T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/92 Esas KARAR NO : 2026/355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2025 NUMARASI : 2025/636 Esas, 2025/1024 Karar DAVA: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/92 Esas KARAR NO : 2026/355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2025 NUMARASI : 2025/636 Esas, 2025/1024 Karar DAVA: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ülkemizin ve dünyanın ekonomik daralmasından kaynaklanan darboğaz neticesinde sundukları konkordato ön projesi çerçevesinde faaliyetlerini değişen şartlara göre uyarlama ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam etme kararı aldığını, bu sayede aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle şirketin içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını belirterek İİK. 285 vd. maddeleri uyarınca müvekkilleri hakkında tensiben 3 ay geçici mühlet kararı ile birlikte İcra İflas Kanunu'nun 287. , 294. , 307. ve 308. maddeleri çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, akabinde kesin mühlet kararı verilmesine ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı şirketin maliki olduğu ve üzerinde davacı şirketin faaliyetini yürüttüğü üretim tesisi bulunan 3 adet taşınmazın konkordato talep tarihinden hemen öncesinde bedelsiz olarak 3. kişiye devrinin yapıldığının tapu kayıtları ve davacı beyanları ile sabit olduğu, davacı şirketin faaliyetini yürüttüğü üretim tesisinin devredilmesinin iyiniyetli bir davranış olmadığı, davacı tarafından taşınmazlara ilişkin olarak tapu iptal tescil davası açıldığı beyan edilmiş ise de konkordato davası açısından bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı, gelinen durum karşısında hedeflenen ticari karın, geçmiş dönem ticari karları ile mukayese edilmesi neticesinde gerçekleşmesinin mümkün olmadığının tespit edildiği, projenin gerçekleşme şansının bulunmadığı, davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu gerekçesiyle davanın reddine ve davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Mahkemece 25/12/2025 tarihli ek karar ile; mahkeme tarafından verilen 05/11/2025 tarih 2025/636 Esas Esas 2025/1024 sayılı kararın, Müdahiller ..., ... Limited Şirketi ve ... Limited Şirketi vekili tarafından 08/12/2025 tarihinde istinaf edildiği, istinaf defterine kayıt edilen dilekçe ekinde istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yatırılmaması nedeniyle kendisine yasal uyarıyı taşıyan 10/12/2025 tarihli Mahkeme muhtırası 17/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği halde süresi içerisinde harçların ikmal edilmediği gerekçesiyle HMK.nun 344 maddesi uyarınca müdahiller ..., ...Limited Şirket ile ... Limited Şirketi vekilininin istinaf isteminin reddine, kararın bu müdahiller yönünden istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Ek karar bu alacaklılar tarafından istinaf edilmemiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve müdahil alacaklı ... ... Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; tapu devri hususunda müvekkili şirketin hiçbir kötüniyetinin bulunmadığını, aksine tapu devirleri sebebiyle mağdur olduğunu, bu sebeple de şirket yetkilisi tarafından hemen tapu iptali tescil davası ikame edildiğini, ilk komiser toplantısı dahil tüm aşamalarda son derece dürüst ve şeffaf olarak bu durumun izah edildiğini, nitekim mahkemece de bu sebeple tam 4 ay boyunca konkordato tedbirlerinin devamının sağlandığını, buna rağmen gerekçeli kararda dahi sanki bahse konu tapu devirlerinden sadece son komiser raporunda bahsedilmiş, öncesinde mahkemenin de komiser heyetinin de haberi yokmuş gibi durumun açıklandığını, oysa ilk komiser raporu, ilk komiser toplantı tutanağı dahil sürecin tamamında tapu iptali tescil davasının detaylarının açıklandığını, müvekkili şirketin konkordato talep etmesine sebep olan nakit akışı bozukluğunun müvekkil şirket yetkilisini kaynak aramaya ittiğini, bu kaynak arayışı içinde de tapuda vefa işlemi yapılacağı inancı ile tapu devirlerinin yapıldığını, ancak tapuların iade edilmeyeceğinin anlaşıldığı anda da derhal tapu iptali tescil davası