TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/02/2024 NUMARASI : 2022/431 Esas, 2024/131 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonund…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/782 KARAR NO : 2025/1446 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/02/2024 NUMARASI : 2022/431 Esas, 2024/131 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine dayalı menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; taraflar arasında 02/12/2014 tarihinde, vinçli yük asansörü üretimi ve montajı için 33.000,00TL+ KDV bedelli sözleşme imzalandığını; KDV dahil 38.940,00-TL ücretin vadelerle ödenmesi konusunda anlaşıldığını ve ödemenin büyük bir kısmının yapıldığını, teslimden sonra asansörün sık sık arızalandığını, ısrarla talep olunmasına rağmen asansörün, iç kapı ve koruyucu olmadan monte edildiğini, 02.07.2015 tarihinde yük asansörü rayının kopması sonucu 1,5 kat yüksekten düştüğünü ve kabin ve içinde yer alan müşterinin eşyalarının ciddi gördüğünü, bu arızadan sonra asansörün yaklaşık 3 ay servis dışı kaldığını, üç defa motorunun değiştirildiğini, sertifika ve garanti belgelerinin verilmediğini, yazılı sözlü taleplerinin karşılıksız kaldığını, en son 03/07/2015 tarihinde e-mail ile ayıplar giderilmediği sürece bakiye borcun ödenmeyeceğinin bildirildiğini, Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/ 74 D.İş dosyası ile ayıbın tespit edildiğini, ayıplı da olsa asansörün çalıştırılması için masraf yapıldığını, davalının cari hesap alacağı için başlatılan icra takibinin faaliyet adresleri dışında bir adrese tebligat yapılmak suretiyle kesinleştiğini belirterek, davacı şirketin 25.12.2014 tarihli ... yevmiye numaralı faturaya dayalı başlattığı İstanbul 13. İcra müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak, ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığını, ayıp ihbarının resmi yazılı şekilde yapılması gerektiğini, asansörün eksiksiz teslim edildiğini, icra takibinin 10.000,00 TL ödenmeyen bakiye için yapıldığını, delil tespitinin usulüne uygun olarak gerçekleşmediğini, rapora itiraz ettiklerini, sözleşmeye aykırılık olmadığını, ek ücret talep etmeden, davacının talebiyle zincirli sistem kurulduğunu, arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını belirterek davanın reddine, %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, 22/05/2019 tarih, 2017/6 Esas, 2019/448 sayılı karar ile; bilirkişiler tarafından verilen raporda yer alan eksikliklerle asansörün davacıya teslim edilmiş olması, dosyada karşılıklı mevcut yazışma ve tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere asansörün ayıplı olarak tesliminden sonra müteaddit defalar davalı tarafça, servis hizmetinin verilmiş olmasıyla artık süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı şeklindeki savunmanın dinlenmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olması niteliği sebebi ticari satımlar için mevcut olunan ayıp ihbar süre düzenlemesinin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, menfi tespit davasının açılması için İİK md. 72 vd hükümlerinde hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi olmadığı, istirdat davası için süre öngörülmüş olduğu, dava açılmadan önce davacı tarafça yaptırılan delil tespitinin HMK md. 405 uyarınca delil olma niteliği bulunduğu, ayıbın kullanım sonucu ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp olduğu, delil tespitiyle mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin aynı yönde olduğu, davalı tanığının işe başlamadan önceki uyuşmazlık süreciyle ilgili olarak bilgi sahibi olmadığı, TBK md. 475/2 uyarınca ayıp oranında satım miktarından düşülme seçimlik hakkı doğrultusunda hep birlikte değerlendirilme yapıldığında davacının davası ispat ettiği;davalının takibi başlatmada haksız olması yanında, asansör teslim ve imal işinin bizzat kendileri tarafından yapılıp, teslim sonrası servis hizmetleri gereği ayıplardan haberdar olduğu, ayıbın giderilmesi için gerekli olan masrafların düşülmesi durumunda artık davacının alacaklı olmadığı gerekçesi ile; davanın kabulü ile, davalı tarafından başlatılan İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, takibi başlatmada kötüniyetli olduğundan İİK 72/5'e göre takip miktarı olan 10.589,73 TL'nin %20'si tutarında 2.117,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Dairemizce 2019/1645E., 2022/957 sayılı, 17.05.2022 tarihli karar ile; Taraflar arasında 02,12.2014 tarihli, vinçli yük asansörü üretimi ve montajı için KDV dahil 38.940,00 TL bedelli sözleşme düzenlendiği, davalının bakiye iş bedelinin tahsili için 25.12.2014 tarihli 38.940,00 TL faturaya dayalı icra takibi başlattığı, davacının ise işin eksik ve ayıplı yapıldığını ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açtığı, davacı tarafça yaptırılan tespit sonucu Küçükçekmece 2. SHM 2015/74 D.İş sayılı dosyasında alınan 02.