İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının 2017-2022 yılları arası ... Uydu Haberleşme ... ve İşletme A.Ş. İle Kablo Sistemleri Hizmet Alımı Sözleşmesi gereği Alt Yapı - Arıza - Tesis - İşlemleri gerçekleştirdiğini, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin farklı zamanlarda ... A.Ş.'ye, kendilerin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/790 KARAR NO : 2025/4043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/12/2023 NUMARASI : 2023/19 Esas - 2023/863 Karar DAVANIN KONUSU: İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının 2017-2022 yılları arası ... Uydu Haberleşme ... ve İşletme A.Ş. İle Kablo Sistemleri Hizmet Alımı Sözleşmesi gereği Alt Yapı - Arıza - Tesis - İşlemleri gerçekleştirdiğini, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin farklı zamanlarda ... A.Ş.'ye, kendilerine ait tesise davacının hasar verdiğini belirten yazılı bildirimlerde bulunarak birtakım bedellerin tazminini talep ettiğini, ...'ın 28.12.2021 tarihli yazısında kendisine talimat edilmesi üzerine davacının bu tazminat bedellerini ödediğini, bu bağlamda ihtirazi kayıt ileri sürerek ve dolayısıyla iddia edilen hasarı ve bundan doğan tazmin borcunu kabul etmeyerek 04.03.2022 tarihinde toplam 147.085,69 TL'yi davalı şirket hesabına havale ettiğini, ihtirazi kayıtla yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte iadesini talep etmek amacıyla işbu davanın açılma zaruretinin oluştuğu, davalı tarafından hazırlanan hasar tespit tutanaklarının davacının veya ...'ın hasar verdiğini gösteren kanıtları içermediği, davalının şebekesine zarar verildiğini tespit edip rastgele firmalara hasar bedeli rücu etmeye çalıştığını, davalının hasar gerçekleştiğini iddia ettiği adreslerin bir kısmında davacının yetkili olmadığı ve bir kısmında ise herhangi bir çalışma gerçekleştirilmediği, bu bilgilerin AYBİS sisteminde ve yapılan çalışmaların kayıt altına alındığı ...'a ait ... sisteminde mevcut olduğu, ilgili bölgelerde ilgili tarihlerde davacı tarafından kazı yapılıp yapılmadığı ve diğer bilgilerin ... A.Ş. den istenilmesini talep ettikleri, telekomünikasyon hatlarının çekiminde, ... teknik şartnamesine göre, 40 cm derinlik 10 cm parke payı bırakılarak ve standart derinliğe uyularak kazı çalışmaları yapıldığı, davalı şirketin elektrik kablolarının mevzuata uygun derinlik ve standartlarda olmadığı ve büyük bir kısmının parke taşlarının hemen altında bulunduğu, elektrik kablo güzergahlarında herhangi bir ikaz bandı olmadığı ve kablo güzergahlarının pafta bilgilerinin belediye altyapı sistemlerine de entegre edilmediği, bu sebeplerle davalının talep ettiği bedellerin haksız ve dayanaktan yoksun olduğu, davacı ile ... arasındaki sözleşme ilişkisi ve ...'ın 28.12.2021 tarihli talimat yazısı gereğince 147.085,69 TL'yi davalının banka hesabına ihtirazi kayıtlı olarak havale edildiği, davalının tazminat taleplerinin hiçbir delile dayanmadığı, davalının gönderdiği talep yazılarında yalnızca soyut iddiaların yer aldığı, iddia edilen hasarın davacı tarafından gerçekleştiğini gösteren delil olmadığı, davacının davalı şirkete hiçbir borcunun olmadığı, gönderilen hasar tespitlerinin tümünün mesnetsizdir ve geçersiz olduğu, ihtirazi kayıt ile ödenen 147.085,69 TL'nin ödeme tarihi olan 04.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya iadesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya usul ve esas yönünden itiraz ettiklerini, usul yönünden davanın husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden usulden reddi gerektiğini ve HMK m.167 gereğince, huzurdaki dava bakımından tefrik kararı verilmesi gerektiğini, esas yönünden dava konusu hasarların meydana gelmesinde, davalı müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava, "Hasar Tespit Tutanakları"nda gösterilen ve tahsil edilmiş olan altyapı tesislerine verilen hasar bedellerinin istirdadından ibaret olup niteliği itibariyle 