Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2408 E. , 2024/6251 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2408 Karar No : 2024/6251 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ...Madencilik İnşaat Taahhüt Otomotiv Nakliye İmalat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Köyü Muhtarlığı ... MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA) : 1- ... 2- ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sa
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2408 E. , 2024/6251 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2408 Karar No : 2024/6251 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ...Madencilik İnşaat Taahhüt Otomotiv Nakliye İmalat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Köyü Muhtarlığı ... MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA) : 1- ... 2- ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davalı idare ve müdahil tarafından; ayrıca davalı yanında müdahil tarafından aynı Mahkemenin ... tarih ve E:... sayılı temyiz isteminin ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kararın davalı yanında müdahil tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı köy tüzel kişiliği tarafından, Sivas ili, Suşehri ilçesi, ... ve ... köyleri mevkiinde işletilmesi planlanan ER:... numaralı ''Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi ile ilgili olarak Sivas Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Sivas ili, Suşehri ilçesi, ... ve ... köyleri mevkiinde işletilmesi planlanan ER:... numaralı ''Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi ile ilgili olarak Sivas Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ...tarih ve ... sayılı"Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir" kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasında, Maden Mühendisliği yönünden; delme-patlatma yapılmadan üretim yapılması halinde insan ve çevre sağlığı açısından önemli tehditler oluşturmayacağı, Çevre Mühendisiliği yönünden; PTD raporunun oluşacak olumsuz etkiler alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun olduğu, PTD raporunun projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmasını sağlayacak biçimde hazırlandığı belirtilmiş ise de ziraat mühendisliği açısından, proje alanı içerisinde bulunan tarla, bahçe ve mera alanlarındaki bitkilerin madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak tozlardan etkileneceği, proje etki alanı tespitinin, jeolojik, hidrolik ve hidrojeolojik açıdan doğru yapılmadığı ve eksiklikler bulunduğu, proje faaliyeti çerçevesinde yapılacak çalışmaların Mahkememizce yapılan keşif sırasında tespit edilen su kaynakları üzerindeki etkileri üzerinde davalı idarece ve proje tanıtım dosyasında çalışmalar yapılmadığı, belirlenen gerekçeler nedeniyle söz konusu ''Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi sahasında ayrıntılı ziraat, jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaların yapılması için ÇED raporunun hazırlanması gerektiği anlaşıldığından, eksik değerlendirmeye dayalı ve alınması gerekli bir kısım tedbir ve önlemleri içermeyen proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, ayrıca ihbar olunan tarafından 17.04.2024 tarihinde temyiz isteminde bulunulması üzerine, temyiz başvurusunun ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1-Davalı İdare tarafından; PTD sayfa 1'de 3. paragrafın son cümlesinde ocakta patlatma yapılmayacağının belirtildiği, sayfa 42'de saha içerisinde patlatma yapılmayacağının taahhüt edildiği, davaya konu projede patlatmasız faaliyet gösterileceği, su kaynaklarına ilişkin taahhütlere PTD'de muhtelif sayfalarda yer verildiği, PTD sayfa 32 ve devamında toz emisyonuna ilişkin hesaplamalar yapılıp taahhütler verildiği, proje alanı için Mera Kanunu gereğince gerekli izinlerin alınacağının taahhüt edildiği, tarım alanlarına zarar verilmesi durumunda zararın faaliyet sahibi tarafından karşılanacağının taahhüt edildiği, mera ve tarım arazileri için gerekli izinler alınmadıkça proje sahibinin projeye başlayamayacağı, yapılacak denetimlerde ilgili mevzuata ya da taahhütlere aykırı bir durum tespit edildiğinde idari yaptırım yolunun açık olduğu, PTD'de herhangi bir eksiklik bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalı yanında Müdahil tarafından; ihbar olunan sıfatıyla, tahkikat sonuçlanıncaya kadar, farklı zamanlarda duruşma talebi, bilirkişi raporuna itiraz, yürütmenin durdurulması kararına itiraz gibi birçok iddia-savunma ve taleplerinin dava dosyasına sunulduğu, davaya katılma talepleri olduğunu ifade etmek için daha nasıl bir işlem yapmaları gerektiğinin taraflarınca anlaşılamadığı, davaya katılma talebinin ''davaya katılma talebimiz bulunmaktadır'' şeklinde ibare dışında da ifade edilebileceği, üretimin patlatma yöntemi kullanılarak mı-kullanılmadan mı gerçekleştiği tespit edilmeden düzenlenen bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, patlatma yapmadan faaliyet gerçekleştirileceği, bilirkişilerin raporlarını patlatma yapılacak gibi düzenledikleri, patlatma yapılması ile yapılmaması arasında çok büyük bir etki farkı bulunduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklerin, işlemi kusurlandırıcı nitelikte olup olmayacağına ilişkin raporun sonuç ortak bir tespit olmadığı, uzmanlık alanlarına göre ayrı ayrı düzenlenmeyen bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, ÇED kapsamından patlatma yönteminin çıkarıldığı, patlatma yöntemi kullanılmadan üretim yapılacağının taahhüt edildiği, patlatma yöntemi kullanılacağı varsayılarak düzenlenen bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, patlatma yöntemi kullanılmadan üretim yapılmasının, bilirkişi raporunda yer alan hem zirai, hem de hidrojeolojik anlamda yer alan olumsuz tespitleri değiştireceği, bilirkişi raporunda yer alan bazı fotoğrafların başka ruhsat alanına ilişkin olduğu belirtilerek, davalı taraf yanında müdahil olduklarının tespitine, 30.04.2024 tarihli ara karara karşı temyiz taleplerinin kabulüne, 17.04.2024 tarihli temyiz dilekçelerinin işleme alınmasına, esasa ilişkin temyiz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin... tarih ve E:... sayılı temyiz isteminin ehliyet nedeniyle reddi kararı yönünden temyiz isteminin kabulü ile söz konusu kararın kaldırılması, temyize konu diğer karar yönünden ise temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri uyarınca, ... Madencilik İnşaat Taahhüt Otomotiv Nakliye İmalat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin davalı yanında müdahale istemi kabul edilerek, ayrıca Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Temyiz isteminin...tarihli ve E:... sayılı temyiz isteminin ehliyet nedeniyle reddi kararı yönünden değerlendirilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde; "1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. 2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne, 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne, 67. maddesinde; "(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir." hükmüne, 68. maddesinde; "(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne, 69. maddesinde; "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtlen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya müdahaleyi, görülmekte olan davada, hakkı davanın sonucuna bağlı olan kişinin kendi hukuki yararını korumak için, davanın tarafı olmadan, davayı kazanmasında yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olarak davaya müdahalesine imkan veren bir hukuki kurum olarak tanımlamak mümkündür. İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir. Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince 12/05/2023 tarihli ara kararı ile davanın ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye ihbarına karar verildiği, dava dilekçesi ve ara kararının şirketin UETS adresine 22/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından dosyaya sunulan 15.02.2024 tarihli dilekçe ile dosyaya vekaletname sunularak, vekil kayıtlarının yapılmasının talep edildiği, 22.03.2024 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sundukları, 17.04.2024 tarihinde temyiz isteminde bulundukları, Mahkemenin 30.04.2024 tarih ve E:2023/355 sayılı kararı ile Mahkemenin 12/05/2023 tarihli ara kararı ile davanın ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne ihbarına karar verildiği, dava dilekçesi ve ara kararının şirketin UETS adresine 22/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından davaya müdahale talebinde bulunulmadığı, başvuru harcının ve ara kararda belirtilen giderin dosyaya yatırılmadığı gerekçeleriyle, ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından 17/04/2024 tarihli dilekçe ile yapılan temyiz başvurusunun ehliyet yönünden reddine karar verildiği, ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından söz konusu 30.04.2024 tarihli ve 03.04.2024 tarihli kararların bozulması istemli olarak 27/05/2024 tarihli temyiz dilekçesinin verildiği ve bahsi geçen dilekçede aynı zamanda açıkça müdahale talebinde de bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde, davaya konu proje sahibi olan ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin davaya müdahil olarak katılmakta hukuki menfaatinin açık olduğu görülmekle, ilgili şirketin davanın ihbarı üzerine dosyaya sunulan dilekçeleri ve dilekçeler içeriğindeki talepleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ihbar olunan şirketin davaya müdahil olarak katılma iradesini ortaya koyduğu sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin ehliyet nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediğinden, 30/04/2024 tarihli ve E:2023/355 sayılı temyiz isteminin ehliyet nedeniyle reddi kararı kaldırılarak işin esasına geçildi. Temyiz isteminin 03/04/2024 tarihli ve E:2023/355, K:2024/380 sayılı dava konusu işlemin iptali kararı yönünden değerlendirilmesi; MADDİ OLAY: Sivas ili, Suşehri ilçesi, ... ve ... köyleri mevkiinde işletilmesi planlanan ER:3409438 numaralı ''Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi ile ilgili olarak Sivas Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen 15.03.2023 tarih ve E.202311 sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.'' hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelikte geçen; ... ğ) Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... i) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, k) Çevresel etki değerlendirmesi raporu: Ek-1’deki