9. Hukuk Dairesi 2026/1141 E. , 2026/1340 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/89 E., 2025/1190 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/228 E., 2024/85 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai ka…
9. Hukuk Dairesi 2026/1141 E. , 2026/1340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/89 E., 2025/1190 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/228 E., 2024/85 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı tarafça işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine yönelik iki ayrı dava açılmış olup alacak davası bakımından, hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin alacak davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin tespit davasına ilişkin olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 07.05.2014-09.02.2022 tarihleri arasında CNC operatörü olarak çalıştığını, davacının çalıştığı sürece işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davacının iş sözleşmesini bu nedenlerle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsili ile işten çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının yaptığı fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti çalışmalarının karşılığının düzenli olarak ödendiğini, bu nedenle davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, kıdem tazminatı talep edemeyeceğini, davacının tüm ücretlerinin eksiksiz şekilde ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 09.02.2022 tarihli ihtarnamede fesih sebeplerini ödenmeyen ücret alacakları olarak açıkladığı, davalının ise fesih sebeplerinin yerinde olmadığını savunarak işten çıkışı ... Kurumuna (...) Kod (...) olarak bildirdiği, davacının çıkış kodunun Kod (25) olarak düzeltilmesini talep ettiği, dosya kapsamına göre davacının ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bulunduğu, bu durumun işçiye her zaman haklı fesih imkânı tanıdığı, bu hâliyle davacının fesih sebeplerinde haklı olduğu, haklı nedenle iş sözleşmesini fesheden işçinin işe devamı beklenemeyeceğinden devamsızlık üzerinden düzenlenen çıkış kodunun yerinde olmadığı, davacı fesih sebeplerinde haklı olduğundan çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle çıkış kodunun Kod (25) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespiti ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, karşılığı ödendiği ispatlanamayan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmemiş işçilik alacaklarından dolayı 09.02.2022 tarihinde iş sözleşmesini feshettikten sonra tutulan devamsızlık tutanaklarının hukuki değeri bulunmadığı, davalı işyerinde fazla çalışma yapıldığı, bir kısım genel tatil günlerinde çalışıldığı, işverene karşı davası bulunmayan davacı tanık beyanları ve ücret bordroları doğrultusunda tespit edilen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiği ispatlanamadığından davacının kıdem tazminatı ile bu alacaklara hak kazandığı, davacının ücreti dosyaya davalı tarafından sunulan ücret bordroları esas alınarak tespit edildiğinden davalının bu yönlere dair itirazlarına itibar edilmediği, somut davada davacının kıdem tazminatı talebiyle birlikte işten çıkış kodunun düzeltilmesini istediği, alacak ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepleri iki ayrı dava olup işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte ...'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlamasının mümkün olduğu, bu nedenle davacının çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit talebi yönünden güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeple kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kıdem tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne, çıkış kodunun düzeltilmesi talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekilinin alacak davasına ilişkin temyizi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının çıkış kodunun değiştirilmesine yönelik açtığı davada hukuki yararı bulunduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı noktasındadır. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. ... davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak ...'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan davalar, “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de dava “tespit davası” niteliğindedir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, iki ayrı dava olan çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin dava ile kıdem tazminatı talebini de içeren alacak davasını birlikte açmıştır. Dosya kapsamı ve dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla; işin esasına girilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğundan talebin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Alacak Davası Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Tespit Davası Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, davalıya ait işyerinde CNC operatörü olarak çalışmakta iken ücretlerinin eksik ödenmesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasına ve işverence ...'ya bildirilen çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ile dava konusu işçilik alacakları hüküm altına alınmış, işten çıkış kodunun ise Kod (25) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın usulden reddine karar verilmiş, alacak davası ise kıdem tazminatı da hüküm altına alınmak suretiyle kısmen kabul edilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 5510 sayılı ... ve ... Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur. İşten çıkış kodları iş sözleşmesinin nasıl sonladığını ve sona erme sebebini göstermektedir. İşveren ... tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından birini gerçeğe uygun olarak işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmesinde olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir. İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu ... Merkezine /İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. ...'nın 2013/11 sayılı Genelgesinde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik taleplerinin, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir. İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi de, lehine sonuçlanmış olan kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak, düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin böyle bir dava açmadan işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır. Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca; işçi, fesih bildirimine ilişkin belgeler, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini gösteren bordro veya banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve/veya kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle İŞKUR'a başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir. Uygulamada “çıkış kodunun düzeltilmesi” olarak adlandırılan ve sadece işveren aleyhine açılan dava ile çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiğinin tespiti talep edilmektedir. Başka bir anlatımla, ...'ya yönetilmeyen söz konusu dava ile iş sözleşmesini sona erdiren taraf ve sona erme nedeninin belirlenmesi istenmektedir. Dolayısıyla anılan dava niteliği itibarıyla tespit davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (... Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977). İş sözleşmesinin hangi tarafça sona erdirildiği ve sona erme nedeni; işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı talebiyle açılan davalarda da tespit edilmektedir. Bu tespit, işveren tarafından Kuruma bildirilen sona erme nedeninin gerçeğe aykırı olup olmadığını da içerir. Öyleyse işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı ile yahut anılan davalar sonuçlandıktan sonra, çıkış kodunun düzeltilmesi istemiyle ayrı bir dava açılmasında güncel hukuki yararın varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta yapılmış anlaşmalar için de geçerlidir. İşçinin; işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile ...'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Buna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim ... bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilâm niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. İnceleme konusu dosyada davacı işçi, iş sözleşmesinin kendisi tarafından haklı nedenle feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını ve çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Kıdem tazminatına karar verilmesi talebiyle açılan davada sözleşmenin davacı tarafından feshedilip feshedilmediği ve feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilecek; dolayısıyla işten çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit edilmiş olacaktır. Kıdem tazminatına ilişkin davada yapılan bu tespitin çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik açılan davada verilecek tespit kararından hiçbir farkı yoktur. Her ikisinde de sözleşmenin ne şekilde feshedildiği belirlenir ve çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeğe uygun olup olmadığı tespit edilmiş olur. Davacının kıdem tazminatına ilişkin dava ile çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik amacına ulaşması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi talebiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Bu nedenle çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir.