T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/502 Esas KARAR NO: 2026/88 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/10/2021 NUMARASI: 2017/124 Esas, 2021/688 Karar DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ D…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/502 Esas KARAR NO: 2026/88 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/10/2021 NUMARASI: 2017/124 Esas, 2021/688 Karar DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.01.2016-31.12.2016 tarihlerini kapsar şekilde yemek hizmeti sözleşmesi imzalandığını, davalının bu kapsamda müvekkili personelien sunduğu ....11.2016 tarihindeki yemeklerin ayıplı ve bozuk olması nedeniyle müvekkilinin personellerinin zehirlendiğini, iş göremezlik raporlarını aldıklarını, davalının sözleşme gereğince uygun özellikte yemek hizmeti veremediğini, sözleşmenin bu nedenle noterden gönderilen ....11.2016 tarihli ihtarla haklı nedenle feshedildiğini, daha sonra sözleşme maddeleri gereğince cezai şart faturalarının düzenlendiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre bu cezai şart faturaları ile birlikte davalıdan 269.717,61 TL alacaklı olduklarını belirterek davanın kabulü ile 269.717,61 TL cezai şart faturalarının düzenlenme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada yemek nedeniyle zehirlenme iddiasının gerçekleştiği Denizli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yemek nedeniyle zehirlenme iddiasının ispatı gerektiğini, şirket ortakları hakkında ... ye üye olmak iddiasıyla ceza davası açıldığını, sözleşmeyi imzalayan .... nin tutuklandığını, yargılamasının devam ettiğini, şirkete kayyum olarak TMSF nin atandığını, davanın TMSF ye ihbarı gerektiğini, Denizli Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin şirket ortağı olmayan çalışan .... Tarafından imzalandığını, sözleşmenin TBK. 20. maddesi gereğince genel işlem şartları mahiyetinde olduğunu, talep edilen cezai şart bedelinin fahiş olduğunu, tek zehirlenme olayı nedeniyle sözleşmenin dört ayrı maddesinden cezai şart bedeli talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sebepsiz zenginleşme mahiyetinde olduğunu, sözleşmenin 9.12, 13.1, 13.2, 13.7 maddelerindeki şartların somut olayda gerçekleşmediğini, zehirlenme olayı ile yemek hizmeti arasındaki illiyet bağının ve zararın ispatlanması gerektiği, şirketin müzayaka halinde olması ve sözleşmenin ahlak ve adaba aykırı olmaları nedenleriyle cezai şart maddelerinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini, aksi halde sözleşmeye müdahale edilerek müvekkili lehine iyileştirilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, celbi talep olunan tüm belge ve kayıtların getirtilerek dosyamız arasına alındığı, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, raporların hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı, gerekçeli, birbirini tamamlayıcı ve dosya kapsamına uygun oldukları, bu bağlamda, davacının davalıdan 273.744,89 TL cezai şart talep edebileceğinin ve iş bu cezai şartın da 09.02.2017 dava tarihi itibariyle davalı şirketin ekonomik açıdan mahvına sebep olmayacağının alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği, taraflar arasındaki akdi ilişkinin başladığı tarih ve bu süre içerisinde davacı ve davalı arasında kurulan cari hesap ilişkisi ve bu kapsamda davalı tarafından alınan hizmetler karşılığı yapılan ödemelerin davalı tarafından defter ve kayıtlarına işlenmiş olması karşısında davalının dava açılana kadar şirketin bu sözleşme ve içeriğinden haberi olmadığına ilişkin savunmasına itibar edilmediği, TBK 20. maddesindeki genel işlem koşulları kapsamında yapılan değerlendirmede de; tarafların tacir olmasının genel işlem koşullarına ilişkin TBK 20 vd. maddelerinin uygulanmasına engel teşkil etmediği, ancak taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri incelendiğinde, TBK 20. maddesindeki genel işlem koşullarına ilişkin şartların somut olay bakımından uygulanmayacağı, taraflar arasında akdedilen, "Yemek Hizmeti Sözleşmesi" hükümlerinin sözleşme özgürlüğü ilkesine uygun olarak tanzim edildiği, buyurucu ve yasak koyan kurallar ile ahlâk ve âdaba aykırı olmadığı, davalının genel işlem koşularının uygulanmasına ilişkin savunmasına da itibar edilmediği, davacı tarafından alacağın, cezai şart faturalarının kesilme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de; somut olayda olduğu gibi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, sözleşmenin ifasını isteyen tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği, TBK 97. maddede, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği ancak davada davacının davalıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğünün sabit olmadığı (Dosyada her ne kadar davacı tarafından davadan önce İstanbul .... Noterliği'nin ..../11/2016 tarih ve .... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya ihtarname gönderilmiş ise de, iş bu ihtarnamenin sözleşmenin feshi mahiyetinde olması ve herhangi bir alacak kalemi içermemesi nedeniyle alacak talebi bakımından temerrüde düşürme mahiyetinde değerlendirilmemiştir.), bu haliyle de davalının dava tarihinde temmerüde düştüğü, faizin başlangıcına yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de dava dilekçesinde dava tarihinden önceki döneme yönelik hesaplanmış bir faiz miktarı olmadığı, faizin, asıl alacağa bağlı feri nitelikte bir hak olduğu, dosyada hesaplanmış ve miktar itibari ile talep edilmiş faiz de bulunmadığından, feri nitelikteki bu talep yönünden davalı lehine ücreti vekalete ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği ( İstanbul BAM 19. H.D. 07/12/2017 tarih ve 2017/2290 Dosya No-2017/1665 Karar sayılı kararı) gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 269.717,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; cezai şartın müvekkilinin ekonomik mahvına neden olduğunu, bu hususun cezai şart hükmünün kararlaştırıldığı sözleşme tarihi itibariyle ekonomik durumun incelenmesi gerektiğini, ancak mahkemece alınan raporlarda bu tarihe göre inceleme yapılmadığını, mahkemece hatalı olarak şirketin dava tarihine göre mahvı durumunun değerlendirildiğini, olması gerekenin müvekkili şirketin ödeme yapacağı tarihe en yakın ekonomik durumun tespit edilmesi gerektiğini, bu şekilde değerlendirme sonucunda da müvekkilinin mahvına neden olan cezai şartın hakim tarafından indirilmesi gerekeceğini, sözleşme dönemi içerisinde bir ay için kesilen en yüksek fatura bedeli 16.000,00-17.000,00 TL olduğundan sözleşme bedelinin en fazla 204.000,00 TL olacağını, ancak davacı tarafından 270.000,00 TL cezai şart bedeli talep edildiğini, bu durumun ahlaka ve adaba aykırı olduğu yönündeki itirazlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, süresi içerisinde iade faturası düzenlenmesine rağmen bilirkişi raporunda bu faturanın araştırılmadan kabul edildiğini, sözleşmenin 13.1 maddesi gereğince hesaplanacak cezai şartın davacı tarafından 5.429,20 TL bedelli fatura düzenlendiği gerekçesiyle bilirkişilerce kabul edildiğini, sözleşmenin 13.2 maddesi gereğince cezai şartın davacı tarafından sunulan personel listesi evrakları incelenerek raporu bulunan 34 kişi üzerinden hesaplanması gerekirken davacı beyanı esas alınarak 41 kişi üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, gerçek zararın ne olduğunun hesaplanmadığını, müvekkili tarafından kesilen iade faturalarının hesaplamada dikkate alınmadığını, raporda bu konulardaki itirazlarının incelenmediğini, davaya konu olay nedeniyle sözleşmenin 9.12, 13.1, 13.2, 13.7 maddelerinin tamamından cezai şart uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususun sözleşmenin lafzına ve amacına da aykırı olduğunu, sözleşme maddelerinden yalnızca olaya uygun düşen birinin uygulanması gerektiğini, somut olayda belirtilen maddelerdeki şartların gerçekleşmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında akdedilen "Yemek Hizmeti Sözleşmesi" kapsamında davalı tarafından verilen hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile; 269.717,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ....06.2018 tarihli kök raporda; davalının ayıplı hizmet verdiği, davacının bu kapsamda zarara uğradığı, davalının 25.11.2016 tarihinde davacı personellerine bozuk/ayıplı ve sağlıksız yemek sunmasından dolayı 20.12.2015 tarihinde imzalanan Yemek Hizmeti Sözleşmesi maddelerine göre cezai şart talep etme koşulunun oluştuğu, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen madde hükümleri kapsamında 263.492,05 