listede yer alan veya Bakanlıkça "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen bir proje için belirlenen özel formata göre hazırlanacak raporu, l) Çevresel etki değerlendirmesi raporu özel formatı: Çevresel etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmasında esas alınmak üzere; Komisyon tarafından projenin önemli çevresel boyutları ile halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı toplantısındaki görüş ve öneriler göz önüne alınmak suretiyle Ek-3’teki çevresel etki değerlendirmesi genel formatında belirtilen ana başlıklar altında ele alınması gereken konuları tanımlayan formatı, ... ğğ) Proje tanıtım dosyası: Çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler için Ek-4’te yer alan genel format esas alınarak hazırlanan dosyayı, ... ifade eder." olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 5. maddesinde; "... (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edilir. ..." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; (1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK-2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 45. Maddesinin (a) bendinde; ''Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar), (e) bendinde; "Kırma, eleme, yıkama, kurutma ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler," olarak düzenlenmiştir. Mülga 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-1 listesinin 27. maddesinin (ç) bendinde; "400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler." kuralına, Ek-2 listesinin 49. maddesinin (a) bendinde; ''Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar), (d) bendinde; "Kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler, (Ek-1 listesinde yer almayanlar)" olarak düzenlenmiştir. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Harita Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Maden Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan söz konusu bilirkişi raporunda özetle; ÇED alanının çevresinde bulunan Tablo 1’de gösterilen en yakın 12 adet su kaynağının bulunduğu, proje alanında gözlenen Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşlarının gri, mavimsi, bej, siyahımsı renklerde, genelde mikritik, yer yer kristalize, inceden orta kalınlığa kadar değişen tabakalı bölgedeki tektonik deformasyondan oldukça etkilenmiş kıvrımlı ve kırıklı bir yapı sunmasından dolayı iyi bir karstik akifer niteliği taşıdığı, formasyonu oluşturan birimlerin hidrojeolojik özellikleri gözönünde bulundurulduğunda kumtaşı ve çakıltaşı birimleri akifer özeliği gösterirken killi seviyelerinin geçirimsiz olduğu, formasyonun kendi içerisinde yarı geçirimli bir özellik gösterdiği, Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin yapılacağı alanda Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşları gözlendiği, bu birim köşeli bol kırıklı çatlaklı ve karstik boşluklu bir yapı sunduğundan yeraltısuyu açısından bol su taşıyan bir akifer özelliği taşıdığı, bölge genelinde yeraltı suyu bakımından en fazla, su kapsayan birim olduğu, birimin bol kırıklı çatlaklı olması nedeniyle bölge için çok önemli bir beslenme alanı konumunda olduğu, bu birimlerin mostra verdiği topoğrafîk konumu itibariyle daha çok yüzey sularının yeraltına iletilmesinde ve hareketinde çok önemli bir köprü görevi gördüğü, bu birim içerisinde yer alan kırık çatlaklardan süzülen sular kiltaşı, kalın çakıltaşı-kumtaşı ardalanmasından oluşan Kadıköy Formasyonunun killi seviyelerinden su kaynağı şeklinde yüzeye çıktığı, belirtilen nedenler gözönüne alındığında planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşları içerisinde açılmasından dolayı gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerindeki etkisinin maksimum seviyede olacağı, çünkü kireçtaşlarının geniş alanda yayıldığı ve bölge için önemli bir beslenme alanı niteliğinde olduğu, inceleme alanında üretim amaçlı yapılacak patlatmalar neticesinde kırıklı çatlaklı yapıya sahip kireçtaşları içerinde yeni ve zamanla daha geniş kırık ve çatlakların oluşacağı, oluşacak yeni ve geniş çatlaklar ve kırıklar nedeniyle yeraltısuyu akışı akım yönlerinde değişimlerin meydana geleceği, bu değişimlere bağlı olarak proje alanının kuzeyinde yeralan Kadıköy formasyonu içerisindeki mevcut su kaynakları ve bölge halkı tarafından açılan su sondaj kuyularının olumsuz etkileneceği, proje alanı ve yakın civarında yapılan araştırmalarda 12 adet su kaynağı tespit edildiği, su kaynaklarının debileri ve proje alanına olan mesafelerinin ölçüldüğü, bu su kaynaklarından 8 nolu su kaynağı proje alanının güney batısından boru ile getirilerek köye içmesuyu sağlayan su deposu içerisine boşaldığı, proje alanının yaklaşık 1150 m kuzeyinde ise Çamlıca Barajının yer aldığı, "Proje tanıtım dosyasında ÇED alanı içerisinde kuru dere bulunmakta olup herhangi bir akar dere ve pınar yeralmadığı, Sivas İl Özel İdaresinin 29/11/2022 tarih ve 37997 sayılı yazısında ÇED alanına 200 metre mesafede ... Köyüne ait Akkaya membaı kaynağı bulunduğu"nun belirtildiği, ancak keşif sırasında proje alanı çevresinde 12 adet su kaynağının tespit edildiği, yapılacak ocak çalışmalarından bu su kaynaklarının direkt etkileneceği, su kaynaklarının proje alanında