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda; eksik ve ayıpların güncel piyasa rayicine göre değerinin 6.450,00 TL + KDV tutarında olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında asansörün tamiratı yapıldığından mahallinde keşif yapılmadığı, tespit dosyası ve dava dosyası kapsamına göre bilirkişi heyetince düzenlenen 04/04/2018 tarihli raporda eksik ve ayıplı imalatların 10.070,00 TL olduğu belirtilmiş ise de bu bedelin hangi tarihteki bedel olduğunun ve neye göre hesaplandığının belirtilmediği, öte yandan dosya kapsamındaki davalı itiraz ve beyanlarından eksik ve ayıpların kullanıcı hatasından kaynaklandığı ileri sürülerek bu hususta fotoğraf ibraz edilerek, tanık dinletilmiş ise de mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı, o halde; mahkemece bilirkişi heyetinden; davalının istinaf dilekçesinde belirttiği itirazlarda gözetilerek; bilirkişi raporunda tespit edilen hususların eksik mi ayıp mı olduğu, kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile söz konusu eksik ve ayıpların bedelinin, işin teslim tarihindeki serbest piyasa rayici esas alınarak hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde; Mahkemece 13.02.2024 tarihli karar ile; davalı tarafın istinaf dilekçesinde belirttiği itirazlarda gözetilerek bilirkişi raporunda tespit edilen hususların eksik mi ayıp mı olduğu, kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile söz konusu eksik ve ayıpların bedelinin, işin teslim tarihindeki serbest piyasa rayici esas alınarak hesaplanması noktasında bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, bilirkişi heyeti ek raporu ve dosya kapsamında toplanan delillere göre; taraflar arasında düzenlenen 02.12.2014 tarihli vinçli yük asansörü üretimi ve montaj sözleşmesi kapsamında, davalı yüklenicinin eksik imalatlar yaptığı, bilirkişi raporunda tespit edilen hususların eksiklik olduğu; davalı tarafça bu eksikliklerin kullanım hatasından kaynaklandığı yönünde savunmada bulunulmuş ise de, bu eksikliklerin kullanım hatasından kaynaklandığına dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, bu hususu ispatlar mahiyette bilirkişi tespitininde bulunmadığı, bu kapsamda bu eksikliklerden davalı tarafın sorumlu olduğu; dava konusu asansördeki eksikliklerin giderilmesi için asansörün teslim tarihi olan 25.12.2014 tarihinde 7.285,00TL ( KDV hariç ) harcama yapılması gerektiği, bu bedele KDV ilave edildiğinde asansördeki eksik imalatların bedelinin KDV dahil 8.596,30 TL olduğu, davacı iş sahibinin bu bedeli sözleşme ile davalı yükleniciye ödemekle yükümlü olduğu, kendi borcundan mahsup edebileceği anlaşıldığı,; davalı tarafça eksik yapılan imalatların KDV dahil tespit edilen bedeli olan 8.596,30 TL ve bu bedelin (takip talebindeki hesaba ve tarihlere göre) takip tarihine kadar işlemiş faizi olan 504,47 TL olmak üzere toplam 9.100,77 TL yönüyle davacı tarafın menfi tespit talebinde haklı olduğu, bu miktar yönüyle davalı savunmalarının yerinde olmadığı, harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak karar verildiği, davalı taraf iş bu menfi tespit davasında kısmen haklı çıkmış ise de, davalı tarafça yapılan takibin kötü niyetle yapıldığına dair bir kanaat oluşmadığı, dava konusu alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanması, talep edilebilecek alacağın bilirkişi raporu ile netleşmesi ve davacı tarafın menfi tespit talebinde kısmen haklı çıkması karşısında, davalı tarafın icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiği, şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya, dava konusu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası nedeniyle 8.596,30 TL asıl alacak, 544,47 İşlemiş faiz olmak üzere toplam 9.100,77 TL borçlu olmadığının tespitine,fazlaya dair istemin reddine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine,karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yük asansörünün üretim ve montaj hatalarına ilişkin gerek Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/74 D.İş sayılı dosyasından gerekse Mahkemece atanan heyet tarafından yapılan tespitlerin birbiriyle uyumlu olduğu, davacının asansörün tekrar çalıştırılması için yapmış olduğu giderler dikkate alındığında bir borcu kalmadığını, Mahkemece asansör teslim tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada; harcama tutarının; eksik hesap edildiği ve davacının icra dosyası yönünden hiç borcu olmadığının tespiti gerekirken KDV' li 8.596,30-TL yönünden borçlu olmadığı, kalan tutar yönünden borcu olduğu şeklinde bir hesaplama yapıldığını, davacının hiç borcu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, kötü niyet tazminatı talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, davacı yanın, asansörde meydana gelen arızaların tamamını bildirdiğini, buna rağmen davalının gerekli bakım ve onarımı yapmadığını, bu süreçte davacının ücretinin çoğunu ödediği asansörün sürekli olarak bozulması nedeniyle kullanılamadığı dönemlerde eşyaların taşınması için ek personel çalıştırmak zorunda kaldığını, asansörün