9. Hukuk Dairesi 2018/3244 E. , 2018/8685 K. MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf ba…
**9. Hukuk Dairesi 2018/3244 E. , 2018/8685 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A-Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı ... başkanlığına bağlı Satınalma Müdürlüğü'nde satın alma görevlisi olarak 21/09/1998 tarihinden bari altı yıldır çalıştığını, hakkında yapılan asılsız bir ihbar sonucunda yasak savma kabilinde yapılan soruşturma ve gerçeklere aykırı disiplin kurulu kararıyla görevine son verildiğini, disiplin kurulu kararına gerekçe oluşturan diğer nedenler de doğru ve haklı olmadığını, çünkü belediyeye ait araçlarda herhangi bir arıza saptandığında, aracın kullanıcısı arızaya ilişkin "iş emri" hazırlayıp atölyeye geldiğini, atölye'de ustabaşı aracı kabul ettiğini, arızalı olan yeri ustaların saptadığını, eğer gerekiyorsa "Ambar Şefliğinden" yazılı olarak parça talebinde bulunulduğunu, bu taleplerin Atölye Şefi ve Aracın ait olduğu birim amirinin onayına sunulduğunu, bunların imzasından sonra başkan yardımcısının onayına sunulduğunu, daha sonra Hesap İşleri Müdürlüğü ödeneği bulunup bulunmadığına bakıp satın alma müdürlüğüne alım için talep bırakıldığını, talep geldikten sonra satın alma müdürlüğü'nce fiyat soruşturması yapılarak teklif alınmakta ve en uygun ve en ucuz parça "Satın Alma Komisyonu" tarafından alınmasına karar verilerek piyasadan alındığını, alınan bu parçaların parası "Hesap İşleri Müdürlüğünce" ilgili esnafa ödendiğini, disiplin kurulu kararında geçen "yapılmamış tamirat işlerini yapıldı göstermek" suçunun müvekkili tarafından işlenmesinin olanaksız olduğunu, çünkü bunların hepsi Atölye Ustabaşının ve ustalarının kararıyla yapılmakta yada yapılmamaktadır, yapılmamış bir işi yapılmış gibi göstermek için Atölye çalışanlarının ve ustabaşının bu işin ortağı olması gerekir ki yapılan teftişte böyle bir durumun saptanmadığını, "alınmamış malzemelerin ambar çıkış fişlerinde alındı olarak gösterildiği" savının da gerçek olmadığını, çünkü ambar sorumlusu müvekkili olmadığı gibi böyle bir "çıkış fişi" düzenleme yetkilerinin de olmadığını belirterek; feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir. B-Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının rüşvet almaya teşebbüs ettiğini, yapılmamış tamirat işlerini yapılmış gibi gösterdiğini, alınmamış malzemeleri ambar çıkış fişleriyle alınmış olarak gösterdiğini, 4857 sayılı iş yasasının 25/2-e maddesi ve yürürlükteki T.İ.S. Disiplin Ceza Cetvelinin 45,57 ve 50. Maddelerine uyan davranışlar nedeniyle iş akdinin Disiplin Kurulu Kararı ile feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. C-İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/10/2016 tarih ve 2008/35 Esas 2016/285 Karar sayılı ilamı ile sanık olarak yargılanan davacı hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, ceza dosyasında hazırlanan iddianameye konu olayların davalı ...'nin davacının iş akdine son verdiği Disiplin Kurulu kararına konu olaylar olduğu, ceza dosyasında alınan 3 ayrı bilirkişi heyeti raporunda davacının üzerine atılı suçları işlediğine dair tespit yer almadığı, aksine iddianamede belirtilen olaylara ilişkin delil bulunmadığının belirtildiği, ceza dosyasından alınan raporlara itibar olunarak başkaca rapor alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine varıldığı, hal böyle olunca davacının iş akdinin sona erdirilmesine karar verilen disiplin kararına konu eylemleri işlediği ispatlanamadığından iş akdinin davalı tarafça haklı ve geçerli nedenle sona erdirilmediğinin anlaşıldığı, kaldı ki davacıyla birlikte aynı ceza dosyasında yargılananlardan yalnızca ...'nun iş akdine son verildiği, diğerlerinin davalı ...'de çalışmaya devam ettikleri, 08/08/2015 tarihli belediyeden gelen yazıdan görüldüğü üzere o tarihte hakkında soruşturma bulunan memurlardan; birinin 2006 yılında emekli olduğu, birinin 2007 yılında istifa ettiği, bir diğerinin 2009 yılında ASAT'a nakledildiği, diğer beşinin 08/08/2015 tarihi itibariyle çalışmaya devam ettiği, hakkında soruşturma bulunan işçilerden ise; Metin Şengün'ün görevine devam ettiği, ...'