TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/07/2024 NUMARASI: 2023/134 Esas, 2024/413 Karar DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/148 ESAS DAVACILAR : ... BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/533 KARAR NO : 2026/66 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/07/2024 NUMARASI: 2023/134 Esas, 2024/413 Karar DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/148 ESAS DAVACILAR : ... BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ...ve ... ile davalı ... Anonim Şirketi arasında, (-davalının ...&....... ... & ... ile akdettiği 09/07/2014 tarihli ... Sözleşmesi ile 09/07/2014 tarihli ........sözleşmesi kapsamında davalı tarafından üstlenilen her türlü montaj işlerinin dayanak sözleşmeler ve bunların eklerine, proje ve teknik şartnamelerine, fen ve sanat kaidelerine uygun olarak davacılar tarafından müştereken yapılması ve bunların tam ve kusursuz olarak işverene teslim edilmesi hususunda-) 15/07/2014 tarihli ........Kentinde yeni yapılmakta olan hava alanı sahasında yerine getirilmek üzere sözleşme imzalandığını, davalının ana müteahhit firma .../ ... konsorsiyumunun alt yüklenicisi olarak aldığı işlerin bir kısmını davacı taşeronlara yaptırmak amacı ile sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmede tarafların yerine getirmekle yükümlü oldukları hususların kararlaştırıldığını ve yine sözleşme ile iş bedelininde kararlaştırıldığını, sözleşmede belirtildiği gibi davacıların 18/08/2014 tarihinde gerekli hazırlıklarını yaparak, çalıştıracakları yeterli işçi ile birlikte işin yapılacağı ülke ve mahalde hazır bulunduklarını, sözleşmenin bitim tarihi olan 28/09/2015 tarihinde davalıdan kaynaklanan nedenlerle sözleşmedeki götürü bedeli tutarında ki imalatın gerçekleştirilemediğini, sözleşmeyle belirlenen imalatların yerine getirilememesinin davalının iş yapılacak mahalde gerekli organizasyonu sağlayamamasından kaynaklandığını, davalının davacı taşeronları sözleşme dışı başka işlerde çalıştırıldığını, davacıların üstlendiği işin götürü bedelli olması nedeniyle davacıların sözleşmede kararlaştırılan 3.180.000 USD iş bedelinin tamamını almaya hak kazandıklarını, davalının müşterek taşeronlara ve taşeronlar adına işçiler adına 1.153.440,26 USD ödeme yaptığını, bu bedel iş bedelinden düşüldüğünde geriye 2.633.743,32 USD kaldığını ve davalının bu miktar davacılara borçlu olduğunu, borcunu ödemesi için davalıya ihtarname gönderildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını, taraflar arasında ki sözleşmenin 7.5 maddesi gereğince davalıya verilen 20.000 USD bedelli avans teminat senedi ile sözleşmenin 8.0 maddesine göre verilen teminat amaçlı 159.000 USD miktarlı teminat senedinin davacıların davalıya her hangi bir borcunun bulunmaması bilakis alacakları olmaları nedeniyle iadesinin gerektiğini beyanla, davacıların toplam 2.633.743,32 USD kesin hak ediş alacağından sözleşme götürü iş bedeli karşılığı olarak şimdilik 1.000 USD tutarının 28/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte, sözleşme dışı ve kesin hesap fazlası işler bedeli toplamına ilişkin olarak da şimdilik 1.000 USD tutarının 28/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı şirkete verilen ...imzalı 15/07/2014 tanzim tarihli vade kısmı boş 20.000 USD bedelli avans teminat senedi ile, davacılar tarafından imzalanan 01/09/2014 tanzim tarihli vade kısmı boş 159.000 USD bedelli senetlerin davacıların davalıya borçlarının bulunmaması, buna karşılık davalıdan alacaklı olmaları karşısında 3.şahıslara devir ve temliklerinin önlenmesi ile icra takibine konu yapılmamaları yönünde ihtiyati tedbir verilmesine, borç bulunmadığının tespiti ile senetlerin iptaline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davaya cevaplarında ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davalının ...'nda inşaatı devam eden ... İnşaat Projesi kapsamında müteahhit firma ... ...... & ... tarafından ... ........ Bakanlığı'na karşı taahhüt edilen işlerin bir kısmının ifasını alt müteahhit olarak üstlendiğini, bu sebeple bir kısım sözleşmeler imzalandığını, davalının üstlendiği bir kısım işleri ise davacılara taşere ettiğini, yapılan sözleşme ile davacıların sözleşme kapsamında yapılacak işleri taahhüt ettiklerini, davacılar ile yapılan 15 Temmuz 2014 tarihli sözleşmenin amacının, dayanak sözleşmeler ile davalının müteahhit firmaya taahhüt ettiği montaj işlerinin davacılar tarafından dayanak sözleşmelere uygun ifa ve icra edilmesi olduğunu, davacılar ile yapılan sözleşmede, davalının müteahhit firma ile yaptığı sözleşmelerin ayrılmaz parçası olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında davacılara iş bedeli olarak yapılacak ödemelerin birim fiyat usulüne göre yapılacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, davacıların götürü bedel iddia ve istemlerinin yerinde olmadığını, sözleşmeye de aykırı olduğunu, ücret hesabının sözleşmenin 3.maddesinde belirlendiğini, davacıların kesin hak edişe ilişkin beyan ve iddialarının sözleşmeye aykırı olduğunu, kesin hak edişin ne şekilde hesaplanacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, davacılara sözleşme gereğince yapılan işler ve sözleşme dışı yapılan işler nedeniyle tam olarak ödemelerin yapıldığını, davalının davacılara her hangi bir borcunun bulunmadığını, davacıların istemi gereğince davanın ihbarının davalının itibarına zarar verdiğini ve bu suretle manevi olarak zarar gördüğünü, davacıların teminat senetlerinin iadesi isteminin yerinde olmadığıını, davacıların sözleşme kapsamında ki imalatlarının 616.133,80 USD, sözleşme dışı yapılan imalatlarının 340.754,90 USD, sözleşme harici yapılan ödemelerin 108.020,74 USD ve toplamda 1.064.909,44 USD olduğunu, buna rağmen davalının davacılara 1.421.967,46 USD ödeme yaptığını, davalının fazladan yaptığı 357.058,02 USD davacılardan alacaklı olduğunu beyanla, asıl davanın reddine, karşı davada davacılara hakedişlerinden fazla ödenen 357.058,02 USD'nin 30/10/2015 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte USD olarak davacılardan müştereken ve müsetelsilen tahsiline, hali hazırda davalının uğradığı ve uğramaya devam ettiği manevi zararlar karşılığı olarak şimrdilik fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL'nin 30/10/2015 tarihinden itibaren yasal fazi ile davacı-karşı davalılardann müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin asıl davacılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/148 esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile hak sahibi taşeronlar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin bitim tarihi itibarı ile yükümlenilen işlerin davalıdan kaynaklı sebeplerle tamamlanamamasına karşın taşeron alacakları ile sözleşme kapsamı dışındaki kesin hesap fazlası birim fiyatlı işler ve sözleşme dışı hizmet işlerine dair daha önce İstanbul 6 ATM 2015/1033 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup davanın şu anda istinaf aşamasında olduğunu, işbu dava ile ilk davada talep edilmeyen kısımların davaya konu edildiğini, ...'nın .......... İnşaatının ...