T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1550 Esas KARAR NO : 2025/1587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 09/10/2025 NUMARASI : 2025/308 Esas DAVANIN KONUSU: ALACAK-MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1550 Esas KARAR NO : 2025/1587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 09/10/2025 NUMARASI : 2025/308 Esas DAVANIN KONUSU: ALACAK-MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 05/05/2023 tarihli sponsorluk sözleşmesi uyarınca, davalı ...Ş.'nin 2023-2024 ve 2024-2025 futbol sezonlarında oynayacağı tüm resmi müsabakalarda "... Yatırım ..." isim sponsorluğu altında çıkmayı, müvekkilinin reklam, isim ve tanıtım haklarını sözleşmede belirtilen şekilde yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, buna karşılık müvekkilinin ise 56.000.000,00 TL sponsorluk bedelini çekler aracılığıyla taksitler halinde ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini hiçbir şekilde yerine getirmediğini, ayrıca sözleşmenin yürürlüğe girebilmesi için ön koşul olarak belirlenen ...Holding A.Ş. ile imzalanan KDV hariç 8.000.000,00 TL bedelli reklam hizmetleri sözleşmesinin feshedilmesi şartının da sağlanmadığını, müvekkilinin, sözleşme geçerli şekilde yürürlüğe girmediği ve fiilen uygulanmadığı halde bankalar nezdinde repütasyon kaybı yaşamamak adına çekleri ödemek zorunda kaldığını ancak karşılığında sözleşmesel haklarından hiçbir şekilde yararlanamadığını, Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi internet sitesinde de görüleceği üzere, davalı tarafça 2023-2024 ve 2024-2025 sezonlarında kulübün adının Federasyona "Bellona ..." (...Holding A.Ş. markası) olarak bildirildiğini, bu suretle sözleşmenin ihlal edildiğini, ayrıca yalnızca isim sponsorluğu yükümlülüğü değil bunun dışında sözleşmenin diğer maddeleri ile kararlaştırılan sözleşme konusu diğer tüm reklam, tanıtım ve görünürlük yükümlülüklerinin de ihlal edildiğini, sezon itibariyle 2023-2024 sezonunun bitmiş olması ve davalının yükümlülüklerini yerine getirilmesinin mevcut durumda imkansız hale gelmesi sebebiyle ödenmiş çeklerin bedellerinin uğranılan zararlarla birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tazmini ile vadesi gelmemiş çekler bakımından çekte bedelsizliğin tespiti amacıyla işbu davanın açıldığını, müvekkili ile imzalanan sözleşmenin bedeli 56.000.000 TL iken TFF'ye "Bellona ..." ismiyle bildirim yapılmasının davalının daha yüksek bedelli yeni bir sponsorluk sözleşmesi yaptığı ihtimalini güçlendirdiğini, bu nedenle TFF'ye bildirilen güncel ... isim hakkı sponsorluk sözleşmesinin celbi gerektiğini, davalının daha yüksek bedelli başka bir sponsorluk anlaşması yapması durumunda sözleşmenin 11.2. maddesinin (bu maddede belirtilen hususların yerine getirilmemesi halinde) cezai şart ve tazminat ödeme taahhüdünü içermesi sebebiyle federasyona düşük bedelli eski sözleşmeye dayalı sponsorluk adının bildirilerek müvekkile karşı doğacak cezai şart yükümlülüğünün bertaraf edilmeye çalışıldığını, bu durumun da daha yüksek bedelli başka bir sözleşmenin gizlenmesi niyetiyle hareket edildiği kanaatini uyandırdığını, 2023-2024 sezonu tamamlandığı gibi 2024-2025 sezonunun ise yarısının geçmesi sebebiyle davalının kendi kusuru ile sözleşmenin ifasını imkânsız hale getirdiğini, müvekkiline ait çekler tahsil edilmesine rağmen sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediğini, sözleşmenin davalının kusuruyla imkânsız hale gelmesinin subjektif imkânsızlık kapsamında olduğunu, bu durumda alacaklının TBK'nun 112. maddesi uyarınca, aynen ifa hakkını kaybettiği için yerine tazminat talep edebileceğini, bu çerçevede sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ödenen bedelin iadesi; sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesinden kaynaklanan tüm zararların tazminini ve vadesi gelmemiş çeklerin bedelsiz olduğunun tespiti gerektiğini, müvekkili tarafından keşide edilerek davalı tarafa teslim edilen çeklerin davalı tarafça Türkiye ... Bankası A.