6098 S.'lı TBK'nın 49. maddesinde düzenlenmiş olan "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." amir hükmü gereğince "haksız fiil" teşkil ettiğini, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş., İstanbul ili Avrupa Yakası genelinde elektrik dağıtımı işi ile uğraştığı ve milyonlara sayıdaki tüketicinin kullanım noktalarına elektrik götürdüğü, Davalının görevinin, elektriğin günlük hayatta yüksek öneme sahip olması ve hizmetin ilgili İdare adına “İşletme Hakkı Devri” usulü ile yürütülüyor olması sebebiyle kamu hizmeti niteliğinde olduğu, kamu hizmeti niteliğindeki elektrik dağıtımı işinin ilgili idare adına belirli bir süre ile sınırlı olarak işletilme hakkına sahip olup İşletme Hakkı Devir Süresinin sona ermesiyle bu kamu hizmetinin yürütümünü ilgili İdareye iade edeceği, yürütülen kamu hizmetinin aksamasına davacı tarafın verdiği hasarın sebebiyet vermiş olması dolayısıyla Enerji Piyasası Mevzuatı ve EPDK Kararları gereği bu aksama davalının saha personeli tarafından tutanak altına alındığı, meydana gelen hasarın türü, adresi, kapsamı, faili ve görgü şahitleri gibi mühim hususların tutanaklarda derecelendirildiği, saha personelleri marifetiyle meydana gelen hasarın detaylarının hasar anında kayıt altına almak suretiyle 6098 S.'lı TBK'nun 49. Maddesinde haksız fiilin ispatı bakımından aranan olguları belgeleyerek ispat külfetini yerine getirdiğini ve bu sebeple zarar sebebiyle doğan alacak kalemlerinin tamamının davacıdan tahsilinin gerektiği, hasar kespit tutanağı tutuluyor olmasının öncelikli sebebinin hasardan doğan alacağın davacıdan tahsil edilmesinden ziyade yürütülen elektrik dağıtımı hizmetinin aksamasına sebep olan sebebin belgelendirilmesi olduğu, bu tutanakların, aksi davacı yanca ispat edilinceye kadar geçerli belgeler olduğu, tutanaklarda yer alan bilgilerin doğruluğunun tutanaklarda imzası olan ve hasar mahallini yerinde bizzat müşahede etmiş tanık anlatımları ile doğrulanacağı, davacı yan tutanaklarda yer alan tespit ve bilgilerin aksini iddia ediyorsa bunu yine aynı mahiyette bilgi ve belgelerle ispat etmesi gerekmekte iken dosya kapsamına bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, hasar tespit tutanaklarının mevzuat gereğince gerçeğe uygun ve doğru olarak tanzim edildiği, ilgili EPDK mevzuatı gereği, meydana gelen kesinti ve aksamanın, saha personelince olay mahalline gidilmesinden önce EPDK tarafından denetiminin yapıldığı, uzaktan erişilebilen tedarik sürekliliği takip Sistemi tarafından kayıt altına alındığı, ayrıca 186 çağrı merkezi veya sair bir yolla hasar/arıza ihbarının alınmasıyla oluşturulan iş emri numarası altında tespit edildiği, hasarın tespit edilmesinden sonra oluşturulan iş emrinin ikmali için yeter sayıda personel nakil aracı vasıtasıyla arıza mahalline gidildiği, mahalde öncelikle çevre güvenliği ve mahal keşfi sağlandığı, hasara uğramış olan ekipman/malzemenin şirket deposundan tedarik edildiği, onarım yapılacak hattın elektrikten arındırıldığı, montaj personellerince malzeme montajının yapılmasının ardından elektrik trafosundan hatta yeniden depar verildiği ve arıza tamamen giderilmişse kabloların yatırıldığı tranşe veyahut tesisatın mevzuata uygun olarak kapatıldığı ve nihayetinde ilgili araç ve personelin Arıza-Onarım birimine döndüğü somut olayda ilgili mevzuat hükümlerine ve açıklanan bilgiler ışığında çalışmaların yapıldığı, Davacının diğer hasarlara ilişkin talepleriyle ilgili olarak herhangi bir belge sunamamış olup, işbu taleplerinin öncelikle reddini, aksi halde gerekli bilgi ve belgeler temin edildikten sonra beyanda bulunmak üzere süre talep ettiklerini, davalının hasara uğrayan kablo tesisini, Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj Usul ve Esasları, ... Malzeme Teknik Şartnamesi, Yeraltı Kablo Kofresi Bağlantı Kutuları Teknik Şartnamesi ve ilgili tüm yasal mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirdiğini, kablo