yeralan Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşları tarafından beslendiği, proje alanında yapılacak çalışmalar nedeniyle Karaköy formasyonu içerisinde yeralan mevcut su kaynaklarının yeterince beslenmemesi nedeniyle zamanla kuruyacağı, projenin faaliyete geçmesiyle birlikte mevcut durumda proje alanının yakınındaki su kaynakları proje alanında yeralan Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşları tarafından beslendiğinden direkt etkilenecek ve çoğu işlevsiz kalacağı, tüm bu veriler gözönüne alındığında, proje etki alanı tespitinin, hidrolik ve hidrojeolojik açıdan doğru yapılmadığı ve bilimsel ve teknik gerçeklere uygun olmadığının anlaşıldığı, dava konusu işleme ilişkin proje alanı arazi özellikleri incelendiği, dosyanın 4. sayfasındaki Ocak İş Akım Şeması’na göre bölgede patlatma için alanın hazırlanması, bitkisel toprağın sıyrılması, düzenli kademe oluşturulması, patlatma, malzemenin sökülmesi, kamyonlara yüklenme ve kırma-eleme tesisine sevk işlemlerinin yapılacağının belirtildiği, söz konusu alan içerisinde ham toprak, tarla, bağ, bahçe ve arsa niteliğinde parsellerin bulunduğu, Tarım Alanları: Tarımsal kalkınma alanları, sulanan, sulanması mümkün ve arazi kullanma kabiliyet sınıfları I., II., III. ve IV. sınıf olan alanlar, yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf ile özel mahsul plantasyon alanlarından oluştuğu, yapılacak faaliyetlerin tarımsal üretime etkisi özellikle, patlatma ve taş kırmaya bağlı olarak oluşacak toz partikülleri ve bu kayaların taşınması esnasındaki araç faaliyetine bağlı olarak meydana gelebilecek toz taşınımı açısından değerlendirildiği, patlatma ve kırma alanında kayaların kırılması, kayaların kaldırılması, yüklenmesi ve nakliyesi sırasında oluşacak tozların dikkate alınması gereken en önemli sorunlardan biri olduğu, ayrıca iş makinalarının oluşturacağı toz ile maden alanı içindeki yol güzergâhlarındaki diğer araçlardan kaynaklanan toz ve zararlı gazlar ile makine ve ekipman kaynaklı egzoz emisyonların da diğer önemli sorunlardan olduğu, taşınabilecek toz miktarları baz alındığında düşük rüzgâr hızlarında bile tarımsal alanlara toz taşınım ihtimali oldukça yüksek olduğu, özellikle nakliye sırasında, ortaya çıkacak tozların tarımsal alanlardaki bitkisel üretimi etkileme ihtimalinin oldukça yüksek risk olarak görüldüğü, ayrıca proje sahasının yakınında bulunan meralardaki bitki örtüsünde de toz taşınımı nedeniyle, ciddi verim kayıplarının meydana gelebileceği, bu kayaların toz partikülleri mera bitkilerinin üzerinde örtü halinde birikebileceği için, hayvanların otlatılması sırasında bu partiküllerin hayvan vücuduna alınması ve besin zincirine katılması gibi olumsuz sonuçlar meydana getirebileceği, fakat dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı kadarıyla toz taşınmasının en aza indirilmesi için “yağışlı günler haricinde günde yaklaşık 0.75 m3 su kullanılarak spreyleme çalışması yapılacaktır” ibaresinin toz zararını asgariye indirmek için alınacak tedbirler olarak dosyada bulunduğu, Proje Tanıtım Dosyasında verilen taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda tarımsal açıdan ciddi bir problem teşkil etmeyeceğinin düşünüldüğü, taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda tarımsal açıdan bitki gelişimine önemli zararlar verme potansiyelinin bulunduğu, madencilik sektöründe, madenin işlenmesinde yaşanılan sorunların başında malzeme temini ve nakliye mesafesinin uzak olmasının geldiği, maden işleme tesislerinin özelliği gereği yeri ve konumu seçilirken, tesisin ihtiyacı olan malzemeye en yakın yer konum ve yerleşim yerlerine zararı olmayacak şekilde planlandığı, fakat bu planlamada madencilik üretiminden kaynaklı sorunların en asgari düzeye indirilmesinin en önemli unsurlardan biri olduğu, özellikle delme patlatma yapılacak ocaklarda önceden çevreye verecek zararların tespit edilerek gerekli önlemlerin alınmasının önem arz ettiği, PTD dosyası incelendiğinde, proje iş akım şemaları başlık altında (Sayfa 3) “Üretimin açık işletme (basamak usulü işletme yöntemi) ile yapılacağı, üretim yöntemi olarak ilk önce örtü tabakası açılarak malzeme kırıcı ekskavatör ile yerinden çıkartılarak üretim gerçekleştirilecektir” denildiği, ayrıca, “Yerinden çıkartılan malzeme kamyonlar vasıtasıyla kırma eleme tesisine sevk edilecektir. İşletmede basamak yükseklikleri ve şev açıları “Yer Altı ve Yer Üstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine” göre tespit edileceğinin belirtildiği, ocakta basamak yüksekliği 10 metre genişliği 8 metre ve genel şev açısı 530, basamak şev açısının da 850 yapılmasının tasarlandığı, basamak sayısının 11 olacağı, ocakta taban kotunun 920.00 m olduğu, ocağın en üst kotunun ise 1120.00 m olduğunun belirtildiği, PTD Sayfa 4’de ise verilen iş akım şemasında Şekil 8'de gösterildiği gibi bir üretim yapılacağının anlatıldığı, akım şeması incelendiğinde ise ocakta üretim esnasında patlatma yapılacağının görüldüğü, fakat, sahada yapılan inceleme esnasında işletme görevlisi tarafından Şekil 1’de yazılan iş akım şemasında sevhen hata yapıldığı ve ocakta patlatma yapılmayacağının belirtildiği, PTD dosyasında, Sivas İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı yazısında; "Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğümüzce yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu ÇED alanına 200 metre mesafede ... Köyüne ait Akkaya membaı kaynağı bulunduğu tespit edilmiş olup, genel vaziyet planı üzerine işaretlenerek yazımız ekinde gönderilmiştir. Mevcut kaynağın üretim sırasında yapılacak patlatmalardan dolayı kaybolma riski bulunduğu için, belirtilen saha içerisinde patlatma yapılmaması şartı ile İdaremiz tarafından belirtilen alanda ... Mad. İnş. Taah. Oto. Nak. İml. Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından yapılacak çalışmalarda herhangi bir sakınca..." görülmediğinin belirtildiği, Sivas ili, Suşehri ilçesi, ... ve ... köyleri mevkiinde işletilmesi planlanan ER: ... ruhsat numaralı sahalarda kalker ocağı ve kırma eleme tesisine ilişkin olarak ortaya çıkabilecek olası çevresel riskler kapsamında; Su Kirliliği Açısından Değerlendirme; faaliyet nedeniyle ortaya çıkabilecek temel sıvı atıklar, proje süresince istihdam edilen personelden kaynaklı evsel nitelikli atık sular olduğu, bu kapsamda PTD raporunda, 15 personel istihdam edileceğinin belirtildiği, personelden kaynaklı olarak günlük 150 lt/kişi/gün evsel atıksu oluşacağının öngörüldüğü, çalışacak personelden kaynaklanacak evsel nitelikli 2,25 m3/gün’lük atıksu ile ilgili olarak, 19/03/1971 tarih ve 13783 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Lağım Mecrası İnşası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik” hükümlerine göre yapılacak fosseptikte biriktirileceğinin belirtildiği, fosseptikte toplanan bu atıksular, Suşehri Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde ücret karşılığında Suşehri Belediyesi tarafından vidanjör ile çekilerek 31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği” hükümleri çerçevesinde bertarafının sağlanacağının bildirildiği, PTD raporu Sf-8’de “gerçekleştirilecek madencilik çalışmaları sırasında, proje alanı yakın çevresinde üretim esnasında ocak alanında ve üretim sonrası, çıkarılan malzemenin kamyonlarla nakliyesi nedeni ile yollardan kaynaklanacak tozumayı önlemek için yolların ve nakliye yolunun mevsimsel koşullara bağlı olarak tozumayı engelleyecek sıklıkla spreyleme çalışması ile sulanacağının belirtildiği, ancak PTD raporunda yaz ve kış aylarında mevsimsel koşullara bağlı olarak tozumanın engellenmesi için kullanılacak su miktarlarına ait hesaplamaların ayrı ayrı verilmediği, genel olarak bahsedilen önlemler ve uygulanacak atıksu bertaraf tekniği yönüyle gerçekleştirilmesi planlanan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi faaliyeti, atıksu kirliliği açısından herhangi bir risk oluşturma potansiyeli düşük olduğunun görüldüğü, Katı Atıklar Açısından Değerlendirme; arazinin hazırlanması çalışmaları ile sıyrılacak bitkisel toprak ve arazi tesviyesi sırasında kazı ile elde edilecek malzeme genel olarak hafriyat atıklarının oluştuğu, bu atıkların yönetimi ile ilgili olarak ülkemizde ilgili mevzuat Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği (18.03.2004 tarih ve 25406 sayılı R.G.) olduğu, PTD raporu incelendiğinde kalker ocağı ve kırma-eleme işletmesinin bu tür katı atıklarla ilgili olarak yönetmelik hükümleri doğrultusunda bertarafın sağlanacağının taahhüt edildiği, PTD raporunda faaliyet esnasında oluşabilecek katı atıklar temel olarak; atık yağlar, evsel atıklar, ambalaj atıkları, bitkisel atık yağlar, ömrünü tamamlamış lastikler, atık pil ve akümülatörler, tehlikeli atıklar, tıbbi atıklar olarak belirtildiği, bu atıklar ile ilgili olarak her bir atık türü için ilgili yönetmelik hükümlerine uyulacağı ve gerekli önlemlerin alınacağının beyan edildiği, bunun yanı sıra PTD raporunda işletme çalışmaları esnasında 10 personel çalıştıracağının belirtildiği, personelden kaynaklanacak evsel nitelikli katı atıkların hesaplamalarının yapıldığı, buna göre toplamda 20,1 kg/gün evsel nitelikli atık oluşacağının ön görüldüğü, evsel nitelikteki katı atıkların bertarafı için ise 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine uyulacağı taahhüt edilmektedir. Oluşacak evsel atıklar sahada bulundurulacak ağzı kapalı kaplarda biriktirileceği ve biriktirilen atıkların, Suşehri Belediyesi çöp toplama sahasına iletileceğinin belirtildiği, PTD sayfa 29’da pasa ve by-pass malzemelerinin bertarafı ile ilgili olarak 18.03.2004 tarih ve 25406 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” ve 09.10.2021 tarih ve 31623 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” e uyulacağı belirtilerek gerekli önlemlerin alınacağının belirtildiği, ancak PTD kapsamında yıllık oluşabilecek pasa miktarına ilişkin herhangi bir hesaplamanın görülemediği, dolayısıyla pasa malzemesinin ne kadarının kırma eleme tesisine gönderileceği ve ne kadarının ise stok sahasında depolanacağının açık olmadığı, pasa malzemesinin depolanmasında ve bertarafında ilgili yönetmelik 15.07.2015 tarih ve 29417 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Maden Atıkları Yönetmeliği” olduğu, pasa atıklarının kontrolüne yönelik ayrıca söz konusu yönetmelik hükümlerinin de göz önüne alınması gerektiği, stoklanan pasa malzemesinin üretim faaliyetleri sonrasında sahanın rehabilitasyon faaliyetleri için kullanılacağı taahhüt edildiği, firmanın katı