açtığını, ortada borçlunun kötüniyetli olduğuna kanaat getirilecek hiçbir durumun bulunmadığını, aksine borçlunun mağduru olduğu bir hukuki uyuşmazlık bulunduğunu, konkordato geçici mühlet sürecinin her ayında satışlarını, karlılığını artırarak devam eden, finansal verilerde somut ve istikrarlı iyileşme sağlayan konkordato projesindeki kar öngörüsünü tutturup faaliyetine devam eden müvekkili şirketin, konkordato projesini başarıya ulaştıracağını açıkça göstermesine rağmen hatalı bir yorumla aniden kötüniyetli adledildiğini, üstelik konkordato teklifinin alacaklıları ile müzakeresi için oylamaya sunulması imkanının dahi tanınmadığını, komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 17.07.2025 tarihli ilk raporda açıklandığı üzere, tapu iptal tescil davasına konu üç taşınmaza ilişkin dava sürecinin şirket yetkilisi tarafından komisere açıklandığını, tapu devrine ilişkin şirketin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığını, ortada resmi vefa akdi de bulunmadığı için derhal şirketin %60 hissedarı olan ... tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/632 E. sayılı dosya ile tapu iptali tescil davası açoldığını, bu tapu iptali tescil davasında tedbir talepleri üzerine; 17.07.2025 tarihinde tapu kaydına davalıdır şerhinin işlendiğini, delillerin toplanması akabinde de 30.07.2025 tarihinde ihtiyati tedbir şerhinin işlendiğini, tapuların halen davalı devralan adına kayıtlı olduğunu, verilen tedbir kararı nedeniyle taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlendiğini, şirket yetkilisi tarafından taşınmazların şirkete iadesi için tapu iptali tescil davası açıldığını, tapu iptal tescil davası sonucunda mülkiyetin şirkete döneceğinin gün gibi ortada olduğunu, konkordatoya hazırlık sürecinde bilinçli olarak böyle bir devir yapılmış olsa idi, bunun muhasebesel altyapısının da oluşturulması gerektiğini, oysa tam aksine tapu devri tamamen usulsüz olduğu ve devir karşılığında bir bedel tahsil edilmediği için tapu devrinin iptali ile müvekkili şirket adına tescili gerektiğinden etkili bir şekilde yasal sürecin yürütüldüğünü, anlaşılacağı üzere konkordato hazırlık sürecinde yapılmış bilinçli bir devrin bulunmadığını, şirket yetkilisi tarafından vefa akdi ile yapılan bir devir olduğu yanılgısıyla yapılan ve derhal akabinde de tapunun şirkete iadesi için dava açılan ve bu dava neticesinde üçüncü bir kişiye değil doğrudan borçlu şirkete tapunun iadesinin sağlanacağı bir sürecin bulunduğunu, bu sürece komiser heyeti ve Mahkeme bizzat şahit olduğu halde sanki 4 ay sonra ortaya bir anda bedelsiz bir devir yapıldığı çıkmış gibi iflas kararı verildiğini, üstelik bahse konu tapuların projede konkordato kaynağı olarak bulunmadığını, Müvekkili şirket yetkilisinin amacı, alacaklılarından mal kaçırmak olsaydı şirket yetkilisi olan ...'ın adına kayıtlı 300 Milyon TL değerlemesi olan (huzurdaki dosyada değerleme raporu bulunmaktadır. Ekte sunulmuştur) 20 adedin üzerindeki taşınmazlarını konkordato kaynağı olarak göstermeyeceğini ve şahsına kayıtlı üzerinde hiçbir ipotek bulunmayan tapuların üçüncü kişilere devrini yapabileceğini, dolayısıyla ortada bir kötü niyetin bulunmadığını, iflas kararı sonrasında da şirket yetkilisi tarafından işletmenin yok olmasını önlemek adına faaliyet izni talep edilerek şirket yetkilisine ait tüm taşınmazlara iflas şerhi işlenmesine muvafakat gösterildiğini ve tüm taşınmazlara iflas şerhi işlendiğini, bu durumun da şirket yetkilisinin kötüniyetli olmadığını, aksine tüm malvarlığını borçlu şirketin borç yapılandırması için kullanmaya hazır olduğunu gösterdiğini, devredilen tapular üzerinde müvekkkili şiretin en büyük rehin alacaklısı olan ...Bankasının devre konu üç parsel üzerinde toplam 234.300.000 TL ipoteğinin bulunduğunu, dava sonucunda tapular şirketin aktifine geçeceği için değerlemesi yapılan tapuların toplam değerinin 265.000.000 TL olarak belirlendiğini, dolayısıyla iflas sürecinde tek karlı alacaklının ipotek alacaklısı banka olacağını, konkordato sürecinin devamı halinde ise bankaya olan borcun (şu an yaklaşık 150.200.000 TL) yapılandırılarak ödeneceğini, dava