&... Ortak Girişimi tarafından üstlenildiğini ve işin bir kısmının davalıya taşere edildiğini, davalının 15/07/2014 tarihli sözleşme ile 120.000 m² panel montajı ve 120.000 m² askı ve profil sistemi montajı olmak üzere toplam 240.000 m²'lik imalat işini 3.180.000 USD bedelle toplam 409 gün kesin sürede tamamlanmak kaydıyla ... ve ...'a taşere ettiğini, ayrıca sözleşmeden ayrık olarak ...ve ...'le mimar olarak çalışma hususunda işçilik sözleşmesi de imzalandığını, taşere edilen işler bakımından davalının yer ve alan sağlama, malzeme temini, iş programını sağlayamaması veya yanlış malzeme getirilmesi ve program değişikliğine gitmesi nedenleriyle işin belirtilen tarihte tamamlanamadığını, ancak toplam işin %20'si oranında bir iş teslimi yapılabildiğini, taşeronlar bu süre boyunca uyarılarına rağmen gerekli önlemleri almayan davalının işin bitirilememesinde kusurlu olduğunu, ek davadan önce açılan kısmi davada da mahkemenin gerekçesinde işin tamamlanamamasında kusurlu olduğu yönündeki tespite karşı davalının istinaf yoluna başvurmamış olup bu hususun taraflar arasında kesin delil teşkil ettiğini, somut olaya bakıldığında, tarafların işin başında sözleşme süresini, işin kesin ve toplam mutlak değerini belirlediklerini, ara ödemelerin avans niteliğinde olacağı ve geçici ödemeler olacağını, kesin ödemenin iş bitiminde olacağı ve iş bitiminin mutlak bir süreye bağlı kılındığını, keza işin süresinde bitirilmemesinin de cezai şarta bağlandığını ve cezai şartın toplam iş bedeli üzerinden oranlanarak hesap edildiğini, yine taşeronlardan alınan teminat senedi bedellerinin de sözleşmenin toplam bedeline oranlanarak hesap edildiğini, tarafların işin devamı süresince işlerin yapıldıkça toplam iş miktarına oranlarının da günlük faaliyet ve şantiye raporlarında gösterdiklerini, aralarındaki yazışmaların da bu hedefe yönelik olduğunu, bu kapsamda taraf iradelerinin sözleşmenin götürü ücret olduğunu gösterdiğini, sözleşmenin devamı sırasında sözleşme kapsamındaki imalatlar haricinde ayrıca ikincil tavan ve ilave konstrüksiyon işlerinin de yapılmasının sözleşmenin 16.2 maddesi atfı ile taşeronlardan istendiğini, taşeronlarında birim fiyat teklifi vererek kendilerine yer teslimi yapılması ile işi yapıp teslim ettiklerini, ancak davalının birim fiyat tekliflerine işin başında herhangi bir şeklide karşı çıkmadığı ve e-maillere de cevap yazmadığı halde iş bitirilip teslim edildiği ve hak ediş raporları hazırlanarak ek ödeme taleplerinin sunulması üzerine çok defa hak ediş raporlarında kendiliğinden birim fiyatlarda düşüm yaptığını ve hesaplamayı da bu çerçevede yaptığını, aynı durumun panel montajına dair olarak istenen birim fiyat talebinde de söz konusu olduğunu, bunun dışında ayrıca yer teslimi yapılmaması gibi nedenlerle iş yapılamadığından davalı tarafından taşeron işçilerinin şantiye alanında farklı hizmetlerde kullanıldığını, bu çerçevede işçilerin günlük yevmiyeleri işçilere ödenmiş olmasına karşın taşeronlara işçilerin genel hizmetlerde çalıştırılması bakımından herhangi bir ödeme de yapılmamış olup hizmetlere dair işçi taşeronluğu kapsamında ayrıca bir taşeron karının verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle terditli olarak ve alacak kalemleri tam olarak belirlenebilir olduğunda HMK 107 maddesi kapsamında artırılmak üzere ek davanın kabulü ile, öncelikle 6102 S.K.'nın 7251 sayılı kanunla değişik 6102 sayılı kanunun 4. maddesi 2. fıkrasının Anayasaya uygunluğunun denetimi bakımından Anayasa Mahkemesi'ne AY m. 152 kapsamında somut norm denetimi için itiraz yoluna başvurulması, sözleşmenin götürü ücret sözleşmesi olarak kabulü halinde, sözleşme bakiye ücreti olarak 1.000 USD, sözleşme kapsamı dışında yapılan birim fiyatlı işler bakiye bedeli olarak 1.000 USD olmak üzere şimdilik toplam 2.000 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren 3095 S.K. 4/a uyarınca faizi ile, sözleşme harici yapılan hizmet sağlama işlerinden taşeron kar payı olarak şimdilik 5.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, sözleşmenin birim fiyatlı kabul edilmesi halinde ise sözleşme kapsamında mahrum kalınan kar dahil taşeron zararı, sözleşmenin 3. maddesi kapsamında asıl yükleniciden elde edilen ve taşerona yansıtılması gereken ilave hak bedeli toplamlarının menfi ve müspet zarar kalemi olarak 1.000 USD tazminatın, sözleşme kapsamı dışında kalan birim fiyatlı işler bakiye bedeli olarak 1.000 USD olmak üzere sonradan HMK m. 107 kapsamında artırılmak üzere şimdilik toplam 2.000 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren 3095 S.K. M.4/a uyarınca faiziyle, sözleşme kapsamı harici hizmet sağlama nedeniyle işçi taşeronluğu kar payı olarak ve sonradan HMK m. 107 kapsamında artırılmak üzere şimdilik 5.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/148 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda belirsiz alacak davası açabilmenin şartları mevcut olmadığından ve belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat olmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu edilen alacağın ayrıca zamanaşımına uğradığını, davacıların taleplerinin özellikle ana unsurunu oluşturan ve taşeron ilişkisinin götürü usulde düzenlendiği yönündeki iddialarının daha önce davacılardan ...ile müteveffa ... tarafından İstanbul 6 ATM 2015/1033 esas sayılı dava dosyasında da konu edildiğini, dosya halen derdest olup derdestlik itirazları olduğunu, İstanbul 6 ATM dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin birim fiyat usulüne göre düzenlendiğini, taşeronlar tarafından gerek sözleşme kapsamında gerekse yapılan ilave işler ve ek ödeme talepleri ile ilgili olarak hak kazanılan ücretler taşeronlara tamamen ödenmiş olduğundan davacıların davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, ayrıca montaj işlerinin ifasını üstlenen taşeronlara yapılan tüm ödemelerin hakedişlerine mahsuben yapıldığını, davalının somut olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacıların, davalının kusuruna dayalı olarak işlerin tamamlanamadığını iddia etmelerine karşın taşeronlar tarafından sözleşme ilişkisi kapsamında ne ek süre talebinde bulunulduğunu, ne de genel hükümler çerçevesinde akdin sonlandırılması yoluna gidildiğini, aksine taşeronların sözleşme süresinin sonuna kadar beklediklerini, sözleşme süresi bitince de sahayı terk ettiklerini ve bu sebeple sözleşmenin tasfiye edildiğini, kaldı ki davacılardan ...'un ayrı organizasyon ve aynı saha koşullarında davalı ile olan iş ilişkisi bittikten sonra çalışmaya devam ettiğini, sözleşmeye göre taşeronların dolayısı ile de davacıların herhangi bir tazminat talep hakları bulunmadığını, taşeronların hak etmiş oldukları tüm ödemeleri ve hatta dava fazlasını davalıdan aldıklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 28/01/2020 tarih ve 2015/1033 Esas 2020/82 karar sayılı karar ile, ücretin birim fiyatlı olduğu ve yalnızca yapılan iş miktarınca ödemeye hak kazanıldığından bahisle kar payı hesabını kabul edilmemiş ve karşı davacının fazla ödeme yaptığından bahisle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 10/01/2023 tarih ve 2020/1707 Esas - 2023/10 Karar sayılı ilamıyla; "Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3.0.maddesi "iş bu sözleşmeye konu sözleşme bedeli 3.180.000 USD dir. Sözleşme kapsamında ki işler için keşif cetveli aşağıdaki gibidir. İşveren iş miktarını dilediği kadar artırıp azaltmaya yetkilidir. Taşeron iş bu sözleşmenin konusunu teşkil eden işi ve işin mahiyetini, mahalli şartları, iş bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan dayanak sözleşmeleri ve bunların eklerini, işin süresini, işin yapılması için gerekli bilgiler, işçilik şartlarını vs dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere işin ifa ve icrasına etki eden tüm hususları tetkik ettiğini, tamamen bildiğini, anladığını ve teklifini bu çerçevede fiyatlandırarak sözleşme konusu iş için birim fiyat usulü ve sabit birim fiyat esasına göre teklif verdiğini kabul eder"; 12.5 maddesinde ise taşeron, hiçbir durumda işverenden işi bitirememekten dolayı mahrum kaldığı kar, fırsat veya sözleşme kaybı veya herhangi bir mam aitında dolaylı zararlarını veya başkaca bir ödeme talep edemez." düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddeler kapsamında taraflar arasındaki ilişki değerlendirildiğinde birim fiyatlı sözleşmeye göre hesaplama yapılması doğru olup; sözleşmenin 12.5 maddesindeki düzenleme karşısında davacının zarar ve kar kaybı ile tazminat talep etme hakkı doğmaz. Sözleşmenin bu maddesi taraflar arasında müzakere edilerek kararlaştırıldığından genel işlem şartı olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Taraflar arasında düzenlenen 28/09/2015 tarihli kesin hesap ödeme belgesi başlıklı kesin hesap hakedişinde işverenin taşeron adına işçilere ödediği ücret tutarı dahil toplam 1.153.440,26 USD kesinti yapılarak taşerona ödenecek net toplamın 2.633.743,32 USD olduğu belirtilmiş, davacılar tarafından Beyoğlu 37.noterliği .../10/2015 tarih ... yevmiye nolu cevabi ihtar ile kesin hesapda yer alan 2.633.743,31 USD tutarındaki alacağın 3 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiş ise de, davalı şirket tarafından gönderilen Beyoğlu 35. Noterliği'nin .../10/2015 tarihli .... yevmiye nolu cevabi ihtarında ihtar ve eki kesin hesabın kabul edilmediği bildirilmiştir. Mahkemece yaptırılan inceleme sonucu alınan raporda bilirkişi heyeti tarafından bu konudaki kesintinin davacıya ödenen miktar ile toplam 1.421.000,00 USD olduğu belirtilerek hesaplama yapılmış, davacıların bu yöne ilişkin itirazları gerekçeli olarak cevaplanmamıştır. Bu durumda, davacılar tarafından 28/09/2015 tarihinden sonra bu kapsamda yapılan kesintilerin alacaklarından mahsup edilemeyeceği belirtildiğinden, bu hususta yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu 20.000 USD ve 159.000 USD bedelli senetlerin, sözleşmenin 7.5. ve 8.0.maddeleri kapsamında, davacılar tarafından karşılık davacıya avans ve teminat senedi olarak verildiği; davacı tarafça, bu senetlere ilişkin borç bulunmadığının tespiti ile senetlerin iptaline karar verilmesini talep ettiği; mahkemece sözleşme gereğince ve tarafların kabulünde olduğu üzere teminat senedi olduğunun tespiti ile söz konusu senetlerin davacılara iadesine karar verilmesine rağmen;; asıl davada ki yargılama giderlerinin asıl davacıya yükletilmesine karar vererek senet bedelleri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır. Mahkemece, karşı davacının manevi tazminat isteminin reddine; karşı davadaki yargılama giderlerinin kabul ve red oranlarına göre taraflara ait olmasına hüküm kurulmuş ise de; reddedilen manevi tazminat talebinin ayrı bir başlık altında değerlendirilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeyerek, toplam üzerinden değerlendirme yapılması hatalı olmuştur. Ayrıca; yargılama giderlerinin oranlanmasında dava ve karşı davadaki taleplere göre davanın kabul ve red oranlarının değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır. Davacı tarafça, davacı ...'in karar tarihinden önce ölmesi konusunda istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de; davacılardan ...'in 30.04.2018 tarihinde öldüğü ve ölümün karar tarihinden önce dosyaya bildirilmediği; ancak mahkemece verilen karar kaldırıldığından karar öncesi işlemler yönünden hak kaybı da bulunmadığından işlemlerin tekrarında usul ekonomisi yönünden fayda bulunmadığı değerlendirilmiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece önceki bilirkişi heyetinden 30.01.2024 tarihli ek rapor alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla; Taraflar arasındaki 15 Temmuz 2014 tarihli sözleşmenin 3.0.maddesi gereğince, sözleşmenin birim fiyat esasına göre düzenlendiği, bu nedenle asıl davacıların her halükarda sözleşme bedelinin tamamına hak kazanamayacakları, sözleşmenin 3.0.maddesi kapsamında yapılacak hesaplamaya binaen yaptıkları işler için ücret alabilecekleri, Sözleşmenin 12.5 maddesindeki düzenleme karşısında davacının zarar ve kar kaybı ile tazminat talep etme hakkı olmadığından bu yöndeki talepleri içeren asıl davanın reddi