atıkların bertarafı için belirtmiş olduğu önlemler açısından ilgili yönetmelikler çerçevesinde herhangi bir olumsuzluk öngörülmemekle birlikte daha önce sözü edilen yönetmelik hükümlerine uyacağının açık olmadığı, Gürültü Kirliliği Açısından Değerlendirme; tesis faaliyetleri esnasında oluşan gürültü seviyeleri PTD kapsamında 04.06.2010 tarih ve 27601 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği” Madde 23, “Şantiye Alanları İçin Çevresel Gürültü Kriterleri” esas alınarak değerlendirildiği, bu kapsamda proje alanına en yakın yerleşim yerinin proje alanının 1.400 m batısında bulunan ... Köyü olduğu, diğer taraftan proje sahasına en yakın meskenin ise 800 m kuzeyde yer aldığı, projeden etkilenmesi muhtemel ... köyünün 1.600 m doğuda ... köyünün ise 2.500 m güneyde olduğu, işletme tarafından PTD sayfa 42’de söz konusu proje alanına 200 metre mesafede ... Köyüne ait Akkaya membaı kaynağının bulunması ve mevcut kaynağın üretim sırasında yapılacak patlatmalardan dolayı kaybolma riski bulunduğu için, belirtilen saha içerisinde patlatma yapılmayacağı taahhüt edildiği, PTD raporunda işletme aşamasında gürültü seviyesinin Lgündüz (70 dBA) seviyesini 50 metreden sona sağladığı (tüm iş makinalarının aynı anda çalıştığı en kötü senaryo durumuna göre) hesaplandığı, proje alanına en yakın yerleşim birimi olan 800 metre mesafedeki en yakın konutta hissedilecek gürültü seviyesinin 43 dBA olduğu, hesaplanarak bulunan bu gürültü düzeylerinin, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinin Ek-VII Tablo-5 ve Ek-VII Tablo-4’te belirtilen gürültü sınır değerlerine göre Tablo-5 için 70 dBA ve Tablo-4 için 65 dBA sınır değerlerini sağlandığının anlaşıldığı, faaliyet esnasında oluşacak gürültü seviyelerinin proje alanına en yakın yapılarda oluşacak mesafeye göre hesaplanan muhtemel gürültü seviyeleri açısından her frekansta yönetmelikte verilen sınır değerlerini sağladığının anlaşıldığı; bölgede herhangi bir önemli gürültü kaynağının bulunmadığı, bu nedenle projenin kümülatif gürültü etkilerinin önemsiz olduğunun düşünüldüğü, Hava Kirliliği Açısından Değerlendirme; maden ocaklarında oluşan en önemli kirliliğin hammaddelerin çıkarma, kırma, öğütme ve eleme işlemleri sırasında ortama yayılan toz emisyonları olduğu, toz emisyonlarnını miktar ve önem sırasına göre; kırma eleme tesislerinden çıkan toz, taşıma sırasında yollardan çıkan toz olarak sıralanabildiği, tozun çevre üzerindeki başlıca etkileri çevrede yaşayan kişilere verilen rahatsızlık, çevrede yetişen bitkilerde oluşan tahribat ve diğer canlılara verilen rahatsızlık olduğu, ayrıca işletmede çalışan kişilerin de bu tozlardan etkilenmesi ve zaman içerisinde meslek hastalıklarının meydana gelmesi, bu konu üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğinin göstergesi olduğu, kalker ocağı ve kırma eleme faaliyeti kapsamında ortaya çıkabilecek hava kirleticilerin miktarının tespitine yönelik olarak PTD raporunda EMS Çevre Araştırmaları Sos. Hiz. ve Eğit. Danış. Tic. Ltd. Şti. tarafından PM10 ve Çöken Toz Emisyonları Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi Raporunda lisanslı olarak kullanılmakta olan “Lakes Environmental AERMOD View” programı kullanılarak modelleme çalışmasının yapıldığı, projeden kaynaklanacak toz emisyonlarının dağılımı belirlenirken, çalışma teknolojisi ve bulunduğu bölgenin yapısı göz önünde bulundurularak hesaplamalarda kullanılan emisyon faktörü, saha çalışmalarında her poligonda birim alan üzerinde yapılan kırma eleme, taşıma ve depolama gibi tüm öğeleri içerecek şekilde yapıldığı, modelleme çalışmalarında en olumsuz şartların göz önüne alındığı ve bütün çalışmaların aynı anda yapıldığının hesaplamalarda dikkate alındığının görüldüğü, çapı 10 μm (PM10) olan veya daha küçük olan özellikle 2.5 μm (PM2.5)’den küçük partiküller insan sağlığını tehdit edebileceği, çünkü bunlar genel olarak boğazdan ve burundan geçen ve akciğerlere giren partiküller olduğu ve solunduğunda, kalp ve akciğerleri etkileyebileceği ve ciddi sağlık etkilerine neden olabileceği, 3 Temmuz 2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde (SKHKKY) EK-2 Tablo 2.2'de PM10 Günlük (KVS) sınır değeri olarak 50 μg/m3 olarak belirlendiği, bu sınır değeri 1 yılda 35 kereden fazla aşamaz olarak belirtildiği, modelleme sonuçlarına bakıldığında günlük en büyük değerin 223,668 μg/m³ olduğu, bu noktada sınır değer olan 50 μg/m3 düzeyinin aşıldığının anlaşıldığı, ancak SKHKKY’ne göre bir yılda 35 defadan fazla aşılmadığından sınır değerleri sağladığı, diğer taraftan, faaliyetin tesis etki alanındaki diğer emisyon kaynaklarıyla birlikte kümülatif olarak kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonu Çöken Toz Parametresi için sınır değerleri sağladığı, planlanan projeden kaynaklanacak çevresel etkilerin elimine edilmesi veya azaltılması için alınacağı taahhüt edilen önlemler bu tip sorunlara karşı alınabilecek etkili önlemler arasında yer aldığı, benzer projelerde karşılaşılan en önemli çevresel sorun kirletici toz emisyonları olup bu sorunun giderilmesi için toz oluşumuna sebep olan proseslerde toz oluşumunu engellemek için en çok kullanılan yöntemin toz bastırma tekniği olduğu, dava konusu proje kapsamında da sulama yapılarak