neticesinde tapuların şirket aktifine geçeceğinden adi alacaklıların alacağının da teminat altında olacağını, müvekkil şirket yetkililerinin, maddi ve manevi tüm gayretlerini ilgili taşınmazların şirkete iadesi için kullandıklarını, iflas sürecinde bahse konu tapular üzerinde rehin alacaklısı olan ... tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılacağını ve ilgili taşınmazların ihalede alıcı çıkmaması halinde muhammen bedelinin yarısından yani 132.500.000 TL bedelle alıcısına ihale edilebileceğini, müvekkili şirketin ... Bankasına olan toplam borcunun ise 150.200.0000 TL olduğunu, yani günün sonunda müvekkili şirketin milyarlarca liralık yatırımı bulunan şirket merkezinin yok pahasına satılacağını, dolayısıyla da ne alacaklıların ne de borçluların menfaatine bir durum oluşacağını, oysa konkordatonun başarıya ulaşması için zaman tanındığında bu tesisin, hem adi hem de rehinli borçların tamamını ödeme kudret ve imkanına sahip olacağını, esasen bu tablo objektif olarak nazara alındığında müvekkili şirket yetkililerinin ya da müvekkili şirketin hiçbir kötüniyetli davranış içinde bulunmadıklarını, aksine faaliyetin devamı ve tapuların şirkete devri için her türlü yasal süreci başlattıklarını gösterdiğini, konkordato projesi incelendiğinde şirket adına kayıtlı olup da devredilen 3 parselin konkordato kaynakları arasında yer almadığının görüleceğini, müvekkili şirketin konkordato kaynağı olarak projesinde yer almayan, ipotekli tapularını, konkordato öncesi dönemde devrettiği gerekçesiyle kötüniyetli adledilmesinin kabul edilemeyeceğini, aynı mahkemenin (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/833 E. sayılı konkordato dosyası, İstanbul BAM 45. HD 2022/481 E. 2022/611 K.) borçlunun konkordato kaynakları arasında bulunan taşınmazını geçici mühlet süresi içinde devretmesine rağmen kötüniyetli olarak değerlendirmediğini ve kesin mühlet talebini kabul edip konkordato teklifini oylamaya sunmadığını, müvekkili şirketin yetkilileri tüm malvarlığını ortaya koyduğu halde devre konu tapulara ilişkin tapu iptali tescil davası ikame edip tedbir işlettiği halde kesin mühlet talebi reddedilerek iflasa karar verildiğini, aynı mahkemenin bu denli zıt, iki karar vermesinin müvekkili şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin ispatı olduğunu, tapu iptal davasında konu tapuların 02.07.2025 tarihinden beri şirket adına kayıtlı olmadığını, bir gün dahi bu sebeple şirketin faaliyeti aksamadığını, konkordato projesi devamınca şirketin faaliyetinin bu sebeple aksamayacağını, tapuda malik olarak görünen şahıs tarafından müvekkilin şirketin mecurdan tahliyesine ilişkin en ufak bir hukuki girişimde bulunulmadığını, bugüne kadar da müvekkili şirketin mecuru kullanımının engellenmediğini, bundan sonra da engellenmesinin mümkün olmadığını, komiser heyetinin nezaret görevini yürüttüğü 4 aylık geçici mühlet dönemde hiçbir zaman müvekkili şirketin mecuru kullanımına ilişkin bir engelle karşılaşmadığını, hatalı bir yorum ile müvekkili şirketin 4 aylık sürede tapularının iade edilmediği gerekçesiyle şirketin iflasına karar verildiğini, komiser heyetinin duruşmada dinlenilmesi taleplerinin değerlendirilmediğini, kaldı ki ima edildiği gibi planlı bir iflas sürecinin Banka dışında kimsenin menfaatine olmadığı nazara alındığında müvekkili şirketin konkordato sürecini son derece dürüst ve samimi yürüttüğünü belirterek mahkemenin haksız ve hatalı olarak verdiği iflas kararının kaldırılmasına ve derhal konkordato tedbirlerinin devamına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahil alacaklı ... ... Tic. A.