tesislerinin döşenmesi konusunda her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini, davalının kablolarına hasar verebilecek çalışma yapan kurum ve şirketlerin önceden haber vererek davalının ilgili birimleriyle koordineli çalışma yapılması halinde bu tür hasarların önüne geçilebildiği, davacının dava konusu mahallerdeki çalışmalar için haber vermediği ve refakatçi talep etmediği, haber verilmeden ve nezaretçi talep edilmeden yapılan çalışmalarda ortaya bir. hasar çıkmadıkça davalının haberdar olmasının mümkün olmadığı, davacının refakatçi talep ettiğini gösterir delilinin olmadığı, Hasar tutanakları ve fotoğraflar ile davacının kazı çalışması yaptığı hususunda herhangi bir şüphenin bulunmadığı, tutanakların aksi ispatlanıncaya dek hukuken geçerli olduğu, zira davalının yürüttüğü faaliyetin kamu hizmeti niteliği taşıdığı, ilgili mahalde kamu hizmetinin yürütülmesinde yaşanan olağan dışı aksamaların tüketiciler tarafından şirkete ihbar edilmesi üzerine olay mahalline giden saha personelince görgü ve bilgilerine göre tutanakların tanzim edildiği, kamu hizmetinin aksamasına istinaden ve hasarın gerçekleştiği yeri gören saha personelince tanzim edilen hasar tespit tutanakları aksi ispatlanıncaya kadar hukuken geçerli olup davalı tarafın üzerine düşen ispat yükünü ve illiyet bağını karşılar mahiyette olduğu, davacının ilgili adreslerin çoğunda belirtilen tarihlerde ruhsat sorumlusu firma olmadığını beyan etmiş olsa da belirtilen adreslere yönelik belediyelerden ruhsat sorgusu yapılarak hukuki ihtilaf konusu olayın sübuta erdirilebileceği, davacı kazı çalışması yapmamış olsaydı enerji kablolarına zarar gelmeyecek ve zararın onarımı için sarf edilen işçilik ve malzeme hiç kullanılmayacak olacağından davacının eylemi ile zarar arasında gerçek, makul ve uygun bir illiyet bağı olduğu,ayrıca kazı çalışması ile davalının mülkiyetinde olan kablolara zarar verildiği ve mülkiyet hakkına zarar verilmek suretiyle eylemin hukuka aykırı hale geldiği, davalı tesislerine zarar verilmesinin, davacı şirketin yapmış olduğu kazı çalışmalarında gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini ve söz konusu hasarın meydana gelmesinde ağır kusurlu olması sebebiyle davanın öncelikle usuli itirazlar doğrultusunda usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Mahkememizce re'sen görevlendirilen Mali Müşavir ..., Elektronik ve Haberleşme Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından hazırlanan 14/08/2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve 07/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"...toplam 43 adet lokasyon için düzenlenen hasar tespit tutanaklarının hasarlarla ilgili nitelikli ve yeterli bilgiyi içermediği, hasar tespit tutanaklarında sözkonusu tarihlerde geçerli ruhsat bilgileri refere edilerek hasar verenin ... olarak tespit edildiği ancak, ruhsatlı olmanın hasar vereni tespit açısından yeterli olmadığı, dosyada sunulan hasar fotoğraflarının, hasarlı kablo görüntülerini içerdiği anlaşılmakla birlikte ...'ın çalışmaları esnasında hasarın oluşup oluşmadığının anlaşılması açısından yeterli olmadığı, belediye tarafından yapılan Aybis Sistem sorgulmasında 43 hasar lokasyonundan 1 adet Lokasyon için ...'ın ruhsatlı olduğunun tespit edildiği, tarafların dilekçelerinde hasar lokasyonlarıyla ilgili olarak belirttikleri ruhsatların dosyada olmadığı, davacı Bafen'in, ...'