T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/740 Esas KARAR NO : 2025/1413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/02/2025 NUMARASI : 2014/349 Esas, 2025/83 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 30/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/740 Esas KARAR NO : 2025/1413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/02/2025 NUMARASI : 2014/349 Esas, 2025/83 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 30/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin yemek ve restoran sektöründe mobil ödeme hizmeti verdiğini, hizmet gereği anlaşma yapılan kurumların personelinin hesaplarına elektronik para yüklendiğini, çalışanların da anlaşmalı restoranlarda elektronik paraları kullanarak hizmet aldığını, müvekkili şirketin de bu harcamalar üzerinden komisyon aldığını, davalı şirketin anlaşmalı restoranlardan olduğunu, ancak davalıların müvekkili şirket çalışanından personelin şifrelerini alarak vermedikleri hizmetler için faturalar kestiğini, müvekkili şirketin de düzenlenen faturaları ödeyerek dolandırıldığını, davalılardan ... ... ve ... ...'nin suç teşkil eden dolandırıcılık eylemi nedeniyle zarardan sorumlu olduklarını, müvekkili şirketten toplam 310.000,00 TL'nin haksız olarak alındığını, müvekkili şirketin davalılar ve müvekkili şirket çalışanı ... hakkında şikayetçi olduğunu, ayrıca davalılar aleyhine Şişli 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 277.680,94 TL alacağın tahsili için takip başlattıklarını, davalıların takibe haksız itiraz ettiğini, davalılardan ... ... takipte icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de, müvekkili şirketin adresi ve haksız fiilin işlendiği yer icra dairesi olan Şişli İcra Dairesinin takipte yetkili olduğunu ileri sürerek davalıların takibe itirazlarının iptaline, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevabında; davalı şirketin davalı gerçek kişilerin 1/2'er ortaklığı ile kurulduğunu, davalı gerçek kişilerin borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, soruşturma dosyasının beklenmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirketin % 7-9 arasında değişen oranlarda komisyon bedeli karşılığında anlaştığını, davacı şirketin anlaşmalı olduğu kurum personelinin sadece kendisinin bildiği şifre ile ödeme yaptığını, ödemenin kendisine verilen elektronik para hesabından düşüldüğünü, müvekkillerinin anlaşmalı kurum personelinin şifresini bilmelerinin mümkün olmadığını, davacı şirket çalışanı ...'in; bazı anlaşmalı firmaların personellerinin hesaplarında bulunan elektronik parayı kullanamadıkları, kullanılmayan bakiyelerin ise devredilmeyip silindiği, hesabında bulunan bakiyeyi paraya dönüştürmek isteyen personellere % 8 + KDV komisyon karşılığı yardımcı olup olamayacağını sorduğunu, müvekkilinin de davacı şirketin bilgisi dahilinde bu işlemlerin gerçekleştirildiğini sanarak, % 8 + KDV komisyon ücretini aldıktan sonra, kalan kısmın personellere verileceği inancıyla, kalan kısmı elden ...'e teslim ederek isteği yerine getirdiğini, hukuka aykırı durum yaşanmaması için de yemek hizmeti vermediği hizmetleri faturalandırdığını, 7-8 ay kadar bu durumun sürdüğünü, sonrasında müvekkillerinin; ...'in artık hizmet verilmeyen kurum personellerine elektronik para yüklediği, bu paraların müvekkilinin restoranında harcanmış gibi gösterildiği, personellere vereceği söylediği paraları aslında kimseye vermediği, müvekkilleri alet edilerek çalıştığı davacı şirketi dolandırıldığı hususlarını öğrendiklerini, müvekkillerinin anlaşmalı kurum personelinin şifrelerini tehditle ...'den ele geçirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, düzenledikleri faturaları ödeyen davacı şirketin olaydan haberi olmadığı iddiasının basiretli tacir davranışı olmadığını, alacağın likit olmadığını, takipte asıl alacağa istenen % 27 faizin fahiş olduğunu, davacının haksız takip başlattığını savunarak davanın reddine ve davacının % 40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının kabul edildiği, ceza dosyasında davalı gerçek kişilerin hizmetin kötüye kullanılması suçundan mahkum edildiği, davacı yasal saklama sürelerinin sona erdiğinden bahisle ticari defterlerini ibraz etmemişse de, kovuşturma dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları ile davacının zarara uğradığı miktar tespit edildiği gibi bu hususun mahkemenin mahkumiyet kararı ile kabulünde olduğu, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi ile de davacının zarara uğradığı miktarın belirlendiği ve tespit edilen bu bedellerin örtüştüğü, bu itibarla davacının takip talebine konu olan 277.680,94 TL alacak isteminde haklı olduğu, davacının uğradığı zarar ile ilgili yaptığı ödemelerden dolayı davalıların