9. Hukuk Dairesi 2016/27940 E. , 2020/5372 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davac…
**9. Hukuk Dairesi 2016/27940 E. , 2020/5372 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili özetle; müvekkilinin, davalı kurumda 18.11.2013 tarihinde kadrolu baş mühendis olarak çalışmaya başladığını, dört ay deneme süreli ve 1 yıllık belirli süreli iş akdi yapıldığını, süre bitmeden belirli süreli iş akdi süresinin 30.01.2014 tarihinde, 18.11.2017 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davalı tarafından 25.3.2014 tarihinde iş akdinin haksız ve kötüniyetli olarak sonlandırıldığını, müvekkilinin en son ücretinin net 8.500,00 TL olduğunu iddia ederek; ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, bakiye süre ücreti, yıllık izin ücreti ve manevi tazminat alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı ... vekili özetle; müvekkilinin davalı Kurum’un başkanı olduğunu, bu sıfatı taşımasından kaynaklı olarak yaptığı tasarruflar da doğrudan sorumlu olamayacağını, kendisine bu davanın yöneltilemeyeceğinden bahisle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, öte yandan davacının özellikle tazminat talepleri yönünden haklı olmadığını ve tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın esastan da reddini talep etmiştir. Davalı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu vekili özetle; davacının deneme süreli olmak kaydı ile bir yıllık belirli süreli iş sözleşmesiyle işe başladığını, ancak daha deneme süresi dolmadan 2017 yılında bitecek olan yeni bir sözleşme imzaladığını, bu yapılan yeni sözleşmenin kurum bünyesinde güven zedelediğini, o dönem ki kurum başkanının yetkilerinin alınacağı duyumu üzerine apar topar yeni bir sözleşme yapıldığını bunun hakkın kötüye kullanımı olduğunu, işgücü ihtiyacı sorgulaması yapılmadan böyle bir yenileme işleminin yapıldığını, bunun da mevzuata aykırı olduğunu, bu sebeplerle 854 sayılı yasanın 14.maddesi kapsamında iş akdinin haklı nedenle sonlandırıldığını ve davacının kötüniyet tazminatı hakkının bulunmadığını, öte yandan yapılan iş sürekli bir iş olup belirli süreli iş akdi yapılmasını gerektiren nedenler bulunmadığından bakiye ücretlerin de talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davalı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu vekili ile davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir. Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir. Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. 1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir. Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K). Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren, feshin haklı veya geçerli nedene dayalı olduğunu ispat edememiş ise de davacı işçi de feshin kötüniyetli olduğunu somut deliller ile ortaya koyamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F)Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.