TL cezai şartın hesaplandığı, cezai şartı aşan zarar belirlenemediğinden bu tutar esas alınarak davacının 18.336,51 TL borcu düşüldüğünde kalan 245.155,54 TL bedeli davacının talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ....08.2019 tarihli ek raporda; Tarım ve Orman Bakanlığı Resmi Numune Alma Prosedürüne göre Gıda işletmesi ve yemek fabrikalarının ürettiği yemek partisinin her çeşidinden alınan bir örneği yetmiş iki (72) saat uygun koşullarda saklamakla yükümlü oldukları, Kök raporda yaptığımız değerlendirme ve ulaşılan sonucu değiştirmemizi gerektiren bir durumun bulunmadığı, İtiraz kapsamında sehven yapılan maddi hatâ sebebi ile cari hesap bakiyesinin 17.833,89 TL olarak esas alındığı, yine itiraz kapsamında 13.7 madde kapsamında hesaplamanın 128.312,08 TL olarak KDV dahil yapıldığı ve sonuç itibari ile de; 273.744,89 TL'nin kalan tutar olarak hesaplandığı, davalının bildirdiği cezai şartın tenkisinde takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından talimat yolu ile alınan ....07.2020 tarihli kök raporda; davalıya ait 2014-2015-2016 yılı ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu ve defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığını, delil vasfı taşıdığı (HMK/222), davaya konu faturalara süresi içerisinde itiraz edildiği ve faturaların davalı defterlerine kaydedilmediği, incelenen davalıya ait ticari defter ve kayıtlarına göre 10.12.2016 tarihi itibariyle davacıdan cari hesap bakiyesi 17.834,69 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin ticari defterleri ve güncel 2019 yılı mali yapısı, bilanço ve defter kayıtları ve kamu kurum ve kuruşlarına olan mali borç yapısı incelenmesi neticesinde dosya içeriğine aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edilen 291.578.78 TL cezai şart miktarının zor durumda olan davalı şirketin ekonomik açıdan mahvına sebep olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından talimat yolu ile alınan ...12.2020 tarihli ek raporda; davalıya ait 2017 yılı ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu ve defterin birbirini doğruladığını, delil vasfı taşıdığı (HMK/222 Davalı şirketin ticari defterleri ve güncel 2017 yılı mali yapısı, bilanço ve defter kayıtları ve kamu kurum ve kuruşlarına olan mali borç yapısı incelenmesi neticesinde; bilirkişi raporu ile tespit edilen 291.578.78 TL cezai şart miktarının 09.02.2017 dava tarihi itibariyle davalı şirketin ekonomik açıdan mahvına sebep olmayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Yemek Hizmeti Sözleşmesinin aşağıda verilen maddelerinde: Müteahhit: ..... Şti. ve ...: ... A.Ş. olarak anılmaktadır.Sözleşmenin 9.12. maddesi “Müteahhit'in, .... tarafından talep edilen miktarda yemek getirmemesi veya eksik yemek getirmesi veya yemeklerin uygun vasıfta olmaması veya yemek içerisinde yabancı madde bulunması veya yemeklerin ayıplı olması veya hizmetin uygun vasıfta sunulamaması veya sair herhangi bir nedenle sözleşmeye konu hizmetin/yemeklerin kısmen ya da tamamı ile sunulamaması/tüketilememesi durumlarında, eksik/ayıplı yemek sayısının Müteahhit kişi başına yemek bedelinin 2 (iki) katı kadar yemek bedeli, Müteahhit hak edişinden cezai tazminat olarak düşüleceği gibi bu miktara, eksik sayıda/ayıplı yemeklerin başka yerden tedarik edilmesi ile personel ihtiyacının giderilmesi durununda ortaya çıkan ekstra yemek masrafı da ayrca eklenecektir. ...'in bu durumda uygun fiyat arama yükümlülüğü bulunmadığı gibi dışardan tedarik edilen bu yemek için bedel hususunda, günlük kişi başı bu sözleşmede belirtilen KDV dahil yemek bedelinin 5 katını aşmamak şartı ile herhangi bir sınırlama da olmadığını Müteahhit peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder,”Sözleşmenin 13.1. maddesi “Kullanılan malzeme ve pişirilen yemeklerin sağlık kurallarma uymayan usullerle yapılması ve/veya yemek ve Müteahhit tarafından sağlanan hizmetin ayıplı olması nedeni ile insan sağlığına zarar vermesi, ... personelinin zarar görmesi halinden de Müteahhit sorumlu olacak, bu nedenle zehirlenme/hastalık vb. sağlık problemi meydana gelmesi halinde Müteahhit, zarar gören personelin kişilerin tedavisi için sağlık kuruluşlarında yapılacak masraflar dahil her türlü masrafı ve bu kişilerin çalışmadıkları