Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2640 E. , 2024/5320 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2640 Karar No : 2024/5320 DAVACI : ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ :... DAVANIN KONUSU : 16/03/2020 tarih ve 31070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin asıl Yönetmelik'in 5. maddesine (ö) bendi
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2640 E. , 2024/5320 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2640 Karar No : 2024/5320 DAVACI : ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ :... DAVANIN KONUSU : 16/03/2020 tarih ve 31070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin asıl Yönetmelik'in 5. maddesine (ö) bendi eklenmesine ilişkin kısmı, 5. maddesindeki "hayvancılık, balıkçı barınağı, iskele, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamalar, içme suyu amaçlı baraj ve göletler, doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri, zorunlu teknik altyapı uygulamaları, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı ... karavan" ibareleri, 6. maddesi ile 7. maddesinin asıl Yönetmelik'in 11. maddesinin 1. fıkrasının değiştirilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Genel olarak dava konusu düzenlemelerin ulusal ve uluslararası üst hukuk normlarına aykırı olduğu; 3. maddeye ilişkin olarak, maddenin (ö) bendinin, korunan alanların her birinin kendine has özellikler gösterip birbirlerinden üstünlükleri olmadığı, ilke kararıyla bir üst statüde yapılabilecek faaliyetlerin, bir alt statüdeki alanda yapılabileceğinin otomatik olarak kabul edilmesinin ekoloji bilimine uygun olmadığı; 5. maddeye ilişkin olarak, maddede sayılan tesis ve faaliyetlerin nitelikli doğal koruma alanlarının tanımına uygun olmadığı gibi söz konusu tesis ve faaliyetlere ilişkin özel hukuki düzenlemelere de aykırı olduğu, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılacak tesis ve faaliyetlerin genişletildiği; 6. maddeye ilişkin olarak, sürdürülebilir koruma alanlarına ilişkin olarak yapılan yeni tanımlamanın teknik olarak bir tanım ifade etmediği, maddeyle sürdürülebilir koruma alanlarının hukuka aykırı olarak madencilik faaliyetlerine, entegre tesislere ve kentleşmeye açıldığı; 7. maddeye ilişkin olarak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca tabiat varlığı olarak korunması gerekli olan anıt ağaçlara ilişkin madde değişikliğinin, anıt ağaç tanımını daraltttığı, hukuki belirsizlik içerdiği ve konuya ilişkin olarak daha önce verilen yargı kararlarının gerekçelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI :Bölge Komisyonlarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Ek-4. maddesine dayanılarak kurulduğu, korunması gerekli tabiat varlıkları, bunlara ait koruma alanları ve doğal sit alanlarında gerçekleştirilecek iş ve işlemler ile bunlara ilişkin sınırlama ve düzenlemelerin ilke kararlarıyla belirlendiği, ilgili Bölge Komisyonlarınca somut olay özelinde yapılacak değerlendirmelerde keyfiyetin söz konusu olmadığı; nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek faaliyetlerin genişletildiği iddiasının doğru olmadığı, aksine bungalov yapımı gibi bazı yapı ve faaliyetlerin engellenerek daha korumacı bir yaklaşım benimsendiği, nitelikli doğal koruma alanlarının, 1. derece doğal sit alanlarına benzer özellikler gösterdiği ve 1. derece doğal sit alanlarında yapılması uygun bulunan bazı faaliyetlere nitelikli doğal koruma alanlarında da izin verildiği; anıt ağaçlarla ilgili madde değişikliğinin yargı kararlarının uygulanması amacıyla yapıldığı, 1. fıkraya ilişkin olarak, anıt ağaç tanımının daraltıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, 2. fıkraya ilişkin olarak ise, TS13137 Anıt Ağaçlar Envanter Seçim Kuralları ve İşaretleme Standardının Türk Standartları Enstitüsünce kaldırılmış olması nedeniyle, tespit işlemlerinin teknik detaylarının ilke kararıyla açıklanmasına ihtiyaç duyulduğu, sonuç olarak dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/09/2023 tarih ve E:2022/2778, K:2023/1695 sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2020/4236, K:2022/3156 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları'' ibaresinin iptali kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması üzerine, bozmaya uyularak, dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları'' ibaresi ile sınırlı olmak üzere yapılan değerlendirme sonucunda gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: 16/03/2020 günlü, 31070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, 19/07/2012 günlü, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 5. maddesine (o) ve (ö) bentleri eklenmiş; 5. maddesiyle, 8. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmiş; 6. maddesiyle, 9. maddesinin 1. fıkrası değiştirilmiş ve aynı maddeye 3. bir fıkra daha eklenmiş; 7. maddesiyle de 11. maddesi değiştirilmiştir. Bakılan dava, söz konusu değişikliklerin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır. Bununla birlikte, yargılama devam ederken, 05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 günlü, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte tekrar değişiklikler yapılmış olup, bu değişikliklerin bir kısmı, dava konusu düzenlemenin bozmaya ilişkin kısmını da teşkil eden, esas Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasına ilişkindir. 05/03/2022 tarihli değişikliğe ilişkin olarak yapılan incelemede; esas Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen ''tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları'' ifadesinin; söz konusu değişiklik ile 8. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (c) bendi ile ''tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin'' olarak değiştirildiği, söz konusu değişikliğin ise daha önce verilen yargı kararlarının uygulanması amacıyla yapıldığı sonucuna varılmış; bu nedenle, işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Öte yandan; UYAP sisteminde yapılan incelemede; yukarıda bahsi geçen değişikliğin iptali istemi ile açılan başka bir davada, Dairemizin 09/05/2024 tarih ve E:2023/11579, K:2024/2893 sayılı kararı ile davaya konu Yönetmelik değişikliğinin ''tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin'' ifadesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verildiği, temyiz incelemesinin ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda devam etmekte olduğu anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ilk şeklinde, doğal sit kavramı tanımlanmamış ise de aynı Kanun uyarınca sit niteliğindeki alanların koruma ve kullanma koşullarını belirleme konusunda yetkili kılınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararı'nda doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmış, doğal sitlerin tespitine, koruma ve kullanma koşullarına ilişkin usul ve esaslar da aynı İlke Kararı ile belirlenmiştir. 17/08/2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile doğal sitler konusunda köklü değişikliklere gidilmiş ve anılan KHK'nın 41. maddesi ile 2863 sayılı Kanun'un "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesine eklenen 13. fıkra ile doğal sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır. Yine 648 sayılı KHK'nın 51. maddesi ile 2863 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4. madde ile doğal sitlerle ilgili olarak 2863 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetki ve görevler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bu Bakanlığın bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonuna devredilmiş; tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili ve çalışma usul ve esaslarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmış; aynı KHK'nın 10. maddesi ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen 13/A maddesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bünyesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Halihazırda yürürlükte bulunan 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararname'sinin 109. maddesinde, mülga 644 sayılı KHK'nın 13/A maddesindeki düzenlemeye aynen yer verilmiştir. Anılan hükümler uyarınca çıkarılan ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir. Yönetmeliğin "Korunan alanlara ilişkin genel ilkeler başlıklı" 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde, "Korunması gerekli tabiat varlıkları ve bunlara ait koruma alanları ile doğal sit alanlarında gerçekleştirilecek iş ve işlemler Merkez Komisyonu tarafından belirlenecek ilke kararları çerçevesinde Bölge Komisyonlarınca alınacak kararlar doğrultusunda yürütülür." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." düzenlemesine, 3. fıkrasında; "Bu alanlar aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içerir. a) Doğal karakterini korumuş, büyük memeliler dahil besin zinciri içerisinde av-avcı ilişkisini muhafaza eden, yerli bitki ve hayvan topluluklarını bulunduran, özgün ekosistem yapısına sahiptir. b) Modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşır. c) Doğal alanların ekolojik bütünlüğünü sağlar. ç) Aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı ve mevcudiyetinden uzaktır. d) Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve üreme gibi hayati ihtiyaçlarını temin edebileceği uygun yaşama şartlarını sağlar. e) Biyolojik çeşitliliği, ekolojik süreçleri, ekosistem hizmetlerini, ekolojik barınakları muhafaza eder ve iklim değişikliklerine tampon sağlar. f) Korunacak hedef tür veya türlerin yıl içerisinde dönemlerine bağlı yaptıkları göç ve yayılma alanlarını ve göç yollarını ihtiva eder. g) Peyzaj değeri yüksektir." düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan, 2863 sayılı Kanun'un 51. maddesinin 2. fıkrasında, "korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek" görev ve yetkisinin Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna ait olduğu, aynı Kanun'un 57. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Koruma bölge kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak" görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesindeki "tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları" ibaresine ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme: Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesindeki "tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları" ibaresinin iptali istenmediği halde, yargılamanın önceki aşamasında talep aşılarak, söz konusu ifadenin de iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde, bozmaya ilişkin ''tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları" ibaresi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesindeki "tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları" ibaresi yönünden, dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 3.Yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşen kısmen iptal ve kısmen ret kararı için taraflara karşılıklı olarak vekalet ücretine hükmedildiğinden, tekrar vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4.Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.