Ş. vekili istinaf nedenleri olarak; borçlu şirketin borca batık olmadığının konkordato dosyasında yer alan belgelerle sabit olduğunu, buna rağmen davanın esasına girilerek iflas kararı verilmesinin alacaklıların adeta cezalandırılması anlamına geldiğini, borçlu şirketin konkordato talebinden hemen önce uhdesindeki taşınmaz malları bedelsiz olarak devrettiğinin dosya kapsamında ispatlandığını, buna rağmen mal varlıklarını alacaklılardan kaçıran bir şirketin borca batık olduğu iddiasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, bu bağlamda mal kaçırarak konkordato kalkanının arkasına sığınan şirketin iflasına karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini, borca batıklık izlenimi verildiği takdirde hukukun alacaklının haklarını da koruyarak karar vermesi gerektiğini, borçlu şirketin alacaklılarını zarara uğratma kastıyla kötü niyetli bir şekilde konkordato talep ettiğini, bu dava süreci sonucunda mahkemece hukuka ve dosya kapsamına aykırı şekilde iflas kararı verildiğini, davacı şirketin iflasının gerçek bir iflas olmadığını, ancak hileli iflas hükümlerine konu olabileceğini, davacı şirketin davasının reddi gerektiğini, hileli iflas suçunun oluştuğunu komiser heyeti bile bilebilirken mahkemenin bilememesinin veyahut bilmezlikten gelmesinin mümkün olamayacağını, davacı tarafın esas gayesinin konkordato müessesinin nimetlerinden faydalanırken tüm mal varlığının aktiflerini alacaklılardan kaçırmak olduğunu, dürüst davranmadığını, davacı şirketin bu gayesine ulaştığını, mahkemece davacı şirketin iflasına karar verilmesinin fahiş hata olduğunu, borçlu şirketin iflasına karar verilmesini gerektiren koşulların oluşmadığını, ortada açık bir hileli (muvazaalı) konkordato başvurusunun bulunduğunu belirterek mahkeme kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davacının kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Konkordato talep eden her iki şirket hakkında 11/07/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, bu sürenin bir ay daha uzatıldığı, 05/11/2025 tarihinde ise konkordato talep eden şirket hakkındaki mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve şirketin iflasına karar verilmiştir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirkete ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. İstinafa konu uyuşmazlık, konkordato talep eden şirket yönünden kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ile konkordato talebinin reddi ile iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır."Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir." (Yeni Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185) İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. İİK madde 292/1'de a, b ve c bendinde sayılan hallerde, iflasa tabi borçlu hakkında borca batıklık söz konusu olmasa dahi konkordato talebinin reddi ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur.(Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 3. Baskı, s. 123.)Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli 2021/4653 E. 2021/2252 K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. ... borca batıklığın tespitinde İİK’nın 376. maddesi uyarınca borçlu malvarlığının rayiç değerlerinin dikkate alınması gerekirken, yalnızca şirket hesap ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonuçları ile yetinilmesi de doğru olmamıştır." şeklindedir. Yargıtay 6. HD. 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı;"...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." şeklindedir. Komiser heyeti tarafından sunulan 28/10/2025 tarihli raporda: Şirket dosyasındaki verilerden, Şirket merkezi toplantısından ve tesis ziyaretinden elde edilen bilgiler ışığında Şirket'in faal olduğu, Şirket kayıtlarına göre personel maaşlarının ödendiği, kamuya olan yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmediği, Şirket'in mühlet öncesinde net işletme sermayesini kaybettiği, kaydi değer bilançosuna göre sermaye kaybı olmadığı, 30.09.2025 tarihi itibariyle 45 kişi istihdam ettiği, satışlarının sermaye yetersizliği nedeniyle kısıtlı olarak devam ettiği, elinde mevcut stokları, taşınmazları, makine tesis ve cihazları, taşıtları ve demirbaşları bulunduğu, çalışma kabiliyetinin devam ettiği, Şirket'in 30.09.2025 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 293.171.949,48 TL olarak hesaplandığı ve BORCA BATIK OLMADIĞI, heyet tarafından hazırlanan 30.09.2025 tarihli rayiç değer bilançosunda Şirket'in rayiç değer özkaynaklarının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ hükümleri de dikkate alınarak (-) 292.150.973,29 TL olarak hesaplandığı ve BORCA BATIK OLDUĞU, Davacı