süreye ait ücretler ve yenmeyen yemeklerin masraflarını ayrı ayrı ve tam olarak, cezai şartlardan tamamı ile ayrı şekilde ....'e ödeyecektir.”Sözleşmenin 13.2. maddesi “Yemeğin istenen şekilde veya zamanında çıkmaması, yetiştirilememesi veya bozuk çıkması, sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı olması halinde yemek Müteaahhit tarafından dışarıdan temin edilerek bedeli Müteahhit'in ilk istihkakından kesilecektir. ...'in herhangi bir fiyat araştırma yükümlülüğü yoktur. Önemli olan problemin en kısa sürede giderilmesidir. Bu bedele Mütahhit'in kişi başı yemek standart bedelinin 5 (beş) katını aşacak nitelikteki fahiş fiyat uygulamaları dışında itiraz hakkı bulunmamaktadır.... herhangi bir personelinin yemekten zehirlenmesi durumunda Müteahhit, zehirlenen her bir personel için ayrı ayrı, ....'in günlük maksimum alım miktarı ve buna eklenecek vergiler dahil brüt toplam bedelinin 5 (beş) katı miktarında bedeli tüm zararlardan tamamı ile ayrı şekilde cezai tazminat olarak ödemekle yükümlü olacaktır.”Sözleşmenin 13.7. maddesi “Bu sözleşmenin Müteahhit tarafindan ... kusuruna bağlı bir sebep dışında haksız olarak feshi ya da Müteahhitin haksız davranışları ile sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle feshine sebep olması halinde, iş bu sözleşme gereği ... tarafından Müteahhit'e ödenebilecek KDV ve sair vergiler dahil maksimum aylık ödeme miktarının beş katı miktarında bedeli zararlardan ayrı şekilde ve ayrıca KDV eklenmek sureti ile ödeyeceğini gayri kabili rücu, kayıtsız şartsız kabul ve taahhüt eder.”Sözleşmenin 16. maddesi "İş bu sözleşme aynı zamanda bir delil sözleşmesi de olup, taraflar arasında işbu sözleşmeden, sözleşmenin uygulanmasından, sözleşmenin yorumlanmasından, sözleşmenin feshinden veya taraflar arasında ortaya çıkacak sair hususlardan kaynaklanan ihtilaflar meydana gelmesi halinde HMK m. 193 hükmüne uygun olarak ... defter ve kayıtlarının doğru ve geçerli delil olarak kabul edileceği hususunda taraflar anlaşmışlar ve anlaşmazlıkların çözümü için İstanbul (Çağlayan) Mahkeme ve İcra Dairelerini yetkili kılmışlardır."Davacı tarafından dosyaya zehirlenme nedeniyle işçilerine ait SGK ya iş kazası bildirimleri ile iş göremezlik raporlarının, ....12.2016 tarihinde ... yetkilisi ile iş yeri hekiminin 41 işçinin zehirlendiğine dair tutanağın ve olay gününe ait ....11.2016 tarihli 125 adet yemek siparişi verildiğine dair irsaliyeli faturanın dosyaya sunulduğu görülmüştür.Davaya konu faturaların; sözleşmenin 9.12 maddesi gereği düzenlenen 21.12.2016 tarihli 1.525,00 TL bedelli, sözleşmenin 13.1 maddesi gereği düzenlenen ....12.2016 tarihli 5.429,00 TL bedelli, sözleşmenin 13.2 maddesi gereği düzenlenen 21.12.2016 tarihli 156.312,50 TL bedelli, sözleşmenin 13.7 maddesi gereği düzenlenen 21.12.2016 tarihli 119.786,25 TL bedelli ve sözleşmenin 13.1 maddesi gereği düzenlenen 28.12.2016 tarihli 4.498,55 TL bedelli faturalar olduğu, bu faturaların davalıya 27.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından da 28.12.2016 tarihli 4.498,55 TL bedelli fatura hariç diğer faturaların davacıya ....01.2017 tarihinde noterden iade edildiği anlaşılmıştır.Davacı, taraflar arasındaki sözleşmeyi 25.11.2016 tarihindeki yemekler nedeniyle personellerinin zehirlendiği ve bu durumun sözleşmeye aykırı ifa olması olması nedeniyle 30.11.2016 tarihinde ihtarname ile haklı nedenle feshetmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan Denizli CBS na hitaben düzenlenen ....10.2017 tarihli iş güvenliği uzmanı bilirkişi raporda, davalı şirket gıda mühendisi şirket müdürünün işyeri risk değerlendirmesini yapmadığı ve bu değerlendirmenin sonucuna göre gerekli tedbirleri almadığı (İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu M.4-5-10); 25.11.2016 tarihindeki yemek listesinde bulunan tavuk ciğeri tava ve browni tatlısının üretiminde hijyen ve gıda güvenliği şartları sağlanıp uygulanmadığından (Veteriner Hizm. Bitki Sağlığı Gıda Ve Yem Kanunu 21-22-40/1-a; Gıda Hijyeni Yönetmeliği m.5-6-7); çalışanları ve çalışma ortamını yeteri kadar izleyip denetlemediğinden ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamadığından (İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu m.4) asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafından cezai şart bedellerine ilişkin düzenlenen yukarıda belirtilen faturalardan biri hariç diğerlerinin davacıya süresi içerisinde iade edildiği gibi bu faturaların davalı ticari defterlerine de kaydedilmediği anlaşılmakla somut olayda davacı taraf sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediğini, zehirlenme olayının davalıya ait yemekten meydana gelip gelmediğini ve haklı fesih varsa sözleşmeye göre doğru hesaplama yapılarak fatura düzenlendiğini ispatlamak zorundadır.Dosya kapsamına sunulan teknik bilirkişi raporu ve bu dosyadan gıda mühendisinden alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre gıdalardan kaynaklı zehirlenmenin meydana geldiği, zehirlenmenin 3 gün sonra da ortaya çıkabileceği, sunulan iş göremezlik raporlarının da bu hususu desteklediği, zehirlenmenin olay günü yemek listesinde değiştirilen yemekten kaynaklandığının Denizli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce alınan numunelerden anlaşıldığı, davacı tarafından zehirlenmenin davalı tarafından sunulan yemekten kaynaklandığı ispatlandığından sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği ve davacının sözleşmede belirlenen cezai şart bedellerine hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Sözleşmenin 9.12 maddesi gereği kişi başına yemek bedelinin 2 katı kadar cezai şart bedeli talep edebileceği hususu kararlaştırılmış olup 25.11.2016 tarihinde 125 adet yemek miktarına 6,10 TL (KDV dahil yemek bedelinin) birim yemek tutarı ile çarpımının 2 katı cezai şart 1.525,00 TL olarak hesaplanmıştır.Sözleşmenin 13.1 maddesi kapsamında Zehirlenme hastalık halinde masrafın ödeneceği hususu kararlaştırılmış olup, personelin tedavi masrafları ve günlük ücreti tazminatının bu kapsamda davalıya 5.429,00 TL bedelli faturanın düzenlendiği belirlenmiştir. Sözleşmenin 13.2 maddesi uyarınca, zehirlenen her bir personel başına bir günlük maksimum alım miktarı ve vergiler dahil brüt toplam bedelin beş katını cezai şart bedeli yani (personel X bir günlük yemek ücreti alım X 5) olarak kararlaştırılan hüküm kapsamında 156.312,50 TL hesaplanmıştır.(41x 6,10 x 125 x 5= 156.312,50)Sözleşmede müteahhit firmanın feshe sebebiyet vermesi halinde maximum aylık ödeme miktarın 5 katı miktarda KDV ilave edilerek ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yapılan hesaplama neticesinde, Ağustos 2016 döneminde davalı tarafından tanzim edilen fatura bedelleri toplamının en yüksek alım olan dilim olduğu teknik raporda tespit edilmiş olup 20.045,07 TL tutarın damga vergisi 1.702,74 TL ilave edilerek bulunan 21747,81 TL nin 5 katı 108.739,05 TL nin 19.573,03 TL KDV ilavesiyle birlikte toplam 128.312,08 TL olarak hesaplanmıştır.Alınan teknik mali bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davacının davalıya ticari kayıtlarına göre 17.833,89 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Teknik mali bilirkişi tarafından dosyaya sunulan deliller kapsamında sözleşmedeki cezai şart maddelerine uygun olarak yapılan davacının cezai şart alacağından cari hesaba dayalı borcu düşüldükten sonra yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıdan 273.744,89 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.HGK 14.09.2021 tarihli 2017/(19)11-943 E. 2021/984 K. Sayılı ilamı; "Ticaret hukukumuzda cezaî şart, miktarı yönünden sadece, BK’nın 20. maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. Mülga TTK’nın 24. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir, ancak bahsi geçen madde ile tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan sözleşme serbestisi ilkesi, bütün sözleşmeler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan BK’nın butlan düzenlemesini içeren 20. maddesi hükmü ile sınırlandırılmıştır. ... Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Mülga TTK’nın 24. maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır. ... Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Aynı incelemeyi gerçek kişi olan tacir için de yapması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-922 E., 2019/706 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. ... Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01.01.2012 tarihinde satış sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 16. maddesinde davalı işletmecinin sözleşme süresi içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya bu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlâl etmesi, sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi hâlinde davacı şirket kayıtlarındaki borçları ile şirketten almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamalarının tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını, verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dâhil olmak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte şirkete nakden ödeyeceği, ayrıca 16.000USD cezaî şart ile birlikte şirketin kâr kaybı da dâhil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin ödemeyi kabul ettiği belirtilmiştir. ... Davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak işletmeyi devretmesi nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğu sabittir. Ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şartta hükmederken 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. ... Bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen direnme kararı yerinde değildir." şeklindedir.YHGK 27.11.2024 tarihli 2024/11-108 E. 2024/596 K. Sayılı ilamı;"... hâkim, borçlunun talebi olmasa dahi fahiş gördüğü cezaî şartı resen dikkate alarak indirebilir. Fahiş cezaî şart, borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetini ihlal edecek, olumsuz yönde etkileyecek derecedeki cezaî şarttır (Fikret Eren; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 1216). Hâkim, cezaî şartın fahiş olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı, borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır. Bu unsurlar dikkate alındığında, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa ceza indirilir. Cezaî şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaî şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan cezaî şart indirilirken herhâlde alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Fahiş olan cezaî şartın indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu nedenle borçlunun "indirilme olanağından önceden feragati" geçersizdir (Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2004, s. 391). ... cezaî şart, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus ahlâka ve adaba aykırı sayılacağından, hâkimin cezaî şartın tamamen veya kısmen geçersiz olduğuna karar vermesi mümkün ise de; bir sözleşmenin taraflardan biri için ekonomik yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâka ve adaba aykırı olduğu hususu taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira bir tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâka ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Ahlâka ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değeri, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu tespit edilmeli, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını belirlenmelidir (İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, s. 237)." şeklindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekecektir. Hâkim, cezaî şartın fahiş olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı, borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır. Dosya kapsamında alınan talimat mali bilirkişi raporunda esas alınan mali verilere ve yapılan tespitlere göre, davalının sözleşmenin imzalandığı 2016 yılında özkaynaklarının 1.889.077,20 TL olduğu, sermayesinin 900.000,00 TL olduğu gözetildiğinde davacının sözleşmedeki cezai şart maddelerine göre taleple bağlılık ilkesi gözetilerek talep edebileceği toplam 287.551,50 TL cezai şart bedelinin davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olmayacağı anlaşılmıştır. Neticeten, mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafından davada talep edilen 269.717,61 TL bedel kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu doğru bir şekilde tespit edildiğinden mahkeme kararının isabetli olduğu anlaşılmakla davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/124 Esas, 2021/688 Karar sayılı ve 11/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.606,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.874,84 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/01/2026