gerektiği, asıl davaya konu 20.000 USD ve 159.000 USD bedelli senetlerin asıl davacılar tarafından karşılık davacıya sözleşmenin 7.5. ve 8.0.maddeleri kapsamında avans ve teminat senedi olarak verildiği, bu hususun taraflarında kabulünde olduğu, sözleşmenin süresinin sona erdiği ve taraflar arasındaki sözleşmenin 7.5. ve 8.0.maddeleri ve sözleşmenin tasfiye edilmiş olduğu nazara alındığında söz konusu senetlerin asıl dava kapsamında asıl davacılara iadesinin gerektiği, taraflar arasında kesin hesabın ihtilaflı olduğu, ibraz edilen bilirkişi raporundaki mali tespitler uyarınca davalı şirketi ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, “Davalı şirket ticari defterlerinde davalılardan ...ile ilgili olarak 159.10.0013 numaralı “verilen sipariş avansları” hesabında 17.07.2014 tarihinde gönderilen 20.000,00 USD karşılığı 42.534,00 TL nin kayıtlı olduğu, bu tarihten sonra söz konusu hesapta başkaca bir işlem kaydının yer almadığı , Dava dışı esas işveren ...’ da yerleşik firma konumunda olması nedeni ile ve ... mevzuatı gereğince, iş kapsamında ...’ da çalışacak olan davalılar personelinin dava dışı esas işveren tarafından bordroya alındığı, burada tahakkuk eden ücretlerin davalılar ve davalılar personeline ödenerek, aylık bazda düzenlenen bordro tutarlarının davalı şirket tarafından davalılar hesabından mahsup edilmek üzere .......... numaralı “personel borçlar-.......” hesabında takip ettiği ,bu şekilde kayıt altına alınan ödemelere ilişkin muavin hesap ekstresinde, davacılar adına 28.09.2015 kesin hesap tarihi itibarıyla toplamda 1.153.440,26 USD ödeme yapıldığı, davacılara 17.12.2015 karşı dava tarihi itibarıyla 28.09.2015 tarihinden sonraki ödemeler dahil olmak üzere toplamda 1.421.967,46 USD ödeme yapıldığı, davacıların, işçilere yapılan ödemeler toplam tutarının 1.153.440,26 USD olduğu” belirtilmiş olup, BAM kaldırma ilamında, davacılar tarafından 28/09/2015 tarihinden sonra bu kapsamda yapılan kesintilerin alacaklarından mahsup edilemeyeceği belirtildiğinden, ibraz edilen ek rapor ile, davalı şirket vekili tarafından 28.08.2015 tarihinden sonraki ödemelere ilişkin ibraz edilen belgelerde, bir ödemenin deftere kayıt tarihi ile ödemenin yapıldığı tarihin her zaman aynı tarih olmadığı, asıl yüklenici tarafından davacılar/karşı davalılar işçilerine yapılan ödemelerin davalı şirket hesabından ileri tarihli hak edişler ile düşüldüğü ve bu sebeple bu ödemelerin davalı şirket defterine bilahare kaydedildiği, davalı şirketin iş yaptığı müteahhit firmanın yurtdışında kurulduğu ve o ülkenin mevzuatına tabi olup o ülkenin mevzuatına göre düzenlenen belgeler ve tutulan ticari defterlere dayalı icmaller davalı/karşı davacı şirket vekilince dosya kapsamına sunulduğu, 01/02/2017 kayıt tarihli, ........ yevmiye numaralı kayda esas ....... payroll report kaydında yer alan 133.920,88 USD ödemenin Asıl Yüklenici tarafından 2015 Mart ayı maaşı olarak davacılar/karşı davalılar işçilerine ödenen ancak davalı şirketin hak edişinden Asıl Yüklenici tarafından bilahare düşülen miktarı yansıttığı, “Muhteşem tır ......... bordrosu”na ilişkin ...... yevmiye numaralı kayıt bakımından bordroya yansıyan ödemenin 28/09/2015 tarihinden kısa bir süre sonra işten ayrılan çalışanın davacı/karşı davalılar ile olan sözleşme ilişkisi devam ederken gerçekleştirdiği çalışmasına ilişkin kıdem tazminatı ödemesi olduğu, bu ödemelerin bordrolarda adı geçen personele ilişkin kişisel “personel hesap özeti” tablolarında “asma tavan” ibaresi geçmesi ve bu iş için de davacılarla sözleşme yapılmış olduğu dikkate alındığında, adı geçen personellerin davacılar tarafından sözleşme kapsamında görevlendirilen personeller olarak kabul edilebileceğinin anlaşıldığı, Karşı dava bakımından, davacı Yüklenicinin işi Birim fiyatlı götürü bedelle yapmayı üstlendiği, bu kapsamda işin bedelinin 3.180.000,00 USD olduğu nazara alındığında, taşeronun sözleşme içi ve sözleşme dışı yapmış olduğu iş bedeli toplamının 1.223.317,00 USD olduğu, davalı/karşı davacı işveren tarafından davacıya yapılan toplam ödemenin 1.421.967,00 USD olduğu nazara alındığında davacı adi ortaklığın davalı/karşı davacı Aspen Şti'ne; 1.421.967,00USD – 1.223.317,00USD = 198.650,00 USD borçlu olduğu kanaatine varıldığı ve karşı davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, her ne kadar karşılık davacının yurt dışında iş yaptığı ve ticari ilişki içerisinde bulunduğu müteahhit firmalara davanın ihbarı ile karşılık davacının ekonomik itibarının ve ticari ilişkilerinin zarar gördüğü bu suretle manevi olarak zarara uğradığı ve bu zararın asıl davacılar tarafından karşılanması gerektiği iddia edilmiş ise de, karşılık davacı tarafça manevi tazminat ödenmesine ilişkin koşulların somut olayda gerçekleştiği hususu ispat edilemediğinden manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, Birleşen 10 ATM 2021/148 Esas sayılı dava; kısmi dava olarak açılan asıl davanın talep edilmeyen bakiye alacaklara yönelik açılan ek dava mahiyetinde olup, 15.07.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklı sözleşmenin götürü ücret olarak kabulü halinde bakiye sözleşme bedeli, sözleşme kapsamı dışında yapılan birim fiyatlı işler bakiye bedelleri ile sözleşme harici yapılan hizmet işlerinden taşeron kar payı talep edilmekte olup, birleşen davaya cevap dilekçesi ile davalı vekilinin zamanaşımı def'inde bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.149 uyarınca, zamanaşımının alacağın muaccel olması ile başlayacağı, birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacının alacak talepleri yönünden zamanaşımının başlangıç tarihinin eserin teslim tarihi olarak belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda 28/09/2015 tarihli kesin hesap tarihinden birleşen davanın açıldığı tarih nazara alındığında TBK 147/6 maddesi kapsamında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla birleşen davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle, Asıl Dava Yönünden; 1-Davacının alacak istemiyle açtığı davanın reddine, 2-Davacılar tarafından düzenlenip davalıya verilen 15/07/2014 tarihli 20.000-USD bedelli ve 01/09/2014 tarihli 159.000-USD bedelli senetlerin teminat senedi olduğunun tespiti ile söz konusu senetlerin keşideci olmalarına göre davacılara iadesine, iptal isteminin reddine, Karşı Dava Yönünden; Karşı davanın kısmen kabulü ile 198.650-USD nin karşı dava tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasa 4a maddesi uyarınca USD cinsi mevduata uygulanan faizi ile müştereken ve müteselsilen davacı / karşı davalılardan alınarak davacı / davalıya verilmesine, fazla istemin reddine, koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine, Birleşen Dava Yönünden; Mahkemenin 11/07/2023 tarihli 2 numaralı ara kararından dönülmesine, birleşen davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, karar verilmiştir.Davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekilince istinaf dilekçesinde; Asıl Dava ve Karşı Dava Bakımından; 1-)Dava dışı üçüncü kişi asıl yüklenici ... & ... Ortak Girişimi'nin ... ......... inşaatının yapımını üstlendiği, bir kısım işleri davalı ........'e taşere ettiği ve davalı ........'in ise 120 bin metrekare panel ve 120 bin metrekare askı montajı işlerini 3.180 bin USD bedelle 409 günlük süre içerisinde teslim edilmesi hususunda adi ortaklık hükümleri çerçevesinde sorumlu olan davacılara taşere ettiği, bir kısım imalat işlerinin ise sözleşme dışında birim fiyat tekliflerinin verilmesi suretiyle yaptırıldığı, ayrıca davacı işçilerine bir kısım temizlik ve sair hizmet işleri ile şantiye dışı evrak takibi işleri yaptırdığı; bunun dışında davacıların davalı şirketin orada bulunan diğer bir kısım proje işleri ile ilgili olarak da mimar sıfatıyla yurtdışı hizmet akdi çerçevesinde işçi olarak çalıştırıldığı sabit olup, sözleşme süresince davacılar davalının yer teslimi yapamaması, organizasyon yapamaması, yer teslimini yaptığı az orandaki işte ise malzeme temini yapamaması veya geç malzeme temini yahut hatalı malzeme kullandırması ile hatalı talimatlarla projeye aykırı imalat yaptırması sebebiyle yapılan bir kısım işin ise tekrar yaptırılmasına ve davacıların sözleşme süresince kısa aralıklarla sürekli uyarmasına rağmen davalı şirketin işçilerin geri gönderilmemesi ve iş başında tutulmasını sağladığı, buna rağmen sözleşme süresi sonuna kadar işin bitirilememesine ve dahi toplam iş miktarının yalnızca %20si oranında işin yapılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle kusurlu olduğu; 2-)Davacıların sözleşme sonunda ülkeye dönerek zarar ve alacaklarını ihtarname keşide ederek istedikleri, buna karşın davalının davacı taşeronların işçileri ile kendi adına iş ilişkisine devam ettiği, bu çerçevede daha sonra çıkan bir kısım işçiyi sözleşmelerini haksız şekilde feshederek veya işçinin haklı nedenle feshetmesine sebebiyet vererek kıdem ve ihbar tazminatı hakkının doğumuna sebebiyet verdikleri halde bu bedelleri dahi cari hesap ilişkisini kapatmadan davacı müvekkillerin hesabına kaydettiği, 3-)Sözleşmenin 3.2. Maddesi kapsamında davacı taşeronların hakedişlerini taşeronlara ödemekle yükümlü olduğu halde bu şekilde bir ödeme yapmak yerine dava dışı asıl yüklenici ile davalı arasında davacıların onay ve rızası alınmadan mutabakata varılmadan ve neye göre hesaplandığı belirli olmayan ve hangi işçi için olduğu belirli olmayan şekilde bir kısım işçilik ödemesi ile bir kısım masrafın sözleşmenin 3.2. Maddesindeki usule aykırı olarak davacıların hakedişinden kesinti yapılmak suretiyle cari hesaba işletildiği ve davacıların açtığı asıl davaya karşılık karşı dava ile davacıların yapılan bu ödemelerden haber ve onayları dahi olmadan istirdadına karar verilmesini istediği, bu istemi ise usulüne uygun belgelerle kanıtlamayıp yabancı ülke merkezli ortak girişimin kendilerine verdiğini bildirdiği kayıtlara dayandırdığı ve bu nedenle usulüne uygun şekilde ispattan dahi yoksun olduğu; 4-)Aksi kabulde dahi davalının sözleşme konusu işin bitirilememesinde kusurlu olduğunun gerek bilirkişi raporlarına ve kaldırılan mahkeme gerekçeli kararına da yansıdığı gibi, kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporuna karşı duruşmada alınan beyanında da rapora iştirak ettiğini bildirmesi itibarıyla davacılar lehine kazanılmış hak olduğu, ayrıca davalı kendi kusuru ile doğan zarardan sorumlu olduğundan bu zararın davacı-karşı davalılardan istenmesinin mümkün olmadığı, 5-)Davacılar ile imzalanan sözleşmenin 12.5. Maddesi hükmünün sözleşmenin kurulması sırasında ağır kusur sorumluluğunu kaldırma niteliğinde olarak TBK m. 115'e aykırı olduğu, buna göre davalının doğan zarardan kusuru nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilerek davacıların kar mahrumiyeti taleplerinin kabulü gerektiği, 6-)Bir an için sözleşmenin 12.5. Hükmü kapsamında bir kar kaybı tazminatı talep edemeyeceklerinin kabulünde dahi bu hükümdeki ifade ile kusurlu davranışından doğan zararların kast edilmediği, her iki tarafın basiretli davranmasına rağmen doğan zararların kast edildiğinin düşünülmemesi; aksi kabulde ise sözleşmenin 3.2. Maddesi ile asıl yükleniciden elde edilecek ilave bedellerin de yansıtılacağının düzenlenmesi karşısında davacıların kar kayıplarının sözleşmenin 3.2. Maddesi çerçevesinde 12.5. Maddedeki hükme alternatif bir düzenleme ile karşılanmasının amaçlandığının gözetilmemesi ve bu surette doğan zararın tespiti ile hesaplanarak hükmedilmesi yerine itirazları karşılar bir gerekçe sunulmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, 7-)Davacıların ise fazlaya ilişkin haklarından feragat ettiklerini gösterir bir kayıt olmaması karşısında sözleşme dışı imalat işleri için fiyat tekliflerinde gösterilen değerler, aksi kabulde ise rayiç bedellerden hesaplanarak hükmedilmesi yerine bu yönden bir hesaplama yapılıp değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, 8-)Davacılara (ve işçilerine) sözleşme kapsamı dışında bir kısım temizlik, şantiye dışı evrak takibi vs işler yaptırıldığı, işçilerin davacı işçileri olmasına ve bu kapsamdaki hizmet işleri için işçi taşeronluğundan veya zımni hizmet sözleşmesinden doğan alacak haklarının doğduğu gözetilmeden bu yöndeki taleplere karşılık gerekçesiz şekilde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, 9-)Karşı dava bakımından ise; Davalı-karşı davacının, sözleşmenin 3.2 maddesinde taşeronlara ödemenin ne şekilde yapılacağı belirtildiği halde bu hükme aykırı olarak ödeme yapılmadığı; buna rağmen dava dışı asıl yüklenicinin davacı taşeron işçilerine ödemeler yaparak bir kısım da masraf yaptığından bahisle bu kalemleri kendi hakedişine yansıttığından bahisle kendisinin de bu kalemleri davacı karşı davalı taşeronların hakedişine yansıttığını belirterek, tevsik edici ve kanıtlayıcı başka bir delile başvurmadan üstelik asıl