T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/304 Esas KARAR NO : 2025/1543 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI : 2016/698 Esas, 2021/1300 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/304 Esas KARAR NO : 2025/1543 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI : 2016/698 Esas, 2021/1300 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin limited şirket iken şirketin türünü değiştirerek anonim şirkete dönüşme kararı aldığını, tür değişikliğinin müvekkili şirketin bağlı olduğu 29 SGK müdürlüğüne dilekçe ile bildirildiğini, yapılan bu bildirimin şekli konusunda bilgi almak üzere Ocak ayının ilk haftasında müvekkili şirketin insan kaynakları müdürü ... SGK Çağrı Merkezi"ni aradığını, bildirim işleminin nasıl gerçekleştirileceğinin sorulduğunu, çağrı merkezi çalışanlarının müvekkili şirket çalışanının yönlendirildiğini, Çağrı Merkezi'nin bir kez daha aranarak bilgilerin teyit ettirildiğini, 29 SGK müdürlüğüne dilekçe ile bildirimin edinilen ve teyit ettirilen bilgi üzerine gerçekleştirildiğini, yapılan bildirim üzerine Bağcılar SGK müdürlüğü tarafından üç dosya, İzmit ve İzmir/Çiğli SGK müdürlüğü tarafından ise 2 dosya olmak üzere toplam 5 dosya için bildirim şeklinin usule aykırı olduğu ileri sürülerek müvekkili şirkete ceza bildiriminde bulunulduğunu, ceza tutarlarının teşvik ile ilgili haklardan mahrum kalmamak adına müvekkilince ödendiğini, ceza bildirimlerinin alınması üzerine 05/03/2015 tarihinde tekrar Çağrı Merkezi ile iletişime geçildiğini, yapılan hatalı bildirim nedeniyle şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin kendisinden en doğru ve güvenilir bilgi edinebileceğini düşündüğü Çağrı Merkezi'nden aldığı bilgi ile başvuruda bulunduğunu, Çağrı Merkezi'nin hatalı yönlendirmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, iş bu zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek; toplam 14.404,00 TL ceza tutarının faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının SGK'nın uyguladığı idari para cezasının müvekkilinden talepte bulunamayacağını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, huzurdaki davanın özel hukuk konusu olabilecek bir uyuşmazlık davası olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak gösterilen belgelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin haksız fiil teşkil eden kusurlu bir eyleminin bulunmadığını, müvekkilinden kaynaklı davacının maddi zarara uğramasına neden olan bir eylem bulunmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının tacir olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacı şirketin tür değişikliği kararı aldığı ve yapılan tür değişikliğini 07/01/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ettirdiği, buna göre davacının başvuru yapabileceği son günün, hafta sonuna tekabül eden süreler de dikkate alınarak 19/01/2015 tarihi olduğu, davacının nevi değişikliğine ilişkin olarak 29 farklı Sosyal Sağlık Merkezine başvuruda bulunulduğunu, bunlardan sadece üç kurumun kendisine ceza kestiğini belirttiği, dosya kapsamı itibariyle, davacı şirketin nevi değişlikliğine ilişkin olarak İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi'ne ilk olarak 20/01/2015 tarihinde başvurulduğu, bu başvurunun ekinde işyeri bildirgesi bulunmadığından geçersiz olduğu, daha sonra 28/04/2015 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve süresinde başvuru yapılmadığından bahisle davacıya ceza kesildiği, davacının başvurması gereken son tarihin 19/01/2015 tarihi olduğu, ancak ilk başvurunun 20/01/2015 tarihinde yapıldığı, eksiksiz başvuru yapılmış olsa dahi davacının süresi içinde başvuruda bulunmadığı, bu hali ile işbu ceza nedeniyle davalı yana atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi kayıtlarında ise davacının 25/02/2015 tarihinde başvuruda bulunulduğunun bildirildiği, süresinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle ceza kesildiği, gönderilen kayıtlarda davacının daha önceki tarihte yapılan bir başvurusu ya da kesilen tek ceza tutarı dışında başka bir cezanın tespit edilemediği, bu hali ile davacının işbu başvurusu da süresinde olmadığından, davalı yana atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, davacı, Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezi'ne ilk olarak 12/01/2015 tarihinde başvurduğu, ancak başvurunun işyeri bildirgesi verilmediğinden geçersiz olduğundan bahisle işleme alınmadığı, davacı tarafından 21/01/2015 tarihinde işyeri bildirgesi