T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/06/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/06/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin limited şirket statüsünde olduğu dönemde davalı bankanın Kundu/Antalya şubesinden ticari nitelikte krediler kullandığını, müvekkilinin ticari yat işletmeciliği ile meşgul olup 4490 sayılı kanunla oluşturulmuş gemi siciline tescilli ve davalıdan alınan ticari kredilerde de teminat olarak üzerlerinde ipotek tesis edilen ticari yatlara sahip olduğunu, 4490 sayılı yasanın 12. maddesinin ikinci fıkrası gereğince gemi siciline kaydedilecek gemi ve yatlara ilişkin alım satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmelerinin damga vergisi ve harçlara, bu işlemler nedeniyle alınacak paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulamayacağını, ancak bu düzenlemeye rağmen müvekkilinin kullandığı krediler nedeniyle davalı tarafça BSMV tahsilatları yapıldığını, kredilerin geri ödenmesinde yaşanan maddi olanaksızlıklar yüzünden müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkilinin almış olduğu kredilerin tamamını davalının hesapladığı BSMV, faiz, icra takip giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte icra takip dosyasına ödediğini ve dosyanın infaz edildiğini, müvekkilinden yersiz olarak alınan BSMV’nin iadesi için davalı bankanın kayıtlı olduğu vergi dairesine başvurulmakla birlikte, mükellefin banka ve sigorta şirketleri olabileceğinden bahisle iadenin ancak başvuru halinde davalı mükellefe yapılabileceği yanıtının verildiğini, davalının bu başvuruyu yapmaktan kaçındığını, icra takiplerinden sonraki dönem için ve borç kapatılırken icra dairesine ödenen toplam meblağın içerisine dahil edilmiş miktarın taraflarınca bilinmediğini, bu miktarın incelemeyle netleşeceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı tarafça davalıya ödenmiş olan BSMV'lerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; yetki sözleşmesi gereğince davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini, müvekkili bankanın İstanbul Büyük Mükellefler Vergi Dairesi mükellefi olup davaya konu edilen BSMV’nin bağlı bulunduğu vergi dairesine yatırıldığını, davanın bankaları aleyhine sonuçlanması halinde vergiyi tahsil eden vergi dairesine rücu edilmesi gerekeceğinden davanın vergi dairesine ihbarını talep ettiklerini, 4490 sayılı kanunun 12. maddesi kapsamında kullanılan kredilere ait faiz gelirlerinde istisna olup olmadığının kanunun ilk uygulama yıllarında önemli uyuşmazlıklara sebep olduğunu, bu uyuşmazlığın Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 15.09.2009 tarihli özelgeleriyle çözüldüğünü, özelge ile kredilere tahakkuk eden faizlerin BSMV’ye tabi olduğu görüşünün verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı şirketin tüm ürünlerinden alınan BSMV tutarının 116.070,84 TL olduğunu, davacı şirketin kullandığı kredilere karşı taşınmaz ipoteği teminatı alındığını, alınan kredilerin salt 4490 sayılı kanun kapsamındaki krediler olmadığını, alınan dört adet taşınmaz ipoteğinin tahsil edilen vergisinin istisna kapsamına girmesini engeller nitelikte olduğunu, 4490 sayılı yasa metni ve gerekçelerinde açıklandığı üzere Türk gemi siciline kazandırılacak gemi ve yatları teşvik amacıyla avantaj sağladığını, amacın gemi ve yat alımı teşviki olduğunu, hesap hareketleri incelendiğinde kullandırılan kredilerin firmanın olağan ticari faaliyetlerindeki ödemelerinde kullanıldığının görüldüğünü belirterek davanın öncelikle yetkisizlik nedeniyle, şayet Mahkemenin kararı aksi yönde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Davacı ile davalı banka Kundu şubesi arasında 11/12/2014 tarihli 3.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu çerçeve sözleşme kapsamında nakdi krediler, borçlu cari hesap kredisi, ticari kart kredisi, ve gayri nakdi teminat mektubu kredilerinin kullandırıldığı, Antalya 13. Noterliği'nin 18/02/2019 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ödenmeyen borçların talep edilerek, kredi sözleşmesinin fesh edildiği, davalı banka tarafından kullandırılan kredilerden toplam 116.070,84-TL tahakkukun yapıldığı anlaşılmıştır. 