Ş.'ye imzalanan bir kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği kanaatine varıldığından çeklerin bu bankada teminat olarak tutulduğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hem çek bedelinin muhatap banka tarafından lehtara ve diğer alacaklılara ödenmemesine hem de çekler dayanak gösterilerek icra takibine girişilmesinin engellenmesine yönelik olarak teminatsız aksi halde teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile yapılacak yargılama neticesinde davalıya ödenmiş ve vadesi gelmiş çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline iadesine; henüz vadesi gelmemiş çeklerin, dayanağını oluşturan sponsorluk sözleşmesinin hükümsüz kalması nedeniyle bedelsizliğin tespitine; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının edimlerini sözleşmeye uygun ifa etmemesinden kaynaklanan müvekkilinin zararının işbu belirsiz alacak davası kapsamında hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu zira müvekkilinin adresi Kayseri olmasına rağmen arabuluculuk başvurusunun yetkisiz arabuluculuk merkezinden yapıldığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, çünkü davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunmadığından davanın genel yetki kurallarına göre müvekkilinin adresi olan Kayseri Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de, davanın belirsiz alacak olarak görülmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu edilen alacak belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, açılan davada müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, zira 26 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile birlikte ülkemiz hukukunda spor anonim şirketlerinin de düzenlendiğini, ilgili kanunla spor kulüplerinin dernek statüsünden spor anonim şirketi statüsüne geçişlerinin sağlanarak daha profesyonel bir şekilde yönetilmesinin amaçlandığını, bu kapsamda müvekkili şirketin de bir spor anonim şirketi olduğunu ve ... Kulübü Derneğinin futbol şubesinin bütün idaresi, temsil yetkisi, borçlarının ve alacaklarının idaresinin müvekkili ...nin görev ve sorumluluğuna girdiğini, dava konusu sözleşmenin futbol şubesinin idaresi için kurulan müvekkili şirket ile imzalanması gerekli iken ... Kulübü Derneği ile imzalanmasının müvekkil şirketi bağlamadığını, kaldı ki sözleşme tarihinde müvekkili şirket ile ...Holding A.Ş. arasında halihazırda bir sponsorluk anlaşması bulunduğundan davacı ile müvekkili şirketin onayı ve muvafakati olmaksızın bu şekilde bir sponsorluk anlaşması imzalanmasının da mümkün olmadığını, davacının keşide ettiği çeklerin müvekkili şirkete bağış kapsamında verildiğinin kabulü gerektiğini, zira sözleşmenin imza tarihinde müvekkili şirketin ekonomik dar boğazda olması sebebiyle transfer yasağı ile karşı karşıya kalmamak için Kayseri Spor ile gönül birliği olan şirketlerden bağış talep ettiğini, ayrıca dosyaya sunulan sözleşmenin 11.3 maddesinde açıkça sözleşmenin geçerlilik şartı olarak müvekkili şirketin ...Holding A.Ş. ile imzaladığı sponsorluk anlaşmasının davacı şirketle imzalandığı iddia edilen sponsorluk anlaşmasının imzalanmasından en geç bir gün önce feshedilmesinin kararlaştırıldığını, davacının sözleşmenin imza tarihinde, müvekkilinin bu sözleşmeyi feshetmediğini bilmemesinin mümkün olmadığını, basiretli bir tacir olan davacının bu hususu teyit etmeden dava konusu çekleri teslim etmesinin ticari teamüllerle açıklanabilir bir husus olmadığını, bunun yanında davacının sözleşme tarihi üzerinden iki sene sonra dava yoluna gitmesinin de ticari hayatın olağan akışına uymadığını, bu hususların çeklerin bağış kapsamında verildiğini gösterdiğini, ancak davacı şirketin kötüniyetle bağış iradesinden dönerek müvekkili şirketi zora sokmak için eldeki davayı ikame ettiğini, davacı, müvekkilinin eski sponsorluk sözleşmesini feshetmeyerek muvazaalı davrandığını iddia etmiş ise de, müvekkilinin dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin feshedildiğini teyit etmeden çekleri teslim eden davacının muvazaa iddiasında bulunamayacağını, burada asıl muvazaalı davranan davacı şirket olup dava konusu sponsorluk sözleşmesini gider olarak gösterip KDV ve Kurumlar vergisinin mahsubunda kullanıp kullanılmadığının davacının bağlı bulunduğu vergi