ile tekrar başvuruda bulunulduğu, başvurunun işleme alındığı ancak yapılan başvurunun süresi içinde yapılmadığından bahisle davacıya ceza kesildiği, davacı tacir olup, ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olduğu, yukarıda anılan düzenleme ile nevi değişikliği bildiriminin işyeri bildirgesi ile birlikte yapılacağının açıkça düzenlendiği, tacir olan davacının kanunda yer alan düzenlemeyi bilmesi gerektiği, kaldı ki, davacının başvuru yaptığı kurumlardan yalnızca üç tanesine ceza kesmiş olmasının, ceza kesilen diğer kurumlara yapılan başvuruların süresi içinde yapılmadığı dikkate alındığında, davalıya işbu ceza yönünden de atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının, bakanlığa bağlı olarak danışmanlık hizmeti vermesi nedeniyle hatalı bilgilendirmeden sorumlu olduğunu, ALO 170 hattının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ("ÇSGB") bağlı olarak kurulmuş olup "alo170.gov.tr" alan adlı internet sitesinde yapılan tanıma göre ÇSGB, SGK, İŞKUR ve MYK mevzuatlarıyla ilgili her türlü bilgiyi ALO 170 çağrı merkezi aranarak öğrenilebileceğini, davalının, ÇSGB adına ALO 170 hattına ilişkin hizmeti verdiğini, ALO 170'in alelade bir çağrı merkezi hizmeti sunmadığını, kapsamlı ve karmaşık bir mevzuat hakkında bilgilendirme yaptığını, davalının, aldığı ihale kapsamında yürüttüğü bir ticari faaliyetinin bulunduğu, aynı zamanda Bakanlık ve kamu kuruluşlarının adı altında güven yaratarak hareket ettiği düşünüldüğünde yaptığı bilgilendirme ve yönlendirmelerden sorumlu olacağını, aksi kabulde, ana hizmet konusu danışmanlık olan davalının, ticari faaliyeti sebebiyle sebep olduğu hemen hemen hiçbir zarardan sorumlu olmayacağı gibi abes bir durumun ortaya çıkacağını, huzurdaki dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı taraf ile yapılan telefon görüşmesinin dökümüne yer verildiğini, bu dökümde davalı tarafça yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerde bulunulduğunun ortaya çıktığı, hatta yapılan hata davalının çalışanı tarafından kabul edilerek özür dilendiğini, davalının yanlış yönlendirmede ve bilgilendirmeden ötürü hukuki sorumluluğunun doğduğunu, ilk derece Mahkemesinin davalıya kusur atfetmemesinin isabetsiz olduğunu, Mahkemece, gerekçeli kararda davalının sorumluluk ve kusuruna ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca müvekkili şirketin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne vurgu yapılarak davanın reddine karar verildiğini, her şeyden evvel, davalının sorumluluk ve kusurunun tartışılmamasının eksik incelemeye neden olduğunu bu nedenle kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, öte yandan; her ne kadar Mahkemece, tacirin faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesine vurgu yapılmış olsa da, Bakanlığa bağlı olarak faaliyet gösterip karmaşık bir mevzuat hakkında her türlü bilgiyi vermekle görevli bir kuruluştan alınan bilgi doğrultusunda işlem yapılmasının, bu yükümlülüğe aykırı olarak değil, bu yükümlülüğün gereği olarak yorumlanması gerektiğini, Mahkemece, dava konusu edilmeyen sair başvurularla ilgili olarak idari para cezasına muhatap olunmamasının da davalının kusur değerlendirmesinde dikkate alınmasının isabetsiz olduğunu, nitekim söz konusu başvuruların dava konusu olmayıp zararın doğduğu işlemlerle hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkili tarafından tüm başvuruların süresinde yapıldığını, gerekçeli kararda bu konuda yapılan tespitin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, sözü edilen gecikmelere davalının sebebiyet verip vermediğinin de araştırılmadığını, davalının müphem bilgiler vererek defalarca kez aynı soruların sorulmasına neden olduğunu ve açık bilginin alınmasını zorlaştırdığı da bilirkişi raporundan anlaşıldığını, davalının danışmanlık hizmeti kapsamında doğru bilgilendirme yapmaktan sorumlu olduğunu, davalının Bakanlık ve kamu kurumları adı altında hizmet verdiği göz önüne alındığında kendisinden alınan bilgilere göre işlem yapılmasının basiretli bir tacirin yükümlülüklerine aykırı düşmediğini, Mahkemece, yukarıda detayları verildiği üzere eksik, hatalı ve ilgisiz gerekçelerle hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı tarafından ayıplı danışma hizmeti verilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/8 E. 2016/115 K. Sayılı ilamı ile görevsizlik dava şartı eksikliği nedeniyle usulden red kararı verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek yukarıda belirtilen esas numarasına kaydı yapılarak yargılama yapılmıştır.