4490 yasa gereği 2017 yılında yapılan değişiklik öncesinde bankaların BSMV tahsilatlarının yapılabileceği, nitekim davalı banka tarafından kullandırılan kredilerin bir kısmının 2014-2016 yılları arasında oluğu görülmüştür. Yasal değişiklik sonrasında ise, bankalar tarafından kullandırılan krediler nedeniyle tahakkuk ettirilecek BSMV'den istisna olduğu anlaşılmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/02/2022 tarihli cevabi görüş yazısında kredinin banka tarafından münhasıran 4490 sayılı yasanın 12. Maddesi kapsamında kullandırılması ve işletme kredisi mahiyetini taşımaması ve bankaca alınan gerekli teminatlarla bu hususların tevsik edilebilmesi gerektiği bildirilmiştir. Buradan hareketle davalı bankanın 29/08/2017 tarihinde kullandırdığı cari hesap kredisi, taksitli kredi ve takip hesabına aktarılan kredilerin işletme kredisi olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak davacı şirket tarafından kullanılan kredilere tahakkuk ettirilen faizlere BSMV istisnasının uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça sunulan görüş yazılarının 2017 tarihinden öncesine ait olduğu, Antalya Vergi Dairesi'nin davacı şirket adına düzenlediği 06/03/2014 tarihli özelgenin yasa değişikliği öncesine ait olduğu, böylece itibar edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporlarının eksik, yetersiz ve yanılgılı değerlendirmeler içerdiğini, vergi konusunda uzman olmaları nedeniyle rapor düzenlemek üzere görevlendirilen bilirkişilerin, raporlarını hazırlayabilmeleri için ülkenin yetkili vergi otoritesi olan Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan görüş sorulması ve gelecek görüşe göre ek rapor düzenlenebileceğinin belirtilmesinin abesle iştigâl olduğunu, bilirkişilerin görevlendirildikleri konuda yeterince bilgi sahibi ve konunun uzmanı olmadıklarını gösterdiğini, bilirkişiler davanın esası hakkında yetkin olmadıklarından bu kişilerin bilirkişi olarak görevlendirilmelerinin de yanlış olduğunu, düzenledikleri yanılgılı raporların da hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/02/2022 tarihli görüş yazısının hangi gerekçeyle 06/03/2014 tarihli görüş yazısına oranla yeğ tutularak gerek hükme gerekse de bilirkişi raporlarına temel alındığının sorgulanması gerektiğini, her iki yazıda birbirinin tam zıttı iki görüş belirtildiğini, bilirkişinin 21/02/2022 tarihli görüş yazısını üstün tutmasına, bu görüşün daha yeni tarihli olmasını ve önceki tarihli görüşün yerel yetkili organ tarafından verilmesini gerekçe gösterdiğini, Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı teşkilâtı içerisinde yer aldığını, bilirkişinin bu yaklaşımının, basitçe, Ankara'dan yazılan yazının Antalya'dan yazılandan daha değerli görülmesinden başka bir anlam taşımadığını, İlk Derece Mahkemesi'nin ise karar gerekçesinde 06/03/2014 tarihli görüşün 27/01/2017 yürürlük tarihli yasa değişikliğinden öncesine ait olması nedeniyle itibar edilmediğini vurguladığını, yargılama aşamalarında defalarca belirttikleri üzere 27/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle davaya dayanak gemi kredi sözleşmelerine tanınan muafiyet açısından hiçbir farklılık, yenilik, fazlalık ya da noksanlık bulunmadığını, yasa değişikliğinden önceki dönemde de TUGS'ye kayıtlı gemilerin kredi sözleşmelerinin BSMV'den muaf olduğuna dair Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş özelgeleri dilekçeleri ekinde daha önce dosyaya sunduklarını, TUGS'ye kayıtlı gemilerin kredi sözleşmeleri için öngörüldüğünü, vergi istisnasının kapsamının değişiklikten önce de sonra da birebir aynı olduğunu, davada esasen bilirkişi incelemesi alacağın miktarıyla sınırlı olması gerekirken hukukçu olmayan bilirkişilerce hukuki yorumlara girişildiğini, alacağın miktarının hesaplanması için incelenmesi gerekli icra takip dosyasının ise hiç incelenmediğini, davaya dayanak kredi sözleşmelerinin BSMV muafiyeti kapsamında olup olmadığının hukuki bir