T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/152 Esas KARAR NO : 2025/1196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/06/2021 NUMARASI : 2019/453 Esas, 2021/391 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet sözleşmesinden kaynaklı) KARAR TARİHİ : 25/09/2025 0 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/152 Esas KARAR NO : 2025/1196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/06/2021 NUMARASI : 2019/453 Esas, 2021/391 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet sözleşmesinden kaynaklı) KARAR TARİHİ : 25/09/2025 0 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davaya ve takibe konu faturanın, müvekkilinin davalıya sunduğu Sosyal Medya Reklam ve Google Reklam Yönetim hizmetinden kaynaklandığını, faturalara konu hizmetin davalıya verildiğini ve icra takibine konu faturaların düzenlendiğini, davalıya verilen hizmet gereği iş bu fatura bedellerinin bir kısmının ödendiğini, 20.672,40 TL'lik miktarının ise ödenmediğini, müvekkilinin davalıya teslim ettiği malları faturalandırdığını ve faturasını usulüne uygun şekilde ticari defterlerine işlediğini belirterek davalının itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin şeklen kabul edilemeyeceğini, HMK 119/f maddesi gereğince dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakanın hangi delillerle ispat edileceğinin ayrıntılı olarak bildirilmediğini, ayrıca HMK 121. Maddesi gereğince dava dilekçesi delil eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkilinin adresinin Ataşehir- İstanbul olması sebebiyle yetkili mahkemenin ve yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, bu sebeple öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında; faturanın akdi ilişkinin varlığı için yeterli olmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmalarda davacının vermediği hizmetler için fatura düzenlediğinin tespit edildiğini, müvekkilinin çeşitli markaların reklam çalışmaları ile sosyal medya hizmetlerini sürdürdüğünü, söz konusu markaların reklamlarını bir kısım reklam ajansları aracılığıyla yaptığını, bu doğrultuda müvekkilinin ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'ye ait bir marka olan ... Makarnalarının reklam çalışmaları için davacı ile anlaştığını, davacının YOUTUBE, FACEBOOK, İNSTAGRAM, GOOGLE isimli internet sitelerinde ... Makarnalarına ait sayfalar oluşturduğunu, reklamlar yaptığını, reklamların izlenme, tıklanma, etkileşim sayılarına göre faturalar düzenlediğini, müvekkilinin söz konusu faturalarda yer alan rakamlar ile adı geçen internet sitelerinin bazılarına ait kullanıcı panellerinde yer alan rakamları karşılaştırdığında, davacının uzun bir süre reklam çalışması yapmadığını, reklam çalışması yaptığında ise görüntüleme ve izlenme sayısının faturalarda yer alan sayılardan çok daha düşük olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından düzenlenen faturalardaki hizmetlerin hiç verilmediğini ya da eksik verildiğini, ancak söz konusu internet sitelerine ilişkin verilerin ya sitede ya da davacıda olması nedeniyle müvekkilinin ne kadar hizmet verildiğini tespit edemediğini, davacının vermediği hizmetler için fatura düzenlemesi, verdiğini iddia ettiği hizmetlere ilişkin verileri paylaşmaması ve nihayetinde fatura bedellerini talep etmesinin davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddine, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının defterlerinin incelenmesinde, davacı kayıtlarında yer alan tüm bilgileri teyit ederek davacının kayıtlarında yer alan belgelerle birebir örtüştüğü, cari hesap kaynaklı işlemlerden dolayı davalının 12.884,40 TL davacıya borçlu olduğu, davalı tarafından davacıya dava konusu ticari ilişki içinde 09.01.2018 tarihinde banka havalesi ile 4.000,00 TL ödediği, yine davalının babası dava dışı ...'e ait hesaptan dijital reklam ödemesi açıklaması ile davacıya 09.02.2018 tarihinde ve 23.02.2018 tarihinde aynı tutarda 2.400,00 TL olmak üzere toplam 4.800,00 TL ödeme yaptığı iddiasına ilişkin olarak, 2018 yılında tarafların işletme defteri tuttuklarından havale ile ödemeleri defterlerine kaydetmelerine gerek bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça ticari ilişkinin Mart 2018 tarihinde başladığı beyan edilmiş ise de davalı tarafından davacı adına gönderilen ve inkar edilmeyen ve aksi ispat edilemeyen 09.01.2018 tarihindeki 4.000,00 TL lik davalı ödemesinin taraflar arasındaki cari hesaptan düşmesi gerektiği, davacının dava dışı davalının babası ... tarafından 09.01.2018 tarihinde “Digital reklam ödemesi” açıklaması ile davacı hesaplarına yapılan toplam 4.800.