ın 2015 yılında emekli olduğu, ...'nun ise davacı ile aynı tarihte iş akdinin sonlandırıldığı, işverenin eşit durumdaki işçilerine iş akdinin sonlanması noktasında eşit davranmayarak eşit davranma borcuna aykırı hareket etmiş olup davacının iş akdinin feshinin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. D-Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : İlk derece mahkemesinin kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davalı ... Belediye vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. E-Temyiz başvurusu : Kararı davalı vekili, istinaf ve cevap nedenleri ile temyiz etmiştir. F-Gerekçe: İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda, Bölge Adliye(İstinaf) Mahkemesi dava ile ilgili hem maddi vakıaları değerlendirir hem de hukukilik denetimi yapar. Temyiz incelemesinde ise, Yargıtay Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi tarafından verilen kararı sadece hukukilik yönünden denetlemektedir. Yargıtay, ilgili kanun maddelerinin dosyadaki delillerle oluşan maddi vakıaya yerinde uygulanıp uygulanmadığı yönünde hukuki bir denetim yapar. Bu kapsamda istikrarlı uygulanan içtihatlara uygun karar verilmemesi, istikrar kazanan içtihada aykırılık olarak hukukun yanlış uygulanması olacağından hukukilik denetimi kapsamında değerlendirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir. Diğer taraftan, aynı eylemde bulunan işçiler arasında bir işçinin iş sözleşmesinin feshedilmemesi, eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile feshi haksız kılsa da işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise geçerli fesih durumunu etkilemeyecektir. Keza Ceza hukuku ve Medeni Hukuk arasındaki ilişkide Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinin değerlendirilmesi gerekir(Eski Borçlar Kanunu Mad. 53) Maddeye göre "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir”. Düzenlemeye göre hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır. Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına Hukuk Hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır. Dosya içeriğine göre davalı işyerinde Satın Alma Müdürülüğünde satın alma görevlisi olarak çalışmaktadır. Burada disiplin soruşturması sonucu “yapılmamış tamirat işlerinin yapıldı gösterilmesi, alınmamış malzemelerin amba çıkış fişlerinde alındı olarak gösterilmesi” nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiği, davacı ile birlikte birkaç işçi hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesince kamu davası açıldığı, açılan kamu davasında delil yetersizliğine beraat kararı verildiği, bu işçilerden davacı ile birlikte S.U. isimli işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Diğer işçi S.U. tarafından açılan feshin geçersizliği ve işe iade davasında yerel mahkemece verilen kabul kararının “davacının görevi ve iddia edilen eylemi dikkate alındığında taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, davalı işverenin davacıyla çalışmasının devam etmesinin beklenemeyeceği, aynı fesih sebebi eylemlerden dolayı, diğer çalışanlar hakkında fesih işlemi yapılmamış olmasının feshi geçerli olmaktan çıkarmayacağı, bu durumda feshin geçerli olduğu” gerekçesi ile ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir(Y. 22. HD. 20.11.2017 gün ve 2017/43473 E, 2017/25235 K.). Somut uyuşmazlıkta kamu davası açılmasına neden olacak şekilde kuvvetli emareler mevcuttur. Davacının ceza mahkemesindeki beraat kararı delil yetersizliğine dayanmaktadır. Bu karar hukuk hakimini bağlamaz. Davalıya ait Satın Alma Müdürlüğünde bir takım usulsüz işlemler mevcuttur. Bu işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. Aynı olaydan dolayı kamu davası açılan, ancak iş sözleşmeleri feshedilmeyen işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmesi, geçerliliği etkilemez. Kaldı ki iş sözleşmesi feshedilen işçi de vardır. Davacının iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 ve 6100 sayılı HMK.’un 373. Maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. G) Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile 1. Bölge Adliye Mahkemesi esastan ret kararının KALDIRILMASINA, 2. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davanın REDDİNE, 4. Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 35,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 5. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 180,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7. Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine, 8. Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2018 tarihinde kesin olarak, oy birliği ile karar verildi.