TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/01/2026 NUMARASI : 2025/757 Esas, 2026/97 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/389 KARAR NO : 2026/467 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/01/2026 NUMARASI : 2025/757 Esas, 2026/97 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacının tekstil boyama/yıkama işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalıya ait veya davalının sorumluluğunda olan tekstil ürünlerinin boyama/yıkama şeklinde davalıya hizmet verdiğini, iş bu ticari faaliyetleri kapsamında davacının fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsilinin temini için Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından Davalı aleyhine 83.014,45-TL bakiye asıl alacağının takip talebinde belirtilen esaslar çerçevesinde tahsil edilmesi amacıyla cebri icra i, cebri icra yoluna başvurulmadan önce Davalıya muhtelif yollardan borcun önelik başvurularda bulunulduğunu ancak davalı borcun yoluna gidildi, ödenmesine gerçekleştirmediğini, davalının başlatılan takiple ilgili bilgi sahibi olmasına müteakip haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takibe dayanak teşkil eden cari hesap ekstresi ve sair evraklardan anlaşılacağı üzere borcun varlığının sabit olduğunu, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu husus açıkça ortaya çıkacağını, davacının alacağını temin etmesi yoluyla tatmin edilmesi ve bu doğrultuda Davalının itirazının iptali ile takibe devam edilmesine karar verilmesini, Davalının kötü niyetli ve yasal süreci sürüncemede bırakmaya yönelik eylem ve tutumlarda bulunduğunu bu nedenlerle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 27/01/2026 tarihli Karar ile; takip tarihinde davacının davalıdan 83.014,40-TL alacaklı olduğunun ispatladığı, davalının ise kendi defter ve kayıtlarına göre bu borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı ve davalının kendi defter ve kayıtlarına göre davacıya 83.014,40-TL borçlu göründüğü anlaşılmakla davacının davasının 83.014,40-TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz oranı talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının da iptaline karar verilmiş, davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının 83.014,40-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 16.602,88-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkemece, davacının yalnızca tek taraflı ticari defter ve muhasebe kayıtları esas alınmak suretiyle alacağın varlığının kabul edildiğini, böylelikle ispat yükünün fiilen davalı tarafa yüklendiğini, Oysa Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere; tek taraflı ticari defter ve kayıtlar, karşı tarafça kabul edilmedikçe ve diğer delillerle desteklenmedikçe, alacağın varlığının tek başına ispata elverişli olmadığını, bu tür kayıtların ancak yardımcı delil niteliğinde olup, kesin delil olarak kabul edilemeyeceğini, yerel mahkeme, davacı tarafın iddiasını ispatlayıp ispatlamadığının tartışılmaksızın; davalı şirketin borçlu olduğunun ön kabulü üzerinden değerlendirme yapıldığını, davalıdan borçsuzluğunu ispat etmesini bekleyen bir yaklaşımın benimsendiğini, bu durumun ispat yükünün açıkça ters çevrilmesi anlamına geldiğini, ispat edilemeyen bir alacak iddiasının, yalnızca davacı kayıtlarına dayanılarak kabul edilmesinin HMK m.190’a, delillerin serbestçe ve birlikte değerlendirilmesi ilkesine ve adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, BA/BS kayıtları arasındaki uyumsuzluğun yerel mahkemece göz ardı edildiğini, cari hesap ilişkisinin hukuken kanıtlanmadığını, alacağın likit olmadığına, icra inkâr tazminatının şartları oluşmadığını, somut olayda icra inkâr tazminatının yasal koşullarının oluşmadığını, bu yönde tesis edilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dosya muhteviyatı ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında tekstil ürünlerinin boyama/yıkama işine ilişkin eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davalı tarafça işin yapılmadığı veya ayıplı yapıldığına dair herhangi bir iddia bulunmamaktadır. Davacı-yüklenicinin takibe koyduğu faturalar her iki tarafın da ticari defterlerine işlenmiş, yine ticari defterlerinde alacak ve borç bakiyeleri 83.014,40 TL olarak birbirini teyit etmiştir. Alacak miktarı likit olup davalı tarafça yargılamaya ihtiyaç olmaksızın bilinmektedir. Mahkemenin davanın kabulü ile icra inkar tazminatına hükmetmesi yerinde olup davalının istinaf talebinin reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/01/2026 tarih ve 2025/757 Esas, 2026/97 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.670,71 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.418,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.252,71 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 -Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.