9. Hukuk Dairesi 2025/8456 E. , 2025/9945 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1552 E., 2025/2200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/392 E., 2025/114 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…
9. Hukuk Dairesi 2025/8456 E. , 2025/9945 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1552 E., 2025/2200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/392 E., 2025/114 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ile birlikte 2003 yılı Mart ayında davalı ...'ın konutunda ev hizmetlisi olarak çalışmaya başladığını, bahçıvanlık, ev tadilatı ve bakımı, günlük alışveriş ve haftada en az bir kez gerçekleşen davetlerinde servis elemanı olarak çalıştığını, aynı zamanda konuta entegre alt katta bulunan müştemilatta ikamet ettiğini, 2009 yılında ise teklif üzerine ... Kültür ve Sanat Vakfında (...) davalının kişisel asistanı olarak çalışmaya başladığını ve taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) nezdinde iş ilişkisinin kurulduğunu, çalıştığı süre boyunca aralarında tam organik bağ bulunan ve merkezleri aynı adreste olan ..., ... (...) ve davalı Vakıfların Başkanı ...'ın uhdesinde görevini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, olağan çalışma süresinin dışında gündelik alışveriş, faturaların takibi, konut bahçesinin bakım işleri, konuta dair işler ile düzenen davetlerde servis elemanlığı gibi faaliyetleri de yürüttüğünü, davacının bu nedenle sürekli saat 22.30'a kadar çalışmak zorunda kaldığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, ancak bu çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücretlerinin ödenmediğini, 10 yıllık süre zarfında yıllık ücretli izin kullanmadığını, karşılığı ücretin de ödenmediğini, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı (müteveffa) ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının davalı yanında ne kadar süre çalıştığı ve her bir davalı yanındaki görev tanımının ne olduğu yönündeki taleplerinin somutlaştırılması gerektiğini, davacının iddia ettiği çalışma saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 2003-2009 yılları arasında ev hizmetlisi olarak çalıştığını, 12.05.2009 tarihinden 30.04.2015 tarihine kadar ise kısmi süreli olarak, 01.05.2015 tarihinden 11.10.2019 tarihine kadar ise tam zamanlı çalıştığını, ev hizmetlilerinin 4857 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, bu nedenle husumet itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı ...'da hiçbir zaman çalışmadığını, bu nedenle husumet yönünden itirazlarının olduğunu, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ... Yönetim Kurulu Başkanı'nın evinde kiracı sıfatıyla ikamet ettiğini, Yönetim Kurulu Başkanı'na karşı takındığı tutum ve davranışlar sonrasında kendisine başka bir görev teklif edildiğini, davacının bu teklifi kabul etmemesi ve iş sözleşmesini sonlandıracağını beyan etmesi üzerine evinde kiracı sıfatıyla da oturmasının istenmediğini ve 20 gün içinde evini boşaltmasının istendiğini, bunun üzerine davacının işten kendi isteği ile istifa ederek ayrıldığını, davacıya sıkıntı yaşamaması için hak kazanmadığı hâlde kıdem tazminatı ödendiğini, davacının mevcut eğitimiyle ...'ın asistanı olarak onun editoryasını yapmasının imkânsız olduğunu, iddia olunan çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının fazla çalışma yapmadığını ve tatil günlerinde çalışmadığını, bütün yıllık izinlerini kullandığını ve yıllık ücretli izin alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama aşamasında davalı ...'ın ve mirasçısının vefat etmesi üzerine taraf teşkili hususunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda eksiklikler ikmal olunarak usule uygun taraf teşkilinin sağlandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki kayıt ve belgeler, dinlenen tanık anlatımları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ... Ticaret Odası, ... Bölge Müdürlüğü kayıtları ve tanık anlatımlarına göre davalı ... ile ...'ın aynı çatı altında aynı binada aynı katta faaliyetlerini sürdürdüğü, başkanlarının diğer bir davalı olan (müteveffa) ... olduğu, davacının farklı tarihlerde ... ilgili evraklarında imzasının olduğu, ...'ın kimi işleri için davacının yetkilendirildiğinin karar defterinden anlaşıldığından, Mahkemece, davalılar arasında organik bağ olduğu kabul edilerek davacının talep olunan alacaklarından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının ... ünvanlı işverenlikler için ilk işe girişin 12.05.2009 tarihinde yapıldığı, hizmetlerinin her iki ünvanlı işverenlik için de 2015 yılı Mayıs ayına kadar 15 gün üzerinden bildirildiği, 11.10.2019 tarihine kadar 30 gün üzerinden ... tarafından çalışma bildirimi yapıldığının görüldüğü, buna göre davacının 12.05.2009-30.04.2015 tarihleri arası kısmi, 01.05.2015-11.10.2019 tarihleri arasında ise tam süreli olarak 4857 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının kabul edilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, davalı vekilinin 30.04.2020 tarihli dilekçesinde; davalı ...'ın davacıya ve ailesine nakdi ve ayni yardım olarak sağladığı katkıların belirtilmiş olduğu, mübrez 2019 yılı Ekim ayı imzalı bordrosu ile bir kısım ücret pusulaları ve banka kayıtları birlikte dikkate alındığında davacının tespit edilen aylık temel ücretinin ve giydirilmiş ücretinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacıya davalı işverenlik tarafından kıdem tazminatı ödendiğinden iş sözleşmesinin işverenlik tarafından haksız olarak feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacıya ihbar öneli verildiği ispat edilemediğinden davacının ihbar tazminatına da hak kazandığı, dinlenen tanık anlatımları ile davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat ettiği, ödemenin davalı tarafça usulünce kanıtlanamadığı, davacıya bakiye yıllık izninin kullandırıldığının yahut ücretinin ödendiğinin davalı işverenlikçe kanıtlanamadığı, dava ve ıslah tarihlerine göre zamanaşımı değerlendirmesinin ve verilen kararın yerinde olduğu gerekçeleriyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar (müteveffa davalı ... ve müteveffa ... mirasçıları) ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının diğer davalılar çalışanı olup bireysel olarak müvekkillerinin murisi ...'ın işçisi olmadığından taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, b. Vakıf normal şekilde faaliyetlerine devam ederken işçi alacakları için bireysel olarak vakıf kurucularından, başkanından ve onların kişisel malvarlıklarından işçi alacakları için istemde bulunulamayacağını, c. Davanın zamanaşımına uğramayan bölümünün tümüne yakınında SGK kayıtlarında tam zamanlı olarak ... çalışanı olarak gözüken davacının, çalıştığı Vakıftan olan işçi alacaklarından müvekkilerin murisinin ve mirasçı olan müvekkillerinin kişisel malvarlığıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına dair kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporuna karşı itirazları gözetilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, b. Davalı Vakıflar arasında organik bağ bulunduğu yönündeki kabulün hatalı olduğunu, davacının ... nezdinde çalışmakla birlikte davalı müvekkillerden ... bünyesinde hiçbir zaman çalışmadığını, davacının, davalıların tamamına hizmet verdiği şeklinde oluşturulan gerekçenin dosya kapsamına ve fiilî duruma aykırı olduğunu, c. Davacının iş sözleşmesine işveren tarafından son verildiği iddiasının doğru olmayıp tanık beyanlarıyla da sübut bulduğu üzere davacının istifa iradesiyle işten ayrıldığını, ancak hizmetine karşılık kendisine iyiniyetle hiçbir yasal yükümlülük olmadan ödeme yapılmasının davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı yönünde yorumlanamayacağını, d. Davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin gözetilmediğini, dava ve ıslaha konu alacakların zamanaşımına uğradığını, e. Davacının çalıştığı tüm dönemlere ilişkin olarak hak kazanmış olduğu yıllık izinlerini eksiksiz kullanmış olduğunu, hatta müteveffa ... imkânları ile lüks otellerde konaklayarak yıllık izinlerini kullanmış olduğunun sundukları delillerle de sabit olduğunu, kaldı ki çalışma süresi boyunca hiç izin kullanılmadığı yönündeki iddianın hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, f. Davacının fazla çalışma yaptığına yönelik gerçek dışı iddiasının afaki tanık beyanlarına dayalı olarak kabul edildiğini, tanık anlatımlarının görgüye dayalı olmadığını, kabul edilen çalışma saatlerinin dosya kapsamıyla kesinlikle bağdaşmadığını, davacının müvekkili Vakıf nezdinde tam zamanlı olarak dahi çalışmadığını, buna rağmen günde on iki saat çalıştığı şeklinde değerlendirme yapılmasının kabul edilemez olduğunu, g. Davacının, hafta tatillerinde de çalışmadığını, sırf davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda davacının, haftanın yedi günü çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını beyan etmiş olmasına rağmen tatil günlerinde de çalıştığı kabulüyle kurulan hükmün usule aykırı olduğunu, tanık anlatımlarının görgüye dayalı olmadığını, ğ. Davacının yıllık ücreti hatalı hesaplandığı gibi tazminat hesabına esas giydirilmiş ücretin de hatalı tespit edildiğini; bilirkişinin, taleple bağlı olmak kaydıyla hesaplamalarını yapması gerekirken davacının iddia etmediği alacak kalemlerinin giydirilmiş ücret hesabında esas alınmasının hatalı olduğunu, elden ödemenin ispat edilemediğini, h. İndirim oranının dosya kapsamına uygun olmayacak biçimde düşük belirlendiğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, zamanaşımı, giydirilmiş ücretin tespiti, hizmet süresi, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. 