şirketin maliki olduğu ve üzerinde üretim tesisi bulunan üç adet taşınmazının konkordato talep tarihinden hemen önce bedelsiz olarak devredildiği, Şirket yetkilisi ... tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/632 E. sayılı dosya ile tapu iptali tescil davası ikame edildiği ve tapular üzerine “davalıdır” şerhi işlendiği, anılan dava dosyasında ayrıca tapuların davalı tarafından üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ilişkin davacı Şirket yetkilisi tarafından ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu ve mahkemece talebin kabul edildiği, bahse konu taşınmazların henüz geri alınmadığı, Davacı Borçlu şirkete ait üzerinde işletme tesisi bulunan taşınmazlar her ne kadar konkordato öncesi devredilmiş olup söz konusu devrin geçersizliği yönünde Bakırköy Asl. 7. Ticaret Mahkemesinde dava açılmış ve gayrimenkuller üzerinde tedbir konulmuş olsa da gerek devrin bedelsiz yapıldığının anlaşılması gerekse borçlu şirketin gayrimenkulleri geri alma yönündeki çalışmalarının gelinen aşamada sonuca ulaşamamış olması birlikte değerlendirildiğinde takdiri Mahkemeye ait olmakla birlikte bu durumun İİK md. 292 çerçevesinde borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebileceği, mali yönden dikkat çeken hususlar bölümünde yapılan tespitler neticesinde, şirketin mali tablolarının gerçeği tam olarak yansıtmadığının değerlendirildiği, İkinci revize projede sunulan projeksiyona göre kaynaklar yönünden yapılan değerlendirmede, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu yönünde heyette bir kanaatin oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamına sunulan komiser raporlarında, şirket ortağı tarafından dosyaya sunulan şahsına ait taşınmazlardan elde edilecek hasılatın tamamının şirkete sermaye olarak konulması halinde konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali olabileceği tespit edildiğinden bu durumun takip edilmesi için geçici mühletin 1 ay süreyle uzatıldığı, ancak taşınmazların şirkete iadesi / kazandırılması yoluyla şirkete nakit girişi yönünde somut bir gelişme olmadığı, şirkete bir kaynak girişi sağlanamadığı, kaynakların önemli bir kısmının faaliyet karına dayandırıldığı, hedeflenen ticari karın, geçmiş dönem ticari karları ile mukayese edilmesi neticesinde öngörülen ticari kar hedefine ulaşılmasının mevcut durum itibariyle kuvvetle muhtemel olduğu yönünde bir kanaatin oluşmadığı, ikinci revize projeye göre hedeflenen karlılık oranına ulaşılamayacağından konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığı, konkordato talep eden şirketin rayiç değer bilançosunda rayiç değer özkaynaklarının (-) 292.150.973,29 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, teknik bilirkişi raporuna göre tapu iptal tescil davasına konu taşınmazların toplam değerlerinin 265.000.000 TL olarak belirlendiği gözetildiğinde bu durumun borca batıklık yönünden neticeye tesir etmediği, ayrıca tapu iptal davasına konu taşınmazlar üzerinde 234.300.000 TL ipoteğin bulunduğu, borca batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği, dolayısıyla şirketin borca batık durumda olduğu, İİK'nın 292/son fıkrası uyarınca borçlu şirket temsilcisinin duruşmada dinlendiği, buna göre Mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı ve konkordato talep eden bu şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla konkordato talep eden şirket vekilinin ve müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/636 Esas, 2025/1024 Karar sayılı ve 05/11/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep eden şirket vekilinin ve müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan konkordato talep eden şirket tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın konkordato talep eden şirketten tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan müdahil ... A.Ş. tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın müdahil ... A.Ş.'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Konkordato talep eden şirket ve müdahil ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nun 308/a maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/03/2026