yüklenicinin gerçekten bu ödemeleri yaptığını, yaptıysa hangi işçilerin ödemelerini yaptığını, hangi masrafları yaptığını ve bu ödemeler ile masrafların iç ilişkide davacı karşı davalı taşeronlara yansıtılmasına olanak veren hangi hükme dayandığını ispat etmeden, dahası bu ödemelerden davacı karşı davalı taşeronların sorumlu tutulabilmesi için kusurunun varlığını ispat etmeden (hatta aksine kendisinin kusurlu olduğu açık olduğu halde) bu ödemelerin fazla olduğundan bahisle istirdadına karar verilmesini istediği, mahkemece bahsedilen bu yönler ile müvekkillerinin itirazları karşılanmadan, dahası dayanak ticari defterler ile dayanak belgeler üzerinde inceleme olanağı sunulmadan, üstelik kesinti yapıldığı belirtilen 2015 yılındaki ticari defterler ile ödemelerin yapıldığı tarihler (bahse konu sözleşme sonrasındaki ödemeler 2017 yılında olup 2015 yılı ticari defterinde bulunması dahi olanaklı olmadığı halde) arasındaki çelişkilere ve bilirkişi heyetinin dahi ödemelerin tevsik ve teyidinin mümkün olmadığına yönelik kabullerine rağmen üstelik bu kabulde dahi 28/10/2015 sonrasındaki ödeme kalemlerine sözleşme süresi içerisindeki ödemeler dahil edildiğinde kabul edilen tutar hesaplanmamasına rağmen yukarıda izah edildiği gibi itirazlarını karşılamadan ve gerekçeli kararda da bu itirazları karşılar bir gerekçe sunmadan üstelik hatalı matematiksel hesaplama yapılan bilirkişi raporu ile karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Sözleşmenin 3.2. Maddesinde ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirtildiğini, buna göre karşı davalı taşeronların hak edişleri çerçevesinde ödemelerinin bildirdikleri banka hesabına yapılması gerektiği açık olup bu hükme aykırı olarak ödeme yapılması halinde ''kötü ödeyen bir daha öder'' kuralı gereği varsa bu ödemelerin taşeron alacağına mahsubu mümkün olmadığı gibi fazla ödemede bulunulmuş ise de taşerona rücu edilmesinin de mümkün olmadığı, Dahası ödemelerin hangi işçilerin alacaklarından doğduğu, bu işçilerin karşı davalı taşeronların işçisi olup olmadığı, işçilere gerçekten bu tutardan mı ödeme yapılması gerektiği ile gerçekten bu ödemelerin asıl yüklenici tarafından yapılıp da karşı davacıya yansıtıldığının da tespit ve ispat edilebilmiş olmadığı, Diğer yandan taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde davalı karşı davacının uhdesinde bırakılan işçilik masrafları da sayılmış olup bu sorumluluk kalemlerine ilişkin de bir ayrıştırmaya gidilmediği anlaşılmış olup, bu yönde de bilirkişi raporuna itiraz kapsamında ek inceleme ve rapor alınmadan raporun hükme esas alınması suretiyle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka uyar bir yan olmadığı, 10-)Asıl ve karşı dava bakımından kabul ve red oranının da hatalı hesaplanarak yargılama giderinin bu sebeple hatalı paylaştırıldığı, vekalet ücreti de karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının tespiti ile hesaplanması yerine dava tarihindeki kur karşılığının esas alınarak karar tarihindeki AAÜT'ye göre hesaplandığından kararın bu yönüyle de hatalı olduğu, 11-)Diğer yandan asıl davadaki ıslah aşamasında davacılardan birinin ölmüş olduğu, mirasçıların davaya katılmadığı ve adi ortak hükmündeki davacıların zorunlu dava arkadaşı oldukları dikkate alındığında ıslahın geçersiz kabul edilmesi ve bu çerçevede dava dilekçesindeki talep kalemleri itibarıyla davadaki haklılık oranının tespiti yerine hukuken geçersiz ıslah dilekçesi üzerinden üstelik kabul edilen senet iadesi kalemi gözetilmeden hatalı hesaplama ile paylaştırılmasının hatalı olduğu, Birleşen Dava Yönünden; 12-)Birleşen davaya ilişkin zamanaşımı def'inin reddine karar verildikten sonra bu karardan rücu edilmesi imkanı olmadığı halde rücu edilerek zamanaşımından reddinin de hatalı olduğunu, birleşen dava dilekçesinde de açıklandığı üzere pandemi süresi yanında zorunlu arabuluculuk son tutanağı tarihinin değil arabuluculuk tutanağının dava dilekçesine eklenmesi zorunluluğu karşısında son tutanağın davacı vekiline ulaştırıldığı an itibarıyla sürecin tamamlanmış olduğunun kabulü yönündeki içtihatlar dikkate alındığında daavnın süresinde açıldığını, ayrıca sözleşme kapsamı dışındaki hizmet işlerinin eser sözleşmesi kapsamında olmadığı, hizmet alım sözleşmesi kapsamında olduğu ve bu itibarla 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bunun yanında sözleşme kapsamı dışındaki imalat işleri bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye bağlı tazminat hakkının doğduğu ve burada da 10 yıllık zamanaşımı süresinin olduğu dikkate alındığında kalemler bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapmak yerine hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği, Tüm dosya bakımından; 13-)Sözleşmedeki ücretin birim fiyat usulü ile belirlenen götürü ücret olduğu, birim fiyatların ara hakediş ödemeleri için belirtildiğinin gözetilmemesi hatalı olduğu, 14-)Sözleşmenin birim fiyatlı olduğunun kabulünde de işin bitirilememesinde kusuru bulunan davalı altyüklenicinin kusuruyla sebep olduğu zararların tazmini gerektiği, 15-)Kâr mahrumiyet istenemeyeceğine dair sözleşme hükmünün kusur sorumluluğunun önceden anlaşma ile kaldırılamayacağına dair TBK'nın 115. maddesimdeki emredici hükme aykırılık nedeniyle butlanla sakat olması ve davacılar tacir olmadığından basiretli tacir olma sorumluluğunun bulunmayacağından geçerli kabul edilemeyeceği, 16-)Aksi kabulde sözleşmenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin 3. maddesindeki hükmün kar mahrumiyetine alternatif bir tedbir olarak düzenlendiğinin kabulü ile davalı yüklenicinin ilave ödemelerinin tespiti ile taşeron payının hesaplanarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik bırakılması bozmayı gerektirdiği, 17-)Hükme esas alınan bilirkişi raporu taraflı olduğu gibi eksik ve hatalı tespitlerle düzenlendiğinden suç niteliğindeki şüpheler giderilmeden karara esas alınamayacağı, 18-)Sözleşme dışı işler bedelinin sözleşme birim fiyatıyla hesaplanması hatalı olup davacıların fiyat tekliflerine zımnen onay verildiğinin kabulü ile hesaplama yapılması yahut da rayiç bedele göre hesaplanması gerektiği, 19-)Sözleşme dışı hizmet işlerinde taşeron payının hesaplanıp ödenmediğinin gözetilmesi gerektiği, 20-)Karşı dava ispat edilemediği gibi, ticari defterlerinin ispata elverişli olmadığı ve kabul edilen cari kayıtların dayanağı olarak gösterilen dava dışı ortak