İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;.... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında istanbul ... inci icra müdürlüğü ... sayılı talimat dosyası ile borçlu ile herhangi bağı bulunmayan takip dışı üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirket aleyhine ...A.Ş. tarafından girişilen haksız haciz ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2608 KARAR NO: 2026/1359 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2024 NUMARASI: 2020/345 Esas - 2024/238 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;.... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında istanbul ... inci icra müdürlüğü ... sayılı talimat dosyası ile borçlu ile herhangi bağı bulunmayan takip dışı üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirket aleyhine ...A.Ş. tarafından girişilen haksız haciz ve muhafaza işlemi neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, davalı vekilinin dava dışı ...'ın müvekkili şirketin sigortalı çalışanı ve haczedilen malların ise müvekkili şirkete ait olduğu hususunu bilmesine rağmen haciz işlemleri için gelinen adreste kasten yapmış olduğu haksız haciz ve muhafaza işleminin hukuka aykırı olduğunu, haksız haczin gerekçesi olarak ise borçlu ..... Limited Şirketi ve ...'ın ......A.Ş'ne borcu gösterildiğini, şirket yetkilisi tarafından dosya borçlusu ...'a ait SGK giriş belgesi gösterilerek ilgili kişinin yalnızca şirketin sigortalı çalışanı olduğu aralarında işçi-işveren ilişkisi dışında herhangi bağ bulunmadığı şirkette maaş haczi veya ödeme emri gibi herhangi evrak gönderilmediği haciz mahallinin müvekkili şirkete ait olduğunu haciz gerçekleştirilen malların müvekkili şirket ve grup bünyesinde yer alan diğer şirketlere ait olduğu ifade edilerek istihkak iddiasında bulunulduğunu, tüm bu açıklamalara rağmen İcra memuru ve alacaklı vekili tarafından birtakım faraziyeler nazara alınarak usul ve yasaya aykırı olarak haciz ve muhafaza işlemi gerçekleştirildiğini, haksız hacze konu malların müvekkili şirkete ve müvekkili şirketin dahil olduğu grup şirketlerine ait olduğu yazılı delilleri ile sabit olduğunu, faturalarda görüleceği üçere haczedilen malların borçlu olduğu iddia edilenler ile hiçbir alakası bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirket tarafından istihkak iddiası ile İstanbul 14.İcra Hukuk Mahkemesi 2019/474 esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup yargılamanın devam ettiğini, İstanbul Anadolu 9.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/133 değişik iş esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda haksız haciz sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararın açıkça ortaya konulduğunu, hacze onu icra dosyasında alacağın temliki işlemi gerçekleştiği ve yeni alacaklı tarafından üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketin hacze konu icra dosyası ile ilgisi bulunmadığının ikrar edildiğini, söz konusu haksız hacizden dolayı müvekkili şirketin. Ticari itibarının zedelenmiş olması sebebiyle manevi tazminat talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL maddi ve 100,00 TL manevi tazminatın 23.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup maddi tazminat talebini ıslah dilekçesiyle 326.005,98 TL olarak artırmış ve dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisi ve şahsen de borçlu olan ...'ın hazır bulunduğunu, dolayısı ile haczedilen menkullerin borçlu elinde iken haczedildiğini, borçlunun resmi olarak ticari faaliyetini gelinen haciz mahalli adresinde sürdürdüğünü, istihkak iddia eden 3.kişi şirket yetkilisinin de borçlunun 23/07/2019 SGK giriş tarihi itibarı ile çalışanı olduğunu beyan ettiğini, bu tarihin borç doğumundan sonraya tekabül ettiğini, borçlu ve istihkak iddia eden 3.kişinin elbirliği içinde muvazaalı olarak ticari faaliyetini gelinen haciz mahallinde sürdürdüğünü, istihkak iddia edilen 3.kişi ve borçlunun aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, her ikisinin de peyzaj ve çevre düzenleme sektöründe faaliyet sürdürdüğünü, tüm bu hususlar birliktte değerlendirildiğinde 3.kişi ve borçlu arasındaki ticari ve hukuki organik bağın açık olduğunu, Kaldı ki İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/471 E. Sayılı dosyasında kesin ilam ile takibin devamına karar verildiğini, davaya konu 23/07/2019 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde; müvekkili tarafından haciz ve muhafaza talep edildiğini, İstihkak iddiaları karşısında icra memurunca muhafaza işleminin reddine karar verildiğini, ancak davacı tarafın mahcuzların kendilerine yediemin olarak bırakılmasını kabul etmediklerini, 3.kişi davacının yedieminliği kabul etmemesi üzerine davaya konu mahcuzların muhafaza altına alınmak zorunda kalındığını, icra memurunca davacı tarafın yedieminliği kabul etmediği, hacizli malların yedieminsiz mahalde bırakılamayacağı sebebiyle muhafaza işleminin gerçekleştiğinin açıkça haciz tutanağına derç edildiğini, usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığını belirterek, davaya konu icra dosyasına ilişkin alacağın ....Noterliği .....yevmiye numaralı 27/08/2019 tarihli temlik sözleşmesi ile .... 'e devredildiğinden iş bu davada müvekkilinin taraf olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, temlik alan .. ... alacaklı/ davalı olarak davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı şirket tarafından İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/474 esas sayılı dosyasında istihkak davası açıldığı ve Mahkemece 08/02/2022 tarih ve 2022/329 karar sayılı kararı ile istihkak davasının kabulüne karar verildiği, kararın kesin nitelikte olduğu, bu durumda 23/07/2019 tarihinde yapılan haczin haksız olduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından takip dosyasındaki alacak ..... Noterliğinin ..../08/2019 tarih ..... yevmiye numaralı temlikname ile dava dışı..... temlik edilmişse de temlik tarihinin haciz tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından haksız haciz sebebiyle davalının sorumluluğu bulunmaktadır. İİK'nın 259. Maddesine göre haczi yapan alacaklı davalının haksız haciz sebebiyle üçüncü kişi durumunda olan davacının