T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1707 - 2026/666 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1707 KARAR NO : 2026/666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : 2016/249 Esas - 2025/613 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : S.S. EKŞİOĞL…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1707 - 2026/666 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1707 KARAR NO : 2026/666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : 2016/249 Esas - 2025/613 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : S.S. EKŞİOĞLU YILDIZEVLER KONUT YAPI KOOPERATİFİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali, Tapu İptali ve Tescil DAVA TARİHİ : 27/02/2014 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatifin 29.05.2013 tarih 2013/5 sayılı çıkarma kararı ile kooperatife borçlu olduğu iddiası ile ihraç edildiğini, ihraç kararının Gebze 4. Noterliği ... yevmiye nolu 31.10.2013 tarihli ihtarnamesi ile bildirildiği, ihtarnamenin 02.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davalı kooperatifin yapılan her genel kurulda tekrar tekrar aynı borca ilişkin ihraç kararı verildiğini, kooperatifin daha önce de mükerrer nedenlerle almış olduğu ihraç kararları hakkında bu ihraç kararlarının iptaline yönelik davaların taraflarınca açıldığını, Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/125 Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında görülen davanın lehlerine sonuçlanarak ihraç kararının iptaline karar verildiğini, kararın kesinleştiği, Gebze 2. Asliye Hukuk 2012/594 E. Sayılı aynı nitelikteki davanın devam ettiğini; davacının 02.04.2002 tarih 75 karar ile A... Blok Kat ... Daire ... numaralı daireleri satın alarak üyeliğe kabul edildiğini, kooperatifin EK-GÜN inşaat firması ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi tanzim ettiğini, ancak inşaatın süresinde tamamlanmadığını ek maliyetler çıkartıldığını; davacının 67.412,20.-TL daire fiyatını fazlasıyla ödediğini, bu ödemenin Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/594 Esas sayılı davada tespit edildiğini; davacıya ek yükümlülükler getiren yönetim kurulu kararlarının usulsüz olduğunu, nitelikli dolandırıcılık teşkil ettiği yönünde iddiada bulunarak, davalı kooperatifin 29/05/2013 tarih ve 2013/5 sayılı ihraç kararının iptaline, müvekkiline ait daire üzerine 3. Kişilere devrini önlemek maksadıyla tedbir konulmasına, müvekkilinin kooperatif ortağı ve üyesi olduğunun tespitine, müvekkiline ait taşınmazın kooperatif üzerinde görünen kayıtlarının tapudan iptali ile müvekkili üzerine tescilinin sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kooperatif ile ortak arasındaki sözleşmenin çok taraflı bir birleşme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, genel kurul kararlarının usulsüz olsa bile iptal edilinceye kadar geçerli olduğunu, genel kurul kararlarının tüm ortakları bağlayıcı olduğunu, ortakların 1163 sayılı yasa gereği hak ve vecibelerde eşit olduğunu, Kooperatif Ana sözleşmesinin 21 maddesine göre ortakların, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleştirilmesi için genel kurulca kararlaştırılacak miktardaki arsa, alt yapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorunda olduğunu, davacının genel kurullara davet edildiğini, hazirun cetvelinde imzası bulunduğunu, genel kurullara itiraz etmediğini, Kooperatifler Kanunu 27. maddesinde üyelikten ihraç kararının usulünün düzenlendiğini, davacının ihraç kararının usulüne uygun olduğunu, Koop.K. 16. Maddesine göre ihraçtan çıkarılma kararına karşı 3 aylık süre içinde itiraz edilmesi gerektiğini, davacı aleyhine kooperatif yönetim kurulunca keşide edilmiş Gebze 4. Noterliğince düzenlenen 08/01/2013 tarih ... yevmiye nolu birinci ihtarname ile ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 10 gün içinde ihtarnamede beyan edilen birikmiş aidat borcunun nakden ödenmesi aksi takdirde üyelikten ihraç edileceği yönünde ihtar keşide edildiğini, davacı tarafça ihtarnamede belirtilen aidat borcu verilen süre içinde ödenmediğinden bu kez Gebze 4. Noterliğince