toz oluşumunun zararlı etkilerinin ortadan kaldırılacağı ve PTD raporunda bu projeden kaynaklanacak diğer tüm olumsuz çevresel etkilerin de bertarafı için bilimsel olarak kabul edilebilir tedbirlere başvurulacağı taahhüt edildiği, bu sebeple bu projenin bölgede olumsuz çevresel etkilere sebep olmayacağı düşünüldüğü, Planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Yeniköy formasyonuna ait kireçtaşları içerisinde açılmasından dolayı gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerindeki etkisi maksimum seviyede olacağı, çünkü kireçtaşları geniş alanda yayılmakta olup bölge için önemli bir beslenme alanı niteliğinde olduğu, ince alanında üretim amaçlı yapılacak patlatmalar neticesinde kırıklı çatlaklı yapıya sahip kireçtaşları içerinde yeni ve zamanla daha geniş kırık ve çatlaklar oluşacağı, oluşacak yeni ve geniş çatlaklar ve kırıklar nedeniyle yeraltısuyu akışı akım yönlerinde değişimler meydana geleceği, bu değişimlere bağlı olarak proje alanının kuzeyinde yeralan Kadıköy formasyonu içerisindeki mevcut su kaynaklarını (12 adet) ve bölge halkı tarafından açılan su sondaj kuyuları olumsuz etkileneceği, tüm bu veriler gözönüne alındığında, proje etki alanı tespitinin, hidrolik ve hidrojeolojik açıdan doğru yapılmadığı ve bilimsel ve teknik gerçeklere uygun olmadığının anlaşıldığı, Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme tesisi proje alanının yaklaşık 400-500 m civarlarında yonca, fiğ, korunga gibi yem bitkileri, arpa, buğday gibi tahıllar ve domates, fasulye, biber, patlıcan, mısır gibi bitkilerin yetiştirildiği tarla ve ceviz, kızılcık, elma, kayısı, şeftali ve üzüm bağı gibi meyvelerin yetiştirildiği bahçe vasfında alanlar ile yaklaşık 1000 civarında büyükbaş ve 3000 civarında da küçükbaş hayvan varlığına sahip olan ..., ... ve ... köylerinin hayvanlarının otladığı mera alanlarının bulunduğu, proje alanı içerisinde bulunan tarla, bahçe ve mera alanlarındaki bitkilerin madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak tozlardan etkileneceği ve yapılacak madencilik faaliyetlerinden ilgili alanların zarar göreceği kanaatinin oluştuğu, kamu yararı gözetilerek, bilimsel ve teknolojik temelli madencilik ile çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin ve delme-patlatma yapılmadan üretim yapılması halinde, proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup herhangi bir sakıncası olmayacağı kanaatine varıldığı, PTD raporu incelendiğinde; oluşacak olumsuz etkiler alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun olduğu, PTD raporunun projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmasını sağlayacak biçimde hazırlandığı, faaliyetin çevresel etki ve mevzuat yönüyle uygun olduğu anlaşıldığı, faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirliliği ve hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemlerin yeterli ve makul düzeyde olduğu, Sonuç Olarak; proje etki alanı tespitinin, jeolojik, hidrolik ve hidrojeolojik açıdan doğru yapılmadığı ve eksiklikler bulunduğu; Ziraat açısından proje alanı içerisinde bulunan tarla, bahçe ve mera alanlarındaki bitkilerin madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak tozlardan etkileneceğinden dolayı; yapılacak madencilik faaliyetlerinden ilgili alanların zarar göreceği dikkate alındığında "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının 2872 sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği’ne ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, Madencilik açısından delme-patlatma yapılmadan üretim yapılması halinde insan ve çevre sağlığı açısından önemli tehditler oluşturmayacak olup, yapılacak faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğu, Harita açısından ÇED mevkii bilgilerinde herhangi bir hata bulunmadığı, Çevresel etki açısından PTD raporunun oluşacak olumsuz etkiler alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun olduğu, PTD raporunun projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmasını sağlayacak biçimde hazırlandığından "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının 2872 sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği’ne ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu kanaatine varıldığı..." şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunda, projenin üretim tekniği konusunda çelişkili belirlemeler yapılmak suretiyle çevresel etkilerin değerlendirildiği, bilirkişi raporunun madencilik açısından tespitlerin yapıldığı bölümünde, delme-patlatma yapılmadan üretim yapılması halinde insan ve çevre sağlığı açısından önemli tehditler oluşturmayacağı değerlendirmesinde bulunulduğu, hidrolik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin yapıldığı bölümlerinde inceleme alanında üretim amaçlı yapılacak patlatmalar neticesinde kırıklı çatlaklı yapıya sahip kireçtaşları içerinde yeni ve zamanla daha geniş kırık ve çatlakların oluşacağı, oluşacak yeni ve geniş çatlaklar ve kırıklar nedeniyle yeraltısuyu akışı akım yönlerinde değişimlerin meydana geleceği, bu değişimlere bağlı olarak proje alanının kuzeyinde yeralan Kadıköy formasyonu içerisindeki mevcut su kaynaklarını ve bölge halkı tarafından açılan su sondaj kuyuları olumsuz etkileneceği yönünde tespitlerde bulunulduğu, yine