T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:04/04/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARIN…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:04/04/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; davacıların, muris ...'in mirasçıları olduğunu, davalı ...'ya icra dosyasını temlik eden eski icra dosya alacaklısı diğer davalı ...'in ise muris ...'in gelini olup dosyada usulen borçlu konumunda gösterilen ve muristen sonra vefat eden ...'in eşi olduğunu, dosya alacaklısı ...'yı davacıların tanımadığını, muris ...'in senet lehtarı olan ve temlik eden davalı gelinine karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalıların adreslerinin yakın olması sebebiyle komşu ya da yakın akraba olduklarını düşündüklerini, belirtilen senedin gerçek bir senet olmadığını, muris ...'in uzun yıllar yurtdışında çalışmış olup, maddi anlamda durumunun çok iyi olduğunu, muristen kalan gayrimenkul ve menkul malların 12.03.2019 tarihli miras taksim sözleşmesi kapsamında paylaşıldığını, murisin kendi oğlunun eşine yani gelinine 700.000,00 TL borçlanmasını ve senet düzenlemesini gerektirecek bir hukuki sebebin senedin tanzim tarihi olarak gösterilen tarihte olmadığını, gelini ...'nin de bu derece yüksek bir bedelle muris ...'den alacaklı olmasını gerektirecek bir durumu olmadığı gibi maddi durumunun da bu derece yüksek bir alacağın sahibi olmasını gerektirebilecek miktarda olmadığını, ayrıca icra takibinde muris ...'in oğlu davalı ...'in eşi ...'in de borçlu olarak gösterildiği, bir kimsenin aynı evde yaşadığı eşine karşı takip başlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'in 02.09.2020 tarihinde vefat etmesi üzerine geriye ise eşi ..., çocukları ..., ... ve ...'nun kaldığını, bu kişilerin de icra dosyasının doğal borçluları haline geldiğini, yani ilk takip alacaklısı murisin gelini ...'in hem alacaklı hem de borçlu olduğunu, senedin arkasında gerçek bir hukuki alacak olmadığı ve sonradan düzenlendiği düşüncesinde olduklarını, yine bahse konu senetle bağlantılı icra dosyasının şu andaki alacaklısı olan davalı ... ile icra dosyasının ilk alacaklısı olan senet lehtarı davalı ... arasında bu denli yüksek bir temlikname düzenlenmesini gerektirecek bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, kaldı ki ev hanımı olduğunu bildikleri ilk takip alacaklısı davalı ... ile yine ev hanımı olduğunu düşündükleri şimdiki takip alacaklısı ...'nın da bu derece yüksek bir temliknameyi alabilmek için yeterli maddi durumu olmadığını düşündüklerini, tüm mirasçıların mirasçılık haklarını zedelemek adına bu şekilde muvazaalı bir yola gidildiği düşüncesinde olduklarını, imzaya ve borca itiraz ettiklerini, imzaya itirazları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin murisinin takibe konu senetten dolayı her hangi bir borcunun da bulunmadığını, dolayısıyla murisin mirasçıları olarak müvekkillerinin de borcunun bulunmadığını, bu sebeple asıl borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, Borçlar Kanunu'nun 135.maddesi “... Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer ...” hükmünü içerdiğini, somut olayda da alacaklı ve borçlu sıfatı ...'de birleştiği için borcun sona erdiğini ve yine aynı zamanda yapılan temliğin hukuken geçersiz hale geldiğini, temlik eden ve temlik alan vekilinin aynı olması da yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğunu gösterdiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalıların kötüniyetli olduğunu, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası (eski Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası) üzerinden yapılan icra takibinin müvekkilleri aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası (eski Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası) üzerinden yapılan takibe ilişkin borçlu olmadıklarının tespitini, davalılar arasında yapılan Antalya 16. Noterliği'nin 01/07/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı temliknamesinin iptalini, davalıların haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile asıl alacağın %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıların iddialarının tamamının yersiz olup öncelikle müvekkili ile davalı ... arasında herhangi bir akrabalık ilişkisinin olmadığını, müvekkilinin kötüniyetli olduğuna dair davacılar tarafından dosyaya sunulan bir tane dahi somut delil olmadığını, ispat yükünün davalıya değil davacıya ait olduğunu neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacıların imzaya ve borca ayrı ayrı itiraz ettiklerini ancak yapılan tahkikat neticesinde davaya konu bonodaki imzanın müteveffa ...'e ait olduğunun tespit edilerek davanın reddine karar verildiğini, davacıların Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Esas sayılı dosyasında takibe konu bonoda yer alan imzanın sahte olduğundan bahisle şikayetçi olduklarını ancak