-TL ödemenin de davacı tarafından dava dışı ödeme yapın Hasan ile davacı eşi ... arasında var olduğu iddia olunan para alış veriş nedeniyle ve ...'ın kendisine ait şahsi hesabı olmadığından onun adına yapıldığı iddia olunan ödemenin ise davacı tarafça kabul edilmesi de hayatın olağan akışına aykırı bu iddianın davacı tarafça ispat edilemediği bu nedenle ticari ilişki kapsamında davacıya ait ödeme olarak kabul edilmesi ve 4.800.-TL’nın davacının toplam alacak bakiyesinden düşülmesi gerektiği, davalının bu ticari ilişkiden dolayı (12.884,40 - 4.000 - 4.800 TL ) 4.084,40-TL borçlu olduğu , takipten önce temerrüt koşullarının oluşmadığı, TTK 1530 maddesi uyarınca faiz talebinin TBK 117. Maddesinde yer alan koşullara bağlı olduğundan ve takip öncesi borçluya temerrüt ihtarı gönderilmediğinden faiz koşulları oluşmadığı, takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 4.084,40-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 816,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin takip dayanağı faturalara konu hizmeti davalıya sunduğunu ve takip dayanağı faturaların davacı ile davalıya ait ticari defterlerine işlendiğini, taraf defterlerinin birbirini teyit ettiğini, bilirkişi raporunda takip dayanağı faturaların tamamının davalının ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiğini, davalının dava konusu takip dosyası açılana kadar faturalara konu hizmetin eksik ifa edildiği şeklinde bir itirazının bulunmadığını, müvekkilinin davalıya hizmeti eksiksiz olarak sunmasına rağmen davalının sonrasında böyle bir hizmeti almadığını iddia etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, ayrıca davalının faturalara konu hizmetin eksik ve ayıplı olduğu iddiasını ispat edemediğini, Mahkeme kararında, tarafların defterlerinin birbiri ile örtüştüğü ve davalının 12.884,40 TL müvekkiline borcu olduğunun açıkça yazılı olmasına rağmen, tarafların cari hesap ilişkisi ile hiç bir ilgisi bulunmayan ödemeleri borçtan düşmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının borcundan düşülen ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde yer almadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin Mart 2018 tarihinde başladığını, yapıldığı iddia edilen ödemelerin ise ticari ilişkinin başlamasından 2-3 ay önce olduğunu, davanın tarafı olmayan kişi tarafından gönderilen paranın, davanın tarafları arasındaki ticari ilişkiye istinaden gönderilmediğini, tarafların ticari defterlerinde yer almayan ödemelerin borçtan mahsubunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticari defterlerin kesin delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kararda asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının da hukuka aykırı olduğunu, taraf ticari defterlerinin karşılıklı olarak birbirini teyit ettiği 12.884,40-TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, 12.884,40-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına ve 12.884,40-TL asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği halde karardaki gibi hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamıyla uyumlu olmadığını, rapora karşı yaptıkları esaslı itirazların görmezden gelindiğini, sunulan belgelerden ve davacının faturaların dayanağını oluşturan reklam raporlarını sunmaması nedeniyle verdiği hizmeti ispatlamadığından davanın reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davacının faturalara konu hizmeti hiç vermediğini ve eksik verdiğini, ilk derece Mahkemesi tespitinin aksine asıl uyuşmazlığın davacı tarafından düzenlenen faturaların verdiğini iddia ettiği hizmetle uyumlu olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının 07.08-21.11.2018 tarihleri arasında hiç reklam çalışması yapmamasına rağmen, bu aylara ilişkin fatura düzenlemesi ve müvekkilini durumdan habersiz olarak bu faturaları ödemesi karşısında, kalan fatura bedelini ödemek zorunda olmadığı, bu aylara ilişkin ödediklerinin mahsubuyla müvekkilinin davacıdan alacaklı olacağını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davaya konu alacak likit ve belirlenebilir olmadığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, arabuluculuk ücretinin tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyetli olmadığı gibi, müvekkiline yükletilen yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu, cevap dilekçesinde talep etmelerine rağmen davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 5. Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 30.017,79 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı ödeme emrinin davalıya 11.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 18.04.2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu, davacının İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. SMMM Bilirkişi ve Bilgisayar Mühendisi Bilirkişi tarafından sunulan 28/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından düzenlenen faturaların yasal defterinde yer aldığı, defterinin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı. davacı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, davalı tarafın, davacının düzenlediği faturaları yasal defterine kaydettiği, davalının defterini yasaların emrettiği şekilde tuttuğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, davalının iddiada ettiği gibi davacının reklam görüntüleme ve izlenme sayısını dava dosyasındaki paylaşılan bilgiler ışığında hatalı verdiği, davacının davalı tarafa hizmet verdiği ve verdiği hizmeti de faturalandırdığı, davaya konu hizmetle ilgili, digital platformlarda gösterilecek reklama ait görüntüleme ve izlenme sayısında taraflar arasında yapılmış yazılı sözleşme ve gösterim bilgilerinin olmadığı, bilgilerin var olmamasından dolayı davalının haklılığını ispatlayabilecek bir bilgiye erişilemediği, her iki tarafında mevcut işletme defterindeki mali kayıtları sonucunda 12.884,40TL’lik davacı alacak bakiyesinde mutabık oldukları; bu rakamdan sonra davalı tarafından paylaşılan, davacı tarafın 12.1.2018 tarihinde ticarete başlayıp defter tasdiki yaptırdığından mali kayıtlarında, davalıya ait 09.1.2018 tarihli 4.000,00 TL’lik ödemesinin yer almadığı, bu ödemenin de bu dava özelinde ödeme olduğu kabul edilebileceği, davalının öne sürdüğü, davalının babası dava dışı ... tarafından “Digital reklam ödemesi” açıklaması ile yapılan toplam 4.800,00 TL ödeme konusunda davacının dava dosyasına o döneme ait ... adına fatura sunması durumunda dikkate alınmaması gerekeceği, dava dışı ...’in de bu ödemeyi davacı tarafa yapma nedeni konusunda paylaşımda bulunmadığından mevcut durumda taraflarından değerlendirmeye alınmadığı, mahkeme tarafından a bendinde sayılan ödemenin Cari Hesaptan düşülmesine karar verilirse, bu durumda davacının davalıdan (12.884,40 - 4.000=) 8.884,40 TL alacaklı olacağı, 8.884,40 TL için ise işleyen faizin 284,47 TL olduğu, Mahkeme tarafından 12.884,40 TL tutarlı Alacak olduğu kanaatinde olunması durumunda takip tarihine kadar davacının (Temerrüt Faiz oranlarından) 536,29 TL Vade farkı alacağı olacağı belirtilmiştir. 1-Davacının istinaf nedenlerinin değerlendirilmesi;Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Her ne kadar davalı, takip dayanağı fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, icra takibine konu faturaların usulüne uygun tutulan ve delil vasfına haiz davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 12.884,40 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının faturalara süresi içinde itiraz etmediği ve defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Diğer taraftan, davalı ve davalının babası tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden yapıldığı ileri sürülen toplam 8.800,00 TL ödeme, her iki tarafın ticari defterlerinde de yer almamaktadır. Taraf defterlerine göre ilk faturanın işlendiği tarih 29.03.2018 tarihi olup, icra takibine konu faturalar ise 22.10.2018 tarihi ile 28.02.2019 tarihi arasındaki farklı tarihlerdeki toplam 28.442,40 TL bedelli 8 adet faturadır. Davalı tarafından dosyaya sunulan üç adet ödeme dekontunun incelenmesinde; davalı tarafından davacı hesabına yapılan 4.000,00 TL lik ödemenin 10.01.2018 tarihinde ve ... dijital açıklaması ile yapıldığı, diğer iki dekontta ise dava dışı ... tarafından davacı hesabına digital reklam ödemesi açıklaması ile 09.02.2018 tarihinde 2.400,00 TL, 23.02.2018 tarihinde 2.400,00 TL olmak üzere toplam 4.800,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafından taraflar işe başlarken, ödemenin peşin yapılacağı, sonrasında fatura düzenleneceği konusunda anlaşma yapıldığından bahisle dijital reklam ödemesi açıklaması ile gönderilen bu ödemelerin, taraflar arasındaki iş bu ticari ilişki kapsamında davacıya ödendiği ileri sürülmüş ise de, davalı