İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih ve 2019/200 Esas - 2021/1053 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekili istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin davalı ile yaptığı anlaşma gereği ... Belediyesi ... 2019 Performans Programı kataloglarını basıp teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin buna karşılık ... ... şube…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/627 KARAR NO : 2026/890 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2021 NUMARASI : 2019/200 Esas - 2021/1053 Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İSTİNAF TALEP TARİHİ : 12/01/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih ve 2019/200 Esas - 2021/1053 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekili istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin davalı ile yaptığı anlaşma gereği ... Belediyesi ... 2019 Performans Programı kataloglarını basıp teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin buna karşılık ... ... şubesine ait ... nolu 31/01/2019 tarihli 10.000,00 TL bedelli çeki cirosuz olarak davalıya teslim ettiğini, ancak davalının taahhüt ettiği katalogları usulüne uygun şekilde teslim etmediğini ve çek bedelini de geri almadığını belirtilerek, 10.000,00 TL çek bedelinin 22/01/2019 tarihinden başlamak üzere ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkili tarafından sadece davacı tarafın ürünlerinin basım işinin kararlaştırıldığını, bunun dışında ciltleme vs. gibi işlerin müvekkili tarafından yapılmadığını, müvekkilinin basım işini bitirdikten sonra davacının ciltleme işi ile ilgili anlaşmış olduğu ... isimli kişiye tüm baskıları teslim ettiğini, ancak basım işi müvekkili tarafından teslim edilirken ciltlemenin hemen yapılmaması gerektiği hususunun ... isimli kişiye bildirildiğini, davacı tarafından işin hemen lazım olduğu ...' ye bildirdiği için ...'nün, hemen ciltleme işine başladığını, bunun sonucunda, baskı henüz kurumadığından kaymalar meydana geldiğini, ancak müvekkilinin bu konuda kusuru bulunmadığını, söz konusu işi tam, eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde davacının ciltçisine teslim ettiğini belirtirek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: "Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi gereğince işin karşılığı olarak verilen çekin bedelinin tahsili talebinden ibarettir. Davacının delil olarak ibraz ettiği 22/01/2019 tarihli tahsilat makbuzunda, ... tarafından davalı firmaya 31/01/2019 tarihli ... seri numaralı 10.000,00 TL tutarındaki bir çekin teslim edildiği belirtilmiştir. Makbuzda çekin "... 2019 performans kataloğu çekimi" için verildiği yazmaktadır. Bu makbuzdaki imzaya itiraz edilmemiştir. Esasen çekin söz konusu kataloglardan dolayı verildiği her iki tarafında kabulündedir. ...'a ait ... seri numaralı 10.000,00 TL tutarındaki söz konusu çek dava dışı ... tarafından hamiline keşide edilmiştir. İlk ciranta ... son ciranta ise ... isimli kişidir. Çek ... tarafından bankaya ibraz edilmiş ve karşılığı 31/01/2019 tarihinde ödenmiştir. Diğer taraftan davalı tarafından ibraz edilen 23/01/2019 tarihli 6 sayılı teslim makbuzunda 250 adet ... 2019 performans programının basıma ait kataloğun ciltleme için ... isimli kişiye teslim edildiği yazmaktadır. Taraflara ait BA-BS formları kayıtlı oldukları vergi dairelerinden sorulmuş, davalı firmanın 2019 ikinci ayı için davacı ... KDV hariç 8.500,00 TL tutarında mal ve hizmet satışına ilişkin beyanda bulunduğu, ...'ın ise 06/09/2017 tarihinde işe başladığı, 31/05/2018 tarihinde faaliyetini sonlandırdığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için görevlendirilen Mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan 30/06/2021 havale tarihli raporunda özetle; davacının 2019 yılında vergi mükellefi olmadığından yasal defterlerinin bulunmadığı ve vergi dairesinde vergi kaydının da olmadığını, davalının defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığını, genel kabul görmüş muhasebe esas ve usulleri ile kanun ve mevzuata uygun tutulduğunu, davalı tarafın dava konusu katalogların basım işini gerçekleştirdikten sonra cilt yapılmak üzere dava dışı ...'ye 15/01/2019 tarih ve 0005 nolu teslim makbuzu ile teslim ettiği, ancak katalogların, ciltlenmesi için davacının talimatı doğrultusunda dava dışı ...'ye verilip verilmediğinin yazılı belge ile tespit edilemediği, tespitin ...'nün tanık olarak dinlenmesi ile mümkün olduğunu, davalı şirket yasal defterleri incelmesinde davacının davalıdan herhangi bir borç ve alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı, esasen davaya konu işin ... Ltd. Şti.'nin işi olduğunu, bu şirketin KHK kapsamında kapatılması/faaliyetinin durdurulması üzerine bu firmada çalışan ...'