1. Dosya içeriğine göre davacı, ilk olarak müteveffa davalı ... yanında çalışmaya başladığını iddia etmiş olup dosyada mübrez SGK kayıtlarından sigorta bildirimlerinin 12.05.2009-30.04.2015 tarihleri arasında adı geçen davalı ve ... tarafından birlikte yapıldığı, 01.05.2015 tarihinden sonra ise yalnızca davalı ... tarafından yapıldığı görülmektedir. İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede, davalı Vakıflar arasında organik bağ bulunduğu kabulüyle dava konusu işçilik alacaklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki sadece davalılar arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarının aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla işyerinde geçen çalışmaları için sadece birinin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Ancak bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabı noktasında hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumlulukların belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; yargılama sırasında dinlenen tanıklar davacının, aynı adreste faaliyet gösteren davalı Vakıflara aynı anda hizmet verdiğini, hangi işveren için ne surette çalıştığının ayrıştırılamadığını, davacının hizmetinden her iki davalı Vakfın da aynı surette istifade ettiğini, davacının Vakıflardaki çalışması bittikten sonra da müteveffa ...'a hizmet vermeye devam ettiğini beyan etmişlerdir. Buna göre dosyada yer alan SGK kayıtları, fesih bildirimi, dosyadaki delil ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalılar arasında birlikte istihdam olgusunun bulunduğunun kabulüyle dava konusu tazminat ve alacaklardan davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, organik bağ gerekçesiyle sorumlu tutulmaları hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. 3. Davacının tazminata esas giydirilmiş ücretinin belirlenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, davacının işçi sfatıyla iş sözleşmesine taraf olsa da eşi ... 'nin davalılardan ... ile devam eden hizmet ilişkisinden doğan yükümlülük gereği, eşinden ötürü müştemilatta ikamet etmeye devam ettiğini belirtmiştir. Bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporunda giydirilmiş ücrete eklenen kira, doğalgaz, elektrik ve su bedelinin esasında davacıya değil davacının eşine sağlanan ayni yardım olduğu kabul edilmeli ve belirtilen bu yardımlar giydirilmiş ücret hesabında dikkate alınmamalıdır. Yine süreklilik arz etmeyen davacının çocuğunun özel okul ücretinin giydirilmiş ücret hesabına dâhil edilmesi de doğru olmamıştır. Davacıya değil de eşine sağlanan ayni yardımların ve süreklilik arz etmeyen özel okul ödemesinin giydirilmiş ücretin belirlenmesinde dikkate alınmayacağı göz önünde bulundurulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Mahkemece yapılan değerlendirmede davacının tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı yönündeki iddiasını ispat ettiği kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira hesaplama döneminin ilişkin olduğu çalışma süresinde, davacının, Vakıflardaki çalışması sona erdikten sonra ikamet ettiği davalı müteveffa ...'ın evine (müştemilat) gittiği sabit olup dosya kapsamında mesai bitiminden sonra hangi aralıkta ve ne sıklıkta çalıştığına ilişkin yeterli, somut ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Zira davacı tanıkları davacı ile aynı işyerinde çalışan kişiler olmayıp davacının çalışma şekline ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmadığından, beyanlarının hesaba esas alınması doğru olmamıştır. Bu durumda, ispat edilemeyen fazla çalışma ücreti alacağının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 5. Davanın kısmi dava olarak açıldığı ve zamanaşımının dava edilen tutarlar yönünden kesildiği gözetildiğinde ıslah tarihine göre davalıların süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin gözetilmemesi hatalı olmuştur. Her ne kadar davacı tarafından ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan alacak tutarı gözetilerek ıslah talebinde bulunulduğu belirtilmiş ise de dosya içeriğine göre hüküm altına alınan alacak tutarının, ıslah tarihine göre zamanaşımına uğrayan dönem için de hesaplandığı anlaşılmakla davalıların ıslaha karşı zamanaşımı savunmaları denetime elverişli şekilde gözetilerek hüküm kurulması gerektiği göz ardı edilmemelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.