T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1788 Esas KARAR NO : 2026/256 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI : 2023/166 Esas, 2025/510 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/428 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Tazminat (Reklam Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1788 Esas KARAR NO : 2026/256 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI : 2023/166 Esas, 2025/510 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/428 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Tazminat (Reklam Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... isimli internet sitesindeki işletme hesabında kayıtlı kredi kartından, bilgisi dışında üçüncü kişiler adına reklam verilerek 143.500,00 TL'lik harcama yapıldığını, bu zarardan Türkiye yerleşik davalı şirketin, 5561 Sayılı Kanunun ek 4. Maddesi kapsamında birleşen dava da davalı .... (...) ile beraber müteselsil olarak sorumlu olduğunu belirterek kredi kartından çekilen bu bedelin asıl davada ... Limited Şirketi'nden (yeni ünvan ... ... Limited Şirketi) (... Türkiye Temsilcisi) ve birleşen davada ....'den (eski ünvan ... Inc.) arabuluculuk tutanağının imzalandığı tarihten itibaren işleyecek avans faziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl davada davalı ... ... Limited Şirketi) vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin reklam hizmeti sağlayıcısı olmadığını, davacının talebine konu olayın 5561 Sayılı Kanunun ek 4. Maddesi kapsamında kalmadığını, müvekkilinin bu kanun kapsamında sınırlı temsilci olduğunu, sözleşmeden dolayı müvekkilinden bir talepte bulunamayacağını, uyuşmazlıkta Kaliforniya Hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının yetkisiz erişime ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, davacının yetkisiz harcamalar için harcama itirazı yolunu işletmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Birleşen davada davalı .... Vekili yargılama sırasındaki beyan dilekçesinde özetle; davacıya yapılan ödeme ile davanın konusuz kaldığını, davacının iki ayrı dava açarak iki ayrı tazminat alamayacağını, konusuz kalan davaları devam ettirmesinde hukuki yararının bulunmadığını, Türkiye yerleşik davalı şirketin, 5561 Sayılı Kanunun ek 4. Maddesi kapsamında müvekkili .... (...) in temsilcisi olduğunu, Türkiye'deki şirketin ... a erişim yetkisinin bulunmadığını belirterek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Asıl dava yönünden; davacı her ne kadar davasını İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un Ek-4 maddesi uyarınca sosyal ağ sağlayıcısı ....'ın Türkiye Temsilcisine yöneltmiş ise de, 5651 Sayılı Kanunun Ek-4 maddesi uyarınca davanın doğrudan temsilciye yöneltilmesinin mümkün olmadığı, nitekim davalı ... Limited Şirketi'nin (yeni ünvan ... ... Limited Şirketi), sosyal ağ sağlayıcısı ....'ın HMK 14. maddesi gereğince şubesi olmadığı, somut olayda davacı ile ... Turkey arasında doğrudan bir ticari ilişkinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/428 Esas sayılı dava yönünden; davacının davasını ....'e yönelttiği, adres olarak 5651 sayılı kanunun Ek-4 maddesi uyarınca davalının Türkiye temsilcisi ... Limited Şirketi (yeni ünvan ... ... Limited Şirketi)'nin adresini gösterdiği, mahkemece ilgili şirkete usulüne uygun tebligatlar yapılarak dilekçeler aşaması tamamlandığı, 5651 Sayılı Kanunun Ek-4 maddesi gereğince mahkemece 16/10/2024 tarihli 3 nolu celsede ... ... Limited Şirketi'ne müzekkere yazılarak davacıya ait ... isimli işletme hesabına 2, 13 ve 14 Temmuz 2022 tarihlerinde erişim sağlanan IP adreslerinin, ülke ve lokasyon bilgilerinin gönderilmesinin istenilmesine, hesaba giriş için tanımlanan güvenlik adımlarının, ilgili tarihlerde şüpheli giriş işlemi bulunup bulunmadığının, var ise bu işleme ilişkin alınan önlem olup olmadığının aynı zamanda 13/07/2022 ve 14/07/2022 tarihlerinde bu hesap tarafından verilen reklamlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine dair müzekkerelere, talep edilen bilgi ve belgelerin Türkiye temsilcisinde bulunmadığından bahisle olumsuz cevap verildiği, yine mahkemenin 26/02/2022 tarihli 4 nolu celsesinde davalı vekiline davacıya ait ... isimli işletme hesabına 2, 13 ve 14 Temmuz 2022 tarihlerinde erişim sağlanan IP adreslerinin, ülke ve lokasyon bilgilerinin gönderilmesinin istenilmesine, hesaba giriş için tanımlanan güvenlik adımlarının, ilgili tarihlerde şüpheli giriş işlemi bulunup bulunmadığının, var ise bu işleme ilişkin alınan önlem olup olmadığının aynı zamanda 13/07/2022 ve 14/07/2022 tarihlerinde bu hesap tarafından verilen reklamlara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri sunmak üzere HMK 220 Maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınılmış sayılacağı ve duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği hususunun ihtarına (ihtar edildi) karar verildiği, ancak ihtaratlı tebliğe rağmen herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının bildirildiği, davalı .... vekilinin 16/04/2025 tarihli beyan dilekçesi ile dava konusu tutarın faizi ile birlikte davacıya ödendiğini, davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, ancak dava konusu işlemlere ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, davacı vekilinin 18/06/2025 tarihli celsede zararın maddi yönden karşılandığını beyan ederek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ettiği, dava konusu ....com üzerinde gerçekleşen işlemlere dair kayıtlar üzerinde inceleme yapılabilmesi için davalı ....'in kendi nezdinde bulunan ilgili bilgi ve belgeleri sunması gerektiği, ancak ne davalının ne de 5651 Sayılı Kanunun Ek-4 maddesi gereği yetkili temsilcisinin ilgili belgeleri sunmadığı, buna göre HMK 220/3 maddesi gereğince davacının beyanının mahkemece kabul