T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/06/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACINI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/06/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili kurumun hizmet alımı işinin ihale edilmesi neticesinde ihaleyi alan davalı şirketlerin ihale dokümanı gereğince müvekkili kuruma hizmet verdiklerini, davalı şirketlerin ihale konusu işi ihale dökümanı gereğince dava dışı işçi gibi işe aldığı işçiler eliyle tamamladığını, ancak davalı şirketler tarafından işe alınan ve çalıştırılan dava dışı işçi tarafından müvekkili idareye karşı açılan Antalya 6. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın yargılaması neticesinde; dava dışı işçi lehine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vs. işçilik alacakları ile yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, anılan kararın istinaf edildiğini, istinaf incelemesi neticesinde istinaf talebinin reddine karar verildiğini, söz konusu mahkeme ilamı dava dışı işçi ... vekili tarafından Burdur İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili idare aleyhine takibe konulduğunu, takipte kesinleşen miktar, icra faiz ve masrafları ile bu dava kapsamında mahkum kalınan yargılama giderleri dahil olmak üzere ücretin dava dışı işçiye ödendiğini, ödemeye ilişkin banka dekontunun ekte sunulduğunu, müvekkili idare ile yüklenici şirketler arasında imzalanan sözleşmelerin eki olan Teknik Şartname'nin 24. maddesinin (g) bendinde; "Yüklenici koruma ve güvenlik hizmetleri kapsamında istihdam ettiği koruma ve güvenlik görevlilerinin her türlü özlük, mali ve sosyal haklarını ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak karşılamakla mükelleftir. Bu konularda idarenin hiçbir sorumluluğu yoktur" denildiğini, davalı firmalar ile müvekkili idare arasında akdedilmiş olan ihale sözleşmesinin eki niteliğinde olan Teknik Şartname'nin 12/f bendinde; “… işçilerin İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Mevzuatı gereğince doğacak tüm hak ve yükümlülüklerinden yüklenici firma sorumludur.” hükmüne yer verildiğini belirterek davalı taşeron şirketler tarafından, müvekkili idareye sunulan ihale kapsamında, karşı taraf şirket tarafından çalıştırılan dava dışı işçi ...'ın müvekkili idarece ve taşeron firmaya işçilik alacakları istemi ile açtığı davada, Antalya 6. İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı neticesinde; Burdur İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları, yargılama gideri ve vekalet ücretinin alt işveren konumunda bulunan davalı şirketten rücuen tazmini istemi ile 57.566,41-TL’nin ödeme tarihi olan 07.07.2020 tarihinden itibaren; 750,60-TL ve 1802,85-TL bakiye karar harcı, istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harç bedelleri toplamının ödeme tarihleri olan 07/12/2020, 26/06/2020 tarihinden itibaren toplamda 60.119,32-TL'nin arabuluculuk yoluna başvuru tarihi ile ödeneceği tarihe kadar işletilecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... A.Ş. şirket vekili; zaman aşımı def'inde bulunduklarını, öncelikle davacı tarafın talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kıdem tazminatından ...'ın sorumlu olduğunu, kıdem tazminatından sorumluluğun ilgili kamu kurum veya kuruluşlarında olduğunu ve onlar tarafından ödenmesi gerektiği emredici düzeltmelerle hüküm altına alındığını, davacı idare ile davalı şirket iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtilen 11.09.2014 tarihinden sonra düzenlendiğini, dava dışı işçinin iş akdinin de işbu tarihten sonra feshedildiğini, sözleşmede açıkça alt işverene rücu edileceğine dair madde bulunmadığını, iptal kararının geriye yürümezliği kuralı gereğince müvekkili şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek kıdem tazminatından sorumlunun davacı ... olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmenin dava konusu alacak kalemleri yönünden müvekkiline bir sorumluluk yüklemediğini, sözleşmede işbu alacak kalemlerinin davacı tarafın iddiasının aksine müvekkiline rücu edilebileceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, davacı kurum ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme uyarınca dava dışı işçinin de bu kapsamda müvekkili şirket bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davacı ile imzalanan