dairelerinden sorulması gerektiğini, davacı, vadesi gelmemiş 31.07.2025 ve 30.11.2025 tarihli çekler bakımından ihtiyati tedbir mahiyetinde ödeme yasağı talep etmiş ise de, ilgili çeklerin müvekkili tarafından ciro edilmek suretiyle elden çıkarılması sebebiyle tedbir verilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı, çeklerin bedelsizliğinin tespitini talep etmiş ise de, kabul manasına gelmemekle birlikte iki taraf arasındaki bir hukuki ilişkiye dayalı olarak verilen bir kıymetli evrakın varlığı halinde borca aykırılık sebebiyle senet dolayısıyla borcunun olmadığı savunması sadece senet lehtarına karşı ileri sürülebilecek olup senedin ciro edilmesi halinde senedi ciro yoluyla teslim almış hamillere karşı ileri sürülemeyeceğinden bedelsizliğin tespitine de karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davacı vekili UYAP üzerinden sunduğu 06/10/2025 tarihli talep dilekçesi ile; ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararına yönelik istinaf başvurularının kabul edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2025/817 Esas 2025/998 Karar sayılı ilamı ile "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacı tarafından %20 teminat karşılığında (4.000.000,00 TL) nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda, talebe konu davacı şirket tarafından davalı şirket lehine keşide edilen ... Bankası A.Ş. Kozyatağı Şubesine ait; 7027938 çek seri numaralı, 31/07/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL ve ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çeklerin davalı şirket tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına, ayrıca söz konusu çeklere dayalı başlatılacak icra takibinin davanın tarafları ile sınırlı olmak üzere İİK'nun 72/2 fıkrası uyarınca durdurulmasına," karar verildiğini, lehdar ... Futbol A.Ş ile arasındaki kredi sözleşmesine istinaden tedbir konusu çekleri elinde bulunduran davada taraf olmayan ... Bankası A.Ş.'ye tedbir kararının uygulanmasının noter ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, bankanın ise cevabi ihtarname ile, tedbir kararının hukuki ilişkinin tarafı olmayan bankayı kapsamadığını belirterek kararı uygulamadığını, tedbirin uygulanmasına yönelik ... Bankası A.Ş. ile ... Bankası A.Ş.'ye keşide edilen ihtarnamelerden sonuç alınamadığını, ayrıca mahkeme tarafından ilgili çeklerin ödenmesinin yasaklanması yönünde yazılan müzekkerelere ... Bankası A.Ş. ödeme yasağının işlendiğini bildirmesine rağmen tedbir kararını fiilen uygulamadığını, ... Bankası A.Ş.'nin ise cevap vermediğini, nihayetinde tedbir kararının varlığına rağmen ... A.Ş.'nin 7027938 çek seri numaralı, 31/07/2025 ödeme tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çekinin ödeme konusu haline geldiğini, henüz vadesi gelmemiş ... Bankası A.Ş.'nin ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çekin de vadesi geldiğinde tedbir kararının varlığına rağmen, ödemeye konu edileerek tedbir kararının fiilen geçersiz hale getirileceğinin bankanın tutumundan anlaşıldığını, tedbir kararının dava dışı ... Bankası A.Ş. tarafından uygulanması gerektiğini, zira banka çekleri bir kredi sözleşmesine dayanarak teminat olarak aldığından hukuki durumunun geçersiz bir rehin cirosunun varlığından ibaret olduğunu, bankanın, çekin bedelini kendi nam ve hesabına tahsil etmek gibi bir hakkı bulunmayıp kambiyo senedini lehdar adına tahsil eden bir vekil konumunda olduğunu, rehin cirosunda, senedi iktisap eden hamilin senedin mülkiyetini kazanmadığını, dosya kapsamına celbedilen deliller ile çeklerin banka tarafından teminat gayesi ile alındığının ortaya konduğunu, buna karşılık tedbir konusu çeklerin banka tarafından temlik cirosu ile devralındığına dair dosyada hiçbir delil bulunmadığını, çeklerin ödenmesi sonrasında, müvekkili firma personeli tarafından bankaya gönderilen e-postada çek bedelinin kimin hesabına tahsil edildiğinin sorulması üzerine bankanın cevabında, bedelin ... Futbol A.Ş. hesabına aktarıldığı ve sonrasında banka alacaklarına mahsup edildiğinin belirtildiğini, dava dışı ... Bank A.