen itirazların ise öneriye karşı çıkma niteliğinde olduğu, muhalefetlerinin bulunmadığı da nazara alındığında davacıların 6102 sayılı yasanın 446/1-a maddesi gereği dava açma haklarının olmadığı anlaşılarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilip karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden KABULÜNE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarih, 2022/74 Esas - 2023/706 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Asıl dava ve birleşen dava bakımından; - Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, b)Asıl davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL nin davacılar ... ve ...’dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, c)Birleşen davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL nin davacılar ... ve ...’dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, ç)Asıl davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılar ... ve ...’dan tahsili ile davalıya verilmesine, d) Birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılar ... ve ...’dan tahsili ile davalıya verilmesine, e)Asıl davada davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar ... ve ... üzerinde bırakılmasına , f)Birleşen davada davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ... ve ... üzerinde bırakılmasına , g)Dava açılırken peşin yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine. 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b)İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c)Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e)Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*