ın şirketin aldığı işleri fason olarak yaptırmaya devam ettiğini ileri sürmüştür. Davacının hizmet dökümü dosya arasına alınmış 1992 yılından itibaren ... Ltd. Şti.'nde çalıştığı görülmüştür. Mahkememizce ...'nün tanık olarak dinlenilmesi karar verilmiş olup, 16/09/2021 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenen ...'nün ifadesinde; "...'ı tanımadığını, ... olarak bildiği ... isimli kişiyle 10 yıldır çalıştığını, ... Kırtasiye ile de yaklaşık 5 yıldır çalıştığını, ...'in kendisini arayarak ...'da bir iş olduğunu gidip almasını söylediğini, ...'a giderek oradaki baskı ustasından baskısı yapılan katalogları aldığını, ...'in işin acele olduğunu söylediğini, bu nedenle hemen ciltleme ve katlama işine başladığını, bu işleri yaparken boyalar henüz kurumadığı için yazıların diğer sayfaya geçtiğini fark ettiğini, bunun kağıdın özelliğine göre zaman zaman karşılaşılan bir durum olduğunu, ...'in katalogları gördüğünde bu durumu gerekçe göstererek katalogları almayacağını söylediğini, kataloglardaki boyanın kuruyup kurumadığı yada ciltleme işine ne zaman başlanması gerektiği konusunda kendisini kimsenin uyarmadıgını, ...'dan katalogları aldığı sırada baskı ustasının da birşey söylemediğini, ...'in gelip kataloglara baktığında baskının devam ettiğini, aşağı yukarı işin yarısı olduğunu, katalogları aldığında temiz olduğunu, ancak boyanın kurumadığını sonradan öğrendiğini, boyanın halen şuanda dahi kurumadığını, keza kağıt birbirine sürtüldüğünde boyanın karıştığını, sorunun kağıttan kaynaklandığını" beyan etmiştir. Davacı vekili 30/01/2021 tarihli celsede, ayıplı mal iddialarının olmadığını, malın hiç teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, işin bedelini ödediğini kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. İşin yapılıp teslim edildiği konusunda tanık dinlenebilir.(15.H.D. 2012/7425 E. 2013/5671K. ,15.H.D.2014/6410 E. 2015/219 K. , 15.H.D. 2015/5543 E.2016/1833 K.) Şu halde dinlenen tanık beyanlarına göre basılan kataloglar ciltleme için ... isimli kişiye teslim edilmiş, ancak ciltleme sırasında boyanın karışmasından dolayı davacı taraf katalogları almaktan vazgeçmiştir. Davacı vekili duruşmada ayıp iddiasına dayanmadıklarını, katalogların hiç teslim edilmediğini beyan etmiştir. Bu nedenle katalogların ayıplı olup olmadığı ve süresinde bir ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı hususları tartışılmamıştır. Çek teslim makbuzunda çekin katalogların basımı için verildiği yazılıdır. Ayrıca ciltlemenin bedele ve anlaşmaya dahil olduğu konusunda herhangi bir delil yoktur. Mahkememizce katalogların davacının bilgisi dahilinde ciltçiye teslim edildiği ancak davacı tarafından beğenilmeyerek ciltçiden alınmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda bedel iadesi istenemez. Diğer taraftan davacı cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, davanın inkar edilmiş sayılması gerektiğini, süresinden sonra verilen cevap dilekçesi ile iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, aynı dilekçe ile bildirilen tanığın dinlenemeyeceğini ileri sürmüştür. Davalının verdiği cevap dilekçesi, savunmaları ve tanık beyanları hiç dikkate alınmadığı ve yok sayıldığı takdirde; öncelikle belirtmek gerekir ki eldeki davada ispat yükü, davaya konu çekin bedelsiz olması nedeniyle borçlu olmadığından bahisle çekin bedelinin tahsilini isteyen davacıdadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği kabul edilir. İspat yükü üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin avans olarak verildiğini ve malın da teslim edilmediğini HMK.'nun 200. maddesi hükmü uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekir. Dosya kapsamında davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik yazılı delil ibraz edemediği gibi karşı tarafa yemin de teklif etmediği görülmüştür. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 12/01/2022 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Davalının süresinde cevap ve delil bildirmediğini, dolayısıyla HMK gereğince davayı inkar etmiş sayılarak inkar kapsamı dışında savunma yapamayacağını, delil ve tanık gösteremeyeceğini, savunmanın genişletilmesine rıza vermediklerini birçok defa beyan etmelerine rağmen ilk derece mahkemesinin davalının savunma ve dillerine itibar ederek, tanığı dinlediğini ve hükme esas aldığını, bu durumun usul hukukuna aykırı olduğunu, 2-Dava konusu olayda çekin davalıya teslim edildiği ve bu çekin davalı tarafında ciro edilerek kullanıldığı konularında tereddüt olmadığını, davada çekişme konusu olan hususun dava konusu katalogların teslim edilip edilmediği olup katalogların müvekkiline teslim edilmediğini belirtmelerine rağmen davalı tarafın katalogları müvekkilinin temsilcisi olduğunu iddia ettiği ... isimli kişiye teslim ettiğini iddia ettiğini, davalının bu beyanı da göz önüne alınırsa dava konusu katalogların müvekkilinin şahsına teslim edilmediği konusunda da bir uyuşmazlık bulunmadığını, incelenmesi gereken hususun ... isimli kişinin bu katalogları müvekkili adına teslim almaya yetkili kişi olup olmadığı olup davalının bu hususu ispat ile yükümlü olduğunu, 3-Davalının müvekkilinin teslimden kaçındığı iddiasının doğru kabul edilse dahi davalının "alacaklının temerrüdü" hükümlerine uymadığını, edimini yerine getirmeyen, tevdi yeri de belirtilmeyen davalının en azından sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği sorumlu olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar cevap ve delil dilekçesinin süresinde olmadığını iddia etmiş ise de cevap dilekçesinin yapılan usulsüz tebligat nedeniyle süresinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için cevap dilekçesinin ve delillerin süresi içinde olmadığını kabulü halinde dahi davacının davasını ispatlayamadığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle iş sahibince eser sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin iş teslim edilmediği iddiasıyla iadesine ilişkin alacak isteğidir. Taraflara ait BA-BS formları ilgili vergi dairelerinden; sözleşmeye konu iş için verildiği belirtilen çek ibraz görüntüsü ve tahsilat ayrıntıları da ilgili bankadan celp edilerek dosya rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali Müşavir Bilirkişi ... 30/06/2021 havale tarihli raporunda özetle; Davacının 2019 yılında vergi mükellefi olmadığından yasal defterlerinin bulunmadığı ve vergi dairesinde vergi kaydının da olmadığını, davalının defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığını, genel kabul görmüş muhasebe esas ve usulleri ile kanun ve mevzuata uygun tutulduğunu, davalı tarafın dava konusu katalogların basım işini gerçekleştirdikten sonra cilt yapılmak üzere dava dışı ...'ye 15/01/2019 tarih ve 0005 nolu teslim makbuzu ile teslim ettiği, ancak katalogların, ciltlenmesi için davacının talimatı doğrultusunda dava dışı ...'ye verilip verilmediğinin yazılı belge ile tespit edilemediği, tespitin ...'nün tanık olarak dinlenmesi ile mümkün olduğunu, davalı şirket yasal defterleri incelmesinde davacının davalıdan herhangi bir borç ve alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Tanık ... 16/09/2021 tarihli duruşmada, ...'ı tanımadığını, ... olarak bildiği ... isimli kişiyle 10 yıldır çalıştığını, ... Kırtasiye ile de yaklaşık 5 yıldır çalıştığını, ...'in kendisini arayarak ...'da bir iş olduğunu gidip almasını söylediğini, ...'a giderek oradaki baskı ustasından baskısı yapılan katalogları aldığını, ...'in işin acele olduğunu söylediğini, bu nedenle hemen ciltleme ve katlama işine başladığını, bu işleri yaparken boyalar henüz kurumadığı için yazıların diğer sayfaya geçtiğini fark ettiğini, bunun kağıdın özelliğine göre zaman zaman karşılaşılan bir durum olduğunu, ...'in katalogları gördüğünde bu durumu gerekçe göstererek katalogları almayacağını söylediğini, kataloglardaki boyanın kuruyup kurumadığı yada ciltleme işine ne zaman başlanması gerektiği konusunda kendisini kimsenin uyarmadıgını, ...'dan katalogları aldığı sırada baskı ustasının da birşey söylemediğini, ...'in gelip kataloglara baktığında baskının devam ettiğini, aşağı yukarı işin yarısı olduğunu, katalogları aldığında temiz olduğunu, ancak boyanın kurumadığını sonradan öğrendiğini, boyanın halen şuanda dahi kurumadığını, keza kağıt birbirine sürtüldüğünde boyanın karıştığını, sorunun kağıttan kaynaklandığı şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı ...'