imzanın müteveffa ...'e ait olduğunun ortaya çıktığını ve takipsizlik kararı verildiğini, dolayısıyla yargılamalar neticesinde bono üzerindeki imzaların müteveffa ... elinden çıktığı sabit olup, işbu dosyada da aynı iddialarda bulunulmasının tamamen kötüniyetli olduğunu davacıların hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, imzaya itiraz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yıllardır yaptığı birikimler, vefat eden babasından kalan malvarlıkları ve elde ettiği gelirleri ile borç verebilecek ekonomik güce sahip olduğunu, ...'in de banka hesaplarına ve taşınmazlarına haciz işlemi uygulandığını, davalı ... ile yapılan temlik işleminin muvazaalı olmadığını, temlik bedelinin ödendiğini, müvekkilinin 26/03/2019 tarihinde işbu takip açıldıktan sonra alacağını tahsil için mücadele ederken davacılar tarafından sürekli imzaya ve borca itiraz davaları açılarak müvekkilinin alacağını tahsil etmesinin engellendiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, açılan davanın Mahkemeyi oyalamaya matuf olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... İİK 72/3.maddesi uyarıca açılan menfi tespit davasında; senet keşidecisi davacıların murisi ...'in aynı zamanda davalı senet lehtarı ...'in kayınpederi, takip borçlusu ...'in ...'nin eşi olduğu, Antalya Cumhuriyet Savcılığı'nın ... Soruşturma nolu dosyası kapsamında alınan grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda senet altındaki imzanın murisin eli ürünü olarak belirlendiği ve yine Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi heyeti raporunda yine imzanın ...'in eli ürünü olarak tespit edildiği görülmüş ise de; Mahkememiz yargılaması sırasında alınan ATK raporu ile akademisyen bilirkişilerden talimat Mahkemesi aracılığı ile alınan raporların teknik yöntemler, laboratuvar cihazları ve optik aletler kullanılarak düzenlendiği, heyet halinde düzenlenen bu iki raporun birbirini teyit ettiği, dolayısı ile hükme esas alınabilecekleri görülmekle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı senet lehtarının sahte imzalı senedi takibe koymakta haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-839 Esas 2019/690 Karar sayılı emsal kararı uyarınca müteveffa ...'in diğer mirasçıları davalı ...'nin çocuklarının işbu dava için muvafakatlerinin alınmasına ya da terekeye temsilci tayin edilmesine gerek görülmemiştir.) Davacıların Antalya 16. Noterliği'nin 01/07/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı temliknamesi hakkında açtıkları iptal davasında; temliknamenin davaya konu bononun icraya konu edildiği takip dosyası alacağına ilişkin olduğu, davacıların iddiasının bono altındaki keşideci imzasının murislerine ait olmadığı yönünde olmakla bu def'iyi TTK'nın 778/1.a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 687/1-2 maddesi uyarınca alacağı temlik alan kişiye karşı ileri sürdükleri bu davada, davacıların tarafı olmadıkları sözleşmenin iptalini talebini dava etmekte aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı kabul edilmiş, menfi tespit davasının kabulü ile; davacıların Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (eski Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı) takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davaya konu alacak 700.000,00 TL üzerinden hesap edilecek %20 oranındaki kötü niyet tazminatının davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, davacıların Antalya 16. Noterliği'nin 01/07/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı temliknamesi hakkında açtığı iptal davasının aktif husumet yokluğundan usulden reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili ve davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit talebine ilişkin olarak Mahkeme tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu ancak temliknamenin iptaline ilişkin taleplerinin Mahkeme tarafından aktif husumet yokluğu sebebiyle reddedildiğini, Mahkemenin temliknamenin iptaline ilişkin vermiş olduğu karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, davalılar arasında akdedilen temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davalı ...'nın ...'in arkadaşı olduğunu, ... hakkında davaya konu senet sebebiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulması akabinde temlik işlemi gerçekleştirildiğini, davalıların her ikisinin de ev hanımı olup aralarında bu denli yüksek miktarda ticari bir alışveriş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkillerin muvazaalı işleminin iptalini talep etmesinde hukuki yararlarının olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece menfi tespit davası yönüyle verilen kabul kararının açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu bono üzerindeki imzaya ilişkin birbiriyle zıt ve çelişkili raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeksizin ve itirazlarının dikkate