Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 03.10.2015 tarihinde işe başladığını, 31.10.2022 tarihine kadar benzin istasyonunda pompacı olarak bilfiil çalıştığını, iş sözleşmesi devam ederken davalı işverenin 29.06.2022 tarihinde kendisinin belirlemiş olduğu arabulucuya müvekkili ile diğer iş arkadaşlarını rızaları ve iradeleri dışında götürerek, müvekkili ve diğer iş arkadaşlarından ibra almak amacıyla sözde anlaştığını, arabuluculuk tutanağında belirtilen ücret (maaş) alacağ
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 03.10.2015 tarihinde işe başladığını, 31.10.2022 tarihine kadar benzin istasyonunda pompacı olarak bilfiil çalıştığını, iş sözleşmesi devam ederken davalı işverenin 29.06.2022 tarihinde kendisinin belirlemiş olduğu arabulucuya müvekkili ile diğer iş arkadaşlarını rızaları ve iradeleri dışında götürerek, müvekkili ve diğer iş arkadaşlarından ibra almak amacıyla sözde anlaştığını, arabuluculuk tutanağında belirtilen ücret (maaş) alacağı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, yol ve yemek ücreti alacakları konularında ihtiyari arabuluculuk suretiyle 29.06.2022 tarihinde yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgelerinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ve buna göre iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.