T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1738 - 2026/994 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1738 KARAR NO : 2026/994 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : 2024/703 Esas - 2025/461 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF YOLU…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1738 - 2026/994 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1738 KARAR NO : 2026/994 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : 2024/703 Esas - 2025/461 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) BAŞVURU TARİHİ : 20.08.2025- 04.09.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 17.10.2025 KARAR TARİHİ : 06.05.2026 YAZIM TARİHİ : 06.05.2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.07.2024 tarihinde davalı ...’ın sevk ve idaresindeki 10 ... plakalı aracın davacıya ait 34 ... plakalı araca çarpması sonucu davacının aracında maddi hasar meydana geldiğini, trafik kaza tespit tutanağına ve eksper raporuna göre 10 ... plakalı aracın kusurlu bulunduğunu, davalı Quick Sigorta A.Ş tarafından yalnızca 30.000 TL ödemenin araçlarındaki değer kaybını karşılamadığını, meydana gelen kaza nedeniyle davacının aracından mahrum kaldığını belirterek fazlaya ilşkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 50 TL değer kaybının kaza tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline, 50 TL araç mahrumiyet beledinin kaza tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Quick Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacının eksik evrakla başvuru yaptığını, EKSİST sistemi üzerinden eksper atanmadan alınmış raporla talepte bulunulmasının usule aykırı olduğunu, reel piyasa koşullarına göre 30.000 TL değer kaybı tespit edilerek ödendiğini, davacı şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, dava konusu poliçenin 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni ZMSS Genel Şartları kapsamında düzenlendiğini, dolayısıyla değer kaybı hesaplamasında bu şartlara uygun yöntemlerin (katsayılar, TSB ve TOBB SEİK listeleri) esas alınması gerektiğini, araç mahrumiyet bedeli talebinin ZMSS teminatı dışında kaldığını ve bu zarar kalemi yönünden şirketin sorumlu tutulamayacağını, talep edilen avans faizinin haksız olduğunu, ancak yasal faiz işletilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zarar miktarının tespitinin mümkün olduğunu, davalının arabuluculuk sürecine dahil edilmediğini, değer kaybı için sigorta şirketi tarafından 30.000 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle temerrüt oluşmadığını ve davacının bakiye alacak talebinin dayanak ve hukuki yarardan yoksun olduğunu, SBM kayıtlarına göre aracın geçmişte çok sayıda kazaya karıştığını ve hasar aldığını, dava konusu kazada sadece sol ön kapının hasar gördüğünü, bu parçanın daha önce onarıldığından tekrar değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, araç mahrumiyet bedeli yönünden, davacının aracı keyfi şekilde uzun süre tamirde tuttuğunu, kötü niyetli davrandığını ve ayrıca kasko sigortası kapsamında ikame araç almış olabileceğini, ayrıca, dava dilekçesinde belirtilen araç plakası ile kazaya karışan aracın uyuşmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının kazada kusurlu olmadığını, davacı lehine sadece dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, ticari temerrüt faizinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile; 20.000,00-TL değer kaybı tazminatının kaza tarihi olan 01.07.2024 tarihinden itibaren (davalı Quick Sigorta A.Ş. yönünden kaza tarihi itibariyle güncel bakiye poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olacak şekilde ve tahsilde tekerrür olmamak üzere temerrüt tarihi olan 19.11.2024 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 14.400,00-TL araç mahrumiyet tazminatının kaza tarihi olan 01.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı Quick Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu aracın tramer kayıtları incelendiğinde aynı parçaların daha önce işleme maruz kaldığını ve işlem uygulanarak orjinalliğini kaybetmiş olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2018 tarihinde 2017/4316 Esas, 2018/4380 Karar sayılı kararında aracın daha önceki bir kaza nedeniyle onarım görmesinin akabinde aynı bölgeden hasarlanmasının yeniden değer kaybına neden olmayacağı ifade edildiğini, davalı şirket tarafından aracın aynı parçalarının geçmiş kazasında da hasarlı olduğundan tespitte dikkate alınarak davacının mağduriyetinin giderilmesi adına hareket edilerek ve kusur durumu da dikkate alınarak davacı tarafa 30.000 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalının arabuluculuk sürecine dahil edilmediğini, davalının arabuluculuk sürecine dahil edilmiş olsaydı, tarafların anlaşma ihtimaline binaen davalının bakiye değer kaybından sorumlu tutulmayacağının açık olduğunu, davacının 11.11.2024 tarihinde sigorta şirketine yaptığı başvuru neticesinde sigorta şirketi tarafından 30.000 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, davacının, sigorta şirketine başvuru yaparken talep ettiği miktarı belirtmediği için sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, davacının, aracında meydana gelen değer kaybını talep edip 30.000 TL aldığından ortada değer kaybı yönünden uyuşmazlık kalmadığından davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının kalmadığını, davacı tarafın 41 ... plakalı araçta meydana gelen zararların tanzimini talep ettiğini ancak kazaya karışan araçların 10 ... ve 34 ... olduğunu, mahkemenin taleple bağlılık ilkesini ihlal ettiğini, ön inceleme duruşması yapılmadan tahkikat aşamasına geçilmesinin savunma haklarını kısıtladığını, objektif ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda Smart IQ isimli yazılım ile değer kaybı miktarının 33.500 TL olduğu hususuna yer verilmişken, yine varsayımlar üzerinden değer kaybı miktarı 50.000 TL'ye çıkarıldığını, bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişki barındırdığını, dosyada mevcut eksper raporunda aracın onarım süresinin 7 gün olarak belirlendiğini, ancak bilirkişi raporunda makul sürenin 18 gün olarak belirlendiğini, aracın makul tamir süresine, aracın servise bırakılması, eksperin görmesi v.b sürelerin dahi eklendiğini, bilirkişinin eklediği sürelerin hukuki dayanağı olmadığını, araç mahrumiyet bedelinin Kocaeli Ticaret odası tarafından bilirkişiye bildirilen 500 TL'nin gerekçesiz olarak 800 TL'ye çıkarıldığını, sonuç olarak davacının, dava dilekçesindeki hiçbir iddiasını kanıtlayamadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle araçta oluşan bakiye değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir.(davalı sigorta 30.000 TL ödemiş) 1-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; 6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." Buradaki değer, 6763 Sayılı Kanunun 47.maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında dava açılış tarihi olan 2024 yılı için 28.250,00 TL olmuştur. İncelenen mahkemece 20.000 TL değer kaybı tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş olup bu miktar genel hukuk mahkemeleri bakımında 2024 yılı için kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altında kaldığından istinaf edilen karar davalı sigorta şirketi yönünden kesindir. Bu nedenle davalı şirketi vekilinin değer kaybı tezminatına yönelik istinaf isteminin, kesin bir karara ilişkin olması nedeniyle HMK 352. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; Somut olayda, 01.07.2024 tarihinde davacıya ait sevk ve idaresindeki araç ile davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı oldukları araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacıya ait araç hasar görmüştür. Eldeki uyuşmazlıkta davalı sürücü yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. Ayrıca her ne kadar mahkemece taraflara ön inceleme duruşma günü tebliğ edilmediği için ertelenen 27.02.2025 tarihli duruşmada, ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesi hatalı ise de bir sonraki celsede ön inceleme duruşması yapılarak tahkikata geçildiği ve bilirkişi raporunun beklenmesine karar verildiği anlaşılmış, ayrıca dava dilekçesinde sonuç ve istem kısmında davacıya ait aracın plakasından farklı bir plaka yazılması dairemizce maddi hata olarak değerlendirilmiş bu hususlara değinen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Kaza sonrası taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişisinden alınan raporda da davalı sürücünün kazada %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporu oluşan uygun olduğundan davalının kusura yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Ayrıca davacıya ait araçtaki değer kaybı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı belirlendiği, davacının kazada hasar gören aracını, makul onarım süresi boyunca kullanamayacağı, bu nedenle de ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere masraf yapıp ek külfete katlanmak zorunda kalacağı aşikar olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, belirlenen 18 gün makul süre olup anılan yönleri itibariyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiş, davalının anılan yönlere değinen istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf isteminin usulden reddine, davalı ... vekilinin istinaf isteminin ise esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-A) Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.07.2025 tarih, 2024/703 esas, 2025/461 karar sayılı kararının HMK'nun 341/2 maddesi uyarınca davalı sigorta şirketi yönünden kesin olduğundan davalı Quick Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, B) Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.07.2025 tarih, 2024/703 esas, 2025/461 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'tan alınması gereken 2.349,86 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.734,46 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalının istinaf başvurusu için yaptıkları giderlerin üzerinde bırakılmasına, 5- Tarafların yatırdıkları istinaf gider avanslarının harcanmayan kısımlarının hesap edilerek yatıranlara iadesine, 6-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK. 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06.05.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*