edildiği, dava konusu bedel dava açıldıktan sonra davalı tarafça davacıya ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, 6100 sayılı HMK’nun 331. maddesinin 1. fıkrası gereğince davacı tarafından dava açılmasına istinaden dava konusu bedelin ödenmesi nedeniyle dava açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından davalı aleyhindeki davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; asıl davada davalı Türkiye'de yerleşik limited şirketin, 5561 Sayılı Kanunun ek 4. Maddesi kapsamında .... (...) tarafından teknik, idari, hukuki ve mali yönden tam yetkili ve sorumlu olarak yetkilendirildiği, zarardan bu nedenle her iki davalının müteselsil olarak sorumlu olduğunu, dolayısıyla asıl davada davalı Türkiye'de yerleşik limited şirkete husumet yöneltilebileceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, davacı şirketin ... isimli internet sitesindeki işletme hesabında kayıtlı kredi kartından, bilgisi dışında üçüncü kişiler adına reklam verilerek 143.500,00 TL'lik harcama yapıldığı iddiasıyla bu bedelin asıl davada ... Limited Şirketi'nden (yeni ünvan ... ... Limited Şirketi) (... Türkiye Temsilcisi), birleşen davada ise ....'den (eski ünvan ... Inc.) alınarak davacıya verilmesine ilişkin açılan maddi tazminat davasıdır. Mahkemece; asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; birleşen davanın ise konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Asıl davadaki karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık; davacının reklam sözleşmesinin tarafı Amerika’daki şirketin yanında Türkiye kurulu limited şirkete husumet yöneltip yöneltemeyeceğine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547/1 maddesinde ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (TBK m.548). İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. TBK'nun 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez. (TBK m.551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (TBK m.549); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (YHGK'nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 Esas, 2013/866 Karar sayılı kararı). (Y.12. HD. 03.11.2025 tarihli 2025/4269 E. 2025/6977 K. Sayılı ilamı) TTK m. 40/4. fıkrası "Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur." şeklindedir. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere merkezi yurt dışında bulunan işletmelerin Türkiye'deki şubelerinin başına tam yetkili bir ticari mümessilin atanması zorunludur.(Tamer Bozkurt, Ticari İşletme Hukuku, İkinci Sayfa Yayınları, Ankara, 2010, s. 236.) Uyuşmazlıkta, hakim ortak konumunda olan davalı ABD merkezli şirket fiilen diğer davalı Türkiye'de yerleşik limited şirket aracılığıyla Türkiye'deki faaliyetler açısından ticaret sicil kaydı kapsamındaki faaliyet konusu dahilinde ticari faaliyet yürütmektedir. Dolayısıyla davalı Türkiye'de yerleşik limited şirket, fiilen ticari mümessil olarak görev yapmaktadır. Somut olayda, asıl davada davalı, Türkiye'de yerleşik limited şirketin, 5561 Sayılı Kanunun ek 4. Maddesi kapsamında .... (...) tarafından teknik, idari, hukuki ve mali yönden tam yetkili ve sorumlu olduğu, TTSG kayıtlarına göre, şirketin amacının ve konusunun şirketin reklamcılık satışının ve pazarlanmasının sağlanması; yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarının temsilciliklerinin oluşturulması ve bu kapsamda gerekli temsil faaliyetlerinin yürütülmesi; şirketin amacının gerçekleştirilmesi için taşınmaz-araç alımı satımı, ipotek tesisi dahil kapsamlı yetkilere sahip olduğu, bu tespitlere göre davalı Türkiye'de yerleşik şirketin ticari mümessil olduğu, davacının kredi kartından para çekilmesi olayının aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle suç nedeniyle uğranılan zararın davacı tarafından talep edildiği gözetildiğinde davalı Türkiye'de yerleşik şirkete karşı ticari temsilci sıfatıyla husumet yöneltilebileceğinden davadan sonra yapılan ödeme nedeniyle mahkemece asıl ve birleşen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/166 Esas, 2025/510 Karar sayılı ve 18/06/2025 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, Asıl Dava Yönünden; 2-a)Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.450,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.718,64 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ile 2.450,64 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.630,54 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan toplam 453,50 TL yargılama giderinin davalı ... ... Limited Şirketin'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin (birleşen davada hükmedilen 30.000,00 TL vekalet ücretiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Birleşen Dava Yönünden; 3-a)Birleşen dava konusuz kaldığından davalı aleyhindeki davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL harcın davacıdan tahsiline, peşin alınan 2.450,64 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1.835,24 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ....'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL’nin davalı ....'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, e)Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 185,00 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalı ....'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 1.103,80 TL (60,80 TL VSH, 427,60 TL Başvuru harcı ve 615,40 TL karar harcı) harcın davalı ....'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan asıl ve birleşen davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalı ... ... Limited Şirketin'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.298,50 TL istinaf harçları ve 600,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 2.898,50 TL'nin davalı ... ... Limited Şirketin'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/02/2026