ın dosya arasına alınan SGK hizmet dökümünden, 1992 yılından itibaren ... Ltd. Şti.'nde çalıştığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince yargılamanın 30/01/2021 tarihli oturumunda, ayıplı mal iddialarının olmadığını, malın hiç teslim edilmediği ileri sürülmüştür. " ....Dava dilekçesinin tebliği ile davalı savunma hakkını kullanma olanağını kazanır ve cevap süresi işlemeye başlar. Esasa ve usule ilişkin savunma ve delillerini, dava dilekçesinin içeriğine göre ileri sürebilmesi için dava dilekçesinin tebliği zorunludur. Açıklanan bu ilkeler doğrultusunda mahkemece, dava dilekçesi şirket yetkililerinden birine ya da koşulları oluştuğunda memur veya müstahdemlerinden birine Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca tebliğ edilerek, iddia edilen hususlar hakkında savunma hakkı verilip, varsa usule ya da esasa ilişkin savunma ve delilleri üzerinde durulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın yokluğunda dava görülerek, hüküm tesisi, anılan düzenlemelerin öngördüğü adil yargılanma hakkının ihlâli ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, doğru görülmemiştir.."(Yargıtay 23. H. D.'nin 27/02/2015 tarih 2014/3842 Esas, 2015/1240 Karar sayılı kararı, benzer nitelikte Yargıtay 6. H. D.'nin 09/05/2016 tarih 2015/10245 Esas, 2016/3729 Karar sayılı kararı) Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. Bir dâvada davalının, davacının açmış olduğu dâvadan haberdar olması, dâvaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dâva dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, borçlu şirkete dava dilekçesi ekli tensip zaptına ilişkin tebligatın; " Tebliğ evrakı muhatap şirket çalışanının imzasına 04/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. " şerhi ile 04/04/2019 tarihinde ... isimli çalışana tebliğ edilmiş görünse de, tebliğ işlemi sırasında, şirket yetkilisinin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise, bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin çalışana tebliğ yapıldığı, 08/06/2018 tarihli imza sirkülerine göre de ...' ın davalı şirket temsilcisi olmadığı anlaşılmakla, anılan tebligat, Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Yönetmeliğin 21. maddesi hükümlerine aykırı olup usulsüzdür. Zira davalı şirket vekili de cevap ve istinafa cevap dilekçelerinde bu usulsüzlüğü belirtmiştir. Tüm bu açıklamalardan davalı şirkete yapılan dava dilekçesi ekli tensip zaptı tebliğ işleminin usulsüz olması ile davalı tarafa savunma hakkı tanınmasının da- adil yargılanma hakkının ihlâli ve savunma hakkının kısıtlanmaması için- elzem olması karşısında cevap dilekçesinin süresinde verildiği kabul edilmelidir. Ayrıca davada taraf teşkilinin sağlanması da kamu düzeninden olup re'sen gözetilmelidir. Eldeki dosyada, taraflar arasında basım işi için eser sözleşmesi kurulu olduğu hususu sabit olup, bu sözleşmenin kapsamına ciltlemenin girip girmediği ise taraflar arasında tartışmalı olup, dava dilekçesinde belirtilen çek teslim makbuzunda açıklama olarak " ... 2019 Performans Prog. Basımı" yazdığından çekin katalogların basımı için verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca ciltlemenin bedele ve anlaşmaya dahil olduğu konusunda herhangi bir ibareye ise söz konusu teslim makbuzunda rastlanmamıştır. Mahkemenin katalogların davacının bilgisi dahilinde tanık olarak dinlenen ciltçiye teslim edildiği, ancak davacı tarafından beğenilmeyerek ciltçiden alınmadığına ilişkin kabul, tanık beyanları, davacının hizmet dökümü ve mevcut çek teslim makbuzu doğrultusunda yerinde olup, davacının işin teslim edilmediği gerekçesiyle bedel iadesi talebi de -davacının açıkça ayıplı mal iddiası da bulunmadığı da gözetildiğinde -yersizdir. Yine çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiği kabul edileceğinden ispat yükü üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin avans olarak verildiğini ve malın da teslim edilmediğini HMK.'nun 200. maddesi hükmü uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekirken, dosya kapsamında davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik yazılı delil ibraz edemediği gibi dava dilekçesine yemin deliline de dayanmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince verilen karar tüm dosya kapsamına göre isabetlidir. 6100 sayılı HMK'nın 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı kanunun 20.maddesiyle değişik Ek-1/2.maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında temyiz yolu kapalı olmak üzere karar verilmesi uygun görülmüştür. Sonuç itibariyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, 2-İstinaf talep eden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad KAYDEDİLMESİNE, 4-İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 ve 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2026 ... Başkan ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Katip ... *e-imzalıdır.*