tarafından, bu ödemelerin icra takibine konu faturalara istinaden yapıldığına ilişkin ticari defterlerin aksi yönünde kesin bir delil sunulmamıştır. Bu hali ile davalı tarafından sunulan üç adet dekonta göre toplam 8.800,00 TL ödemenin icra takibine konu faturalara istinaden yapıldığı ispat edilememiştir. Davacı defterlerinde yapılan incelemeye göre davalının takip tarihi itibariyle 12.884,40 TL borçlu olduğu, davalı defterlerinre yapılan incelemeye göre de davacının davalıdan 12.884,40 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin icra takibine konu edilen 12.884,40 TL tutar yönünden birbiri ile uyumludur. Bu nedenle davacı, dosyaya sunduğu belge, deliller ve tarafların ticari defterler ve kayıtlarına göre icra takibine konu alacağını 12.884,40 TL tutar yönünden ispat etmiştir. Davalı ise, icra takibi nedeniyle 12.884,40 TL tutar yönünden borcu olmadığını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispatlayamamıştır. Bu itibarla, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece alacağa yasal faiz hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacının icra takibinde yasal faiz talep ettiği, bu nedenle davacının icra takibindeki talebi ile bağlı kalınarak alacağa yasal faiz hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle davacı alacağının takip tarihi itibariyle 12.884,40 TL olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, 12.884,40 TL alacak yönünden davalının itirazının iptali ile kabul edilen alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likit ve belirlenebilir olduğu dikkate alınarak bu miktarın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde yeniden hüküm tesisi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.2- Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde; 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yeniden değerleme sonucunda 2021 yılı için kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde; "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre somut olayda, dava değeri 20.672,40 TL olup, davada kabul edilen alacak miktarı ise 4.084,40 TL dir. Karar tarihi itibariyle davalı lehine kabul edilen miktarın HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle, davalının karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenler ile davalının istinaf başvurusunun kararın kesin olması nedeniyle usulden reddine, davacının istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden esas hakkında "Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 12.884,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 2.576,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/453 Esas, 2021/391 Karar sayılı ve 01/06/2021 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın KISMEN KABULÜ İLE, b)İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 12.884,40 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,c)Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, d)Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz UYGULANMASINA,e)Davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 2.576,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 880,13 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 231,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 648,33 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,g)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 231,80 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,ğ)Davacı tarafından karşılanan yargılama gideri, bilirkişi ücreti toplamı olan 1.564,05 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 974,82 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,h)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,ı)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 12.884,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,i)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 7.788,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNEj)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 822,71 TL'sinin davacıdan; 497,29 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf Giderleri Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 70,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 545,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 44,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 265,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNEDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25/09/2025