alınmaksızın istinafa konu Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce açıkça hukuka aykırı hüküm tesis edildiğini, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu ve ... Soruşturma nolu dosyada bononun ...'in eli ürünü olduğunun ortaya çıktığını, işbu şikayet sonucu verilen takipsizlik kararının kesinleştiğini, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında imzaya ve borca itiraz edildiğini, işbu Mahkemece iki ayrı imza incelemesi yapıldığını, bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporu ile bono üzerindeki imzaların ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından çelişkilerin giderilmesi amacıyla Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası celp edilerek grafoloji ve sahtecilik uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın gönderildiğini, ... tarihli bilirkişi heyet raporu ile bono üzerindeki imzaların ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, Mahkemeler tarafından davaya konu bonodaki imzanın ...'e ait olup olmadığı hususunda farklı adli birimlerce toplam 5 adet bilirkişi raporunun aldırıldığını, işbu raporların üçünde bonodaki imzanın ...'e ait olduğunu, ikisinin ise ...'e ait olmadığına ilişkin rapor düzenlendiğini, raporlar arasında çelişkinin devam ettiğini, işbu çelişkileri giderecek üst bir rapor aldırılması talep edilmişse de Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce işbu taleplerinin "teknik yöntemler, laboratuvar cihazları ve optik aletler kullanılarak yapıldığı" şeklinde haksız ve hukuksuz bir gerekçe ile reddedildiğini ve müvekkili aleyhine hüküm tesis edildiğini, asıl itibar edilmesi gereken raporun Yargıtay'ın belirlediği kıstaslara uygun grafolojide uzman olan bilirkişilerce düzenlenen ve her türlü teknik yöntemin kullanıldığı rapor olan Antalya 7. Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından üç kişilik heyetten aldırılan ... tarihli rapor olduğunu, istinafa konu işbu Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce aldırılan 05/01/2023 tarihli raporun açıkça hatalı tespitler içerdiğini, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ıslak imza örneklerinin rapor düzenlenmesi için yetersiz olduğunu, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından aldırılan raporlarda müteveffa ...'e ait mukayese yazı ve imza örnekleri incelenirken ... tarihli bilirkişi raporunda 9, ... tarihli bilirkişi raporunda ise 7 farklı evrak aslı üzerinden imza incelemesi yapıldığını ancak Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükme esas teşkil eden 30/06/2022 tarihli raporda ikisi fotokopi olmak üzere 4 farklı evrak üzerinden yine 05/01/2023 tarihli raporda ise sadece 5 farklı mukayese evrakı ile inceleme yapıldığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce aldırılan 05/01/2023 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde görev almadıkları gibi Tıp Fakültesi mezunları olarak grafoloji alanında olmayıp sağlık alanında uzmanlıklarının bulunduğunu, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki evrak asıllarının da istenerek bonodaki imzaya ilişkin tekrar rapor aldırılması gerektiğini, davacıların davacısının tamamen kötü niyetli olduğunu, bono üzerindeki imzaya ilişkin çelişkilerin giderilmeden itirazları dikkate alınmadan kendi içinde dahi çelişen ve 13/09/2022 tarihli ara kararda belirlenen kriterlere uygun olmayan raporlar ile hüküm tesis edilmesinin açıkça haksız ve hukuksuz olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece menfi tespit davası yönüyle verilen kabul kararının hakka ve hukuka aykırı olup istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, adli birimlerce dava konusu bono üzerindeki imzaya ilişkin alınan zıt raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin Yerel Mahkemece hüküm tesis edildiğini, davaya konu bonodaki imzanın ...'e ait olup olmadığı hususunda farklı adli birimlerce 5 adet bilirkişi raporunun dosyalara kazandırıldığını, işbu raporların 3'nde bonodaki imzanın ...'e ait olduğu, 2'sinde ise ait olmadığına ilişkin rapor düzenlendiğini, ancak dava konusu ile ilgili son alınan ve diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi istenen raporun Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 3 kişilik heyetten aldırılan ... tarihli rapor olduğunu, taraflarınca işbu raporun Yerel Mahkeme dosyasına sunulmuş ve raporlar arasında çelişkinin devam ettiği işbu çelişkileri giderecek son bir rapor aldırılması talep edilmişse de Yerel Mahkemece işbu taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini ve müvekkili aleyhine hüküm tesis edildiğini, Yerel Mahkeme dosyasında aldırılan 05/01/2023 tarihli raporun hatalı tespitler içerdiğini ve hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, ilgili mukayese evraklarındaki müteveffa ...'in neredeyse tüm imzalarının birbirinden farklı atıldığını, Yerel