T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2106 - 2026/299 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2106 KARAR NO : 2026/299 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2025 NUMARASI : 2025/447 D.İş - 2025/448 D.İş İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN : MİR YAPI END. DAN. İN…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2106 - 2026/299 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2106 KARAR NO : 2026/299 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2025 NUMARASI : 2025/447 D.İş - 2025/448 D.İş İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN : MİR YAPI END. DAN. İNŞ. PEY. OTO. SAN. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. - ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş. - ... TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 30/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 23.10.2025 tarihli kredi kartı ekstresinde yer alan ancak gerçekte talep eden şirket tarafından gerçekleştirilmemiş olan toplam 1.660.039,27-TL tutarındaki harcamalar bakımından, talep eden şirket aleyhine her türlü dava ve icra takibi başlatılmasının önlenebilmesi ve talep eden şirketin kredi notunun düşmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tesis edilen kararda yer alan talebin yargılamayı gerektirmesi şeklindeki ön kabulün hatalı olduğunu, mahkemece tesis edilen kararda yer alan dosyaya sunulan delillerin ileri sürülen iddiaların belirlenmesi için yeterli olmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, söz konusu kararın bu yönleri itibariyle hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Karşı tarafça istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2025 tarih, 2025/447 D.İş - 2025/448 D.İş sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep ihtiyati tedbire ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; talep eden tarafın karşı taraf ile aralarında kurumsal kredi kartları sözleşmesi bulunduğu, bu kapsamda talep eden şirket yetkilisi ve ortağına kredi kartı verildiği, anılan kredi kartından talep edenin ve yetkilisinin rızası ve bilgisi dışında harcamalar yapıldığının anlaşıldığı, bu harcamalara itiraz edildiği, suç duyurusunda bulunulduğu, talep eden tarafça yapılan araştırmada kredi bilgilerinin aynısının başka bir banka kredi kartında da olduğu, kredi kartı bilgilerinin kopyalandığı, kopya karttaki kart sahibi bilgilerinin de başka kişiye ait olduğu, bankanın kart bilgilerini koruyamaması ve harcamalara ilişkin mesaj vb yollarla bilgilendirme yapmaması nedenleriyle kusurlu olduğu, talep eden hakkında anılan harcamalar nedeniyle dava ve takip başlatılmaması, kredi notunun düşürülmemesi için ihtiyati tedbir verilmesi için eldeki talebin yapıldığı, mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda talebin reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Somut olayda; HMK'nın 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için dava konusu hakkın elde edilmesinin zorlaşması ya da imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir sakınca yahut zararın doğmasının söz konusu olması gerekir. Yasal düzenleme içeriğinden anlaşılacağı üzere dava konusunun ihtilaflı olması halinde, davanın içeriğine uygun olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkündür. Talep, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zarara ilişkin olduğuna göre, dosyada mevcut delillerden talep edenin haklılığına ilişkin HMK'nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun henüz yerine getirilmemiş olması karşısında, tedbir şartlarının gerçekleşmediği değerlendirilmiş, bu durumda ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı doğru olup, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati tedbir talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep edenden alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*