ödeme tarihleri itibari ile mütemerrit olduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda davacının takip tarihi itibari 18.614,36 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu ve ayrıca 1.347,09 TL KDV düzeltme ve vergi cezasının da davalılardan tahsili gerektiği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 277.680,94 TL alacak, 18.614,36TL işlemiş faiz ve 1.347,09 TL KDV düzeltme ve vergi cezası toplamı olan 297.642,39 TL üzerinden aynı koşullar altında devamına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalılar vekili istinaf nedenleri olarak; davacının ticari defterlerini sunmadığını, ceza dosyasında dinlenen tanık beyanları ile, müvekkillerinin kullanıcıların şifrelerini bilmediği ve şifrelere erişme imkanı olmadığının sabit olduğunu, müvekkilerinin davacı şirketin bilgi ve onayı ile işlem yaptığı kanısı ile tamamen iyiniyetli hareket ettiğini, davacı şirketin ödemelerin usulüne uygun yapıldığına yönelik müvekkili nezdinde haklı güven oluşturduğunu, davacı şirket çalışanı ...'in yanıltmaları nedeniyle işlemleri yaptıklarını, davacının iddialarının ispatlanamadığını, zarar ile müvekkillerinin eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılarak ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle oluşan zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... Esas (Kapatılan Şişli 1.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas) sayılı takip dosyasında 277.680,94 TL alacak, 18.614,36 TL işlemiş faiz ve 1.347,09 TL KDV düzeltme ve vergi cezası toplamı olan 297.642,39 TL alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalıların yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davalıların takibe itirazının iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; kesinleşen ceza dosyasında davalı gerçek kişilerin davaya konu eylem nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkum edildiği, bu nedenle davacının zararının tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili hükmü istinaf etmiştir.Davalılar vekili, zararda sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle hükmü istinaf etmiştir. TBK'nın 49. maddesi (818 Sayılı TBK'nın 41 maddesi) uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Diğer taraftan olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 53. maddesinde hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen beraat kararı ile bağlı olmamakla birlikte, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıanın sübutuna ilişkin tespitle bağlı olacaktır.Somut olayda, davacı şirketin anlaşmalı şirketlere mobil ödeme hizmeti verdiği ve anlaşmalı kurum personelinin hesaplarına elektronik para yüklediği, personelin de davacı şirket ile anlaşmalı davalı şirket gibi restoranlarda elektronik paraları kullanarak yemek hizmeti aldığı anlaşılmaktadır. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/6 Esas, 2022/642 Karar sayılı dosyasında; davalı şirketin ortakları davalı gerçek kişiler ile davaya konu olay tarihlerinde davacı çalışanı olan ...'in, davacının mobil ödeme hizmeti verdiği firmaların personelinin kullanılmayan bakiyelerini paraya çevirerek, çalışanlara yemek hizmeti verilmediği halde yemek hizmeti verilmiş gibi davacı şirkete faturalandırdıkları, bu nedenle davacı şirketi zarara uğrattıkları kabul edilerek davalı gerçek kişiler ile dava dışı ...'in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Buna göre davalıların, davacının mobil ödeme hizmeti verdiği firma personeline yemek hizmeti verilmediği halde, yemek hizmeti verilmiş gibi fatura düzenleyerek davacının zararına neden oldukları kesinleşmiş ceza dosyasında saptandığından ve ceza dosyası ile ilk derece mahkemesinde alınan dosyada davacının zararı tespit edildiğinden, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ve özellikle icra inkar tazminatının dava değeri içinde olmamasına ve buna göre dava tamamen kabul edildiği halde, hükümde “kısmen kabul” ifadesinin kullanılmasının yazım hatasına dayalı bir maddi hata niteliğinde olup mahkemece her zaman düzeltilebilecek nitelikte bulunmasına ve sonuca etkili olmamasına göre ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/349 Esas, 2025/83 Karar sayılı ve 04/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... Restorant İşletmeciliği....Ltd.Şti.tarafından yatırılan 5.083,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.467,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... ... tarafından yatırılan 5.083,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.467,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... ... ... tarafından yatırılan 5.083,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.467,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/10/2025