ın iş ortağı olarak, ... sistem kayıtlarında mevcut projeler kapsamında yaptığı çalışmalardaki güzergahların, hasar güzergahları ile aynı olduğunu ya da kesiştiğini gösteren teknik bilgilerin olmadığı; hasarlı Bedaş kablo güzergahları ile ... proje güzergahlarının birbirleri ile ilgisi olduğunu gösteren delillerin sunulması gerektiği ve dosya kapsamında sunulan delillerin, hasarların ... altyapısı için yapılan çalışmalardan kaynaklandığını göstermesi açısından yeterli olmadığı, mali yönden yapılan değerlendirmeler sonucunda, Davalı şirketin dava dışı ...'a gönderdiği yazılara istinaden, davacı tarafından davalı şirkete ihtirazı kayıt belirtilerek toplam:147.096,69.TL tutarında ödeme yapılmıştır. Şayet Mahkemenizce Davacının haklı olduğuna ve talebiyle bağlı kalınarak toplam 147.085,69.TL tutarındaki ödemenin, kendisine iade edilmesi yönünde karar verilmesi halinde, ödeme tarihinden (04.03.2022) dava tarihine (09.01.2023) kadar geçen (311) güniçin %15,75 oranındaki reeskont avans faizi 19.738,70.TL tutarında hesaplandığı....Hasar tespit tutanaklarının hasarlarla ilgili nitelikli ve yeterli bilgiyi içermediği tutanakların, hizmette kesinti olması durumunda tutulacak kayıtlarda, EPDK yönetmeliği doğrultusunda sahip olması gerekli bilgileri içermediği, yönetmelik kapsamında kayıt oluşturmak ve Kurum'a raporlamak üzere kesintilere ait farklı tablolar oluşturulduğu ve yönetmelik ekinde sunulduğu; hasar tespit tutanağının sözkonusu ekte sunulan tablolardan olmadığı, hasarlara ait fotoğrafların net ve anlaşılır olmadığı, hasarın davacı Bafen tarafından gerçekleştirildiğini gösteren izleri, bilgileri içermediği, sadece kablo hasarını göstermekle birlikte hasarın kim tarafından verildiği konusunda herhangi bir bilgi içermediği, tutanakların çoğunda "görgü Şahitleri” kısmına ait bilgilerin doldurulmadığı, bu bilgilerin olduğu tutanaklardaki görgü şahitlerinin Bedaş çalışanı olduğu, tutanakda belirtilen görgü şahidinin tutanağı düzenleyenler dışında başka 3. kişilerden olması gerektiği, aksi takdirde tüm tutanaklarda düzenleyenlerin şahit olacağı ve bu durumun etik olmadığı, uhsatlı ya da ruhsatsız çalışmanın hasarı meydana getirenin tespiti açısından yeterli bir kriter olmadığı, altyapı kazı çalışmaları için izin alınması gerektiği ancak; ruhsatlı olunsa da altyapı çalışmaları esnasında hasar meydana gelebileceği, ruhsat üzerinde bulunan bilgilerin altyapı çalışma güzergahı konusunda aydınlatıcı bilgi içermediği, teknik açıdan bulunulan aşamada kök rapor sonuçlarının halen geçerli olduğu..." yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporları dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, davalı tarafından tek taraflı düzenlenen hasar tutanakları da incelendiğinde meydana gelen hasarlardan davalının kusurlu olduğuna ilişkin kesin bir delil bulunmadığından, davanın kabulüne, 147.085,69TLnin ödeme tarihi olan 04/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davanın kabulü ile;147.085,69TL'nin ödeme tarihi olan 04/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Huzurdaki dosya kapsamında müvekkili şirkete herhangi bir kusur ve sorumluluğu yüklenemeyecek olup dava konusu hasarların tamamen davacı tarafın dikkatsiz ve özensiz çalışmaları neticesinde meydana geldiğini, bilirkişi tarafından tanzim edilen rapordaki aleyhe tespit ve değerlendirmeleri kabul etmediklerini, doyanın geldiği aşama itibariyle davaya konu hasarlara davacı tarafın ruhsatsız ve dikkatsiz kazı çalışmalarının sebebiyet verdiği hususunda duraksama kalmadığından davanın müvekkili şirket lehine reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın kabulü cihetine gidilmesinin somut olaya, mevcut delil durumuna ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İhtirazi kayıtla ödenen hasar bedelinin istirdadı talebine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Aynı kanunun 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 198. maddesinde yer alan,“Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir" hükmüne istinaden yerel mahkemenin dosyaya sunulmuş olan delilleri takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Somut olayda; Davacının, davalıya ait tesise hasar verdiği ve bu sebeple maddi zarara uğrattığı iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/19 Esas 2023/863 Karar sayılı 18/12/2023 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.047,42 TL nispi istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/11/2025