Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin...da hastane yapım şantiyesinde elektrik ustası olarak aylık net 1.800,00 USD ile 07.12.2018 tarihinde işe başladığını, işin tamamlanması ile 22.10.2019 tarihinde Türkiye'ye gönderilmekle çıkışının verildiğini, ihbar tazminatına mahsuben sadece 5.700,00 TL ödeme yapıldığını, bu dönemde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmakla ücretinin ödenmediğini, davalının daveti ve eksik ödemelerinin tamamlanacağı taahhüdü üzerine 04.11.
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin...da hastane yapım şantiyesinde elektrik ustası olarak aylık net 1.800,00 USD ile 07.12.2018 tarihinde işe başladığını, işin tamamlanması ile 22.10.2019 tarihinde Türkiye'ye gönderilmekle çıkışının verildiğini, ihbar tazminatına mahsuben sadece 5.700,00 TL ödeme yapıldığını, bu dönemde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmakla ücretinin ödenmediğini, davalının daveti ve eksik ödemelerinin tamamlanacağı taahhüdü üzerine 04.11.2020 tarihinde tekrar ...'ya gittiğini, aynı şantiyede çalışmaya başladığını, bu dönemdeki ücretinin net 2.000,00 USD olduğunu, mesaisinin de 08.00-18.00 saatleri arası olduğunu, ücretinin asgari ücret kısmının davacı hesabına kalanın eşinin hesabına yatırıldığını, davalı Şirket tarafından 03.04.2021 tarihinde izinli olarak 20 gün Türkiye'ye göndermekle izinli gösterilmesine rağmen Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) çıkışı yapıldığını, 22.04.2021 tarihinde Libya'ya döndüğünü, Şirketin liman alt yapı projesinde görevlendirildiğini, bu dönem çalışmasının 07.00-18.00 arası olduğunu, bu dönemde ayda 2 gün hafta tatili kullandığını, çalışması sırasında hastalanması nedeni ile zorunlu olarak 05.06.2021 tarihinde SGK girişi yapıldığını, davacının 2021 Mart-Nisan ayı ücretleri ile Temmuz ve Ağustos ayı ücretlerinin ödenmediğini, 10 Ağustos 2021 tarihinde kulak iltihaplanması ile hastaneye gitmek için izin istemesine rağmen kendisine izin verilmediği gibi çıkış verileceği yönünde tehdit edildiğini, 11.08.2021 tarihinde Şirket şantiye şefine hastaneye gitmek için izin vermesini, eksik ücret ve bakiye alacaklarının ödenmesini dile getirmesi üzerine taraflar arasında tartışma yaşandığını, devamında şantiye sorumlusunun aracından inerek davacıya fiziksel şiddet uyguladığını, küfürler ederek davacının şantiyeyi terk etmesini söylediğini, şantiye şefi tarafından 23.08.2021 tarihinde hiçbir alacak ödemesi yapılmadan davacının Türkiye'ye gönderildiğini, davacının ikinci ve üçüncü dönem çalışmalarında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını beyan ederek ücret alacağı ile ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin sona erme şekline göre davacıya ihbar tazminatı ödenip ödenmeyeceği, ihbar tazminatı hesabına esas hizmet süresinin belirlenmesi, ücretin miktarı, çalışma dönemlerine göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının ilk dönem çalışması yönünden, İzmir 6. İş Mahkemesinde tanık olarak verdiği yeminli beyanına göre fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi isabetlidir. Ne var ki son dönem çalışması yönünden; davacının dava dilekçesinde fazla çalışma ücretine ilişkin beyan ettiği çalışma saatlerinin 07.00-18.00 arasında olduğu ve bu saatleri aşan fazla çalışma yapıldığı da beyan edilmediği hâlde, talep aşılarak haftanın 4 günü 07.00-18.00 saatleri arasında, haftanın 2 günü 07.00-20.00 saatleri arasında (7 gün çalışılan hafta için haftanın 3 günü) çalıştığı kabul edilerek hesap yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca tutanakla sabit olan davacının işe gelmediği günler ile izinli ve raporlu günlerin de hesaplamadan dışlanması gerektiğinin gözetilmesi gereklidir. 3. Davacının aralıklı çalışmalarının mevcudiyeti karşısında ihbar tazminatına dair yapılacak belirleme uyuşmazlık konusudur. Mülga 1475 sayılı Kanunun (1475 sayılı Kanun) 14/2 hükmü işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O hâlde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İhbar tazminatı bakımından ise mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinde kıdem tazminatı yönünden getirilen bu düzenlemeye paralel bir düzenleme mevzuatta yer almadığından, aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan sürelerin birleştirilmesi suretiyle ihbar tazminatı hesabı yapılması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle her bir çalışma dönemi için ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, iş sözleşmesinin ihbar tazminatını gerektirir şekilde sona erip ermediği belirlenmeli, ihbar tazminatına hak kazanıldığının tespiti hâlinde söz konusu döneme ilişkin hizmet süresi ve o dönemin son ücreti üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacının ilk dönem çalışmasının feshi sırasında ödenen ihbar tazminatının mahsubu ile her bir çalışma dönemi için ayrı ayrı değerlendirme yapılmaksızın çalışmaların birleştirilerek ihbar tazminatı hesaplanması hatalı olmuştur. Belirtilen sebeple; Mahkemece yapılması gereken, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle, her çalışma dönemi yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak ihbar tazminatı hakkında bir karar verilmesidir.