düzenlenen 14/02/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ikinci ihtarname usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiğini ve borçlarının hatırlatıldığı halde ihtarnamede belirtilen süreler içinde ödenmediğini, dolayısıyla temerrüte uğramış davacı için yönetim kurulunca yasa ve ana sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince kooperatif ortaklığından 29/05/2013 tarih ve 2013/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile çıkarıldığını ve bu çıkarma kararının da tebliğ çıkarılmaya esas alınan ihtarlar yasa ve ana sözleşme ile yargı içtihatlarında Gebze 4. Noterliğince düzenlenen 31/10/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile da açıkça belirtildiği şekilde ve usulüne uygun olarak keşide edilen ihtarlar olduğunu ve bu ihtarlara dayanılarak verilen çıkarma kararının yasal olduğu yönünde savunmada bulunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 1-Davalı Kooperatifin 29/05/2013 tarih ve 2013/5 sayılı ihraç kararının İPTALİNE, 2-Davacının tapu iptali ve tescil talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin; davacının, tapu iptali ile tescil talebinin reddine yönelik kararının isabetli olduğunu, 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporu ile sonraki bilirkişi raporundaki farklılıklar üzerinde durulup, yeni bir heyet ile iki rapor arasındaki mübayenet giderilmeden ihtarnamelerin usulsüz olduğuna karar vermek ve bu yanılgılı ve yetersiz bilirkişi raporu üzerinden üyelikten ihraç kararının iptaline karar verilmesinin yasaya ve usule aykırılık teşkil ettiğini, kötü niyetli olmasa da davacı tarafından yasadaki boşluktan veya usul hatalarından yararlanılarak hem kooperatifin tasfiyesi ile diğer üyelerin zarar görmesine sebebiyet verecek şekilde, eşitlik ilkesine aykırı davranarak, yükümlülüklerini yerine getirmemekte ısrar edilmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, davacı tarafça mahkemeye ikame edilen davanın aynı zamanda 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde ifade edildiği gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın Yargıtay'da kesinleştiği fakat bekletici mesele yapılmasına rağmen Yargıtay'da verilen kararın uygulanması gerekirken tekrar yargılama yapılıp tekrar yeni bir karar verildiğini, davacı tarafından bu üyelik aidatına ilişkin borçların ödendiği, davacının genel giderlere ilişkin bir borcunun olup olmadığını sorduğu İhtarnamenin Kooperatife Noter aracılığı ile gönderilmiş olduğu, buna da bir cevap verilmediği, yani davacının kararda yer aldığı üzere böyle bir borcunun olmadığını, kooperatifin edimlerini yerine getirmemesi ve ferdileşmeye gitmemesinin davacının kusuru olmayıp, tapu iptal ve tescil hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğurmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın raporlarda çelişki olduğuna dair beyanlarının mesnetsiz olduğunu, davacının Kooperatife olan sorumluluklarını ve aidat borçları ödemelerini yerine getirdiği, dosyada mübrez olan mahkeme kararları ile de bu durumun tescillendiğini, davacının böyle bir borcunun olmadığını, hakkın kötüye kullanılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kötüniyetli olanın davalı yan olduğunu, bu durumun da zaten mahkeme kararları ile ve sunulan bu iddialar ile tescillendiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/07/2025 tarih, 2016/249 Esas - 2025/613 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davacının üyelikten ihracına yönelik kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile tapu iptal ve tescile ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı kooperatife üye olduğu, davalı tarafından davacının parasal yükümlülüklerini yerinde getirmediğinden bahisle kooperatif yönetim kurulunun 29.05.2013 tarih ve 2013/5 numaralı kararı ile davacının üyelikten ihraç edildiğini, anılan ihraç kararın haksız olduğunu, davalının benzer şekilde mükerrer kararlarla daha önceden de aynı nedenlerle davacının ihracına karar verildiğini, anılan kararların iptaline yönelik açılan davaların kabul ile sonuçlanıp kesinleştiğini, bu