girişim asıl yüklenici kayıtlarının dosyaya kazandırılmadığı gibi karşı davadaki iddiaların bilirkişi ek raporunda da teyide muhtaç olduğunun belirtilmesine rağmen mahkemece kabul edildiği, ancak gerekçede itirazların karşılanmadığından kararın bozulması gerektiği, 21-)BAM kaldırma kararına göre sözleşme feshinden sonraki ödemelerin tespiti ile sonuca gidilmesi gerektiği dikkate alındığında; sözleşme feshinden önce bilirkişi raporuna göre 1.153.440,26 USD dolar ödendiği, bundan sonraki ödemelerin ise 220.451,54 USD olduğu, bunların toplamı ise 1.393.891,80 USD olduğu halde hatalı şekilde 1.421.967,46 USD olarak hesaplandığı belirtilerek, kararının kaldırılmasına, duruşma açılarak eksiklerin tamamlanması ve hataların giderilmesi ile yeniden esas hakkında karar verilmesine ve davacılar-karşı davalılar davasının ve birleşen davanın kabulü ile davalı-karşı davacının davasının reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı alt taşeron, davalı-karşı davacı taşerondur. Asıl dava, Taraflar arasında ... Sultanlığının Muskat Kentinde yeni yapılmakta olan hava alanı sahasında yerine getirilmek üzere bir kısım montaj işlerine yönelik yapılan 15/07/2014 tarihli sözleşme kapsamında, sözleşme gereğince ve sözleşme dışı işler nedeniyle bakiye iş bedelinin davalı-karşı davacıdan tahsili, davalı-karşı davacıya sözleşme gereğince verilen avans ve teminat senetleri nedeniyle davacıların borçlu olmadıklarının tespiti ile senetlerin iadesi istemine ilişkin olup, Dairemizin kaldırma kararı sonrası açılan birleşen davada ise, asıl davaya ek olarak, bakiye ve ilave işler bedelinin, ilave hizmet bedelinin, terditli olarak mahrum kalınan kâr dahil davacı-karşı davalı zararının, ilave hakediş bedelinin, müspet ve menfi zararların tahsili talebine ilişkindir. Karşı dava, davacı-karşı davalıya sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı imalatlarına karşılık olarak toplam 1.064.909,44 USD ödenmesi gerektiği halde 1.421.967,46 USD ödeme yapıldığı iddiasıyla, fazla yapılan 357.058,02 USD ödemenin daavcı-karşı davalılardan tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkindir....'nda inşaatı devam eden ... İnşaat Projesi kapsamında, dava dışı müteahhit firma ... .... ... & ... tarafından taahhüt edilen işlerin bir kısmının ifasını alt yüklenici olarak davacı-karşı davalıların üstlendiği, bir kısım işlerin yapılması konusunda davacı-karşı davalılar ile davalı-karşı davacı arasında 15 Temmuz 2014 tarihli sözleşmenin düzenlendiği ihtilafsızdır.Davacı-karşı davalılar asıl ve birleşen davalarında, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi uyarınca ...inşaatının asma tavan işleri ile ilgili olarak sabit birim fiyatlı götürü bedelle taşeronluk sözleşmesi imzaladıklarını, davalının kusurlu hareketleri nedeniyle işin bitirilemediğini, sözleşme dışında birim fiyatlı işler ile hizmetler yaptırıldığını beyan ederek bakiye götürü bedel ile zararlarının, kar mahrumiyetinin ve uygun bir tazminatın verilmesine karar verilmesini, ayrıca verilen senetlerin de teminat senedi olmasına rağmen icra takibine konulacağından bahisle bu senetler yönünden borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı-karşı davacı taraf ise, sözleşmenin birim fiyatlı olduğunu herhangi bir borçları olmadığı gibi fazla ödeme yaptıklarını belirterek, fazla ödedikleri bedelin istirdatına karar verilmesini, ayrıca haksız olarak dava ihbar ediğinden bahisle manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.Gerek önceki Mahkeme kararına gerekse yeni verilen karara karşı, davalı-karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmaması göz önünde bulundurulduğunda, HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince, asıl davaya konu 2 adet senedin teminat senedi olduklarının tespiti ile davacıya iadesi hükmü ile karşı davadaki manevi tazminat talebinin reddi hükümü bakımından Dairemizce bir istinaf incelemesi yapılmayacaktır.Yukarıda yer verilen Dairemizin önceki kaldırma kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davaya konu sözleşmenin 3.0 maddesindeki düzenleme karşısında, Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından birim fiyatlı sözleşmeye göre hesaplama yapılması yerinde olduğu gibi, sözleşmenin 12.5 maddesindeki düzenlemeye göre de davacı-karşı davalı alt taşeronun, davalı-karşı davacı taşerondan zarar ve kâr kaybı ile tazminat talep etme hakkı da bulunmamaktadır. Ayrıca, sözleşmenin bu maddesi taraflar arasında müzakere edilerek kararlaştırıldığından genel işlem şartı olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yine Dairemizin önceki kaldırma kararına ve bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına göre, davacı-karşı davalı alt taşeronun hakediş toplamının 1.223.317,38 USD olarak kabulü yerinde bulunmaktadır.Dairemizin önceki kaldırma kararında, vekalet ücretleri ve yargılama giderine ilişkin diğer kaldırma sebepleri haricinde, asıl olarak "kesin hesaba dair davacı-karşı davalı itirazlarına dair inceleme yapılması ve ek rapor alınması için" kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında alınan 30.01.2024 tarihli ek raporda, söz konusu itirazlar, davalı-karşı davacı şirket vekilinin buna dair 22.01.2024 tarihli dilekçesinde yaptığı izahatlar ve 28.09.2015 tarihinden sonraki ödemelere ilişkin ibraz ettiği belgeler de incelenmek suretiyle, raporun 10-13 sayfalarında değerlendirilmiş, bu değerlendirmede; davalı-karşı davacı tarafça, yurt dışındaki asıl yüklenici tarafından davacı-karşı davalıların işçilerine yapılan ödemelerin davalı-karşı davacı şirket hesabından ileri tarihli hakedişler ile düşüldüğünün ve bu sebeple bu ödemelerin davalı-karşı davacı şirket defterlerine bilahare kaydedildiğinin, sunulan dayanak kayıtların 28.09.2015 tarihi öncesinde tahakkuk etmiş işçili,k alacaklarına istinaden oluşturulduğunun belirtildiği, itiraza konu bu ödemelerin yurt dışındaki asıl yüklenici firma tarafından davalı-karşı davacıya gönderilen kâr/zarar tablosunda yer alan masraf kalemlerine dayandığı, bu tabloda yer alan gider kalemleri ve bunlara ilişkin ödeme kayıtlarının dayanağı niteliğindeki belgeler yurt dışında olduğundan incelenmelerinin ve tespitlerinin mümkün olmadığı, söz konusu belgelerdeki harcama kalemlerinin davalı-karşı davacı kayıtlarına aktarılmış olmasının bu belge ve ödemelerin doğru olduğu anlamına gelmeyeceği, sunulan bazı işçilerin imzaladığı bordrolar ile