İlk derece Mahkemesince 02/03/2017 tarihli celsesinde SGK Başkanlığı aleyhine açılan davanın tefrikine karar verilmiş ve tefrik edilen dosya Mahkemenin 2017/301 Esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır.Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 02/02/2016 tarihli yazı cevabı ekindeki belgelere göre, davacı tarafından ilk olarak 12/01/2015 tarihinde tür değişikliğine ilişkin başvuruda bulunulduğu, yapılan bu başvurunun işyeri bildirgesinin bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu, davacı tarafından 21/01/2015 tarihinde gönderilen başvurunun ise yasal süresi dışında yapıldığından bahisle davacı şirkete 3.604,00 TL ceza kesildiği bildirilmiştir.İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 11/01/2017 tarihli yazı cevabında; davacının 20/01/2015 tarihli dilekçe ile tür değişikliğinin bildirildiği, ancak dilekçe ekinde herhangi bir devir bildirgesinin bulunmadığı, 28/04/2015 tarihli posta ekinde ise şirketin nevi değilikliği ile ilgili işyeri bildirgesinin gönderildiği, yasal süresi dışında yapılan bildiriden ötürü davacı şirkete 3.604,00 TL para cezası kesildiği, davacı tarafından 27/05/2015 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 08/10/2021 tarihli yazı cevabının incelenmesinde; davacının nevi değişikliği ile ilgili işyeri bildirgesini 11/05/2015 tarihinde verdiği, işyeri bildirgesinin süresi dışında verilmesi nedeniyle davacı şirkete 3.604,00 TL para cezası kesildiği, davacı tarafından 30/06/2015 tarihinde 2.703,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.5510 Sayılı Kanun'un 11/3. Maddesinde; "29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilân tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden on gün içinde, işyeri bildirgesi ile Kuruma bildirilmek zorundadır." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin tür değişikliği kararı aldığı ve yapılan tür değişikliğini 07/01/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ettirdiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun 11/3 maddesine göre davacının en son 19/01/2015 tarihine kadar işyeri bildirgesi ile ilgili kurumlara başvuruda bulunması gerektiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, davacının 5510 sayılı Kanunun 11. Maddesinde öngörülen nevi değişikliği ile ilgili işyeri bildirgesini yasal süresi dışında vermesi nedeniyle İzmit, Bağcılar ve Çiğli SGK il Müdürlüğü tarafından 5510 sayılı Kanunun 102. Maddesi gereği idari para cezası uygulanmıştır.6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Somut davada davacı vekili, yapılan tür değişikliği nedeniyle bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezlerine yapılacak bildirim için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Alo 170 Çağrı Merkezi'nden bilgi alındığını, Çağrı Merkezi hizmetinin davalı şirket tarafından verildiğini, Çağrı Merkezi'nin hatalı yönlendirmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını iddia ederek, kesilen ceza tutarlarının davalıdan tahsilini talep etmektedir.Davalı şirket ile dava dışı SGK arasında Alo 170 İletişim Merkezinin kurularak hizmete alınmasına ilişkin Ortak İletişim Merkezi Hizmet alım sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir.5510 sayılı yasanın 11. Maddesinde, şirketin tür değişikliği nedeniyle hangi belge ile kuruma hangi sürede başvurması gerektiği açıkça düzenlenmiş olup, açık yasal düzenleme karşısında, idare tarafından uygulanan para cezaları nedeniyle davacının zararına doğrudan davalının sebep olmasının söz konusu olmadığı, zarar ve fiil arasında illiyet bağının bulunmadığı, tacir olan davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, bu sebeple davacının başvurusu ile ilgili açık yasal düzenlemenin varlığı karşısında davalı şirketin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Kaldı ki, yapılan çağrı merkezi görüşmelerinden, başvuru süresi konusunda, yasada belirtildiği gibi bağlı olunan Sosyal Güvenlik kurumuna 10 gün içerisinde bildirimde bulunması gerektiği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı vekili davalının kusuru neticesinde kendisine idari para cezası verildiği ve bu zarardan da davalının sorumlu olduğuna yönelik iddiasını ispat edemediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gereklidir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/698 Esas, 2021/1300 Karar sayılı ve 02/12/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/11/2025