Mahkeme dosyasından aldırılan bilirkişi raporlarına esas teşkil eden ıslak imza örneklerinin rapor tanzimi için yetersiz olduğunu, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında aldırılan raporlarda müteveffa ...'e ait mukayese yazı ve imza örnekleri incelenirken ... tarihli bilirkişi raporunda 9, ... tarihli bilirkişi raporunda ise 7 farklı evrak aslı üzerinden imza incelemesi yapıldığını ancak Yerel Mahkemece hükme esas alınan 30/06/2022 tarihli raporda ikisi fotokopi olmak üzere toplam 4 farklı evrak üzerinden, yine 05/01/2023 tarihli raporda ise sadece 5 farklı mukayese evrakı ile inceleme yapıldığını, 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nce aldırılan ... ve ... tarihli bilirkişi raporlarının Yerel Mahkemece aldırılan rapolara nazaran çok daha ayrıntılı bir inceleme ile daha fazla imza örneği değerlendilmek suretiyle hazırlandığını, taraflarınca işbu hususta itirazda bulunulduğunu ve 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nde yer alan evrak asıllarının da dosyaya kazandırılarak yeniden rapor aldırılması talep edilmişse de Yerel Mahkemece işbu taleplerinin de haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, raporların işbu nedenle eksik ve hatalı olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan 05/01/2023 tarihli raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinin Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde görev almadıkları gibi Tıp Fakültesi mezunları olarak Grafoloji alanında olmayıp sağlık alanında uzmanlıklarının mevcut olduğunu, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından bonodaki imzanın ...'e ait olduğu kanaati ile davanın reddi yönünde hüküm tesis edildiğini, Yerel Mahkemece verilen hükümden sonra Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 25/04/2023 tarihli karar ile bonodaki imzanın ...'e ait olduğu kanaati ile davanın reddi yönünde karar verildiğini, iki farklı Mahkeme tarafından aynı bonodaki imzaya ilişkin iki farklı karar verilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bono üzerindeki imzaya ilişkin çelişkiler giderilmeden kendi içinde dahi çelişen ve 13/09/2022 tarihli ara kararda belirlenen kriterlere uygun olmayan raporlar ile hüküm tesis edilmesinin haksız ve hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve temlik işleminin iptali istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Kapatılan Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... aleyhine 700.000,00 TL bedelli bono, 37.771,23-TL işlemiş faiz, 2.100,00-TL komisyon olmak üzere toplam 739.871,23-TL alacağın tahsili için 26/03/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 15/12/2015 düzenleme, 15/12/2018 ödeme tarihli, 700.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... lehtarı ... olan bono olduğu, takip konusu alacağın Antalya 16. Noterliği'nin 01/07/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı temliknamesi ile ...'ya temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacıların istinaf istemlerinin kamu düzeni yönünden incelenmesinde; Davacılar icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile birlikte temlik işleminin de iptalini talep etmiş olup bu hususta dava değeri belirlenmeksizin, İlk Derece Mahkemesince eksik harç tamamlatılmaksızın davaya devam olunduğu anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda; Mahkemece temlik işleminin iptali talebi yönünden dava değeri olan 908.052,05-TL üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için davacılara uygun bir süre verilerek harcın tamamlanmasının istenilmesi, harç ikmal edilmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanır ise yargılamaya devam olunarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetsiz olmuş, bu nedenle davacılar istinaf istemleri sair yönlerden incelenmeksizin kabul edilmiştir. Davalıların istinaf istemleri yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin atfıyla bonolar yönünden uygulanması gereken TTK'nın 687. maddesinin; ''(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır.'' şeklindeki düzenlemesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183 ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan yazılı şekle bağlı bir akittir. Aynı kanunun 188. maddesi gereğince borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Buna göre temliki öğrenen borçlu, temlik olmasaydı önceki alacaklıya karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı def'ileri yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir (Yargıtay 6. HD.'nin 20/12/2023 tarih 2022/3078 Esas 2023/4370 Karar sayılı ilamı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı kararında da değinildiği üzere; dava veya icra takibine konu yapılmış bir alacağın dava veya icra takibi devam ederken alacaklı tarafından bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik edilmesi mümkündür. Çünkü çekişmeli olan alacaklar da temlik olunabilir. Temliknamenin mutlaka icra dairesinde düzenlenmesi şart değildir. Temlik işleminin geçerliliği ise maddi hukuk hükümlerine bağlıdır. TBK’nın 184. maddesi uyarınca alacağın temliki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için adi yazılı şekilde yapılması yeterlidir. Somut olayda; icra takibine dayanak dava konusu15/12/2015 düzenleme, 15/12/2018 ödeme tarihli, 700.000,00-TL bedelli bononun keşidecisi davacıların murisi ..., lehtarı davalı ... olup, davalı ...'in 01/07/2021 tarihli dosyada mübrez temlik belgesi ile alacağını davalı ...'ya devrettiği görülmüş olmakla dava tarihi itibari ile davalı ...'in pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. İşbu davalı yönünden, davalı hala dava konusu takibin alacaklısıymış gibi onun hakkında da esasa dair hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olmuştur. Öte yandan, davacıların takibe konu bono üzerindeki imzanın murise ait olmadığı yönündeki iddialarına dair yapılan inceleme yönünden davalı tarafın istinaf itirazlarına gelince; 6100 sayılı Kanun'un 211/a. maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı Kanun'un 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. 6100 sayılı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde"...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak bono üzerindeki imzanın murise ait olup olmadığının bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle ilgili belgenin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, tanzim tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilerek tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2023 tarih ve ... Esas ... Karar; 08.10.2019 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda, ... tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde dayanak 15/12/2015 düzenleme, 15/12/2018 ödeme tarihli, 700.000,00-TL bedelli bono gösterilmiş, bahsi geçen bono üzerindeki keşideci imzasının muris ...'e ait olmadığının ileri sürmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince imza incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin 30/06/2022 tarihli raporu ile senet üzerindeki imzanın muris ...'e ait olmadığı sonucuna varıldığı, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ise ... tarihinde uzman raporu ile senet üzerindeki imzanın murise ait olduğu tespitinin yapıldığı, sonrasında 3 kişilik grafoloji uzmanı bilirkişi heyetinden alınan ... tarihli rapor ile senet üzerindeki imzanın murise ait olduğunun belirlendiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince yeniden rapor alınmasına karar verilmesi üzerine bilirkişi heyetinin 05/01/2023 tarihli raporunda "senet üzerinde bulunan ...’e atfen atılmış imzalar ile ...’e ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde ve bitiş hareketlerinde farklılıklar, ara gramalarda kısmi benzerlikler görüldüğü, imza incelemesinde esas olan karakteristik tanı unsurları itibariyle (tersim, işleklik, hız, baskı derecesi, alışkanlıklar, eğim, yön, doğrultu ve istif) yapılan karşılaştırmada; farklılıklar görülmesi nedeni ile inceleme konusu senetteki imzaların ...’in eli ürünü olmadığı, takliden atılmış imza niteliğinde olduğu" kanaatine varıldığı görülmüştür. Ancak bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler Mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgeler olmasına rağmen, Mahkemece dosyanın ATK incelemesinde ve grafoloji uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince ...'a ait bankacılık sözleşmesi aslı, Büyükşehir Belediyesi içme suyu abonelik sözleşmesi ve Kepez Belediye Başkanlığı emlak vergisi bildirimi dilekçe aslı, Kepez ilçe Nüfus Müdürlüğü kimlik kartı başvuru belgesi asılları gibi mukayese belgeler incelenmeksizin rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda raporlar arasındaki çelişkinin giderildiğinden bahsedilemeyeceği ve 05/01/2023 tarihli rapor hükme esas alınamayacağından İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında incelemeye esas belge asılları ile tüm mukayese belgeleri getirtilerek ATK Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti'nden yahut Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden (grafoloji alanında uzman) oluşturulacak 5 kişilik bilirkişi heyetinden itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde belirtilen belgeler de incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının sair yönler incelenmeksizin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar ve davalılar vekillerinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacılar ve davalılar vekillerinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde yatıran tarafa İADESİNE, 6-Davacılar ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesi'nde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17/03/2026 ...