maaş ve kıdem tazminatı ödemelerinde adı geçen kişilerin davacılar tarafından davaya konu sözleşme kapsamında ...'da görevlendirilen personeller olup olmadıklarının doğrulanabilir nitelikte olmadığı, bordrolarda adı geçen personele ilişkin kişisel “personel hesap özeti” tablolarında “asma tavan” ibaresi geçmesi ve bu iş için de davacılarla sözleşme yapılmış olduğu dikkate alındığında, adı geçen personellerin davacılar tarafından sözleşme kapsamında görevlendirilen personeller olarak kabul edilebileceği, bunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, söz konusu belgelerde adı geçen personellerin davacılar tarafından görevlendirilen personeller olduğunun ve bu belgelerin doğru olduğunun kabulü halinde davalı-karşı davacı şirketin 28.09.2015 tarihinden sonra yapmış olduğu ödemelerin davacı-karşı davalılar ile yapılan sözleşme kapsamında yapılan ödemeler olarak kabul edilebilecekleri belirtilmiş, Mahkemece de ek bilirkişi raporundaki bu görüş doğrultusunda, yukarıda belirtilen gerekçeyle, davalı-karşı davacı şirketin 28.09.2015 tarihinden sonra yaptığını iddia ettiği ödemelere dair sunduğu bu belgelerde adı geçen personellerin davacılar tarafından sözleşme kapsamında görevlendirilen personeller olarak kabul edilmiş ve bu ödemelere dair meblağlar da dikkate alınmak suretiyle asıl ve karşı davalara ilişkin olarak önceki kararda olduğu gibi, bilirkişi raporunda davalı defterlerine göre tespit edilen toplam 1.421.967,46 USD ödemenin tamamı dikkate alınarak, önceki hükmün aynısı verilmiş, sonradan açılan birleşen dava ise yerinde görülen zamanaşımı def'i nedeniyle reddedilmiştir.Yukarıda özetlendiği üzere, 30.01.2024 tarihli ek raporda davalı-karşı davacı şirketin 28.09.2015 tarihinden sonra yaptığını iddia ettiği ödemelere dair sunduğu bu belgelere dair yapılan değerlendirmelere göre, davalı-karşı davacı tarafından 28.09.2015 tarihinden sonra yaptığını iddia ettiği ödemeler usulünce ispatlanamamıştır. Zira, söz konusu ek raporda belirtildiği üzere, bu ödemelerin ispatına dair sunulan tabloda yer alan gider kalemleri ve bunlara ilişkin ödeme kayıtları yurt dışında olduğundan incelenmeleri ve tespitleri mümkün olmadığı gibi, sunulan bazı işçilerin imzaladığı bordrolar ile maaş ve kıdem tazminatı ödemelerinde adı geçen kişilerin davacılar tarafından davaya konu sözleşme kapsamında ...'da görevlendirilen personeller olup olmadıkları da doğrulanabilir nitelikte değildir. Buna göre, davalı-karşı davacının sunmuş olduğu mevcut belgelerle bu ödemelere ilişkin ispat külfetini yerine getiremediğini gösteren bu somut tespit ve değerlendirmelere rağmen, bilirkişi heyetinin diğer tespit ve değerlendirmeleri dikkate alınmayıp, bir takım varsayıma dayalı ve kesin olmayan "sunulan belgelerde adı geçen personellerin davacılar tarafından sözleşme kapsamında görevlendirilen personeller olarak kabul edilebileceği" görüşünün esas alınması yerinde olmadığı gibi, bu görüş esas alınsa dahi, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere söz konusu ödemelerin ispatına dair sunulan kayıtlar yurt dışında olduğundan incelenmeleri ve tespitleri mümkün olmadığından, tek başına bu kabul dahi bu ödemelere dair meblağların hesaplamada dikkate alınması için yeterli bulunmamaktadır. Bu açıklama ve tespitler doğrultusunda, davalı-karşı davacı tarafça 28.09.2015 tarihinden sonra yaptığını iddia ettiği ödemeler usulünce ispatlanamadığından, Mahkemece, davalı-karşı davacı vekiline bu ödeme savunması bakımından cevap ve karşı dava dilekçesinde açıkça dayandığı yemin delili hatırlatılıp, sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca, hatırlatılacak yemin delilinin sonuna göre, davanın esasına dair yeniden yapılacak değerlendirme sırasında, 30.01.2024 tarihli ek raporda davalı-karşı davacı vekilinin 22.01.2024 tarihli dilekçesi doğrultusunda 28.09.2015 sonrasına ödemelerine ilişkin olarak toplam 220.451,54 TL'nin değerlendirildiğinin, bu miktar davacının da hazırladığı hakedişle kabulüne olan 1.153.440,26 USD ile topladığında 1.393.891,80 USD'ye ulaşıldığının, ek raporda buna rağmen önceki raporlarda olduğu gibi davalı-karşı davacı defterlerine göre belirlenen 1.421.967,46 USD ödemeye göre hesaplama yapıldığının dikkate alınarak bu hususun da açıklığa kavuşturulması, ayrıca, mevcut kabule göre, asıl davada reddedilen miktar (dava (2.000,00 USD) ve ıslah (12.797,00 USD) tarihleri itibariyle geçerli döviz kurlarına göre toplam 82.274,87-TL) göz önünde bulundurulduğunda davalı-karşı davacı lehine belirlenen vekalet ücretinin olması gerekenden daha yüksek hesaplanmış olduğunun ve yargılama giderlerinin de hatalı paylaştırıldığının dikkate alınması gerekmektedir. Birleşen İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/148 esas sayılı davası bakımından ise, dava dilekçesi, davacının 22.10.2015 tarihli ihtarnamesi ve aşamalardaki beyanlarına göre sözleşme ilişkisinin (sözleşme süresinin sonra erdiği) 28.09.2015 tarihinde sonlandırıldığı sabit olup, bu durumda TBK'nın 147/6. Maddesi gereğince eser sözleşmesi için geçerli olan 5 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, birleşen davacı tarafından arabulucuya son gün olan 28.09.2020 tarihinde başvurulmuş ise de arabuluculuk son tutanağının 23.11.2020 tarihinde düzenlenmesine ve davacıya e-posta ile 27.01.2021 tarihinde gönderilmesine rağmen davanın 28.02.2021 tarihinde açıldığı, Arabuluculuk Kanunu ve Yönetmeliği'ne göre zamanaşımı süresinin arabulucuya başvuru tarihinden arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihe kadar duracağı, buna göre, davacının son gün başvurmuş olduğu arabuluculuk nedeniyle 28.09.2020 tarihinde duran zamanaşımı süresinin 23.11.2020 tarihinde yeniden işlemeye başlayacağı, e-imza ile imza süreci nedeniyle bu tutanağın davacıya e-posta ile gönderildiği 27.01.2021 tarihi esas alınsa dahi davacının en geç bu tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, zira arabulucuya son gün başvurduğundan tekrar işlemeye devam edecek bir zamanaşımı süresini bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen dava tarihi (28.02.2021) itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, davacı-karşı davalı vekilinin buna yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda belirtilen sebeple kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2024 tarih, 2023/134 Esas, 2024/413 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.