TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2026 NUMARASI : 2026/220 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istina…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/462 KARAR NO : 2026/472 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2026 NUMARASI : 2026/220 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ile davalı firma arasında İstanbul İli ... İlçesi ... parselde bulunan taşınmaza 26 bloktan oluşan 78 dairenin yapımı için 30.12.2024 tarihinde inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin noter onayının yapılması aşamasında harç miktarının çok artacağı gerekçesi ile cezai şart ve miktar yazan kısımların çıkartılarak 21.01.2025 Tarih ... yevmiye numarası ile Kadıköy 32. Noterliği tarafından tasdikinin yapıldığını, davacının sözleme gereği edimlerini yerine getirmeye başladığını, İstanbul İli ... İlçesi, ... parsel taşınmaz ruhsat ile imar çalışmalarını başlattığını ve 09/09/2025 tarihinde İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel taşınmaz için inşaat ruhsatını aldığını, müvekkilinin inşaat ruhsatını alması sonrasında davalı firma inşaatın ilerlemesini engellemeye ve durdurmaya çalıştığını bu nedenle müvekkili şirketin Kartal 19. Noterliğinin 09/09/2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile yapılan işlemleri belirttiğini ve müvekkiliinin sözleşme şartlarına eksiksiz uyduğu izah ettiğini ancak davalı şirket yetkilileri tarafından başkaca müteahhitlerin arandığını, bu durumun inşaatı sekteye uğratacağının bildirildiğini, davalı firma Beşiktaş 3. Noterliği 08/10/2025 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde kendilerinin başka bir müteahhit araması içinde olmadıklarını, Türkiye'de sürecin nasıl ilerlediğini öğrenmek amacıyla araştırma yaptıklarını, müvekkili firma tarafından Gebze 17. Noterliğinin 21/10/2025 tarih ve ... yevmiye numarası ile ...İnşaat firmasına gönderilen ihtarnamede ... firması adına tam yetkili firma olduklarını, ruhsat alınması sonrasında yapılan toplantıda inşaat işlerinin başlatılması için davalı firmanın 30 gün süre istediğini, talep edilen ek süre ile bilikte 30.10.2025 tarihinde verilen sürelerin sona erdiğini, yapılan tüm detaylı çalışmalar sonucunda teknik şartnamenin hazırlandığını ve maliyet hesabının sonuna gelindiğini, alınan kararlara ve imzalanan sözleşmeye aykırı davranılması halinde uğranılan zararın tazmini için yasal sürece başlanacağının bildirildiğini, müvekkili firmanın Gebze 17. Noterliğinin 22/10/2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 30.12.2024 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunu, şartlarına bağlılığın kesin olduğunu, Çevre Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyük Şehir ve ... Belediyesindeki ruhsat işlemi ile ilgili evrakların iletildiğini, İnşaatın başlaması ile ilgili statik, elektrik, mekanik, doğalgaz projelerinin hazırlandığını, inşaat için firmalar ile anlaşmalar yapıldığını, kalfa sözleşmeleri yapıldığını, diğer işlemler için de onay alınacağının bildirildiğini, davalı firma Beyoğlu 35. Noterliğinin 11/12/2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ruhsat tarihinden sonraki eylemsizlik ve yüklenicinin işi yapmadaki açık yetersizliği gerekçe gösterilerek sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, davacının sözleşmeye uygun bir şekilde tüm işlemlerini yaptığını, davalının amacının, inşaat sürecinde asıl zor olan inşaat ruhsatı ve projenin onayını müvekkiline aldırmak ve sonrasında bahaneler ile inşaat sözleşmesini feshetmek olduğunu, davacı firma ile davalı arasında imzalanan 30.12.2024 tarihli sözleşme konusu inşaat için yapılan danışmanlık hizmetleri, alt yapı, ruhsat, yol izni ve şantiye çalışmaları için herhangi bir ödemenin yapılmadığını, sonuç olarak; taraflar arasında 30.12.2024 tarihinde imzalanan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle; şimdilik 10.000,00 TL.'nin akdin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve ilerde artırmak kaydı ile cezai şartın tahsilini, şimdilik 1.000,00 TL.'nin akdin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve ilerde artırmak kaydı ile danışmanlık hizmet bedellerinin tahsilini, şimdilik 1.000,00 TL.'nin akdin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve ilerde artırmak kaydı ile müvekkil tarafından yapılan hizmetler ve masraf bedellerinin tahsilini, İstanbul ili ... ilçesi ... parselde bulunan taşınmaz' ve şirket hasselerinin 3. kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. Mahkemece 05/03/2026 tarihli ara karar ile; yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı tarafça ibraz edilen delillerin dava konusu iddianın doğru olduğuna dair yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, bunun yanında HMK m.389 hükmü gereğince yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceği tedbir istemine konu talebin uyuşmazlık konusu olmadığı taleplerin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dosyaya mübrez Kadıköy 32.Noterliğince inşaat sözleşmesi, resmi makamlarca onaylanmış inşaat ruhsatı ve noter ihtarnameleri ile iddiaların doğruluğunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlandığını, tedbir talep edilen taşınmazın doğrudan uyuşmazlığın konusu olduğunu, davalının sözleşmeyi haksız feshi, müvekkili nezdinde ağır mağduriyet yarattığını, bu mağduriyetin, taşınmazın devri suretiyle telafisi imkansız zararlara dönüşmemesi için ihtiyati tedbir kararının elzem olduğunu belirterek ihtiyati tedbirin reddine dair kararın kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir degisme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceginden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın dogacagından endise edilmesi hallerinde uyusmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "Aynı Yasa'nın 390/3 maddesinde, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandıgı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılıgını yaklasık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. İhtiyati tedbir hakkında kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, kanunun öngördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasa'nın 141/3.maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermesi hallerinde hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Doya muhteviyatı ve mevcut deliller birlikte edğerlendirildiğinde; davacı yüklenici şirket davalı ile aralarında inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaat ruhsatı alındığını, davalının sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, kendisinin bir takım ödemeler ve harcamalar yaptığını, yapılan bu harcamaların tahsilini sağlamak amaçlı açtığı davadan davalının taşınmazları, davalı şirket hisseleri üzerine 3.kişilere devrini önleyici tedbir konulmasını talep etmiş olup ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kesin ispat aranmamakla birlikte davanın esası yönünden tedbir talep edenin haklılığının yaklaşık olarak ispat koşulu arandığı, talebin davanın esasına girerek yargılamayı gerektirmesi, tedbir talep edilen taşınmazlar ve şirket hisselerinin davanın konusu olmadığı anlaşılmakla mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/03/2026 tarih ve 2026/220 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2 -İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.