maddi zararlarını karşılamakla yükümlü olduğu, maddi zararlar yönünden kusursuz sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu anlaşıldığından ve alınan raporda davacının uğradığı maddi zararlarının; -dava tarihi itibariyle güncel olarak belirlenen ticari zararın 395.620,03-TL, -haczedilen emtialar yönünden zararın faizi ile birlikte 67.363,96-TL, -İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/133 D.iş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan masrafların 1.314,00-TL, -İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan dava sebebiyle yapılan masrafların toplam 3.040,15-TL, -talimat takip dosyasında davacı tarafça yapılan masrafların ve ödenen tutarların toplam 904,40-TL, olduğu belirlenmiş, belirlenen bu kalemler davacının uğradığı maddi zararlara ilişkin olup, bilirkişi raporunda belirtilen takibin durdurulmasına istinaden yatırılan 3.350,00-TL teminat bedeli maddi zarar olarak değerlendirilmemiş olup belirtildiği üzere bu tutar teminat dolarak yatırılmış, tedbir kararının sonuçlarına ve aleyhine tedbir kararı verilen kişinin zararlarına göre teminatın iade edilip edilmeyeceği hususu kararı veren Mahkemece değerlendirileceğinden ve teminatın iade edilmesi halinde zaten davacı açısından zarardan bahsedilemeyeceği, tedbir kararının sonuçlarına ve aleyhine tedbir kararın verilen kişinin zararları durumuna göre iade edilmemesi değerlendiriliğinde de teminat tedbir sebebiyle karşı tarafın zararlarını karşılaması için alındığından bu durumda da davacının iade edilmeyen teminat bedeli yönünden maddi zararından bahsedilemeyeceği, bilirkişi raporunda belirlenen bu tutarın davacının maddi zararları arasında kabul edilemeyeceği değerlendirildiğinden davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararlarının (395.620,03-TL+67.363,96-TL+1.314,00-TL+3.040,15-TL+904,40-TL olmak üzere) toplam 468.242,54-TL olduğu anlaşılmış, ancak davacı vekili 13/12/2023 tarihli ıslah dilekçesinde, bilirkişi raporu ile belirlenen alacak tutarları toplamından az olarak ıslah ederek toplam 326.005,98-TL talepte bulunduğundan taleple bağlı kalınarak 326.005,98-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede, dava dilekçesinde harca esas değer 200,00-TL olarak belirtilmiş ve ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat için 100,00-TL talep edilen tutarın ıslah edildiği bildirilmiş olup, bu durumda davacının 100,00-TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmış, manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede, Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi, 6098 sayılı TBK'nun 58. maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Bu durumda somut olay incelendiğinde, haczin uygulandığı adresin ödeme emrinin gönderildiği adresten farklı olması, haciz tutanağından da belirlendiği üzere davacı şirket yetkilisinin ...'ın çalışanı olduğunu beyan ettiği ve takip borçlusu şirket ile haczin yapıldığı adreste bulunan şirket isimlerinin farklı olması, ayrıca takip borçlusu şirketin adresinin Ankara olması ve İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin kararı ile davacı şirketin istihkak talebinin kabul edildiği hususları bilikte değerlendirildiğinde davalının haciz işleminde kusurlu olduğu değerlendirildiğinden davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 100,00-TL manevi tazminatın haciz tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davanın kabulüne, 326.005,98-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 100,00-TL manevi tazminatın ise haciz tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Pasif husumet yokluğuna ilişkin itirazlarımızın yerel mahkemece dikkate alınmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, bilirkişinin hangi gerekçe ile yargılama giderleri, teminat bedeli ve vekalet ücretini davacının zarar kalemi olarak nitelendirdiğinin anlaşılamadığını, usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirilen fiili haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğinden manevi tazminatın söz konusu olmayacağını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede; Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. Maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Somut olayda; Davacı tarafça açılan istihkak davasının kabulüne karar verildiği ve haciz ve muhafaza işleminin haksız olduğu, haciz işlemi icra dosyasının temlikinden önce yapıldığından zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu ve TBK'nın 72.maddesi gereğince zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından ıslah dilekçesi de dikkate alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne ve avans faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; Davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen karar isabetli olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, maddi tazminat davasının kabulü ile 326.005,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının ise reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/345 Esas 2024/238 Karar sayılı 05/04/2024 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile 326.005,98 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 23.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.269,47 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 5.624,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 16.645,07 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 TL peşin harç, 30,80 TL vekalet harcı, 5.570,00 TL ıslah harcı, 8.750,00 TL bilirkişi ücreti ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 171,90 TL olmak üzere toplam 14.631,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 14.627,01 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafça yapılan 27,10 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 0,01 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1-2). maddelerine göre kabul edilen maddi tazminat yönünden 52.160,96 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(1-2). ve 13/(2). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.000,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.169,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2026