Ş.'nin söz konusu tedbir kararını fiilen ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde uygulamayarak müvekkilinin telafisi imkansız zararlar görmesine sebebiyet verdiğini belirterek ihtiyati tebdir kararının ... Bank A.Ş'yi de kapsadığını belirtir şekilde bankaya müzekkere yazılmasına; bu taleplerinin reddedilmesi halinde ise 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çekin üçüncü kişiler tarafından ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesinin 09/10/2025 tarihli ara kararı ile; somut olayda davalı tarafından çeklerin dava dışı ve 3. kişi konumundaki bankaya istinaf tarafından tesis edilen tedbir kararından çok önce 2023 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında verildiği, çekin bu şekilde bankaya tesliminin, tedbir kararında bahsedildiği şekilde davalı tarafından ödenmesi amacıyla bankaya yapılan bir ibraz niteliğine haiz olmadığı, bu nedenle tedbir kararının 3. kişi konumundaki bankayı kapsamayacağı, bahsi geçen tedbir kararında açıkça tedbir kararının sadece davanın tarafları arasında geçerli olacağının belirtildiği, kaldı ki çekin bir ödeme aracı olarak tedavülünün engellenemeyeceği ve davanın tarafı olmayan iyi niyetli üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerini etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceği, davacı vekilinin talebinin istinaf tarafından verilen tedbir kararının genişletilmesi ve bir anlamda yeni bir tedbir kararı verilmesi mahiyetinde olduğu, oysa çekin niteliği gereği 3. kişileri kapsar mahiyette davanın tarafı olmayan 3. kişilerin hukukunu etkiler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçelerine istinaden istinaf tarafından hükmedilen tedbir kararının genişletilmesi niteliğinde tedbir kararının ... Bank A.Ş.'yi de kapsadığını belirtir şekilde müzekkere yazılması talebi ile ... Bankası A.Ş.'nin ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çek yönünden üçüncü kişileri kapsayacak şekilde tedbir kararı verilmesi talebinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşme kapsamında müvekkili tarafından keşide edilip davalıya verilen çeklerin dava dışı ... Bankası A.Ş.'ye akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı tarafından teminat olarak verildiğini, dava konusu çeklerin ... Bankası A.Ş. tarafından hangi amaçlarla teslim alındığı tartışılması gerekirken kararın deliller tartışılmadan ve gerekçesiz olarak tesis edildiğini, teminat olarak elinde bulundurması sebebiyle çekleri temlik cirosu ile devralmadığı anlaşılan ... Bankası A.Ş.'nin iyi niyetli üçüncü kişi olarak değerlendirilmesi imkanının bulunmadığını, eldeki menfi tespit davası için 28.000.000,00 TL esas alınarak harç yatırıldığından, aynı çek için yeniden harç yatırmak suretiyle bankaya karşı istirdat davası açmanın, aynı çeke ilişkin yeniden tedbir istemenin ve mükerrer teminat sunmanın usul ekonomisi açısından uygun olmayacağını, banka çekleri bir kredi sözleşmesine dayanarak teminat olarak aldığından hukuki durumunun geçersiz bir rehin cirosunun varlığından ibaret olduğunu, Yargıtay kararı uyarınca, çekte açık veya gizli rehin cirosunun mümkün olmadığını ve bu amaçla yapılan devir işlemlerinin hukuken geçersiz olacağını, bankanın, çekin bedelini kendi nam ve hesabına tahsil etmek gibi bir hakkı bulunmayıp kambiyo senedini lehdar adına tahsil eden bir vekil konumunda olduğunu, rehin cirosunda, senedi iktisap eden hamilin senedin mülkiyetini kazanmadığını, dava dışı ... Bankası A.Ş. her ne kadar mahkeme tarafından iyiniyetli üçüncü kişi olarak değerlendirilse de, müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler ile artık bankanın iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bankaların ticari teamüllerinin rehin cirosu ile alınan çeklerin bir üçüncü kişiye devredilmemesi yönünde olduğunu, bu nedenle tedbirin banka tarafından uygulanması halinde hiçbir üçüncü kişinin zarar görme ihtimalinin bulunmadığını, davalının, müvekkili ile arasında akdedilen mevcut sponsorluk sözleşmesini ihlal ettiğinin dosya kapsamına celbedilen deliller ile sabit olduğunu, davalı kulübün ekonomik durumu ( borç yükü ve ödeme aczine düştüğü mali sebeplerle aldığı transfer yasakları ile hakkında çıkan haberler) gözönüne alındığında, müvekkili tarafından yapılacak olası bir ödemenin (veya çek bedellerinin üçüncü kişilerce tahsilinin) telafisi imkânsız zararlara yol açacağının açık olduğunu, bu nedenlerle HMK'nun 389. maddesinde yer alan "ciddi zarar tehlikesi" koşulunun somut olayda fazlasıyla mevcut olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf ederek istinaf tarafından verilen ihtiyati tebdir kararının ... Bank A.