Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2957 E. , 2024/7331 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2957 Karar No : 2024/7331 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Kaymakamlığı 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2-... ... 6-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2957 E. , 2024/7331 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2957 Karar No : 2024/7331 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Kaymakamlığı 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2-... ... 6-... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan apartmanın 21.02.2007 tarihinde çökmesi nedeniyle eşi vefat eden ... ... kendi adına asaleten ve çocukları adına velayeten 1.000,00-TL maddi tazminatın davalı idarelerden, 189.000,00-TL maddi ve manevi tazminatın (dava dilekçesinde sehven ... ile sigorta şirketinden istenilmişken) 26/06/2007 tarihli ıslah dilekçesiyle davalı ... Belediye Başkanlığından olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacılar tarafından, kusuru bulunan idare ve üçüncü şahıslara karşı açılan davada verilen davanın kısmen kabulü, kısmen görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/10/2013 tarih ve E:2012/6930, K:2013/5733 sayılı kararıyla; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmının onanması, davacının maddi tazminat miktarının 189.000,00-TL arttırılması (ıslah) istemi yönünden ise "adli yargıda açılan davanın da gözetilerek yeniden incelemek suretiyle bir karar verilmesi" gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak 190.000,00-TL'lik tazminat isteminin yapı bedeli olan 41.000,00-TL'lik kısmının (kesinleşen 1.000,00-TL'nin mahsubu ile) kabulü, 149.000,00-TL'lik kısmının ise reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2018/5408, K:2018/8080 sayılı kararıyla: "26.06.2007 tarihinde davacı tarafça verilen dilekçede belirtilen 189.000,00-TL'lik tazminat isteminin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 16/4. ve Geçici 7. maddesi kapsamında ıslah talebi olarak nitelendirilemeyeceği" gerekçesiyle bozulması sonrasında, İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak ısrar edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/12/2020 tarih ve E:2020/577 K:2020/3185 sayılı kararıyla;...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ısrara (miktar artırımına) ilişkin kısmının onanmasına karar verilerek temyiz isteminin esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2022/7763, K:2023/4001 sayılı kararıyla, ''Temyize konu kararın davacılar ..., ... ve ... yönünden incelenmesinden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu ilgili hükümlerine yer verildikten sonra, kural olarak avukatların vekaletnamesiz dava açabilmeleri mümkün değildir. Kuralın istisnası ise, gecikmesinde zarar doğabilecek hallerde, mahkemenin izni ile verilecek kesin süre içerisinde vekaletnamenin ibrazı halinde dava açılabilmesi halidir. Dosyanın incelenmesinden; davacılar vekili olarak gösterilen Av.... tarafından davanın açıldığı tarihte, davacılardan ...'e vekaletname ile kendine asaleten, yaşları küçük çocukları ..., ..., ... ve ...'e velayeten ...e ait vekaletnamenin dosyaya ibraz edildiği, yargılama sırasında davacılardan ..., ... ve ...'in 18 yaşını ikame ederek davada taraf olma ehliyetini kazandığı, 25.10.2022 tarihinde Dairemizce verilen ara kararı gereğince bu davacıların davayı bizatihi kendileri veya vekilleri aracılığıyla takip etmek isteyip istemediklerinin bildirilmesinin istenildiği, ancak gelinen aşamada bu konuda henüz bir talepte bulunulmadığı gibi anılan davacıların vekili olarak bakılan dosyaya herhangi bir vekaletnamenin de sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacılar vekilinin yargılama sırasında davada taraf olma ehliyetini kazanmış ..., ..., ... adına bakılan davada herhangi bir işlem yapabilmesine olanak veren bir vekaletnamesi bulunmadığı dikkate alındığında, Mahkemece bu hususlar çözüme kavuşturulmadan işin esası hakkında karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmına gelince; "uyuşmazlıkta, davacılar tarafından 25.06.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile toplamda 125.000,00-TL manevi tazminatın da olay tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle birlikte davalı idarelerden ... Belediye Başkanlığından istenildiği, ancak temyize konu kararda manevi tazminata ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen Yasa maddesi ve taleple bağlılık ilkesi uyarınca, İdare Mahkemesi tarafından davacıların manevi tazminat istemleri hakkında da hüküm kurulması gerekirken, bu konuda ayrı bir hukuki değerlendirme yapılmayıp, hüküm kurulmamış olması, diğer bir ifadeyle eksik hüküm kurulmuş olması sebebiyle temyize konu kararda bu yönden de hukuki isabet bulunmamaktadır.'' denilerek davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu kararın bozulması sonrasında, bozmaya uyularak, bu kez sadece manevi tazminat yönünden yapılan inceleme neticesinde, ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına, davanın kabulüne, 115.000,00-TL manevi tazminat tutarının kusur oranlarına göre, davalı İdareler tarafından ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-... Kaymakamlığı tarafından; ilgili mevzuat gereğince riskli ve hasarlı yapıların yıkımı ile ilgili yetki ve sorumluluğun yerel yönetim birimlerine verilmiş olduğu, idarelerince sadece Bakanlık, Valilik ve yerel yönetim birimleri arasındaki yazışmaların koordine edilmekte olduğu, her hangi bir kusurlarının bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2-... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; afet hukuku çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, idarelerine sorumluluk yüklenemeyeceği, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 3-... Belediye Başkanlığı tarafından; ıslaha ilişkin kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce verilmiş hatalı dilekçe ıslah dilekçesi kabul edilerek, buna göre hüküm kurulmuş olduğu, gerekçe olarak davanın derdest olmasının gösterildiği, Kanuni düzenleme yapılmadan önceki bir talebin, bu konuda daha sonra kanuni düzenleme yapılsa bile yeniden yapılması gerektiği, İYUK'ta yasal düzenleme bulunmaması halinde HMK hükümlerinin uygulanacağı, HMK'da yasal düzenleme yapılmadan önce verilen dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabulü ve buna dayanarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, zorlama bir yorum olduğu, hükmedilen manevi tazminatın çok fazla olduğu, gerekçesiz tazminat kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ :Temyize konu İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen düzeltilerek onanması, maddi tazminat istemi yönünden ise kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 17.08.1999 depreminden sonra ... Belediyesi yetkililerince 21.08.1999 tarihinde yapılan incelemede dava konusu binanın hasarlı olduğundan bahisle bina sakinleri tahliye edilerek bina mühürlenmiş, ... Kaymakamlığı İlçe Kriz Merkezi Başkanlığı adına ... Kaymakamınca imzalanan ... günlü, ... sayılı yazıyla; "dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu ... ve İskan İl Müdürlüğü yetkililerince tutulmuş listeye istinaden" az hasarlı ve hasarsız binaların mühürlerinin sökülebileceği belirtilerek ... Belediyesine yazı yazılmış, ... Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı Genelgesi gereği ... Belediye Başkanlığı'nca hasarlı olduğu görülen binalar listesinde bulunan dava konusu bina sakinlerine ve muhtarlıklara gönderilen yazıyla Bakanlıkça yetkilendirilen Proje Kontrol Müşavirliklerine binalarının depreme dayanıklılığını kontrol ettirmeleri gerektiği tebliğ edilmiş, ancak bina maliklerince bu konuda herhangi bir işlem yapılmadığı gibi bu konunun takibini ... Belediyesi de yapmamış, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yaptırılan deprem master planı kapsamında yapılan çalışmalarda bu binaya 37 deprem puanı verilmek suretiyle aslında binanın riskli binalardan olduğunun belirtildiği halde 5216 sayılı Kanunun 7. maddesinin (z) fıkrası uyarınca binayı tahliye edip yıkmak görevi yerine getirilmemiş, daha sonra 21.02.2007 günü çöken binada davacı ...'in eşi, ...in ise kardeşi eşi vefat etmiştir. Bunun üzerine, davacılardan... kendi adına asaleten çocukları 2001 doğumlu ..., 2002 doğumlu ..., 2003 doğumlu ... ve 2005 doğumlu ... adına bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. Davalı idarelerden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine hükmedilen manevi tazminat bedeline uygulanacak faiz başlangıcı dışındaki hususlar yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta; her ne kadar yargılamanın önceki aşamalarında 30/09/2019 tarih ve E:2019/1912, K:2019/2491 sayılı karar ile sadece maddi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme sonucunda 190.000,00-TL tazminat isteminin 41.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, 149.000,00-TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiş, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2022/7763, K:2023/4001 sayılı kararıyla maddi ve manevi tazminat istemlerini kapsar şekilde bozulması sonrasında, bozmaya uyularak, bu kez sadece manevi tazminat yönünden yapılan inceleme ile karar verilmiş ise de, söz konusu karardaki aleyhe hususların bozulması istemi ile sadece davalı İdareler tarafından temyize gelindiğinden, karardaki davacılar aleyhine olan ve temyize konu edilmeyen kısımların incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, aksi durumun davalılar yönünden aleyhe bozma yasağı ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna ulaşılmıştır. Davalı idarelerden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine hükmedilen manevi tazminat bedeline uygulanacak faiz başlangıcı yönünden ise; İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde, temyiz incelemesi sonucu Danıştay'ın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; davalı İdarelerden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden, hasım mevkiine alınma tarihi olan 31.03.2017 tarihi, hükmedilen manevi tazminat bedeli için faiz başlangıcı olarak belirlenmesi gerekirken, temyize konu kararda, manevi tazminat bedeli için diğer davalı İdareler ile ayrıma gidilmeksizin, faiz başlangıcı olarak ıslah dilekçesinin davalı İdarelere tebliğ edildiği tarihin faiz başlangıcı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dosyanın geldiği aşama da dikkate alınmak suretiyle, temyize konu kararın hüküm kısmında geçen ''...davalı İdareler tarafından ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine,...'' ifadesinin ''...davalı İdarelerden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden hasım mevkiine alındığı 31.03.2017 tarihinden itibaren, diğer davalı İdareler yönünden ise ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine,...'' şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin reddine, 2.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu edilen kısımlarının, davalı idarelerden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine hükmedilen manevi tazminat bedeline uygulanacak faiz başlangıcı yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA, diğer hususlar yönünden ise ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, "Davaların Karara Bağlanması" başlığını taşıyan 22. maddesinin 1. fıkrasında; konular aydınlandığında meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı; aynı Kanunun "Kararlarda Bulunacak Hususlar" başlıklı 24. maddesinin e fıkrasında, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün, tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarının kararda belirtileceği, düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı, 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde ise, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması durumu, Mahkeme kararının bozulması nedeni olarak gösterilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez..." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemede yer alan ve usul hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda da, yargı mercilerinin davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır. Dosyanın ve dava dilekçesinin incelenmesinden; davanın maddi ve manevi tazminat istemi ile açıldığı, ancak yargılamanın önceki aşamalarında, ...İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sadece maddi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme sonucunda 190.000,00-TL tazminat isteminin 41.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, 149.000,00-TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2022/7763, K:2023/4001 sayılı kararıyla maddi ve manevi tazminat istemlerini kapsar şekilde bozulduğu, Mahkeme tarafından bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada ise, sadece manevi tazminat yönünden yapılan inceleme ile karar verilmiş olduğu, maddi tazminat yönünden ise karar verilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar temyiz incelemesi yapılan İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmamış ise de, Mahkeme tarafından dava dilekçesinde yer verilen maddi tazminat istemi hakkında karar verilmemiş olması, davanın esasına yönelik eksiklikten ziyade yargılama usulüne ilişkin bir eksiklik olduğu, usule ilişkin eksikliğin ise temyiz aşamasında resen araştırma ilkesi çerçevesinde incelenmesi gereken bir husus olduğu, usule ilişkin bir konuda resen yapılacak temyiz incelemesinin aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, öte yandan, yargılamanın mevcut hali ile sonuçlanması halinde, maddi tazminat istemi hakkında karar verilmemiş olmasının, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğüne ve mülkiyet hakkına aykırı bir durum yaratacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması hallerinde temyize gelen tarafa ya da kararın taraflardan herhangi biri yönünden kesinleşip kesinleşmediğine bağlı olmaksızın incelenen kararın bozulacağı hüküm altına alındığından, temyiz incelemesinde usul hükümlerine uyulmadığının tespit edilmesi halinde, usul hükümlerine uyulmadan verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğinden, görülmekte olan dava maddi ve manevi tazminat istemli olarak açılmış olduğu halde, yargılamanın geldiği aşama ve sonucu itibarıyla maddi tazminat istemi hakkında karar verilmemiş olduğundan, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu Mahkeme kararının manevi tazminat istemine ilişkin kısmının onanması, maddi tazminat istemi yönünden ise "eksik hüküm nedeniyle" bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.