aynı raporun ziraat mühendisliği bakımından değerlendirmelerin bulunduğu bölümünde ise Ocak İş Akım Şeması’na göre bölgede patlatma için alanın hazırlanması, bitkisel toprağın sıyrılması, düzenli kademe oluşturulması, patlatma, malzemenin sökülmesi, kamyonlara yüklenme ve kırma-eleme tesisine sevk işlemlerinin yapılacağının belirtilmesinden sonra, Proje Tanıtım Dosyasında verilen taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda tarımsal açıdan ciddi bir problem teşkil etmeyeceğinin düşünüldüğü, taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda tarımsal açıdan bitki gelişimine önemli zararlar verme potansiyelinin bulunduğu değerlendirmesinin yapıldığı, neticede projenin çevresel etkilerini inceleyip değerlendiren bilirkişi heyetinde bulunan uzmanlar arasında, PTD'de bulunan veriler değerlendirilerek, projenin üretim tekniğinin ne olduğu, patlatmalı mı yoksa patlatmasız mı yapılacağı hususunda net bir belirleme yapılmadığı, farklı belirlemeler yapılarak, birbiri ile çelişik değerlendirmeler de bulunulduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan; Proje Tanıtım Dosyası incelendiğinde ise; projenin teknik olmayan özeti başlıklı bölümünün 3. paragrafında (1. sayfa) üretimin açık işletme ile yapılacağı, örtü tabakası açıldıktan sonra malzemenin kırıcı ekskavatör ile yerinden çıkarılacağı, ocakta patlatma yapılmayacağının belirtildiği, 42. sayfasında belirtilen saha içerisinde patlatma yapılmayacağının açıkça taahhüt edildiği, buna karşın 4. sayfada bulunan şekil 1'deki iş akım şeması incelendiğinde ise üretimin patlatmalı olarak yapılacağına ilişkin bir üretim tekniği belirlenerek, PTD içeriğinde belirlenen üretim tekniği ve buna ilişkin taahhüt arasında çelişkiye sebebiyet verilmişse de, PTD bir bütün olarak değerlendirildiğinde; gerek 1. sayfada üretim tekniğinin açıkça belirlenmiş olması, gerekse de 42. sayfadaki patlatma yapılmayacağına ilişkin açık taahhüt yanında, bu husustaki davalı ve müdahil beyanları ile bilirkişi raporunda da geçen sahada yapılan inceleme esnasında işletme görevlisi tarafından Şekil 1’de yazılan iş akım şemasında sehven hata yapıldığı ve ocakta patlatma yapılmayacağının belirtildiği yönündeki tespitler de dikkate alındığında, projenin patlatmalı olarak yapılmayacağının açık olduğu, bu hususta PTD Şekil 1'de sehven yapılan hatadan kaynaklandığı anlaşılan durumun PTD'yi kusurlandırmayacağı sonucunda ulaşılmıştır. Bu durumda; yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, projenin patlatmalı ya da patlatmasız olarak yapılması arasında çevresel etkiler yönünden çok büyük farklar ortaya çıkacağı açık olmakla birlikte, PTD'e projenin patlatmasız olarak yapılacağının açıkça taahhüt edilmiş olması, buna rağmen karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunda bu hususta ortak bir belirleme yapılmadan çevresel etkilerin çelişkili biçimde değerlendirilmiş olması nedenleriyle, bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, projenin patlatmasız olarak yapılacak olması da dikkate alınarak, çevreye olacak muhtemel olumsuz etkilerinin ve alınacak önlemlerin yeterli olup olmayacağı hususlarının tespiti ile uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak, mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak ya da Mahkemece gerekli görülmesi halinde yeni oluşturulacak bilirkişi heyetine yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, yukarıda belirtilen eksik hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.'' hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davaya konu ÇED Gerekli Değildir kararına esas Proje Tanıtım Dosyası kapsamı incelendiğinde; PTD'nin 1. sayfasında üretimin açık işletme ile yapılacağı, örtü tabakası açıldıktan sonra malzemenin kırıcı ekskavatör ile yerinden çıkarılacağı, ocakta patlatma yapılmayacağı, ayrıca 42. sayfada belirtilen saha içerisinde patlatma yapılmayacağı açıkça taahhüt edilmiş olmakla birlikte, 4. sayfada bulunan şekil 1'deki iş akım şemasında ise üretimin patlatmalı olarak yapılacağına ilişkin bir üretim tekniği belirlemesi yapıldığı, bu şekilde davaya konu projenin çalışma esaslarının belirlendiği ve ÇED süreci sonunda alınacak olan karara esas olmak üzere hazırlanan PTD'de çelişkili bir durum ortaya çıkmasına sebebiyet verildiği görülmektedir. Bu durumda; projenin patlatmalı ya da patlatmasız olmasına göre çevresel etkilerinin çok değişkenlik göstereceği dikkate alındığında, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi sırasında, faaliyete dair en temel unsurlardan olan üretim tekniğine ilişkin çelişkili bir PTD'nin esas alınması mümkün olmadığından ve söz konusu çelişkili durumu gideren, üretim tekniğini her türlü tartışmadan uzak biçimde net olarak ortaya koyan bir PTD hazırlanması gerektiğinden, eksik ve çelişkili değerlendirmeye dayalı PTD'na dayanılarak düzenlenen davaya konu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan temyize konu İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Temyize konu edilen ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz istemlerinin söz konusu karar yönünden reddi ve anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına, belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.