İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının müvekkilin iş yerindeki tüm ürünleri haczettirdiğini, hacizin haksız olduğunu, ürünlerin 2 yılı aşkın süre yediemin deposunda kaldığından deforme olduğu, modellerin eskidiği ve ürünlerin değer kaybettiği, kullanılamaz durumdaki ürünler için 46.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/3653 KARAR NO : 2025/4391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/07/2024 NUMARASI : 2021/502 Esas - 2024/706 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının müvekkilin iş yerindeki tüm ürünleri haczettirdiğini, hacizin haksız olduğunu, ürünlerin 2 yılı aşkın süre yediemin deposunda kaldığından deforme olduğu, modellerin eskidiği ve ürünlerin değer kaybettiği, kullanılamaz durumdaki ürünler için 46.182,00 TL, ürünlerin değer kaybı için 1.000 TL, müvekkilin kazanç kaybı için 1000 TL olmak üzere toplam 48.182,00 TL maddi tazminat ve davalının haksız haczi neticesinde müvekkilin tüzel kişiliğinin manevi değerlerine dahil bulunan ticari itibarının sarsılması sebebiyle 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığın ı savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "Davanın kabulü ile; Kullanılamaz durumda olan ürünler için 46.182,00 TL kullanılamaz durumda olan ürünlerin değer kaybı için 82.827,10 TL ve kullanılamaz durumda olan ürünler yönünden kazanç kaybı için 56.428,65 TL olmak üzere toplam 185.437,75 TL'nin dava tarihi olan 02/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, manevi tazminat talebi yönünden; Davanın reddine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Talebin zamanaşımına uğradığını, yedieminin kusurunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, davacının kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. 6098 sayılı yasanın 72. maddesine göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Davaya konu haciz işlemi 16.08.2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Yapılan muhafaza işlemine karşı davacı tarafından açılan istihkak davası 03.11.2020 tarihinde sonuçlanmıştır. Bu durumda davacı zararını ve tazminat yükümlüsünü en erken 03.11.2020 tarihinde öğrenmiş ve eldeki davayı da 02.06.2021 tarihinde açmıştır. Açılan davanın 6100 sayılı yasa hükümlerince belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu da göz önüne alındığında dava zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olup bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri 6098 sayılı yasanın 49-76 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.Somut olayda davacı İcra takibinin tarafı değildir. Davacının malları, takip borçlusuna ait olduğundan bahisle haczedilip muhafaza altına alınmıştır. Davacı tarafından açılan istihkak davası kabul edilerek malların takip borçlusuna değil de davacıya ait olduğu belirlenmiş ve haciz kaldırılmıştır. Bu durumda haczin haksız olduğu sabittir. Davalı her ne kadar takip hukukuna uygun olarak muhafaza eyleminin gerçekleştiğini bunda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürmüş ise de zarar takip hukukuna uygun ifa edilen muhafaza işleminden değil doğrudan haksız haciz (haksız fiil) eyleminden kaynaklanmaktadır. Muhafaza işleminin İİK m 97 hükmüne uygun olması haczi haklı hale getirmez. Bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda yediemine kusur atfedildiği bu sebeple kararın çelişkili olduğu ileri sürülmüş ve yediemin deposunda meydana gelen hasarın ancak yedieminden talep edilebileceği istinaf sebebi yapılmış ise de 6098 sayılı yasanın 61. maddesine göre; Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Yasanın 163. maddesine göre de; Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Somut olayda yediemin teslim alınan malların muhafazasından sorumlu olmakla beraber, davalı yanda haczin haksız olması sebebiyle haksız fiil hükümleri çerçevesinde davacıya karşı sorumludur. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/502 Esas 2024/706 Karar sayılı 01/07/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.667,25 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 5.164,23 TL'nin mahsubuyla bakiye 7.503,02 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/12/2025