Ş'yi de kapsadığını belirtir şekilde bankaya müzekkere yazılmasına; bu taleplerinin reddedilmesi halinde ise 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çekin üçüncü kişiler tarafından ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sponsorluk sözleşmesinden doğan edime aykırı davranıldığı iddiasına dayalı ödenen çek bedellerinin faizi ile tahsili, vadesi gelmeyen çeklerin bedelsizliğinin tespiti ve uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda, davacı vekilinin, taraflar arasında akdedilen sponsorluk sözleşmesi kapsamında verildiğini belirttiği henüz vadesi gelmemiş çekler bakımından ihtiyati tedbir talebinde bulunması üzerine Mahkemenin 26/03/2025 tarihli ara kararı ile yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiş olup istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 10/07/2025 tarih ve 2025/817 Esas 2025/998 Karar sayılı kararı ile "Davacı tarafından %20 teminat karşılığında (4.000.000,00 TL) nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda, talebe konu davacı şirket tarafından davalı şirket lehine keşide edilen ... Bankası A.Ş. Kozyatağı Şubesine ait; 7027938 çek seri numaralı, 31/07/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL ve ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çeklerin davalı şirket tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına, ayrıca söz konusu çeklere dayalı başlatılacak icra takibinin davanın tarafları ile sınırlı olmak üzere İİK'nun 72/2 fıkrası uyarınca durdurulmasına" şeklinde karar verilmiştir.Eldeki istinaf başvurusuna konu somut olayda ise, davacı vekili Dairemizce tesis edilen ihtiyati tedbir kararının ... Bankası A.Ş.'yi de kapsadığını belirtir şekilde bankaya müzekkere yazılmasına, bu talebin reddi halinde ise ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çekin üçüncü kişiler tarafından ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiş olup mahkemece çekin niteliği gereği 3. kişileri kapsar mahiyette davanın tarafı olmayan 3. kişilerin hukukunu etkiler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ve tedbir kararının ... Bankası A.Ş.'yi de kapsadığını belirtir şekilde müzekkere yazılması talebinin istinaf tarafından hükmedilen tedbir kararının genişletilmesi niteliğinde olduğunu belirterek davacı vekilinin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karar ise davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Esasında davacının terditli talepleri aynı amaca yönelik olup netice itibariyle her iki halde de tedbire konu çekin ödenmesinin yasaklanması mevzu bahistir. Niteliği itibariyle ödeme yasağı konulmasına yönelik talebin ise, 6100 sayılı HMK'nun 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde, "geçici hukuki korumalar" üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yine Kanunun 390/3 maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Somut olayda, tedbirin konusunun çek olması sebebiyle ihtiyati tedbire karar verilirken bir ödeme aracı olan çekin illetten mücerret olması sebebiyle iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarının ihlal edilmemesine dikkat edilmesi, bu anlamda tesis edilecek ihtiyati tedbirin davanın tarafları ile sınırlı tutulması gerekir. Davada taraf olmayan ... Bank A.Ş. 3. kişi konumunda olup hem banka hem de banka dışında kalan diğer 3. kişiler yönünden davacının talep ettiği şekilde tedbire hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin hukuki değerlendirmesinde ve bunun neticesinde tesis ettiği kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/308 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 09/10/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.27/11/2025