hususta yine davacının açtığı yönetim kurulu kararının iptali ile tapu iptal ve tescil davasının devam ettiğini, bunun bekletici mesele sayılmasını talep ettiği, davalı tarafça yapılan işlemlerin yerinde olduğundan davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (Koop. K.) 1’inci maddesinde de açıklandığı üzere; kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiliklerdir. Kooperatiflerin yaygın kuruluş amaçlarından birisi de ortaklarının konut ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu ihtiyacı karşılamak için kurulan konut yapı kooperatifleri, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılırlar (Koop. K. m.81). Kooperatifler Kanunu’nun 23’üncü maddesinde; “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler” ifadesine yer verilmiştir ve kanunun bu hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece resen gözetilmelidir. Bu düzenleme uyarınca ortaklar, bu kanunun kabul ettiği esaslar çerçevesinde eşittirler. Bilindiği üzere, “eşitlik” kavramın mutlak ve nisbî eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Kooperatifler Kanunundaki düzenlemeden eşitlik kavramının nasıl uygulanacağı tam olarak anlaşılmamaktır. Bu nedenle mutlak ve nisbî eşitliğin ayırdedici ölçütleri uygulamada ve öğretide tartışılmış, bu kavramın içeriği tanıma kavuşturulmaya çalışılmıştır. Eşitlik kavramını kooperatif ortaklığı somutunda açıklanacak olursa, mutlak eşitlikten, koşullar ve nedenler ne olursa olsun bütün ortaklara aynı hakların tanınıp, aynı yükümlülüklerin yüklenmesi anlaşılmalıdır. Bir başka anlatımla, ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı, mutlak eşitlik kapsamındaki haklardandır (Örneğin aynı pay sayısına eşit oy hakkı tanınması, ortakların kooperatif organlarına aday olmalarına eşit şans ve olanak sağlanması gibi…). Buna karşılık kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nisbi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu, diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkının bulunduğu tabiidir. Burada hemen belirtmek gerekir ki, kural olarak dava tarihinde borcu olan ortağın tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı tartışmasızdır (HGK, 14.06.2013 gün ve 2012/23-1624 E., 2013/839 K.). Fakat kooperatifin diğer üyelerinden davacı ile aynı konumda olup, kooperatife borcu olduğu hâlde bağımsız bölüm tapusunu devir alan üyelerin varlığının tespiti hâlinde, eşitlik ilkesi uyarınca davacının da tapunun devrini talep hakkı doğacağının kabulü gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/23-1910 esas 2018/561 karar sayılı ilamı, benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/5303 esas 2022/4630 karar sayılı ilamı,) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun ortakların ödev ve sorumlulukları - süre ve ortaklığın yok olması başlıklı 27/1. maddesi "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; "İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder. Aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. (Kılıç, H.: Açıklamalı İçtihatlı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Cilt II, Ankara, 2011, s. 2341 vd.). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(22)9-3108 E., 2021/380 K.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/(7)9-1247 E., 2021/54 K.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/(7)9-1867 E., 2020/908 K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(22)9-1293 E., 2020/588 K. sayılı ilamları, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/4683 esas 2024/3133 karar sayılı ilamı) Somut olayda; davalı kooperatif tarafından davacı hakkında parasal yükümlülükleri, yani aidat borçlarını ödemediğinden bahisle Gebze 4. Noterliğinin 08.01.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 10 gün süre verilerek ödeme talep edildiği, daha sonra davacının anılan borcu ödemediğinden bahisle Gebze 4. Noterliğinin 14.02.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi davacıya anılan aidat ve faizinin 10 gün içinde ödenmesi için ikinci defa ihtarname gönderildiği, daha sonra borcun ödenmediğinden bahisle davalı kooperatifin yönetim kurulunun 29.05.2013 tarih ve 2013/5 numaralı kararı ile davacının üyelikten ihraç edildiği, buna ilişkin ihraç kararının Gebze 4. Noterliğinin 31.10.