sözleşmenin müvekkili şirkete işin devamı süresince personelin SGK primleri, vergileri, ücreti, yol, yemek ücreti v.s. gibi düzenli ve sürekli verilen haklarının teslimiyle ilgili sorumluluk verdiğini, davacının talep etitği ücretlerden müvekkili şirketin bir sorumluluğunun olmadığını, sözleşme hükümleri incelendiğinde; davacı tarafından ödenen kalemlerin müvekkiline rücu edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığının da açıkça görüleceğini, davacı tarafından talep edilen işçilik alacaklarının dava dışı işçinin davacı nezdinde çalışmasından doğduğunu, bu alacakların müvekkiline yükletilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin dava dışı işçinin davacı nezdinde gerçekleştirdiği çalışmalardan doğduğunu belirterek davanın öncelikle usulden reddine, neticeten haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Davacı, ... isimli işçi tarafından açılan dava ve yapılan takip sonucu icra dosyasına 57.566,41-TL ödeme yaptığını, ayrıca istinaf kanun yoluna başvurma ve karar harcı ödendiğini, imzalanan sözleşmeye göre işçilere yapılan tüm ödemelerden davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ... şirketi ise sorumluluğun davacıya ait olduğunu savunmuş, ayrıca 4857 sayılı yasanın 112.maddesine eklenen fıkra sebebiyle kıdem tazminatından davacı asıl işverenin sorumlu olduğunu belirtmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen tazminatlardan hangi tarafın sorumlu olacağına ve sorumluluğun hangi oranda olduğuna ilişkindir. Davalı taraf 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca işçilik alacaklarından asıl iş verenin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de, ilgili düzenleme işçiyi korumak amaçlı getirilmiş bir düzenleme olup, asıl işverenin bu sorumluluğu sadece işçiye karşıdır. Eldeki davada ise, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Diğer taraftan 7166 sayılı yasa ile 4857 sayılı kanunun 112.maddesine getirilen 6. Fıkra ile sözleşmede açıkça yazılmadığı sürece kıdem tazminatı konusunda asıl işverenin alt işverene rücu edemeyeceği düzenlenmiş ise de ilgili fıkranın Anayasa Mahkemesi'nin 19/09/2019 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile iptal edildiği, kaldı ki somut olayda taraflar arasındaki sözleşmelerin değişikliğin yapıldığı ve yürürlüğe girdiği 2014 yılı eylül ayından önce yapıldığı ve somut olayda uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin 9. maddesi atfıyla sözleşmelerin eki olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 38, 39, 40 ve 41. maddeleri ile teknik şartnamenin 24-g maddesindeki düzenlemeye göre işçiye ödenecek olan tazminatlardan davalı yüklenicilerin sorumlu olduğu, hizmet alım sözleşmesinin bedeli düzenleyen 7. Maddesine göre işçilik maliyetlerinin teklif edilen birim fiyatlara dahil edildiği anlaşılmaktadır. Bu düzenleme gereği yüklenicilerin, davacı tarafından ödenen tüm tazminattan sorumlu olduklarının kabulü gerekmektedir. Yani dava konusu tazminatlar için her bir yüklenici işçiyi çalıştırdığı dönem itibariyle ödenen tazminattan sorumludur. Dava dışı işçinin öncelikle davalı ... şirketinde işçi olarak çalışmakta iken ihale ile işi devralan ... Ltd şirketinde (eski ünvanı ... şirketi) ve son olarak ... A.Ş'de (eski ünvanı ... Hizmetleri Ltd şirketi) çalıştığı, yaptığı işe aynen devam ettiği, yani önceki alt işverenin ihale süresinin sona ermesi anında dava dışı işçinin iş akdinin sonlandırılmayıp ihaleyi yeni alan alt işveren nezdinde çalışmasını sürdürdüğü, bu itibarla yerel Yargıtay içtihatlarına göre davalılar arasındaki ilişkinin iş yeri devri niteliğinde olduğu, kıdem tazminatından her bir işverenin işçiyi çalıştırdığı dönem ile ve devir tarihindeki son brüt ücret ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, davalı yüklenicilerin sorumluluklarının miktarında davacının yaptığı arabuluculuk ücreti dahil tüm ödemenin dikkate alınması gerektiği, alt iş verenler işçiyi çalıştırdıkları dönem ve devir tarihindeki son brüt ücret ile sınırlı olarak sorumlu olduklarından bilirkişinin buna göre yaptığı hesaplamaya itibar edilmesi gerektiği, ancak istinaf karar harcı ve başvuru harcından davacının işçiye karşı asıl işveren olarak sorumluluğunun bulunması, dava açılmadan önce işçiye ödeme yaparak dava açılmasının engelleme imkanının bulunması sebepleriyle bunu yapmayarak davanın açılmasına sebebiyet verip, ödediği istinaf karar ve başvuru harcından dolayı yarı oranında sorumluluğunun bulunduğu kanaatiyle bu yön itibariyle rapora iştirak edilmediği, mahkememizce istinaf karar harcı ve başvuru harcı olarak ödenen toplam 2.553,45-TL'nin yarısı olan 1.276,72-TL'nin davalılara rücu edebileceğinin değerlendirildiği, buna göre raporda belirtilen alt işverenlerin sorumluluk oranlarına göre tutarın %0,1'ine isabet eden 1,28-TL'sinden davalı ... şirketi, %3,9'una isabet eden 49,79-TL'sinden davalı ... şirketi, %96'sına isabet eden 1.225,65-TL'sinden ... A.Ş'in sorumlu olduğu, davacının icra dosyasına asıl alacaklar faiz ve yargılama gideri olmak üzere toplam 57.566,41-TL ödediği, raporda belirtildiği üzere kıdem tazminatı hariç diğer asıl alacak ve faizlerinden son iş verenin sorumlu olduğu, kıdem tazminatından davalıların kendi dönemleriyle sınırlı sorumlu olduğu, buna göre kıdem tazminatından davalı ... Şirketinin sorumluluğunun 23,34-TL, davalı ... şirketinin sorumluluğunun 1.386,89-TL, davalı ... şirketinin ise kalan 12.504,90-TL'sinden sorumlu olduğu, diğer işçilik alacakları olan 4.675,35-TL ihbar tazminatı, 965,07-TL ihbar tazminatı faizi, 10.460,80-TL işe başlatmama tazminatı, 2.142,71-TL işe başlatmama tazminatı faizi ve 6.182,94-TL boşta geçen süre tazminatı ile 1.268,92-TL boşta geçen süre alacağı faizi alacaklarından da son işveren olarak davalı ... şirketinin sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu asıl alacaklar ve kıdem tazminatı hariç diğer alacakların faizi toplamının 38.200,69-TL olduğu, (12.504,90-TL+4.675,35-TL+965,07-TL +10.460,80-TL+2.142,71-TL+6.182,94-TL+1.268,92-TL) diğer davalıların kıdem tazminatı asıl alacağından olan sorumluluk tutarları eklendiğinde (23,34-TL+1.386,89-TL) kıdem tazminatı faizi hariç kıdem tazminatı asıl alacağı diğer asıl alacaklar ve faizleri toplamının 39.610,92-TL olarak bulunduğu, icra dosyasına ödenen 57.566,41-TL'den bu tutar çıkartıldığında geriye kalan 17.955,49-TL'nin kıdem tazminatı faizi ve yargılama giderlerine ilişkin olduğu, raporda belirtilen sorumluluk oranlarına göre hesaplama yapıldığında bu tutarın davalı ... şirketinin %0,1'e denk gelen 17.96-TL'sinden davalı ... şirketinin %3,9'a denk gelen 700,26-TL 'sinden, davalı ... Şirketinin ise bakiyesi olan 17.237,27-TL'sinden sorumlu olduğu, sonuç olarak davalıların icra dosyasına ödenen 57.566,41-TL'den sorumluluklarının ... şirketinin 41,30-TL, ... Şirketinin 2.087,15-TL, davalı ... şirketinin ise 55.437,96-TL olduğu, davacının bu bedelleri ödeme tarihi olan 07.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ayrı ayrı talep edebileceği, istinaf başvuru ve karar harcından dolayı rücu edebileceği tutarın ise yukarıda açıklanan gerekçeye göre 1.276,72-TL olduğu, raporda belirtilen alt işverenlerin sorumluluk oranlarına göre bu tutarın 1,28-TL'sinden davalı ... şirketi, 49,79-TL'sinden davalı ... şirketi, 1.225,65-TL'sinden ... A.Ş'nin ödeme tarihi olan 07.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya karşı sorumlu oldukları anlaşılmakla toplam 58.843,13-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı ... Hiz. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun sorumluluğunun işçinin haklarını koruma adına yasadan kaynaklanan müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk olduğunu, Mahkeme kararı gereğince işçi alacağını ödeyen müvekkili kurumun davalılara rücu hakkı bulunduğundan, bu davanın müvekkili adına açtıklarını, dava dilekçesinde ekli olan sözleşme ve şartnameler incelendiğinde müvekkili kurumun davalılara rücu etme hakkı olduğunu, sözleşme maddelerinde müvekkili kurumun hiçbir şekilde sorumlu olmadığını ve tüm sorumluluğun yüklenicilerde olduğunun açıkça ifade edildiğini, sonuç olarak sözleşme dokümanlarında yüklenicinin çalıştırdığı elemanların özlük haklarına ait her türlü giderlerin sözleşme bedeline dahil olduğunu, yüklenicilerin işçilerin ücretlerini, tazminatlarını ödemek zorunda olduklarını, idarenin bu hususta herhangi bir sorumluluğu olmadığının açıkça ifade edildiğini, kaldı ki yine sözleşme dokümanlarında yüklenicilerin işçilerin çalışma şartlarına uymaları ve ücret almalarını sağlamaları gerektiğini, müvekkili kurumun ödediği bedellerin tamamının davalı yandan talep edebileceğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ihale mevzuatı gereğince bahse konu hizmet alım ihalesinin bir bütün olarak ihale edildiğini, ihaleyi alan davalı şirketlerden “ihale konusu işin yürütülmesi hizmetini satın almakta” olduğunu, ihale konusu işin, yüklenici olan davalılarca kendi işçileri eliyle yapıldığını, müvekkili kurumun sorumluluğunun ihale dokümanı gereğince oluşan hak edişleri yani ihale bedellerini ödemek olduğunu, davalı şirketlerin sorumluluğunun da ihale konusu işi yerine getirmek olduğunu, müvekkili kurumun ihale dokümanı gereğince ihale bedelinin ödenmesinden başka herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yükleniciler ile müvekkili kurum arasındaki sözleşmelerde sorumlulukların yüklenici firmalarda olduğunu, Mahkeme kararında her ne kadar harçlar yönüyle talepleri kabul edilmemişse de bu yönüyle Mahkeme kararının bozulmasına davalarının tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, çünkü müvekkili kurumun, davalı taşeron firmalar tarafından ödenmeyen işçilik alacakları sebebiyle işçilerin davalarına maruz kaldığını, bu kararların kurum aleyhine olanları hakkında yüksek yargıda hakkını aradığını, bu alacakların şayet taşeron firmalar tarafından ödense idi kurumlarına karşı bu davaların açılmayacağını ve kurumlarının da harçları ödemek zorunda kalmayacağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... Hiz. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıdem tazminatı yönünden müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı işçiye ödemenin 01.09.2014 tarihinden sonra yapıldığını, idare ile imzalanan sözleşmede açıkça alt işverene rücu edileceğine dair madde bulunmadığı anlaşılmakla; iptal kararının geriye yürümezliği kuralı gereğince müvekkili şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğunun gözetilmesi gerektiğini, bu sebeple kıdem tazminatından sorumlunun davacı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile imzalanan sözleşmenin müvekkili şirkete rücusu talep edilen alacaklarla ilgili bir sorumluluk yüklemediğini, bu alacakların dava dışı işçinin davacı nezdindeki çalışmasından doğduğunu, bu alacakların müvekkiline yükletilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, davacı ile müvekkili şirket arasında ihale süresini kapsayan belirli süreli personel temini sözleşmesi imzalandığını, dava dışı işçinin de bu kapsamda müvekkili şirket bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, sözleşmenin sona ermesiyle de işyerinin ihaleyi yeni alan şirkete devredildiğini, davacı ile imzalanan sözleşmenin müvekkili şirkete işin devamı süresince personelin SGK primleri, vergileri, ücreti gibi düzenli ve sürekli verilen haklarının teslimiyle ilgili sorumluluk verdiğini, feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatı gibi ücretlerden müvekkili şirketin bir sorumluluğu olmadığını, müvekkili şirket ihale bedeli kapsamında bu bedellerin karşılığını da almadığını, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, dava dışı işçiye ödenen bedellerin karşılığı ihale kapsamında müvekkili şirkete ödenmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin karşılığını almadığı bir bedeli davacıya ödemesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine, müvekkili şirketin ise zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, ihale dokümanı ile birlikte teklif verilen birim fiyat cetveli davacı taraftan celp edilerek incelendiğinde kıdem tazminatına ve yol ücretine ilişkin herhangi bir bedelin tarafımıza ödenmediğinin net olarak görüleceğini, kıdem tazminatı gibi iş ilişkisi kesildikten sonra ödenen ve önem arz eden giderlerinin teklif edilen birim fiyata dahil edilmemesinin bilinçli bir tercih olduğundan irade serbestisi içerisinde kurulan ticari ilişkilerde hiç kimse karşılığını almadığı veya menfaat elde etmediği bir yükümlülük altına alınamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkili şirketin ödenen kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı ve fazla mesai alacağından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığından müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, Yerel Mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, sözleşme ile müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmiş olsa dahi genel işlem koşullarına aykırılık dolayısıyla yazılmamış sayılması gerektiğini, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı tarafından iddia edildiği gibi sözleşme ile tüm sorumluluğun müvekkil şirkete yüklendiği varsayılsa dahi, iş bu sözleşmeler müzakereye açık olarak imzalanmadığından Borçlar Kanunu ve Sözleşmeler hukukunda yer alan genel işlem koşullarının uygulanmasının gerekeceğini, bu hükümlerin tarafları tacir olsun olmasın Borçlar Kanunu kapsamındaki tüm sözleşmeler hakkında uygulanacağını, davacının dilekçesinde öne sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmenin imzalanma aşamasında müvekkili şirkete sözleşme maddelerini müzakere etme ve değişiklik yapma hakkı tanınmadığını, sözleşmenin davacı kurum tarafından tek taraflı olarak hazırlandığını, bu sebeple genel işlem koşullarına aykırılıktan dolayı davacı kurum ile davalı müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme ve şartnamelerde işçilik alacaklarından yalnızca müvekkili şirketin sorumlu olduğuna dair hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiğini, Mahkeme kararında bu yönde herhangi bir değerlendirme dahi yapılmadığını, işe başlatmama ve boşta geçen süre alacağı yönünden müvekkil şirkete sorumluluk yükletilmeyeceğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin bu alacak kalemleri yönünden müvekkiline sorumluluk yükletmediğini, dava dışı işçinin iş akdinin, davacı ile akdedilen sözleşmenin sona ermesi üzerine başka projede görevlendirmeyi kabul etmemesi üzerine sona erdiğini, işçinin başka projede görevlendirilmesinin sebebinin davacı ile akdedilen sözleşmenin süresinin sona ermesi olduğunu, bununla birlikte davacı tarafça yapılan işe iade başvurusu üzerine de işçinin davacı nezdindeki projede görevlendirilmesinin mümkün olmaması sebebiyle başka bir proje teklif edildiğini, işçi tarafından bu teklifin kabul edilmediğini, işçinin eski işine iadesinin müvekkili şirket bakımından objektif olarak imkansız olduğunu, dava dışı işçinin iradesinin davalı kurum nezdinde çalıştığını, gerek işçinin iş akdinin sona ermesinde, gerek işçinin eski görevine iade edilememesinde müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı işçi tarafından açılan işe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin davalarda davacının, davalı taraf olarak gösterildiğini, mahkeme kararına istinaden işçiyi işe iade etme imkanına sahip olmasına rağmen işe başlatmadığını, boşta geçen süre alacağı ve işe başlatmama tazminatının doğmasına sebebiyet verenin davalı kurum olduğunu, bu alacaklar yönünden müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı işçi lehine hükmedilen boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatından davacı kurum sorumlu tutulması gerekirken müvekkili şirkete sorumluluk yükletilmesinin hatalı olduğunu, alacakların hesaplanmasında dava dışı işçinin idare nezdinde, başka altişverenler nezdinde geçirdiği çalışmasının da dikkate alındığını, müvekkiline dava dışı işçiyi istihdam etmediği dönem için de sorumluluk yükletilmesinin fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilin sorumluluğuna hükmedilecekse bile müvekkilinin bu tutarın en fazla yarısından sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkilinin bu alacaklardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ancak bu taleplerin kabul edilmemesi durumunda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığından konuyla ilgili olarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesinde müteselsil sorumluluktaki paylaşıma ilişkin düzenlemeyi dikkate alan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin hesaplanan tutarın en fazla yarısından sorumlu tutulması gerektiğini, Yerel Mahkeme kararında ise bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, müvekkiline ödenen kalemler yönünde hesaplanan miktarın tamamından sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi kanaatte de müvekkilinin sorumluluk miktarının hesaplanmasının hatalı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, hükmedilen alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava dışı işçilere yapılan bu ödemeden bu dava ile haberdar olduğunu, söz konusu alacağa ödeme gününden itibaren faiz işletilmesine ilişkin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, rücuya konu alacağa ilişkin müvekkilinin temerrütünden söz edilemeyeceğini, temerrüt söz konusu olmadığından ödeme tarihi itibariyle faiz işletilmesinin de mümkün olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; davacı asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının sözleşme kapsamında davalı alt işverenlerden tahsili istemine ilişkin rücuen tazminat davası niteliğindedir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf isteminin incelenmesinde; istinafa konu kararda reddedilen miktar 1.276,19-TL'dir. Davacı yan bu miktar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00-TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00-TL, 2019 yılı için 4.400,00-TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00-TL, 2021 yılı için 5.880,00-TL, 2022 yılı için 8.000,00-TL, 2023 yılı için 17.830,00-TL, 2024 yılı için 28.250,00-TL, 2025 yılı için 40.000,00-TL'dir. İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 28/06/2022 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir. İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak İlk Derece Mahkemesine aittir. Ancak İlk Derece Mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermesi halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir. Bu konuda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, İlk Derece Mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve İlk Derece Mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, İlk Derece Mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11 maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi halinde, İlk Derece Mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira İlk Derece Mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında; İlk Derece Mahkemesince verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca davacı yönünden kesin nitelikte olduğundan, davacının karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı ... Hiz. A.Ş. vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesinde; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olduğu, işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup yüklenicilerin bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak işverene karşı sorumlu oldukları, bilirkişi raporunda davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından davalıların kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamanın doğru olduğu, dosyada mevcut Teknik Şartname, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi ve diğer belgelere göre işçilik alacaklarından davacının sorumlu olacağına ilişkin açık hüküm bulunmadığı, Teknik Şartname ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre ödenen işçilik alacakları ile ferilerinden davalıların kendi dönemleri ile sorumlu olduğunun anlaşıldığı, dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama ve boşta geçen süre tazminatından son işverenin sorumlu tutulmasının isabetli olduğu, Teknik Şartnamede yer alan hükümlerin genel işlem şartı niteliğinde olduğunun ileri sürülemeyeceği, sözleşmenin 11/09/2014 tarihinden önce imzalandığı nazara alındığında 4857 Sayılı İş Kanunu'nda 21/02/2019 tarih 7166 sayılı Yasa'nın 11. ve 12. maddeleri ile yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması nedeniyle bu maddelerin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı, feri mahiyetindeki ödemelerinin de rücu kapsamında kaldığı, davalı alt işverenin dava dışı işçiye yapılan ödemelerin yarısından sorumlu olacağına dair bir düzenlemenin de mevcut olmadığı, dava dışı işçi tarafından Antalya 6. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada davalı ... Hiz. A.Ş.'nin de davalı olması sebebiyle hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulmasının isabetli olması sebebiyle davalı ... Hiz. A.Ş. vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... Hiz. A.Ş. vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Hiz. A.Ş. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Davalı ... Hiz. A.Ş.'nin istinaf başvurusu yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.004,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 272,89-TL istinaf karar harcının davalı ... Hiz. A.Ş.'den tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine İADESİNE, 5-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, 6-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 7-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/03/2026 ...