T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/614 Esas KARAR NO : 2026/71 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/09/2021 NUMARASI: 2020/738 Esas, 2021/731 Karar DAVA: Kayıt Kabul Talebi (İİK 235) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/614 Esas KARAR NO : 2026/71 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/09/2021 NUMARASI: 2020/738 Esas, 2021/731 Karar DAVA: Kayıt Kabul Talebi (İİK 235) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin müvekkili banka ile iki adet nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile ... card üyelik sözleşmesi imzaladığını, müflis şirketin bu borçlara kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine noterden 01.03.2019 tarihli ihtarnamenin gönderilerek hesabın kat edildiğini, asıl borçlu ile kefil müflis şirketin iflas tarihi 30.01.2020 itibariyle ticari kredili mevduattan, taksitli ticari krediden, ticari kredi kartından, iskonto iştirak kredisinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan toplam 533.633,23 TL borcu bulunduğunu, iflas masasının bu borcun 274.082,23 TL haksız yere reddettiğini belirterek davanın kabulü ile 274.082,23 TL nin iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmek suretiyle tanzim olunan bilirkişi raporunda davacı bankanın müflis şirketten iflas tarihi itibariyle toplam 240.231,57 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 240.231,57 TL alacağının müflis ....Şti.'nin iflas masasına İİK'nun 235/1. maddesi uyarınca kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece yapılan inceleme sonucunda müvekkili bankanın alacağının eksik hesaplandığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak alacağın reddedilen kısmının da sıra cetveline dahil edilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlar da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut davada, Bakırköy 1. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından verilen yazı cevabına göre, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1027 Esas sayılı dosyasında 30/01/2020 tarihinde iflasına karar verildiği, sıra cetvelinin 02/10/2020 tarihinde Karar Gazetesinde, 16/10/2020 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, davacının iflas masasına ... kayıt numarası ile başvurarak 533.633,23 TL alacağının iflas masasına kaydını talep ettiği, iflas idaresince alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın 240.231,57 TL sinin reddine karar verildiği, kararın tebliği için alacaklı tarafından dosyaya masraf yatırıldığı, kararın davacı vekiline 20/10/2020 tarihinde elektronik tebligat ile tebliğ edildiği, bu bilgilere göre davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 19/10/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı Müflis, ... Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan GKS'ni davalı müflis kefilinde (müflis, ... Şti.) müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, bahse konu sözleşme kapsamında muhtelif türden ticari kredi kullandırılmış olduğu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı müflis şirketten kefaletinden dolayı aşağıda tespit edilen alacaklarını iflas masasına kaydı bağlamında talep edebileceği, Davalı/Kefillerin Kefalet limiti ve Sorumluluğu: Davalı müflis kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitleri toplamının 1.000.000,00 TL olduğu, hesap kat tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 322.683,61 TL olduğu nazara alındığında, hesaplanan asıl alacağın, kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, kefalet limitiyle sınırlı olarak (çünkü takip tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş olduklarından dolayı) müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceği (TBK. 589; mülga BK. 490), davacı Bankanın, müflis şirketten iflas tarihi (30.01.2020) itibariyle kefaleten alacakları: Asıl alacak 322.683,61; İşlemiş faiz 128.999,77; %5 gider vergisi (BSMV) 6.449,99; Vekalet ücreti 41.649,20 olmak üzere toplam alacağın 499.782,57 TL olacağı, toplam 499.782,57 TL alacak hesaplandığından alacağın 259.551,00 TL'lık kısmı daha önce iflas masasına kaydı kabul edildiğinden bakiye 240.231,57 TL (499.782,57-259.551=) alacağın hesaplandığı, bankanın iflas tarihi 30.01.2020 itibariyle tespit edilen bakiye kefaletten doğan 240.231,57 TL nakdi alacağının iflas masasına kaydettirilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 240.231,57 TL alacağın kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklarının eksik tespit edildiğini ve mahkemece eksik bedel üzerinden karar verildiğini ileri sürmüştür. HMK'nın 357 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibarıyla hesaplanıp belirlenmesi gerekir. Davacı vekiline dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmesine rağmen rapora itirazda bulunulmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. "Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753) Somut olayda, bilirkişi raporu davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen rapora itiraz edilmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen alacak miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Kaldı ki, genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan kaynaklı alacağın masaya kaydının talep edildiği bu davada, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin "Delil" başlıklı 13. maddesi gereğince davacı banka kayıtlarının HMK'nun 193. maddesi anlamında kesin delil niteliği taşıdığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/04/2012 tarih, 2011/13982 E. 2012/6103 K. Sayılı ilamı) bilirkişi raporunun bu esaslar çerçevesinde hazırlandığı, banka kayıtlarına göre hüküm tesisinin bu nedenle doğru olduğu, davacı tarafından tüm kayıtların dosyaya sunulduğu, akdi ve temerrüt faizi yönünden bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden bu itirazın istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği de gözetilerek davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İİK'nun 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp belirlenmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacağın iflas tarihi itibariyle belirlendiği ve davacının bu hesaplamaya açıkça itiraz etmediği dikkate alındığında davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/738 Esas, 2021/731 Karar sayılı ve 15/09/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15/01/2026