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 04.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edilerek bildirildiği, eldeki davanın 27.02.2014 tarihinde 1163 sayılı yasanın 16/3.maddesindeki yasal sürede açıldığı görülmüştür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun ortakların ödev ve sorumlulukları - süre ve ortaklığın yok olması başlıklı 27/1. maddesi "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." şeklinde düzenlenmiş, davalı kooperatifin anasözleşmesinin 14/2.maddesi de benzer şekilde düzenleme içermektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27/1. maddesi ile Kooperatif Anasözleşmesinin 14. maddesi gereğince, parasal yükümlülüklerini otuz gün geciktirmeleri üzerine yapılacak ilk ihtarı takip eden ikinci ihtardan sonra bir ay içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında çıkarma kararı verilebilecek olup, davalıya gönderilen ilk ihtarda on gün süre verildiği, ikinci ihtarda da on gün süre verildiği, bu şekilde davalı tarafından gönderilen ikinci ihtarın 1163 sayılı yasanın 27.maddesi ile anasözleşmenin 14.maddesine aykırı olduğundan usule uygun olmayan ihtarnamelere dayalı olarak ortaklıktan çıkarma kararı verilemeyeceğinden davanın kabulü ile davalı kooperatif yönetim kurulunun davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararının iptaline karar verilmesi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/1428 esas 2025/2488 karar sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4636 esas 2021/1144 karar sayılı ilamı) isabetli olup, davalının bu yönde istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Dosyamız davacısının ve dosyamız davalısının taraf olduğu ve eldeki dosya yönünden bekletici mesele yapılan Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/28 E., 2023/24 K. Sayılı kararına konu(bozma öncesi 2017/574-2020/192 E-K ve bozma öncesi 2012/594-2014/366 E-K karar sayılı kararı) olayda tarafların aynı olduğu, davacının anılan dosya ile birleşen Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/190 esas sayılı dosyasında da eldeki davaya konu edilen Kocaeli İli, Darıca İlçesi, Darıca Ş. Mahallesi, ... ada, ... parsel üzerinde konumlu olan A... Blok, ... Katta bulunan 5 bağımsız bölüm numaralı taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescili talebinin olduğu, bekletici mesele yapılan dosyanın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/6897 esas 2017/480 karar sayılı bozma kararında davacının peşin ve sabit bedelli üye olduklarına dair herhangi bir genel kurul kararı olmadığı gibi zımni bir benimseme durumu da bulunmamakta olup davacının peşin ve sabit bedelli üye kabul edilmesi doğru olmadığını tespit etmiş, bozma sonrası yapılan inceleme sonunda mahkemece tam olarak ödeme yapmadan herhangi bir üyeye tapu verilmediği, davacılar kadar ödeme yapan üyeye de tapu verilmemiş olduğu, davacıların tapuların verilmesi için gereken ödemeyi yapmamış oldukları, kooperatif tarafından ortaklar arasında eşitliğe aykırı bir uygulamanın yapılmadığından tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine karar verildiği, anılan tespitin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve bu hususun eldeki davanın yönünden yukarıda açıklandığı üzere 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesi gereği kesin delil mahiyetinde olduğu, bu şekilde davalının üyeler arasındaki eşitliği bozan bir eyleminin olmadığı, borcu olup da tapu alan bir üyenin de tespit edilmediği, eldeki dosyada yapılan incelemede dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife 114.320,00 TL aidat asıl borcu olduğunun tespit edilmesi karşısında dava tarihinde borcu olan ortağın tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı (HGK, 14.06.2013 gün ve 2012/23-1624 E., 2013/839 K.). anlaşıldığından mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının taraflardan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*