sorun olduğunu, bu sorunun çözümünde ancak mahkeme yargıcı ya da konusunda uzman hukukçu bilirkişilerce yorumda bulunulabileceğini, dosyada görev almış bilirkişilerin ise hukukçu olmadığını, vergi hukuku konusunda uzman hukukçu bilirkişiden rapor aldırılması isteklerinin mahkemece reddedildiğini, hukukçu olmayan bilirkişilerin hukuki yaklaşımla düzenledikleri bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, bir heyet olarak çalışması ve ortaklaşa rapor düzenlemesi esas olan bilirkişilerin bu gerekliliğe uymadığını, dosyayı ayrı ayrı inceleyip ayrı ayrı rapor düzenlediklerini, bu itibarla da bilirkişilerin düzenledikleri son raporlar arsasında çelişki ortaya çıktığını, bankacılık uzmanı bilirkişi ...'nün müvekkilinin kullandığı kredilerin gerek yasal değişiklik öncesi gerekse sonrasında hiçbir koşulda BSMV'den muaf olmayacağı yolunda rapor düzenlemişken; vergi uzmanı diğer bilirkişi Bekir Tuğcu'nun ise kullanılan kredilerin 27/01/2017'de yürürlüğe giren yasa değişikliğinden sonraki dönemde BSMV'den müstesna olduğu yolunda rapor düzenleyip alacak hesabı yaptığını, dosyada görev yapan bilirkişilerin raporları arasındaki bu çelişki giderilmeksizin hüküm kurulmuş olmasının yanılgılı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; davacı şirket ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmeleri nedeni ile davalı banka tarafından haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen BSMV bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu'nun 12/2. maddesi; "(Değişik ikinci fıkra: 18/1/2017-6770/14 md.) Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmeleri damga vergisine ve harçlara; bu işlemler nedeniyle alınacak paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulmaz." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Yerel Mahkemece bankacılık alanında uzman bilirkişi ve vergi müfettişi bilirkişiden rapor alınmış olmakla bilirkişilerin uzmanlık alanlarının dosya kapsamındaki uyuşmazlığa uygun düştüğü, bilirkişi tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan görüş sorulması gerektiğinin belirtilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan görüş sorulduktan sonra gelen cevabi yazı uyarınca bilirkişinin ek rapor tanzim ettiği, 4490 sayılı yasanın 12. maddesinin yukarıda yer verilen metni ve gerekçelerinde açıklandığı üzere Türk gemi siciline kazandırılacak gemi ve yatları teşvik amacıyla avantaj sağladığı, amacının gemi ve yat alımını teşvik olduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/02/2022 tarihli cevabi görüş yazısında BSMV muafiyeti için kredinin banka tarafından münhasıran 4490 sayılı yasanın 12. maddesi kapsamında kullandırılması ve işletme kredisi mahiyetini taşımaması ve bankaca alınan gerekli teminatlarla bu hususların tevsik edilebilmesi gerektiğinin bildirildiği, davalı bankanın davacıya kullandırdığı cari hesap kredisi, taksitli kredi ve takip hesabına aktarılan kredilerin işletme kredisi olduğunun tespit edildiği, davacı şirket tarafından kullanılan kredilere tahakkuk ettirilen faizlere BSMV istisnasının uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça sunulan görüş yazılarının ise 2017 yılında yapılan yasal değişiklik öncesine ait olduğu, Antalya Vergi Dairesi'nin davacı şirket adına düzenlediği 06/03/2014 tarihli özelgenin de yasa değişikliği öncesine ait olduğu, Mahkemece Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/02/2022 tarihli cevabi görüş yazısı karşısında bu görüş yazısı ve özelgeye itibar edilmemesinin yerinde olduğu, hakimin kendi hukuki bilgisiyle çözebileceği hususlarda bilirkişi raporu alınamayacağından davacı tarafın hukukçu bilirkişiden rapor alınması talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapıldığı görülmekle raporun değerlendirilmesinin Mahkeme hakiminin takdirinde olduğu, dosya kapsamında rapor alınan bilirkişilerin uzmanlık alanları farklı olmakla heyet halinde değil de ayrı ayrı rapor tanzim etmiş olmalarının da sunuca etkili olmadığı anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/12/2025 ...