yüksekten yüklü olarak düşmesi sonrasında müşterilerinin zararlarını tek başına karşıladığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; alınan ek raporda davacı tarafca asansörün elden geçirildiği ve değiştirildiği belirtildiği; bu sebeple keşfen inceleme yapılarak; davalı vekilinin bahsettiği tel örgü dış kaplamadaki yırtığın asansör kabininin düşmesi esnasında kabinin çarpmasından ya da asansörün güvensiz olması sebebiyle içindeki yüklerin kabin dışına kaymasından mı kaynaklı olduğu tarafımızdan tespit edilmesinin teknik olarak mümkün değildir" denildiğini, yani raporda açıkça, dava konusu asansörde meydana geldiği bildirilen arızanın ayıplı mal satımından mı kaynaklandığı yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı hususunun tespitinin artık yapılamayacağının beyan edildiğini, buna rağmen sayın mahkeme tarafından, sanki ayıbın satıcının kusurundan kaynaklandığı iddiası ıspatlanmış gibi karar verildiğini, bu halde davanın reddi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğunu, raporda onarım tutarı ile de ilgili hatalar bulunduğunu, sözleşmede yazmayan ve taraflar arasında kararlaştırılmamış olan bir takım yükümlülüklere ilişkin hesaplama yapıldığını, sözleşmede akordiyon kapı taahhüt edilmediği halde ne hikmetse raporda buna ilişkin hesaplama yapıldığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında; 02/12/2014 tarihli, vinçli yük asansörü üretimi ve montajına ilişkin eser sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı iş sahibi vekili; taraflar arasında aktedilen vinçli yük asansörü üretim ve montajı konusundaki sözleşme kapsamında, sözleşmeye konu edilen asansörün, davalı tarafça eksik ve ayıplı olarak imal ve montaj edildiği iddiasına dayalı olarak, davalı yüklenici tarafça cari hesaba dayalı ve bakiye iş bedeline ilişkin İstanbul 13. İcra müdürlüğünün... Esas sayılı icra takip dosyası ile başlattığı takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı yüklenici ise; davacı iş sahibinin süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, zararın davacı iş sahibinin kullanım hatasından kaynaklandığını savunarak; davanın reddini talep etmiş, Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen 02.12.2014 tarihli vinçli yük asansörü üretimi ve montaj sözleşmesi kapsamında, davalı yüklenicinin eksik imalatlar yaptığı, bilirkişi raporunda tespit edilen hususların eksiklik olduğu; davalı tarafça bu eksikliklerin kullanım hatasından kaynaklandığı yönünde savunmada bulunulmuş ise de, bu eksikliklerin kullanım hatasından kaynaklandığına dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, bu kapsamda bu eksikliklerden davalı tarafın sorumlu olduğu; dava konusu asansördeki eksikliklerin giderilmesi için asansörün teslim tarihi olan 25.12.2014 tarihinde 7.285,00TL ( KDV hariç ) harcama yapılması gerektiği, bu bedele KDV ilave edildiğinde asansördeki eksik imalatların bedelinin KDV dahil 8.596,30 TL olduğu, davacı iş sahibinin bu bedeli sözleşme ile davalı yükleniciye ödemekle yükümlü olduğu, kendi borcundan mahsup edebileceği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya, dava konusu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası nedeniyle 8.596,30 TL asıl alacak, 544,47 İşlemiş faiz olmak üzere toplam 9.100,77 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine,karar verilmiştir.Somut olayda, davalı yüklenicinin davacı iş sahibinin iş yerinde imalat edip kurmuş olduğu asansörün, işin teslim edildiği tarihten itibaren sık sık arızalandığı ve nihayetinde asansörün içindeki kişiler ve yüklerle düştüğü, bilirkişi raporu ile bu durumun asansördeki eksikliklerden kaynaklandığının tespit edildiği, dosya kapsamında asansördeki arızaların ve düşmesinin, davacının yanlış kullanımından kaynaklandığına dair herhangi somur delil bulunmadığı, sözleşmenin 01.12.2014 tarihli olduğu, asansörün 25.12.2024 tarihinde teslim edildiği, 02.07.2015 tarihinde asansörün düştüğü, davacının 03.07.2015 tarihinde e-mail ile süresinde ayıp ihbarında bulunduğu gibi Sulh Hukuk Mahkemesinde de tespit yaptırdığı, iş bu davanın ise 03.01.2017 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın eser sözleşmeleri için öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinde açıldığı, alınan bilirkişi raporu ile davacı iş sahibinin asansördeki eksik işler için ödemesi gereken bedelin asansörün teslim tarihi itibari ile piyasa rayiçlerine göre hesaplanmış olduğu, davacının ödememesi gereken bedelin yargılama ile tespit edildiği, davalının icra takibi başlamakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediği, anlaşıldığından; mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/02/2024 tarih ve 2022/431 Esas, 2024/131 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacıdan alınması gereken 621,67 TL istinaf karar harcından peşin alınan 156,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 465,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ....